CANLI
SKOR
Fatih Doğan

Fatih Doğan

Galibiyet için Fransa maçındaki ruh lazım

Futbolda konsantrasyonun ne kadar önemli olduğu Gürcistan maçında yaşanan olayla bir kez daha ortaya çıktı: Barış'ın kırmızı kartı… Futbol öyle bir oyun ki en ufak bir kafa karışıklığı, en küçük konsantrasyon kaybı telafisi zor hatalarla bize karşı karşıya bırakabiliyor. Barış'ın son dönemdeki gelgitleri ister istemez Milli Takım'a da yansıdı. Sonuç olumsuz olmadı ancak 10 kişi kalan Ay-Yıldızlılar'ın 3-0'dan 3-2'ye nasıl geldiğini ve her futbolcunun ve her kulüp yöneticisinin motivasyon konusunu daha da incelemesi gerektiğini bir kez daha hatırlattı. Konya'daki İspanya maçında Barış yok. Montella zaten santrforsuz oyunu, kendisine bir model olarak benimsemiş. Başarılı sonuçlar geldiği müddetçe de bunu devam ettirecek ama bu kurgu ilk kez İspanya maçında uygun olabilir. Gürcistan deplasmanında yenmek çok önemliydi. Ancak Avrupa'nın şu anda en formda takımı olan İspanya'ya gönül ister ki 2019'da Fransa'ya (2-0 yendik) Konya'da uyguladığımız tarifeyi yapalım. Bunu başaracak güçteyiz. Bunun için daha fazla konsantrasyon, daha kaliteli oyun ve daha sert bir futbola ihtiyaç olabilir. Başarılar Bizim Çocuklar.

A MILLI Futbol Takımı'nın teknik direktörü Montella'nın, İspanya'ya karşı bugün sahaya süreceği 11 merak konusu. Gürcistan maçından yorgun çıkan ilk 11'de 2 ya da 3 değişiklik yapılması bekleniyor. Dizine darbe alan Eren'in yerine Ferdi'nin görev alabileceği kaydedildi. Sağ bekte savunma tarafı Mert'e göre daha ağır basan Zeki'nin oynama durumu bulunuyor. Montella'nın asıl kararsızlığı orta sahada. Santrforsuz oyunu tercih edecek İtalyan hoca, merkezi kalabalık ve güçlü tutmak istiyor. Bu doğrultuda İsmail ve Hakan ikilisine Arda'yı yakın oynatarak R.Madrid'deki gibi merkezde pozisyonlandırmayı düşünüyor. Diğer seçenek ise Orkun'un 11'de Arda ile merkezde ön alanda yer alıp Kerem'in kanat forvet rolünü üstlenmesi olarak duruyor.

Sihirli değnek yok

Beşiktaş'ta büyük bir çelişki var! Tarihinin en pahalı, en yüksek maaşlı transferlerini yaptığı bir dönemde tam tersine düşüş görüntüsü veren gelişmeler yaşanıyor! Sosyal medya baskılarını kırmak için "Hocamız OLE'den memnunuz!" sözünü havada bırakıp kurtarıcı-sihirbaz yaklaşımıyla Sergen Yalçın göreve getirildi. Alanyaspor deplasmanına ilk maçına çıkan Sergen Yalçın 0-2'lik yenilgiyle başlamış oldu. İlk maçın günahı olmaz ama "Sergen Yalçın'ın elinde sihirli değnek var" diye pazarlayan sosyal medya ve bazı medya mensupları bu işin sahada algı ve ilizyonla değil sabır ve çalışmayla olacağını idrak edemeseler de hissetmişlerdir. Sabır Beşiktaş'ın ilacıdır. 3 tespitte bulunayım… 1- Beşiktaş'ın oyun temposu ilk yarıda çok düşüktü. Nitelikli ataklar geliştirmesi ve goller bulması için tempoyu ve baskıyı artırıp Alanya'yı hataya zorlaması gerekiyordu. 2- Sergen Yalçın, sağ ve sol bekleri biraz daha öne sürerek ilerde zenginlik oluşturmayı denedi. Ancak hem beklerin hem de kanatların aksiyonları beklentinin çok gerisindeydi. Beşiktaş'ın "iyi kanatlara" ihtiyacı olduğunu 4 yıldır söylemeyen, yazmayan kalmamıştır! 3- Alanyaspor maçında hem oyunun temposunu hem de hızlı çıkışlarıyla atakların hızını artıracak bir Gedson ihtiyacı hissedildi. Yine "İlk maçın günahı olmaz" diye hoşgörülü ve nazik yaklaşalım. Sergen Yalçın'ın takımının son 15 dakikadaki gayretine işaret edelim.

Geç kaldılar!

