CANLI
SKOR
Fatih Doğan

Fatih Doğan

Yorgun demokrat!

Yeni hoca yeni heyecan demektir. Solskjaer'ın gelişi, sahada futbolcuları, tribünde taraftarı heyecanlandırdı. Futbolcuları daha istekli gördüm. İstekli olmak, 4-5 net pozisyona girmek, hatta son 30 dakikayı 10 kişi kalmış rakibine karşı oynamak ve iki topun direkten dönmesi bile bazen kazanmaya yetmiyor. Samsunspor'un 10 kişi kalmasını değerlendirmeyen bir takım izledik. Futbolun temel kurallarından biri, iyi oyunu kaliteli oyuncularla desteklemeniz gerektiğidir. Samsunspor beraberliği, Solskjaer'ın kafasını karıştıracak kadar gelgitlerle dolu.
Büyük takımlarımızın açmazı ve bu takımlara gelen hocaların, iyi kapanan ve geçiş yollarını kapatan takımlara karşı oyunu açmada zorlandığı gerçeği Samsunspor karşısında yine tekrar etti.
Eğer hücum hattınız markaj altındaysa, geçiş yollarınız kapalıysa en büyük silah, sağ ve sol beklerin hücuma katkısıdır. Bu katkı bazen çizgiye doğru, bazen de kanat oyuncularına vuruş konforu oluşturmak için boş koşular yapmaktır. Beşiktaş'ın bekleri geri dönüş kaygısı yaşadığı için bunu yapamıyor. Sözün özü: Solskjaer geldi. Size iyi santrfor lazım, kaliteli sol ve sağ kanat kazım, kalbur üstü 6 lazım. Ancak onlardan önce üst düzey sol ve bek transferi şart. Eğer yapılmazsa yarın da dünden farklı olmaz! Unutulmamalı, Beşiktaş yorgun demokrat gibi. Doğrunun peşinde koşmak, onun için savaşmak beklendiğinden daha yıpratıcı olabilir.

Beşiktaş’tan iyi niyet gösterisi!

Beşiktaş'ın Bodrum FK karşısında kazanmasına rağmen oyun olarak ciddi gelgitleri vardı. İyi bakarsanız sayfa dolusu eleştirilecek bireysel hatalar bulabilirsiniz. Defansta güven sarsıcı kareler var.
Ancak dün Beşiktaş'ta görülmesi gereken daha önemli ayrıntılar da vardı. Statta bizzat atmosferi izledim. Yoğun yağış ve sert soğuğa rağmen gelen taraftarın özverisi vardı. Tamamen dolmayan tribünleri bir eksiklik olarak görebiliriz. Ama gelenlerin desteği de önemliydi.
Maç sonu bütün takımın birbirine sarılması ve taraftarın önünde İmmobile ile Cher Ndour'un üçlü çektirmesi buzları erimesi yönünde önemli bir adımdı.
Beşiktaşlı futbolcular dün daha istekli, daha gayretli ve agresifti. Tribünler de bunu hissetti. Zaman zaman hatalara kızmalarda bu yükselişin karşılığını üçlü de takımı alkışlayarak gösterdiler.
Bodrum FK'nın maçın ilk pozisyonunu 17'de Fredy ile bulması ve Beşiktaş'ın buna cevap vermesi önemliydi. Önce kaleci Mert'in köşeye giden topu kurtarışı sonra Cher Ndour'un golü kırılma anıydı. Gedson'un sakatlanıp çıkmasına rağmen Beşiktaş orta sahada sarsıldı ama yıkılmadı. Ama kondisyon ve baskı karşısında kırılgan bir takım görüntüsü de verdiler. Bundan da dersler çıkarmak lazım.
Beşiktaş'ın önce Sivasspor sonrasında Bodrum FK gibi sıkıntılı takımları yenmesi çok önemli. Hafife alınacak sonuçlar değil. Beşiktaş'ın oyundan önce ciddi şekilde morale ihtiyacı vardı. Dün tribünlerle barışarak bir anlamda bunu sağladı.

Beşiktaş’ın en iyisi Mert olamaz!

Rizespor deplasmanında Beşiktaş'ın, hatta sahanın en iyisi kaleci Mert Günok'tu. Mert 3'ü net, 6 pozisyonda çok başarılı kurtarışlara imza attı. Beşiktaş'ın en iyisi Mert olamaz… Kahramanı da olamaz. Kahraman olması gereken Immobile ortada yok...
Bireysel yetenekleriyle maçlar alan Rafa Silva da günden güne eriyor. Sağ ve sol bekinden yeterli hücum katkısı almayan Beşiktaş'ın Rafa ve Muçi'den kanat performansı beklemek zorlama bir hayalden öteye gitmez. Beşiktaş'ın temel sorunu hiç kanadının olmaması. Orta sahaya gelelim; Beşiktaş'tan giden Amir ve Musrati arasında performans olarak fark var mı? Yok.. İkisi de Beşiktaş'ın seviyesinde değil. Rize'de tek gol bile atamayan Ghezzal'ın yeniden hayalini görenler bu yanlıştan çıksın!
Beşiktaş defansı yol geçen hanı.. Rizespor her iki ataktan birini rakip ceza sahasına taşıdı. Tayyip Talha başta, defans hattı, Gabriel Paulista'nın eksikliğini ne kadar önemli olduğu gerçeğine su taşıdı. Genel problem şu: Yeni başkan Serdal Adalı gelmiş, yeni bir heyecan, yeni bir başlangıç. Ama ne hırs ne mücadele ne de oyun Rizespor'dan daha iyi değil! Sorun büyük. Ne saha içinde ne de saha dışında lider yok.
Beşiktaş'ta teknik direktör konusunun bir an önce netleşmesi şart. Sergen'se Sergen, olmuyorsa da kapatılıp bu takımın liderinin takımın başında olmasına ihtiyaç var. Liderlik önemlidir. Serdal Adalı doğru liderlik yapacaksa takımın başında ve içinde doğru liderini bir an önce seçmelidir.

Başkanlık ateşten gömlek

Beşiktaş'ta ortalık toz duman. Başkan adayları Hüseyin Yücel ve Serdal Adalı yoğun bir şekilde yarışı sürdürüyor. Seçimin en kritik haftasında eski ve suskun başkan Hasan Arat'ın konuşacak olması gündemin seyrini değiştirebilir. Kongreyi de direkt etkileyebilir. Beşiktaş-Alanya maçında tribünlerin bir kısmının "Süleyman Seba'dan aldın....!" vurgusu ve "Paralar nerede" söyleminin ilk kez tribünlerden duyulması kaotik ortama tuz biber ekti. Bu ortamda ne kadar futbol konuşabiliriz, taktik analiz yapabiliriz. Yanlış kararlar veren ve oyunun akışını kesen hakemi ne kadar konuşmalıyız?
Masuaku'nun ıslıklanarak oyuna girip ıslıklanarak çıkması bir yana tribünler takıma "Formayı çıkarın defolun gidin" diye öfkenin, isyanın geldiği dip seviyeyi göstermesi açısından önemliydi. Bu dakikadan sonra geç kalınmış olsa da Masuaku defteri kapanmıştır. Kapanmalıdır da... Al-Musrati geleli 1 yıl oldu, toplamda 3 tane maçı ya var ya yok. Değil fahiş bonservisi, yüksek maaşını, 3 kuruşluk faydası olmadı. Başkan sol beke, sol açığa, forvete transfer bakarken 6 numara bakması da gelecek adına elzemdir.
Eski başkan Hasan Arat'ın yapacağı iddia edilen program, ortamı ne kadar değiştirir bilinmez ama zaten toz duman olmuş ortalığı daha da karıştıracağı kesin. Bu dönemde merak ettiğim ve öğrenip kamuoyuyla paylaşacağım ilk konu, kulübün borcunun son hali. 14 milyar TL'ye ulaştığını tahmin ediyorum. Net olan bir şey var; kazanan aday 2025'e ateşten gömleği giyerek girecek.

Ayıplamak lazım!

Beşiktaş ligin en zayıf halkası Adana Demirspor'a yeniliyor. İki takım arasındaki tüm istatistikler Beşiktaş'tan yana. Şartları gereği Adana Demir'den puan almayanı, hatta yenmeyeni ayıplıyorlar. Ancak ne varki Yusuf Sarı başta Adanalı oyuncular bir tutam hırs, bir tutam cesaret ve bir tutam da futbol ortaya koyarak hak edilmiş bir galibiyet aldılar. Birincisi Beşiktaş en zayıf rakiplerini bile korkutmuyor artık. Korkutacak ne bir hırs ne de bir oyun oynayamıyorlar. Takım oyunu gitmiş neredeyse bireysel oyuna dönmüş bir oyuncu grubu işliyoruz. Doğaçlama gidiyor gibi oyun. Ciddi bir strateji eksikliği var. İkincisi Beşiktaş vasatizm hastalığına tutulmuş. Yazmaktan yoruldum, biliyorum okuyanlar sıkıldı ama tekrar etmekte fayda var. Beşiktaş'ın sol beki Masuaku, sağ beki Svensson olduğu müddetçe maçların genelinde tıkanıklık yaşarsınız. Üçüncüsü olmayan kanatlar. Sağ ve sol bek lütfedip ileri yeteri kadar destek veremediğinin de etkisiyle Beşiktaş'ın kanatları adeta yok gibi. Sağ ve sol beklerdeki vasatlık sol ve sağ açıktaki yoklukla beraber Beşiktaş'ın derin bir kalitesizlik boşluğuna düşürdü. Kanadı olmayan Kartal uçabilir mi? Buna bir de Semih'in ne yaptığı belli olmayan bireysel koşuları da eklenince bu oyun ve sonuç kaçınılmaz oldu. Seken topu kafayla tamamladı diye Al-Musrati güzellemesi yapacak değilim. Ama bütün orta sahanın kendi kimliklerinin çok altında bir performans sergilediğini söyleyebilirim. Seçim bitse de şu takım net bir otoriteyle tanışsa.

Oyuncuların emeğine yazık oldu

Beşiktaş'ın sevilen teknik direktörü, Kuzey'in yükselen yıldızı Bodo/Glimt karşına kadroda sürpriz değişiklikler ve pozitif bir felsefeyle çıktı. Onur'un, Svensson'un önünde sağ açıkta tercih edilmesi Glimt'in etkili kanadı ve oyuncusu Hauge'nin yolunu tıkamak için anlaşılabilir bir başlangıç tercihiydi. Sol bekte mecburiyetten oynatılan Bakhtiyor ideal mevkisi olmamasına rağmen Masuaku'dan çok daha üstün bir performans sergiledi. Zaynutdinov'un dışında ilk yarı Gedson öne çıkanlardan biriydi. Eğer Rafa Silva karşı karşıya kaldığı pozisyondaki vuruşu çizgiden çıkartılmasa maçın hikâyesi değişebilirdi. İlk kırılmayı orada yaşadı. İkinci kırılma Ersin'in 1-0 öndeyken takımı kontraya çıkarmak adına anlamsız çıkışında rakibe verdiği topun dönüp gol olmasıydı. Biraz heyecan ve strateji eksikliğine bağlıyorum.
İkinci gol rakibin becerisi, Beşiktaş'ın şanssızlığıydı. Yüksek oyun disiplini ile Al-Musrati ve Ndour yerine Salih ve Muçi'nin alınması yerinde tercihlerdi. Beşiktaş rakibe verdiği oyun kontrolüne yeniden ortak oldu. 75'te Semih'in bulup da dışarı attığı net pozisyon gol olsa bu hamlenin ödülü erkenden alınabilirdi. Mustafa ve Can Keleş'in girişi takıma canlılık katsa da sonuç değişmedi. Kimse Beşiktaş mücadele etmedi diyemez ama iki eksiği vardı. 1-0'dan sonraki strateji eksikliği ve yakaladığı fırsatları değerlendirememesi. Yazık oldu. Emekler buz kesti.

Beşiktaş karanlığına Fener yaktı!

Derbilerin güzel tarafı şudur; hesap kitap dinlemez. Tarih yaprakları formda olmayanın formda olana, vasat kalanın güçlü olana zaferler kazandığı örneklerle doludur. "Derbinin favorisi olmaz" sözü bu birikimin sonucudur. Son 5 maçını kazanamayan, istifalarla ve kaosla sarsılan Beşiktaş'ın futbol takımı, taraftarını da arkasına alarak kağıt üzerinde favori Fenerbahçe'yi yenerek yeni bir derbi hikâyesi yazdı. Taraftar takımın arasında durdu. Futbolcular da giydikleri formanın ağırlığına yakışır bir mücadele ortaya koydu. Tayyip Talha ve Emirhan başta olmak üzere, orta sahada Salih, Gedson, Al-Musrati Fenerbahçe'nin güçlü hücum hattına geçit vermediler.
İlk yarı sarı-lacivertlilerin bir çizgiden çıkarılan ve direkten dönen topunda şans kadar emek ve beceri de vardı. Buna karşın Rafa Silva ve Immobile'nin kaçırdığı gol pozisyonu, maçın kritik anlarından biriydi. Beşiktaş'ın alameti farikası yüreğiyle oynaması ve Serdar Topraktepe'nin cesur kararlarıydı. Elindeki bütün güçleri sürmesi bazı futbolcuların kırgınlıklarını da giderdiğini gösterdi. 71'de Semih ve Ndour öncesinde Chamberlain'i alması takımı dinamizm olarak ayakta tuttu. Immobile ve Chamberlain karışımı galibiyeti getiren gol bu oyunun ödülüydü. Morinho, oyuna dokunuşta gecikti. 1-0'a gelmeden hamleleri yapmalıydı. Sonrasında nefesi yetmedi. Bu galibiyet, kaoslardan bunalan Beşiktaş için güçlü bir ışık oldu. Karanlığına Fener yaktı.

Kaosun adresi

Beşiktaş'taki kaosun 1 maçta, 1 ayda bitmesi mümkün değil. Samet Aybaba'nın deprem etkisi yapan açıklamaları ortada duruyor. Camianın sağduyu sahibi isimleri, hukuki ve vicdani yargılama yapmadan önce suçlanan isimlerin cevabını da dinlemek istiyor. Bu yüzden makul çoğunluk, Hasan Arat ve Kaan Şakul'un hatta sürece şahitlik eden yönetimin konuyla ilgili açıklamalarını bekliyor. Denetleme Kurulu raporunu hazırlamadan bu sürecin içinde olan herkes konuşmak durumunda.
Beşiktaş sağlıklı bir yol yürümek istiyorsa kimseden taraf olmadan doğrudan taraf olmak zorunda. Sergen Yalçın'ın tavrından ve açıklamalarından "Kaosa girme, Haziran'ı bekle" tavrı hissediliyor. İbrahim Üzülmez, Tamer Tuna, Ziya Doğan, Bayram Bektaş, Mehmet Ekşi veya Hatay maçına çıkan Serdar Topraktepe ile de süreç toparlanabilir.
Yeni başkan Hüseyin Yücel'den daha radikal kararlar gelirse de şaşırmam. Ancak süreçte kaos var ve taşın altına kim elini sokarsa fedakârlık içeriyor. Dün beraberlikte biten Hatay maçına Serdar Topraktepe'nin, Salih'in 11 başlaması, Chamberlain'in oyuna girmesi gibi dokunuşlar vardı. Mücadele olarak son dönemin üstüne çıkılsa da Hatay'ın dinamizminin önüne geçemedi. İkinci yarı özellikle Gedson'la yakalanan pozisyonlar gol olsaydı berabere bitmeyebilirdi. Beşiktaş gelip gelemeyerek yeni başkan, eski yönetime moral, destek fırsatını kaçırdı. Beşiktaş bir süre daha saha içi ve dışında kaosu yaşayacak gibi.

Bronckhorst misyonunu tamamladı

Beşiktaş yönetiminin, Maccabi Tel Aviv maçı öncesi bir gece vakti, yangından mal kaçırır gibi halef-selef futbol direktörleri haline getirilen Samet Aybaba ve Brad Friedel'ın görevlerine son verilmesi ve sonrasında oluşturulan kaos çok yanlış bir karardı. Bu amatörlük ve ardından Başkan Hasan Arat'ın Beşiktaş A.Ş. başkanlığını Hüseyin Yücel başkanlığındaki komiteye devredilmesi Beşiktaş'ı tarifsiz bir türbülansın içine soktu. Camianın bu kadar savrulduğu bir ortamda futbol takımının da motivasyon kaybı yaşamaması düşünülemezdi. Başarısızlığı Friedel ve Kaan Şakul'a yıkmak tüm sorunların cevabı mı bu ayrı bir yazı konusu. İsrail şartları zorluyor, UEFA uyguluyor. Beşiktaş evinde seyirciyle oynayıp kazanacağı maçı Macaristan'da kaybediyor. Çifte standart, UEFA'nın paçalarından dökülüyor. Maccabi Tel Aviv, Avrupa Ligi'nin en çok gol yiyen, hiç puanı olmayan vasat ötesi takımı olarak Beşiktaş karşısına çıktı. Bu maçı kaybetmenin hiçbir mazereti yok. Bu oyun, 'Immobile penaltıyı kaçırmasa' diye de açıklanamaz. Beşiktaş bu değil. Performansı bu olamaz. İster motivasyonsuz ister ruhsuzlar diyelim bu oyunu ve skoru da karşılamaz. Bronckhorst, oyunu okuma ve çözüm üretme konusunda çok formsuz, çaresiz. Umudun olmadığı yerde nasıl gelecek inşa edilir. Hollandalı teknik adam, taraftar nezdinde bütün kredisini tüketti. Hasan Arat'ın, Hüseyin Yücel'e havale ettiği ateşten gömlek kimi yakar bilinmez ama ilk yanan Bronckhorst olur, gitmelidir.