CANLI
SKOR
Gürcan Bilgiç

Gürcan Bilgiç

Kadıköy ruhu da geri döndü!

Değişim ile başlamak, taraftarın ve camianın üstündeki "umutsuzluk" bulutlarını dağıtmaları gerekiyordu. Düşüncesine maça gidenlere, "Bitmeden protesto yapmayın" çağrıları vardı. Yani; bitince yapabilirsiniz. Oyun, çaba veya futbolun cilveleri umurunda değil kimsenin... Ya yenip; turu geçecekler, ya da tribünlerin öfkesini yaşayacaklar. Bu baskının üstüne bir de "garip" gol eklendi. Fenerbahçe hücum ederken, sahipsiz topu eliyle düzeltti kaleci İrfan Can... Hakem düdük çalmamış, ayağıyla da çok rahat kontrol edebilirdi. Ama dedik ya,m aça değil arenaya çıkmışlardı. Kimsenin aklı başında değil. Devreyi 2-1 bitiren gollerle birlikte maç "güvenli alana" geldi. Tribün mırıldanmaları, "Bu takım yapar" fikrine kavuştu. Sinerji sahaya da yansıdı, iyi başladılar ikinci yarıya. Fred'in değme forvetleri kıskandıran plasesiyle, ikinci maç başladı. Artık tur Fenerbahçe'deydi, ama top Feyenoord'da... Mourinho'nun takımı çekildi kendi sahasına, verdi pozisyonları rakiplere. İlk goldeki büyük hatasını düzeltti, iki net pozisyonu engelledi. Tartışılan Szymanski, Archie Brown ile birlikte maçın kahramanları oldular. Gollere imzalarını koydu. En-Nesyri hükmetti forvete. Jhon Duran nasıl bir enerji ve hız olduğunu gösterdi. Talisca buz gibi oynadı, sahadaki panik havasını bitirdi. Her şeylerini verdiler sahada, istediklerini de beş golle aldılar. Böyle bir "son düdük", böyle bir ustalar geçiti, böyle bir inanmışlık ve dayanışma. Kadıköy eski günlerdeki gibiydi, tuttuğunu koparan...

Büyük balık henüz gelmedi

Lazio ile oynanan hazırlık maçı sonrasında Fenerbahçe'nin ana stratejisi belli oldu; takım önde basacak ve rakibe kaleyi göstermeyecek. Lazio gibi bir takımı 0,11 gol beklentisinde tutmak, çok ciddiye alınması gereken bir durum. Sarri taş gibi takım yapmış ve sahaya bir makine çıkarmıştı. Buna karşılık, o mükemmel ön baskısından hata çıkartamadı. Tam tersi Fenerbahçe'nin ön baskısı, maçın tek golünü getirdi. Konuştuğum birçok Fenerbahçeli takımı beğenmemiş… Ne istiyorlar anlamadım. Rakibe kimse bakmıyor. Bu maç Feyenoord öncesinde çok önemli bir sınavdı. Hem Mourinho hem de oyuncular için eksikleri-fazlaları görme şansı oldu.
Nelson Semedo ve Skriniar pazzle'ın eksik parçalarıydı. 3'lü oyunun ana kuralı bek özellikli sağ-sol stoper; Oosterwolde ve Mert Müldür bu profilde. Merkezde ayağı iyi, darbeli oyuncu olarak da Skriniar geldi. Hem Archie Brown hem de Nelson Semedo oyun kuracak bekler… Dolayısıyla geçen sezonki en büyük zaaf; geriden pasla çıkma ve rakibin baskısını karşılama konusunda oyuncu kalitesiyle de çözüm ürettiler. Semedo üst düzey bir hücum beki… Önünde İrfan Can Kahveci ile performansını çok yükseltir. Santrforlar için bulunmaz bir nimet oldu. Tempolu, açık mı, tempolu bek mi? Bunun cevabını Brown verecek. Yine de 8 numara oynayabilecek bir orta sahayı oyun çağırıyor, çünkü Szymanski dışında santrforlara pas atan oyuncu olmadı. Duyumlar büyük balığın henüz gelmediği şeklinde… Avrupa'nın önemli bir takımının, çok önemli bir oyuncusuyla el sıkışılmak üzere. İsmi sır gibi saklanıyor. Ama tahminler Arda Güler'in takım arkadaşlarının biri olma ihtimali. Eğer duyduğum isimse ofansif olarak sağdaki tüm problemleri çözer. Mourinho'nun da şikâyetlerini dinlemek zorunda kalmayız.