Taraftar şaşkın, kırgın ve haklı olarak kızgın. İsviçre temsilcisi hak ederek kazandı. Öyle bir sevindiler ki başardıklarının kendileri için ne kadar büyük ve tarihi bir adım olduğunun resmi gibiydi. O an bile Beşiktaş'ın düştüğü durumu gösterir. Gecenin özeti; İsviçre Ligi'nin 8. sıradaki takımı, bütçesi, oyuncu maaş bütçesi, Beşiktaş'ın KDV'si etmeyecek takım Dolmabahçe'ye geliyor, mücadelesiyle kazanıp gidiyor. Soru şu; Beşiktaş niye oynamıyor? Sol açık, sağ açık alınmadı. Bu yüzden Beşiktaş önce Avrupa Ligi'nden sonra Konferans Ligi'nden elendi! Bu eleştiri yanlış değil! Ama eksik. Beşiktaş'ta üç yeni transfer tribünde oturuyor. Beşiktaş'ın kaybetmesi bu nedenle diyebilirsiniz. Bu da kısmen doğru. Ama büyük fotoğrafı görmek için sadece Serdal Adalı ve yönetiminin zamanında gerçekleştiremediği transferle açıklamakta mümkün değildir.
Beşiktaş'ın kendi evinde kendinden daha zayıf bir takıma beşli savunma ile oynayıp hücum anlayışından ve baskısından uzak bir futbol aklı ortaya koymak bir teknik direktör sorunudur. Solskjaer'e destek olalım diyenler Ole'nin küçük hayallerinin altında ezmeye ittiler ve Beşiktaş, Avrupa'ya veda etmek zorunda kaldı. Ben geçen sene Rize ve Konya maçlarında inancımı kaybetmiştim. Beşiktaş, Ole'yi göndermekte geç kaldı. Ancak bu takımın kurtuluşu futbolcuları sürekli eleştirenler, takıma güçsüz deyip görevi kabul etmeyenler değildir. Beşiktaş, tartışılmayacak güçlü bir yabancı teknik adamla anlaşmalıdır.

Radikal değişim

Beşiktaş, Lozan deplasmanından kontrollü başlangıç stratejisi, geçiş oyunuyla, skor üretme planıyla ve 1-1'lik sonuçla Konferans Ligi için avantajlı dönüyor. Kalede Mert Günok ve Svensson'un sakatlığı nedeniyle oynamaması Solskjaer'i radikal değişikliklere itti. 3'lü defansa dönmeyi tercih etti. İstese Svensson'un yerine Taylan'la başlayıp 4'lüye devam edebilirdi. Ancak savunmada 5'li, hücumda 3'lü ve oyunda 3-4-2-1 planıyla avantajlı bir ilk maç geçirmeye çalıştı. Bu kadar değişikliğe ve pozisyon kaymalarına rağmen Beşiktaş galibiyet fırsatını buldu, avantaj sayılabilecek beraberliği cebine koydu. Stratejik planını gol yememe ve başta kontrataklarla bulacağı fırsatlar üzerine kuran Ole'nin bir-iki kez bunları da yakaladığını söyleyebiliriz. Aylardır aranan ama alınamayan hızlı, etkili bir sol kanat olsa daha kolay başarabilirdi. Maçın sonlarında Rafa Silva'nın karşı karşıya kaldığı anda kaçırdığı pozisyon gol olsa Norveçli teknik adamın planı tutabilirdi.
Ancak Beşiktaş defansının yanlış adam paylaşımıyla yediği basit golü gören ya da verdiği açıkları izleyenler umutsuzluk çukuruna düşebilir. Taraftar, camia transfer sarmalıyla, teknik adam tartışmalarının arasına sıkıştı. Belki de bu kadar sorunun ortasında oyuna değil skora bakmalı. İkinci maçta Konferans Ligi'nin kapısını açacak bir galibiyet uzak değil. Kervan yolda dizilecek.

Kurtarıcı Rafa

Galibiyetle başlamak önemlidir. Olası bir puan kaybı sinir sistemi sorunlu Beşiktaş'ı daha kaotik yamaçlara itebilirdi. Biraz moral, biraz mutluluk isteyenler Rafa Silva için dua etsin! Gördüğüm noktaları kısa kısa paylaşayım;
Paulista & Udokhai çok vasattı. Rakip Eyüp iyi olsa 1-3'e gidebilecek anlar yaşandı. Topu oyuna sokmada sorun yaşarlardı bu maçta Ndidi'ye topu vermekte bile zorlu anlar yaşadıklarını gördüm. 42'de Kerem Demirbay ortaladı. Thiam defansın arasından sıyrılıp kafayı vurdu. Mert'in şansına gol olmadı. İzlemekle yetindiler. Ndidi ilk maç dezavantajlarına rağmen iyi işaretler gördüm. Takım ona güvendikçe o da kendine gelecektir. Zamana ihtiyacı var. Aman aman bir oyun ortaya koymadı. Takıma sol-sağ açık sağ bek, ikinci forvet şart derken stoper transferi de acil durumda. Geç kalındı biliyorum ama zararın neresinden dönülürse kardır. Svensson 11'i zor görmeli. Yerine ilk kez oynayan Taylan bile ilk maçında daha inisiyatif alarak ve daha etkili oynadı. Yabancı kaliteli sağ bek şart. Yeni transfer Jurasek'in maçıydı. Sakat dediler. Ama umarım teknik bir karar değildir. Ole sol bekte Emirhan'la başladı. Sonra Emrecan Terzi oyuna dinamizm kattı. Demir Ege'de enerjisiyle galibiyete katkıda bulundu. Yazılacak çok konu var. Ama en önemli konu aşılamayan vasat oyun. Son Avrupa maçına göre takım saha istekli ve galibiyet arzusu yüksekti. Eyüp son dakikalarda gol için saldırmasa maç berabere de bitebilirdi. Bu oyun felsefesi ve hocanın mantalitesi Beşiktaş'la uyuşmuyor. Bu güvensizlik Beşiktaş'ı ne kadar ileriye götürür emin değilim. Burada radikal bir karar gerekebilir.

Şaşırtıyor, geriyor ve yoruyor!

Kitabın ortasından yazayım, Beşiktaş şaşırtıyor. Şaşırtmakla kalmayıp geriyor ve de yoruyor. St.Patrick's takımını 4-1 yenmişsin, kendi evinde basit pozisyon hatlarıyla maça 2-0 geride başlıyorsun. