CANLI
SKOR
Fatih Doğan

Fatih Doğan

Orkun Kökçü liderliğe başladı

Beşiktaş, UEFA Avrupa Ligi'nde Shakhtar Donetsk'e elenince camia boşluğa düşmüş, hocası Solskjaer de ameliyat masasına alınmıştı! Başkan Serdal Adalı, yönetime kadar sıçrayan tartışmaları UEFA Konferans Ligi maçlarını tamamlayana kadar bekle-gör moduna almıştı. İrlanda'da ilk St. Patrick's maçından alınan farklı galibiyet Norveçli hocaya zaman, Beşiktaş yönetimine moral kazandırdı.
"Rakip zayıf, Beşiktaş seviyesinde değil" yorumlarına saygı duyarım ancak siyah-beyazlı takımın ne maçlar kaybettiğini hatırlayınca bu güzel galibiyetin itibarsızlaştırılmasına da karşı çıkarım.
Avusturya'ya gidip bizzat son iki hazırlık maçını izlemiş bir gazeteci olarak bu eleme müsabakasının galibiyetle sonuçlanan iyi bir hazırlık maçı efekti oluşturduğunu düşünüyorum.
Öncelikle yeni transferlerden Tammy Abraham'ın hat-trick yapması kadar oyun içindeki isteği, hırsı, pozisyon bilgisi ve elbette son vuruşlardaki soğukkanlı tavrı umut vericiydi.
Orkun Kökçü'nün yükselen kondisyonu ile birlikte oyunun liderliğinden jestler sunması önemli. Svensson'un çizgiye kadar inip Tammy Abraham'a asist yapmasında onun eli var. 4-0'ı buluncaya kadar siyah-beyazlı takımın defans çizgisini geride değil, orta sahaya yakın kurması Solskjaer'in geçen seneden beri yansıyan oyun sistemiyle örtüşmese de St.Patrick's maçında ilk yarı bunu başarıyla denediler.

TRANSFERE İHTİYAÇ SÜRÜYOR
Kanat oyuncusu olmasına rağmen içeriye kat ettiği anlarda Joao Mario'nun takıma yaptığı büyük katkısından bahsetmezsek gerçekten haksızlık etmiş oluruz.
Ne bu oyun ne de tur için alınan 4-1'lik farklı galibiyet kimseyi aldatmasın. Beşiktaş'ın çok iyi bir sol açığa, sağ beke, hızlı ve top kullanma becerisi yüksek bir stoper başta ikinci forvet ve sağ açık takviyelerine ihtiyaç var. Ancak o zaman hayal edilen Beşiktaş'a ulaşılabilir.

Avrupa Ligi’ne yelken açtı

Beşiktaş'ta Serdal Adalı 3 yıllığına yeniden seçildi. "Sandıklardan bayraklar çıkacak" nostaljik repliğiyle manifestosunu yaptı. Konuşma yaptığı sıralarda Beşiktaş, Dolmabahçe'de yeni yönetimin yeni manifestosunun altını doldurmaya çalışıyordu. Beşiktaş, Adana Demirspor karşısında önemli bir galibiyet aldı ve haftayı bay geçen Samsunspor'u geçerek 58 puanla 3. sıraya yerleşti, Avrupa Ligi'ne yelken açtı. Maçtan önce; Chamberlain'in sakatlanmasıyla Mustafa Hekimoğlu ve Uduokhai'nin sakatlanmasıyla Emrecan değişikliği dikkat çekiciydi. Necip'in uzun bir sakatlık arasının ardından 85'te oyuna girmesi de gecenin ilginç anlarından biriydi. Beşiktaş, maça hızlı başladı ve ilk yarım saatlik bölümde Rafa Silva'nın golüyle öne geçti. Rafa goller attıkça ilk aklıma gelen, etrafının yırtıcı bir santrfor ve hızlı bir sol açıkla acilen desteklenmesi gerektiği.
Rashica'nın şık golüyle farkı ikiye çıkaran Beşiktaş, soyunma odasına rahat bir skorla gitmeyi hedefliyordu. Ancak uzatmada direkten dönen topta Arda Okan'ın golüyle Adana Demir oyuna güzellik kattı. İkinci yarı Beşiktaş, İmmobile'nin golüyle farkı tekrar ikiye çıkardı. Bu gol, Adana Demir'in direncini kırdı. Son bölümde Mario'nun golüyle skor 4-1'e geldi. Beşiktaş rahat bir galibiyet elde etti. Özellikle hücum hattında etkili bir performans sergileyen Beşiktaş, rakip savunmayı hataya zorladı ve gollerle baskının ödülünü aldı. Beşiktaş'ın 3. sıraya çıkması, önemli bir motivasyon kaynağı oldu. Solskjaer'in öğrencileri, bu galibiyetle Avrupa Ligi'ne bir adım daha yaklaştı.

Play-off olsa...

Teknik olarak bu dakikada bu mümkün değil ancak TFF statü değiştirip ligi playoff statüsüyle oynatsa Beşiktaş şampiyon olabilirdi. Siyah-beyazlı takımın büyük ve güçlü rakip performansı bunu söyletiyor. Maça gelirsek ve gerçekçi bakarsak; Fenerbahçe, Beşiktaş derbisini eldeki veriler ışığında matematikle çözmeye, bilimle açıklamaya çalışsan, karekökünü alıp çok bilinmeyenli denklem muamelesi de göstersen normal şartlarda favori ev sahibidir ve maçın sonucu da buna göre çıkar! Zamanında rahmetli büyüğümüz İslam Çupi'nin, Fenerbahçe için söylediği güzel bir ifade vardı. Bu sonuçlardan sonra Beşiktaş'a uyarlayalım. "Beşiktaş'ın büyüklüğü öyle bir büyüklüktür ki; küme düşmeye oynayan takımlara puanlar saçtığı bir sezonda konu ezeli rakipleri olunca gerçek kimliğini hatırlaması ve herkese hatırlatmasıdır." Şampiyon olmak için astronomik maaşlar ve bol yıldızlı, çok sıfırlı bütçelerle yarışan hem Galatasaray'ı hem de Fenerbahçe'yi yenmek, matematiğin ötesinde bir ruh ve mücadeleyle açıklanabilir. Beşiktaş'ın hem kadro derinliği hem de sakatlık nedeniyle eksik futbolcularına rağmen oynanan oyun ve mücadele her şeyden önce saygıyı hak etmektedir. Normalde ilk yarı biterken 45'te "Yönetim istifa, Ali Koç istifa, Aziz Yıldırım Başkan..." diye bağıran F.Bahçe tribünlerine "Maç bitmedi, çok erken oldu, az biraz sabır" derdim ama 10 yıldır sabırla beklediklerini düşününce bunu demenin yanlış ve saygısızlık olacağını düşündüm. Şampiyonluğa havlu atan bir camianın, taraftarın acısına saygı duymak lazım. Beşiktaş takımını alkışlamalarını da alkışlamak lazım.

Sahada lideri yok

Yarış dışı kalınca futbolcular kendini salıyor, takım yenilmeye başlayınca rakipler cesaretlenip saldırmaya başlıyor. Gaziantep, Konya, Adana Demir, Alanya, Göztepe ve Başakşehir başta Beşiktaş'ın puan kayıpları yaşadığı maçların ortak özelliği siyah-beyazlı oyuncuların rakibi agresiflik ve oyun olarak korkutmaması. Sıradan oyun ve iddiasız görüntü bırakın futbolcuları hakemleri de etkiliyor. Bırakın gri pozisyonlardaki takdir haklarını, yanlış kararlarla Beşiktaş'ı yıpratıyorlar.
Beşiktaş'ın oyun lideri yok. Mert iyi insan, iyi futbolcu, saha dışında iyi kaptan olabilir ama teknik olarak kalecinin oyuna ve hakeme müdahale etmesi mümkün değil. Takımın golleriyle yükünü taşıyan yıldız Rafa Silva'nın bile ağzı var, dili yok. Bu yüzden lider ve sert bir altı numara lazım. Solskjaer, Hadziahmetovic'i o bölgeye koyup sertlik ve derinlik katmak istedi ama o da o tarz bir oyuncu olmadığı için verimli olamadı. Beşiktaş yönetiminin opsiyonu kaldırıp "Oynarsan imza alırsın" dedikten sonra oynamaya başlayarak göz boyayıp istatistik yükselten Masuaku ve iyi insan diye Svensson'la gelecek hayali kuranların görecekleri rüya anca kâbus olur. Bu iki isme methiye düzenler geldikleri günden bu yana hücum ve savunmada kaç nitelikli katkı yaptılar? İstatistikler ortada, bakabilirler.
Rafa Silva'yla 1-0 öne geçip skoru tutamayan, çıkan ve giren oyuncular bu performansla Beşiktaş'ta huzurlu bir geleceklerinin olmayacağını bilmeliler! Norveçli hocanın maç sonu tribünden alkışlanmasına bakmayın, İstanbul'da gerilim olacağını geçen haftadan ilan etmişlerdi!

Kibar Beşiktaş!

Kasımpaşa'nın inişleri-çıkışları var. Kazandıkları, kaybettikleri, sık sık hoca değişiklikleri var. Değişmeyen tek şey istikrarlı bir şekilde Beşiktaş maçlarına hep yüksek motivasyonla çıkmaları ve genelde kazanmaları... Bu hocalarla açıklanacak bir motivasyon değil. Kimse "yüksek motivasyonla oynuyor" diye eleştirilemez ama bu gerçeği görmek önemli. Beşiktaş oyunu içeride ve dışarıda kibar oynuyor! Örneğin; rakibine yok pahasına kiralık verdiği Can Keleş'e oynama yasağı koydurmayı tercih etmiyor. Solskjaer, hakemlerin aleyhine tek kelime konuşamazken dün 4. hakeme kibarlığından 'lütfen verilmeyen penaltımızı görün' diyor.
Hakem, Tayyip Talha'nın pozisyonuna kolayca kırmızıyı çıkartırken, Kasımpaşalı savunma oyuncularının el-kollarla abartılı müdahalelerini görmezden gelmesi dikkatlerden kaçmıyor. Ya da doğal konumda olmayan, açık bir şekilde topun elle kesilmesi penaltıya değer görülmüyor. Beşiktaş içeride ve dışarıda gerçekten kibar. Mecbur kalmadıkça faul yapmamak, takımın karakteri olmuş. Ligin tamamında en az faul yapan ancak en çok faul yapılan takımlarından biri Beşiktaş. Emirhan'ın sakatlanıp çıkması şanssızlık ama Tayyip Talha'nın 4 gün arayla kırmızı kart görmesi talihsizlikten öte... İkinci yarı Rashica ve Mustafa girdikten sonra tempoyu ve mücadeleyi artırdıkları için 10 kişiyle oynayıp sonuç almayı başardılar.