CANLI
SKOR
Fatih Doğan

Fatih Doğan

Derbi nasıl oynanır, gösterdiler

Beşiktaş taraftarının yıllardır övünç kaynağı olan istatistiklerinden biri "Namağlup tek şampiyon" apoletliydi. Ligde namağlup giden Galatasaray'ı dün Dolmabahçe'de etkili futbolla yenerek yeni bir başarı hikâyesi yazdı. Galatasaray bundan sonra yenilir-yenilmez şampiyon olur-olmaz buna bakmadan kendi apoletini korudu. Bu maç futbolda büyük olmanın ve kendi işini kendi görmenin net bir örneği… Gecenin hikâyesine gelince… Maçtan önce Beşiktaş 2-1 ya da 4-2 kazanır dememizin nedeni istatistikler ve kadro derinliğine bakılıp yapılacak tahminler değil. Oradan bir zafer görüntüsü çıkmazdı. Çıkacak yer Beşiktaş taraftarının önünde siyah-beyazlı oyuncuların giydikleri formanın ağırlığını hissedenlerine olan inançtı. Bunun içinde normalin üzerine çıkmak, derbileri kazandıracak hamleler yapmaktı .
Solskjaer vasat Immobile'yi kesip 4-6-0 döndü. Agresif ve dinamik Muçi'yi sola koydu. Sert olmayan ortasahayı güçlendirdi. Rafa Silva'yı rahatlattı. Bu da başarının yolunu açtı. Hem de en güvenilir işim Sanchez'i taca atarak kapattığı köşeden Muslera'yı avlayarak.
Frankowski'nin kırmızı kartı doğruydu. VAR uyarısıyla Yasin Kol'un karar değiştirmesi, kalite sorununun yansıması. Semih'e kırmızı kartı kolayca çıkaran Kol'un, Barış'a ikinci sarıdan kırmızıyı gösterememesi kabul edilecek bir hata değil. Cesaret edemedi.
Galatasaray-Fenerbahçe derbisinden sıkılmış ve hayal kırıklığına uğramıştık. Ancak dün derbi nasıl oynanır, izleyenlere heyecan yaşatır ve de kazanılır bunun güzel bir örneğini gördük.

Türkiye yükseliyor

Türkiye'nin, kadrosunda berber, kasap, mühendis, doktor gibi mesleklere sahip futbolcuların olduğu ülkelerin yer aldığı C Ligi'nden sıyrılıp ait olduğu A Ligi'ne yükselmesi, hissedilenden daha kıymetli bir başarı. Zaman zaman oyuncu tercihlerini ve bazı kararlarını eleştirsek de bu başarı başta Montella ve yakaladığımız muhteşem jenerasyona ait. En kaliteli grupta oynamak, güçlü rakiplerle yarışmak Millilerimizi daha da geliştirecek ve güçlü kılacaktır. Puskas Stadı'nda 60 bin kişi önünde İstanbul'daki 3-1'in avantajıyla çıkıp 3-0'la tarihi bir zafere imza attık. Kendi evlerinde 2.5 yıldır yenilmeyen Macarlara yeni bir duyguyu tattırdık.
Zaferin iki değil üç yüzü var. İlki oyun disiplini ve iştahından hiç kopmadık. Başta Hakan Çalhanoğlu olmak üzerine bütün futbolcularımız özverili ve etkiliydi. İkincisi, Avrupa'nın 2'nci bölgeden 3'üncü bölgeye en hızlı geçiş yapan takımlarımdan biri olan Türkiye, hızını konuşturdu. Hem hızlı hem de 2-0'ı bulana kadar tempolu ve baskılı oynadık. İsmail'in 11'de ön liberoda başlaması, 8'de ve öne doğru Hakan'ın daha etkili, gösterişli oynamasına katkı sağladı. Bütün oyuncularımız elinden geleni başarıyla sahaya yansıttılar. Üçüncüsü; skoru korumak için kapanmayı değil orta sahayı tutmayı tercih eden Montella'nın takımı maçı 3-0'a götüren yolda bu sefer konuşulacak kadar tecrübe ortaya koydu.
A Ligi'nde başarılar A Milli Takım. 2026 Dünya Kupası için de yolun açık olsun Türkiye…

Provoke mi var!

Beşiktaş'ta barış rüzgarları esmeye, saha dışında ve içinde işler yoluna girmeye başlamıştı ki Gaziantep ve Galatasaray maçları öncesi camianın hassas noktalarına dokunuldu. Tesadüf müdür bilmem ama TFF ve MHK, hakem kararları üzerinden siyah-beyazlı camianın sinir uçlarına bastı.
Resmi açıklama yapmadan Gaziantep maçından iki gün önce "Beşiktaş-G.Saray derbisine yabancı getirilmeyecek. G.Saray-F.Bahçe maçı öncesindeki gibi "gerilim-kaos" oluşmadı" tavrını ortaya koydu.
Bu karar ve tavır, derbi öncesi gerilimden ziyade "Yabancı hakem isteriz" diyen Beşiktaş ve Trabzonspor taraftarına "Sizi, iki rakibinizin gerisinde tutuyorum" demek olarak algılandı.
Nereden mi biliyorum... Dün Dolmabahçe'de "Derbiye Türk hakem istemiyoruz" diyen ve hakem Zorbay Küçük'e öfke kusan tribünlerden...
TFF yönetimi bilerek ya da bilmeyerek bu kararıyla Beşiktaş tribünlerini provoke etmektedir. Bir nevi "Derbinize yabancı istiyorsanız F.Bahçe ve G.Saray gibi kaos çıkartın" demektedir! Asıl tehlike budur. Adaleti, eşitliği ayaklar altına alanlar, günlük politikalarla günü kurtarmaktan öteye gidemezler. Kutsadıkları derbinin kaos çukurundan çıkmaları mucize olur
Zorbay Küçük provakatif bir hakem. Konu "Beşiktaş yendi, yenildi" değildir. Sarı kart gösterdiğin oyuncu Sorescu, gözünün içine baka baka protesto ederek alkışlar ve 2. sarıdan atamazsan, bunu nasıl izah edersin?
Vermediğin penaltı bir yana, Türk hakemliğini böyle mi temsil edeceksin? Beşiktaş provokatif kışkırtmalara gelmeden ve dengesini kaybetmeden hakkını doğru şekilde aramalıdır. Ayrıca Solskjaer'in oyuncu değişimleri de hakemler kadar kötüydü. Onun da kendini sorgulaması şart.

Huzur varsa başarı var!

Futbolda istatistik, matematik önemli bir yer tutsa da her zaman duygunun hakim olduğu ve olacağı bir oyun olmaya devam edecek. Çünkü insan unsurunun ön planda bulunduğu bir ortamda motivasyon, mutluluk, huzur gibi kavramlar oyunun bir parçası olmayı sürdürecek. Beşiktaş'taki değişim gibi... Norveçli teknik adam Ole Gunnar Solskjaer, geldikten sonra takımın matematiğinden, istatistiğinden önce duygusal travmalarını düzeltti. Önce sırtlarına, sonra kalplerine dokundu. Oluşan sevgi ve güven ortamıyla oyuncuların bireysel performansları ve takım sonuçları olumlu yönde değişmeye başladı. Bunu taktik, plan ve disiplinle birleştirince galibiyetler geldi. Joao Mario'nun yükselişi ve Kayserispor müsabakasında galibiyeti getiren golü atması, bunun çarpıcı bir örneğiydi. Solskjaer'e rahat ortamı sağlayan Serdal Adalı'nın da payı büyük. Nevzat Demir'deki çok sesli, kaotik ortam, sakin ve işlevsel bir ortama çevrildi. Bu da başarıya getirdi. Son dönemde eleştirilen Ciro İmmobile, asistlerle ayakta kalmayı başarıyor. Beşiktaş kazandıkça güzelleşiyor. Kayserispor'u da 2-0'a rağmen kutlamak lazım. Saygıyı hak edecek bir oyun ortaya koydular. Yönetim ve hoca değişiklikleri çok olumlu yansımış. İlk goldeki itirazları anlaşılabilir ama oyunun akışında hakemin takdir hakkıyla oyunu devam ettirmesi makul gözüküyor. Kayserispor bu inancı ve oyunu sürdürürse Süper Lig'den düşen takım olmaz.

Rafa böyle istedi

Kar yağışının İstanbul'u etkisine aldığı, soğuk havanın insanın içini titrettiği bir ortamda Rafa Silva oyun zekâsı, futbol bilgisi, asistleri ve attığı golle futbolseverlerin içini ısıttı. Yıldız deyip geçmeyin. Futbol da hayat gibidir. Biri çıkar tüm olumsuzlukları tersine çevirir. O dokunuşu yapan yıldızlaşır. Tek kişilik bir Rafa Silva gösterisi belki denemez ama orkestra şefi gibiydi. Kendi başlattığı atakta Immobile'den aldığı asisti gole çevirerek liderliğini, sağ çizgiden adrese teslim ortayla Rashica'ya attırdığı golde zekâsını, Semih'e yaptığı ara pasında klasını gösterdi. Kaçan ve direkten dönen toplarda da başroldeydi.
En büyük yardımcıları da orta sahada Chamberlain, Rashica, Gedson ve Joao Mario'ydu. Özellikle Chamberlain ve Rashica'nın, Solskjaer geldikten sonraki yükselişi ve verimliliği bizlerin tahminlerini de söylemlerini de haklı çıkarır nitelikte… Erken gol olduğu için söylemiyorum ama Beşiktaş savunma hattı güven vermiyor. Basit kademe hataları, şiddeti biraz artan baskıda defans gol yiyecek hissi veriyor.
Bir de Beşiktaş taraftarı, Güney Amerikalı genç iki yıldızı merak ediyordu. Dün 76'da Arroyo, Joao Mario'nun yerine girse de kendini ve yeteneklerini gösterecek bir ortam bulamadı. Havalar ısındıkça, onlar da yeteneklerini sergilemeye başlayacaktır. Şimdilik bu yükü takımın büyük yıldızı Rafa Silva üstleniyor.

Zaman gerek!

Beşiktaş'ın yeni teknik direktörü Ole Gunner Solskjaer, Antalya deplasmanında Beşiktaş'ın başka bir yüzüyle tanıştı. Norveçli teknik adam, oyuncularından tempo istedikçe oyunu rakip sahaya taşıma, hızlı ataklar geliştirip sonuca gitme konusunda sıkıntılar yaşadı. Antalyaspor'un hoca değişikliğinin getirdiği ekstra motivasyonu kullandığını söyleyebiliriz. Tıpkı Bilbao maçında Solskjaer'in ilk maçında kullandığı motivasyon gibi. Antalyaspor da Emre Belözoğlu'nun gelişinden istifade etti. Orta sahada özellikle ilk yarıda ev sahibini daha dirençli, agresif ve taktiksel plana sahip gördüm. Beşiktaş'ın oyun planının sahaya yansımamasının temel nedeni; Antalyaspor'un dengeli oyunuydu. Gol bulmak için baskı ya da kontrolsüz ataklar geliştirmedi. Emre hoca, oyunu orta sahada kalabalık tutup, hızlı ataklarla rakip kaleye giden Beşiktaş'ın bu planını açığa çıkardı. Maç başında Muçi'nin olmayışı topu hızlı ileri taşıma konusunda Beşiktaş'ın elini zayıflattı. Rafa Silva'nın da ilk yarının 20 dakikasında göbekte, sonrasını kanatlarda oynaması da Beşiktaş'ın ritmini ve oyun kalitesini düşüren nedenlerden birisiydi. Norveçli hoca, ikinci yarı Muçi, İmmobile ve Joao Mario'yu oyuna katarak sonuç almaya çalıştı. İmmobile'nin Rafa Silva'ya yaptığı asist, Semih hamlesinin yerinde olduğunu gösterse de İtalyan futbolcunun iki kez rakip sahada topu ezmesi de topta eski alışkanlıklarına atıfta bulundu. Solskjaer'in arayışta olduğu ve zamana ihtiyacı olduğu gerçek ama ivedilikle gol attıktan sonra skoru korumak üzerine çalışılmalı.

Mandrake Solsjkaer!

Dolmabahçe tarih boyunca sayısız başarı hikâyesine ev sahipliği yaptı. Dün bunlara sonuçtan bağımsız bir yenisi eklendi: Yeni teknik direktör Ole Solskjaer'in ilk maçında takıma dokunuşu ve ortaya çıkan üst düzey futbol... Pekala neydi Norveçli hocanın sihirli dokunuşu?
Öncelikle takımın oyun boyunu kısalttı. Uduokhai ile İmmobile arasındaki mesafeyi 55-60 metre bandından 30-40 metreye çekti. Adeta toplu savunma, toplu oyuna dönen Beşiktaş, kanatlar dahil rakibin geçiş yollarını çok iyi kapattı. En iyi kanat organizasyonlarına sahip takımlardan Bilbao'yu orta sahada bozdu. Ardından solda Muçi'yle başlayan hızlı çıkışlarla ve soldan sağa yapılan kaymalarla rakibin dengesini bozup pozisyonlar buldu. Oyun planı harikaydı, oyun temposu ve kalitesi muhteşemdi.
Rashica, Muçi ve Rafa Silva'nın yıldızlaştığı maçta bir-iki oyuncu hariç neredeyse takımın tamamı çok iyi performans sergiledi. Ancak harika oyunun ve oyuncuların arkasında Solskjaer'in sistemi ve dokunuşları vardı. İlk kez bir teknik direktör, 4 günlük takım çalışmasıyla 4 gollü muhteşem zafere imza attı. Adeta şapkadan tavşan çıkardı. Temelde kısa sürede oyuncuların duygularına dokunduğu görüldü. Ancak dünkü başarının nedeni, kurduğu oyun disiplini ve taktiksel oyun planıydı. Soldan her hücuma hızlı çıktığında sağa deplase olarak rakibi bozdu ve Bilbao'nun solundan darbeyi vurarak maçı farklı kazandı. Tebrikler Beşiktaş…