Daha cesur bir F.Bahçe

Dört hazırlık maçı sonunda Fenerbahçe'deki değişimin sürdüğünü ve sezon için daha agresif, cesur ve kararlı bir takım izleyeceğimizi söyleyebiliriz. Üç bölüm var; mevcut kadronun kapasitesi, Mourinho'nun felsefesi ve yönetimin transfer politikası.
Birinciden başlayalım; Oosterwolde'nin dönmesi ile birlikte defansın merkezinde hız kazandıkları açık. Fred ve Amrabat'ın oyunun defansif yönünde kalması dikkat çekici. Mücadelelerinde sorun yok. Szymanski ikinci santrfor oynadı, üstüne düşeni yaptı. Oğuz Aydın takımın artık parçası. Brown ve Duran'ın pozitif etkisini de gördük. En-Nesyri'nin "7 kilo" vererek geldiği bilgisi geldi. Türk kaptanların etkisi mi, bilemeyiz ama sahadaki gerginliğe hepsi müdahale ediyor. Taktik kadar önemli bir "takım ruhu" efekti. Çok değerli. Livakovic ve İrfan Can Eğribayat'ın üstündeydi özellikle gözler. Pozisyonlara veya gollere baktığımızda defanstaki bireysel hatalar daha ön plandaydı. Kaleciler "alarm vermedi."


JOSE 'İMDAT' DEDİ
Takımın taktik aklının değişmesiyle birlikte Mourinho da kırmızı çizgileriyle Ali Koç'u markaja başlamış. Önde oynayan takım için uğraşıyorlar ama "enerjimiz yeter mi?" diye de arkadan mesajını atıyor. Hâlâ kendi sahasında kalma güvenliğinin peşinde belki de. Son Benfica karşılaşmasında yenilen golleri çok önemsemedi Mourinho. Maç sonu açıklamasında "2 tane olmazsa olmazımız var. Başkandan bunu bekliyoruz" dedi. Benfica'ya kafa tutamamalarının nedenini bu eksiklere bağladı. Süratli bir kanat oyuncusunda ısrarcı olduğunu hepimiz anladık. İki forvetle oynamanın yolunun da, üçlü savunmadan geçtiğini de test ettiler. Duran girdi, Szymanski orta saha oldu ve kontrol F.Bahçe'ye geçti. Feyenoord öncesindeki son Lazio denemesinde, bunu bir kez daha görebiliriz.


KEREM VE HAKAN SÜRECİN İÇİNDE!
Son Yüksek Divan Kurulu toplantısında "Hocanın istediği iki oyuncuyu Feyenoord maçına yetiştireceğiz" dedi Ali Koç. Bunlardan biri Sassuolo'nun Fransız sol kanadı Armand Lauriente. 26 yaşında, iki ayağını da kullanabiliyor ve bire birde etkili. Sonrasında Skriniar ile defans bloğunun üçlü veya dörtlü oynama problemini de çözecekler. Mourinho'nun "telaşı" maç gününe az süre kalmasından. Öyle diyor kendisi. Ali Koç ise kulübün parasını savunarak pazarlık masasında. Seçilen profillerin neredeyse tamamı tempolu oyuncular. Kerem Aktürkoğlu, Asensio ve Hakan Çalhanoğlu da sürecin içindeler. Ağustos sonunu bekleyecek isimler derken, bu parantezi de koyalım.


TARAFTAR ARTIK KAVGADAN BIKTI
Aziz Yıldırım'ın da kürsüye çıktığı son Yüksek Divan Kurulu toplantısının iki sonucu oluştu; etekte taş kalmadı – Fenerbahçe taraftarı Yıldırım-Koç kavgasından usandı. İki ismin birleşip, Fenerbahçe için çalışması, güç birliği yapmasını bekleyenler, kayıkçı kavgasına şahit oldular yine. Ben bunu daha iyi yaptım, sen bunu kötü yaptın şeklinde, galibi olmayacak eleştiriler. Ali Koç'a "Herkese sarıl" diyen Aziz Yıldırım, Hamdi Akın'a "Otur lan yerine" hitabında bulunuyor mesela. Ya da "Gelirleri kırdır, Bankalar Birliği'nden çık" önerisi yaparken, kendisi 10 yıllık stat isim hakkını "yedim, transfer yaptım" diye açıklıyor. Detaylardan uzaklaşırsak, 21 Eylül'de kongre olacak. Ali Koç adaylardan biri, ikincisi Sadettin Saran. Ve bu kavga – atışma içinde, iki başkanın ego mücadelesinden bıkanlar, Saran için oy kullanacaklar.
Sadettin Saran'ın kongre öncesindeki son divanda, aday olduğunu açıkladığı halde konuşma yapmak istememesi de enteresan. Neredeyse "kanlı – bıçaklı" olduğu Aziz Yıldırım'ın kürsüden Saran'ın adaylığını alkışlaması da ilginç. Ali Koç – Saran ilişkisinin "sımsıkı" olmasını alta yazarak, "Bir sürpriz bekleyin" derim.

Duran Anelka’yı hatırlattı

Al-İttihad maçı bittiğinde, Fenerbahçe'nin hazırlık sürecinin neler vadettiğine dair fikirlerimiz keskinleşti. Öncelikle takımda kondisyon ile ilgili hiçbir sorun yok. Neredeyse tüm oyuncular iyi durumdalar, sahada diri kalıyorlar ve vücut dilleri çok pozitif. İkincisi; üç maçı tek gol yiyerek tamamladılar. En iddialı pozisyonu son maçta Benzema'ya verdiler, İrfan Can kurtardı. Rakiplerine kaleyi göstermeden oynuyorlar... Üçüncüsü; 4-0'ın keyfi bir tarafa, oyunun karakteri önemliydi. Önde bastılar, topu rakibe verip kendi sahalarına çekilmediler, stoperler eşleştikleri adamlara rakip sahada da bastılar ve oyun kurulumu ve "oyun hızı" için pas seçeneklerini arttırıp, saha içinde boş alanlar yarattılar. Özellikle de kanatlar için. Geçen sezonun "mülayim" oyunu ile Al-İttihad maçının felsefesi birbirine uymuyor. Mourinho'nun içine "Jesus ruhu" mu kaçtı diye de düşünülebilir. Yeni yardımcılar, Portekiz kafasının antrenmanlara geri dönmesi, yüksek nabızlı idmanların artması, "Fenerbahçe gibi oynayan" takım mesajını veriyor. Hayırlı olsun…

TAKIM RUHU GELMİŞ KADROYA!
Gözler Jhon Duran'daydı kaçınılmaz olarak. "Ne gol attı ama" dedirtti. Bağlantı oyununda istekli kaldı. İlk golünü atarken de oyunu kurdu. Neredeyse sıfırdan, topu kalecinin başının üstünden tavana asması, inanılmaz. Böyle gol atacak oyuncu sayısı o kadar az ki, Anelka'nın Beşiktaşlı Cordoba'ya attığı da aklımıza geldi. Şu an transferde ikide iki yaptılar. Skriniar ve Asensio'nun takıma katılması ve planlardaki Maximin efekti verecek, adam eksilten hızlı sol açık. Takımın mevcut iskeleti de forma yarışının içinde kalmanın mücadelesinde. Cengiz Ünder ve Cenk Tosun'da bile bunu gördük. Yani sadece oyun değil, "takım ruhu" da gelmiş kadroya. Benfica maçına da bu karakter damga vurursa, sorun yaşayan değil, problem çözen bir Fenerbahçe takımı izleriz.


10 NUMARA BAŞLANGIÇ F.BAHÇE'NİN
Suudi Arabistan ekibi Al-Nassr'dan kiraladığı Jhon Duran, ilk maçında 2 gol attı, performansı sadece Türkiye'de değil, ülkesi Kolombiya ve kiralık geldiği Suudi Arabistan'da da ses getirdi. Suudi basını, "Duran, Al-İttihad savunmasını parçaladı" derken, ülkesi Kolombiya'da, "Duran, performansıyla Fenerbahçe taraftarının sevgisini kazandı" yorumu dikkat çekti.

HAZIRLIKTA NE YAPTI?
F.BAHÇE-PORTIMONENS: 2-1
F.BAHÇE-UNIAO DE LEIRIA: 2-0
F.BAHÇE-AL-İTTIHAD: 4-0

Bartuğ hocanın gözdesi olmuş!

İkinci hazırlık maçının en mutlusu Jose Mourinho'dur. Rakibe pozisyon vermeden oynadığı gibi, oyunun kaosundan iki gol çıkartıp, kazandı. İlkinin kendi kalesine, ikincisinin yardımcının bayrağını sakınmasıyla olması önemli değildir elbette. İlk maçın coşkusunu– arzusunu bu kez görmedik. Daha durağan, rakibin arkada bıraktığı boşluklara En-Nesyri ile Szymanski'yi sızdırmaya çalışan bir takım vardı. Bunun temel nedeni ise kadro yapısının "atletik" oyunculardan seçilmesiydi. Geçen sezon Tadic yerleştiriyordu takımı yarı sahaya, ilk maçta bunu İrfan Can Kahveci yaptı. Yani; topu ayağına attığınızda kaybetmeden tutup, diğerlerinin pozisyon almasını sağlayacak 4–5 saniyeyi sağlayacak tipte oyuncusu yoktu sahada.

İSTASYON OLDU
Bartuğ, Mourinho'nun gözdelerinden. Bunu hak ediyor da. Kim sıkışsa, Bartuğ yanına koştu, pas seçeneği oldu. Ancak tüm takımda hissedilen maç temposu eksikliği, Bartuğ da dahil olmak üzere kadronun pas kalitesine olumsuz yansıdı.

HAKAN ÇÖZER!
Bu göreve Cengiz talip olmak
istese de, aynı pranga onun ayaklarında da vardı. Maçı seyredenlerin büyük bölümü bu eksikliği ya da yetersizliği elbette hissetti. Problemin transfer listesindeki Hakan Çalhanoğlu, Asensio gibi oyuncuların gelmesiyle çözüleceğini düşünüyor. Halbuki oyun gücü üstünden değerlendirme yapıp, performans hesaplanmalı. Fenerbahçe hâlâ bu düzeyde değil.

OĞUZ PARLIYOR
Kampın parlayan iki oyuncusu var; Oğuz Aydın ve Arcie Brown. İki genç oyuncusu çıtalarını yüksek tutuyor ve daha çok istiyorlar. Şampiyonlar Ligi elemesine 20 günden az kaldı. Dolayısıyla form tutmaya yakın daha çok oyuncuya ihtiyaç var.

DURAN ÖNEMLİ!
"İyi ne var?" derseniz, "Takım
baskıdan çıktı" yanıtı verilebilir. Önde basanlara karşı uzun vurmak dışında seçenekleri yoktu geçen sezon. Bu maçta üçgenler oluşturuldu, herkes pozisyonunu aldı, baskı sertleştiği anda hızlı paslarla orta sahaya ulaşmayı başardılar. Kadroya yeni dahil edilen Jhon Duran transferi kadar önemli bir özellik bu! Hakan Çalhanoğlu da kadroya katılırsa, rakibin planlarından, "Baskıyı yaparız, topu kaparız, golü atarız" fikrini çıkartırlar.

Fenerbahçe ordu gibi takım olacak!

Merakla beklenen maçtı aslında. Fenerbahçe, Portimonense'yi 2-1 yendi. Yeni transferler kadar, Mourinho'nun anlayışında veya stratejisinde farklılıklar olacak mıydı? Sahada da fark vardı, oyuncularda da… Öncelikle kaptanlık… İki sezondur Dzeko-Tadic ortaklığındaydı, şimdi İrfan Can Kahveci'de. Komuta Türklere geçince, agresifliğin de nasıl arttığını keskin şekilde gördük. İki sert pozisyon, iki ortalık karışması, hepsinde yedek kulübesinin sahaya fırlaması, tüm takımın 'olay bölgesine' gelmesi… "Hazırlık maçında nedir bu gereksiz gerginlik" diyenler olacaktır. Halbuki bu görüntülerin gölgesinde, 'haddinizi bileceksiniz' mesajı var. İrfan Can, tüm takımı ordu haline getirmiş; olağandışı bir saldırıda hepsi füzesiyle geliyor.

YERDEN OYNAMAYI TERCİH ETTİLER...
Mourinho'nun maç sırasındaki jestlerine baktığınız zaman, çokça belirttiği 'teknik direktör karakteri'nin, takıma geçtiğini de söyleyebiliriz. Santrforsuz oynadılar. Önce Oğuz, sonrasında Szymanski ve zaman zaman Cengiz en uca geçtiler. Bu hareketli bir oyunu seyrettirdi bize. Yüksek yerine, yerden oynamayı tercih ettiler. Üçüncü bölge baskısı etkili oldu. İkinci gol ve Szymanski'nin kaçırdıkları da bu aksiyonların peşinden geldi.

ARCHİE BROWN DAMGA VURACAK
Archie Brown tam bir gövde gösterisi yaptı. Adeta uçuyor çocuk! Levent de bunu görüp, arkayı korumaya aldı. Saha taktiğinde pozisyonu bek, görevi sol açık olabilecek bir oyuncu gördük. Sürati ve doğru pozisyonda topa ulaşması, Brown'un damga vuracağı maçların habercisi. Talisca sakat, Asensio bekleniyor ama Oğuz Aydın, "Ben buradayım" dedi maçta. Defansif-ofansif müthiş bir gelişim yakaladı. Takım topu ona kullanmaktan çekinmiyor. Oyuncunun önceliğinin etrafı, boşa koşanın önüne top atmak olduğunu görmek de sevindirici. Pişirdiğini, yediriyor. Golü bulduktan sonra geçen seneki gibi kendi sahasına çekilen bir takım da görmedik. Rakibin 2. lig olmasına bakmayın. Taş gibi oynadılar, kimseye 'eyvallah' demediler. İlk maç, yorgunluklar olmasına rağmen korakor mücadele oldu. Rakibe hiç pozisyon vermeden, taç atışından gol yediler. Yusuf ve Çağlar'ın ortasından vurdu oyuncu. Sakarlık devam ediyor. Antrenmanları izleyenlerden aldığımız bilgiler, maç temposunda çalışıldığını söylediler. Duran yeni gelmişti ama En-Nesryi ve Cenk de kadroda yoktu. Temponun peşinden ağrılar gelince, iki oyuncu da korumaya alınmış.


PORTEKİZ'DE GELİŞİM VAR
Seçilen rakiplerin belli güçlerde olması, hazırlık maçlarını aslında ciddi sınavlar haline getiriyor Fenerbahçe için. Oyuncuların ciddiyeti, taktik disiplini ve oyun konsantrasyonu, sezon içinde forma savaşındaki güven endekslerini de belirleyecek. Yani; İrfan Can ve Mert Hakan takımın ciddiyetini 'bilmiş'ler. Mourinho, "Formayı vermem, alırsınız" diyor. Kazanmak isteyen rakiplerle oynadığınız zaman koşmak zorundasınız. Portekiz'de ciddi bir gelişim var.

Akıl dolu ve enerjik bir takım yapılıyor

Ali Koç ve Mourinho'nin transfer stratejisi belli oldu. Hem bugün hem de yarını kapsayan detaylar var. Ümit veren genç yetenekler transfer edilirken, Asensio gibi Şampiyonlar Ligi yaşamış büyük tecrübeler var. Bu harmanın vadettiği ilk şey, uzun koşuyu, çok maç oynanacak periyodu taşıyabilecek enerjiyi barındıran kadro yapısı. 21 yaşındaki Duran'ı getirmek başlı başına bir başarıyken, Brown gibi yerinde duramayan bir sol beki Milan'ın elinden almak başka bir hüner. Asensio ile Tadic'in daha gencini ve hareketlisini ön tarafa katacaklar. Skriniar defansın lideri olacak. Taşları yerine oturan, akıl ile enerjiyi harmanlayan çok doğru bir futbol aklı görüyoruz. Mourinho'nun bu malzemeden ne yemek çıkaracağını merakla bekliyoruz.

TALİSCA YENİDEN YILDIZ MODUNA GİRDİ
Antrenmanlar devam ederken Samandıra'dan gelen haberler Talisca'nın tozunun alındığı yönünde. Mourinho'nun Portekizli yeni ekibi, kendi dillerini konuşan Talisca ile irtibatı kurup, oyuncuyu tekrar 'yıldız moduna' sokmuşlar. Bu tip lider oyuncuların duygularını tekrar harekete geçirmek, takımın lideri haline getirmek, samimi bir şekilde "Sana ihtiyacımız var" demek saklı detay. Yani; Duran veya Asensio'ya bakarken, Talisca fırtınasına da hazırlanalım.

OSİMHEN GELİR, LİMİT BİTER!
Federasyon Galatasaray'a 6 milyar lira (130 milyon Euro) harcama limiti belirledi. Takımı stada götürecek otobüsün mazotu bile dahil buna. Geçen seneki takım maliyeti 100 milyon Euro civarındaydı. 75 milyon bonservis, 20-25 milyon Euro oyuncu sözleşmesi geldiği anda, ciddi bir limit problemi çıkacak önlerine. Dani Olmo'yu yarım sezon tribünde oturtmak zorunda kalan Barcelona gelsin aklınıza. Oyuncu sözleşmesini tek tip yapan, sponsor destekleriyle birlikte tam rakamın beyanını şart koşan, sponsor ödemelerinin 'dekontlanmasını' isteyen bir Federasyon, bu şartlarda Osimhen'in lisansına vize verir mi? Bunun farkında olan tek kişi Başkan Dursun Özbek. "Kulübü tehlikeye atmam" diyerek, Florya satışını tek futbolcuya yatırmaya niyetli gözükmedi.

BEŞİKTAŞ OMURGAYI KURDU
Orkun Kökçü transferi Beşiktaş'taki eksik halkayı tamamladı. Mert Günok ve önünde Orkun, Rafa, Gedson ile Abraham'dan oluşan heyecanlandıran dörtlü. Stoper seçimi bittiğinde omurga da tamamlanmış olacak. Orkun, Rafa ve Abraham'ı pozisyona sokacak pas noktası olacaktır. Çok temiz bir sağ ayak içine sahip, sürpriz şutları var ve maç içinde temposu eksilmeyen, çalışkan orta saha. Pahalı ama doğru bir transfer yaptı Serdal Adalı.

Osimhen’i alsınlar seçimi kazansınlar!

Fenerbahçe yönetimi, 20-21 Eylül'de olağanüstü seçimli kongre yapacağını açıkladı. Şampiyonluk kaçtıktan sonra ortaya çıkan sert muhalefet bu kararı istiyordu. İmzalar toplanmaya başladı, tribünlerden "istifa" sesleri geldi. Hatta EuroLeague şampiyonluğu kutlamasına bile "istifa" diye bağırmak için gitmek isteyenler oldu. Şimdi 'Er meydanı' ortaya çıktı. Gelişmeler nasıl olacak?
"Ben daha iyi yönetirim" diyenlerin ekiplerini, projelerini ve finansmanlarını hazırlayıp, kolları sıvaması gerekiyor. Aziz Yıldırım kendini 16 bin imza şartına bağladı ama Mahmut Uslu ve Hakan Bilal Kutlualp'in açtığı bir yol var. "Başkan adayıyım" diyenin 500 kongre üyesinin noter onaylı imzasını alması lazım. Son seçimde bu imzayı toplayıp gelen Sadettin Saran'a kulübün muhasebesini açmıştı Ali Koç. "Gel incele, nasıl bir yükün altına gireceğini gör" diyerek.

TEK ADAYLI KONGRE OLUR
Seçim için "Haziran" önceliği vardı başkan adaylarının. Transferi bahane ediyorlardı. Eğer kendi planları ve finansmanları varsa, Eylül öncesinde bunu mevcut yönetime getirip, yapmaları da lazım. Sonuçta "Her şey Fenerbahçe için" diyorlar. Başarıyı seçilme şartına bağlamadan, kongre üyelerinin karşısına ne yapabileceklerini göstererek çıkma şansları da var. Mesela; Osimhen'i alıp, kulübe versinler. Seçimi de kazansınlar. Sadettin Saran aday olacağını net açıkladı. Aziz Yıldırım- Ali Koç ikilisi arasında sıkışan kulüp için bir nefes alma ortamı açtı. Saran aday olursa Uslu'nun tavrı merak ediliyor. Birbirlerini ağır suçlayan ikili, seçim sandığında da rakip olur mu?
Ve Ali Koç'un açıklaması; "Seçilme şartı olmadan tüm transferleri yapacağım" dedi. Eylül'de kaybedebilir ama bütçesini, planını oluşturmuş. Bankalar Birliği anlaşmasından çıkmaya hazırlanıyor. Elinde akademi ve stat projeleri de var. Fal bakarsak; "Eylül'de tek adaylı kongre olur" derim.

DURAN, EN-NESYRİ GİBİ
İlk transfer çok havalı oldu. Duran'ı alarak, aslında "dört santrfor" transfer ettiler. Emenike gibi hızlı, Webo gibi mücadeleci, Sow gibi kanat oynayan, Niang gibi fırsatçı. 21 yaşındaki oyuncunun ekstra özellikleri var. Al Nassr'dan çıkıp, Fenerbahçe'ye gelmesinin altında Asya Şampiyonlar Ligi'ndeki son maçlar var. 77 milyon Euro gibi bir yatırımı kiralamak normalde akıllı bir karar değil. Ama Duran bu maçlarda öyle goller kaçırdı ki, kendi taraftarlarının "lincine" uğradı. Keyfi kaçtı. Birnevi En-Nesyri efekti gibi. Adam gol atınca ıslıklandı. Dolayısıyla Duran, F.Bahçe'ye yeni bir başlangıç yapmaya, kendini yeniden kanıtlamaya geliyor. Al-Nassr da ondan bunu bekliyor, bu transferi gerçekleştirenler de.

MAXİMİN OLAYI İLGİNÇ
Maximin röportajındaki "doping" vurgusuna başta Fenerbahçe çok sert tepki gösterdi. "Bana doping vermeye çalıştılar" ifadesi çok sert çünkü. Ama öncesi var. Fransız oyuncu futbol dışı etkenlerden, kulüp dışı gelişmelerden bahsediyor ve şampiyonluk yarışından kopmalarını buna bağlarken bu cümleyi kuruyor. Peki bunu kim yapıyor; iddialara göre acile gittiği hastanedeki doktor. Antialerjik ilaç aldığını, bunun liste dışı olduğunu kulüp doktoru fark etmese Maximin çıktığı ilk maçta doping testini geçemeyecekti. Lig sürecinde böyle bir olay olduğunu düşünün. Büyük kaos olurdu.

Mourinho’nun kalma nedenleri

Mourinho'ya bakış açım belli; inanmıyorum. Geçen sezonu çöpe attığını, elindeki kaliteyi kullanamadığını, takımını korkak oynattığını ve Fenerbahçe'yi anlamadığını düşünüyorum. Ali Koç'un ikinci büyük hatasının Mourinho ile devam kararı olduğunu düşünüyorum. Birincisi, 2018'de Aykut Kocaman ile devam etmemekti ki kendisi de bunu ifade etti. Şimdi, Acun Ilıcalı'yı istifaya kadar götüren Mourinho ile devam kararının nedenlerini öğrenmek gerekiyor. Ali Koç'un bizim gördüklerimizin farkında olmaması mümkün değil. Onu 'istikrar' hükmüyle bu karara getiren nedenleri bulalım...

- KONGRE VE DEVLER LİGİ
Eylül
ayında Fenerbahçe olağanüstü kongre yapacak. Ali Koç'un gücünü koruması, takımın Şampiyonlar Ligi performansı ile orantılı. Mourinho ile beraber ilk hedef elemeler. Bu yüzden takım yapılanmasında direkt skora katkı verecek isimler ön plana alındı. Skriniar'ın menajerinin çağrılması, Sancho için önemli bir bütçe oluşturulması, Vazquez için hamle yapılması, Kyle Walker'ın gündemde tutulması bu yüzden. Tecrübeli ve kendini kanıtlamış oyuncular bunlar.

- TEMPOLU OYUNCULAR
Hız
konusu geçen sezondan beri gündemde. Özellikle ön tarafın direkt kaleye gidecek, takımı rakip sahaya taşıyacak oyunculardan oluşması. Hem Süper Lig hem de Avrupa için 'olmazsa olmaz' bir özellik. Transferdeki oyuncu profilleri de bu tip oyunculardan oluşuyor.

- TÜRK KALECİ
Uğurcan
Çakır ilgisinin nedeni de yabancı kontenjanında bir kontenjan daha açmak için. Uğurcan'ın ayaklarının iyi olması, topu doğru kullanması da bir avantaj. Dolayısı ile 'dört ile altı' transfer demişti Ali Koç… Sayı artabilir.

- TARAFTAR MUTLULUĞU
Geçen
sezonun futbol kalitesi aslında Mourinho ile yapılan ilk pazarlıktı. Yeni sezonda stada gelen Fenerbahçeli taraftarların heyecanını kaybetmeden takımın peşine takılmasını istiyorlar. Topu rakibe veren bir takım istenmiyor açıkçası. Jose Mourinho, sezon içinde "Hepsine kefilim, yedirmem" dediği yardımcılarından vazgeçmek zorunda kaldı. Daha önce çalıştığı takımları daha ofansif ve direkt oynatan, kafayı skora takan isimlerden bir ekip oluşturdu kendisine. Dolayısıyla antrenman stratejisi de değişecek.


İMZALARDAN SES YOK
Hakan Bilal Kutlualp'in önderlik ettiği, Aziz Yıldırım'ın da adaylığını bağladığı kongre imzalarından hâlâ ses yok. Mahmut Uslu ve Kutlualp yayınlara çıkıyorlar ama imza sayısı hakkında rakam vermiyorlar. Halbuki bu işin başındakilerin "Şu kadar imza toplandı, mükerrerleri eledikten sonra sayı kesinleşecek ve kulübe vereceğiz" demeleri gerekirdi. Hemen kongre olsun istiyorlar, üyeleri bedelsiz imza verebilecekleri noterlere yönlendiriyorlar ama kaç tane olduğunu açıklamıyorlar.

SÜRPRİZLER 1 TEMMUZ'A
Adidas ile yapılan yeni anlaşma ve yeni sezon formaları 1 Temmuz'da büyük bir gösteri ile tanıtılacak. Bugüne kadar transferle ilgili tek bir ismin açıklanmaması, gözleri o güne çevirdi. Fenerbahçe yönetimi, 50 milyon dolar gibi ciddi bir anlaşma yaptığı yeni sponsorunun ilk gününe, transferlerini getirecek, sezon formalarını da onların üstünde tanıtacak haberleri geliyor.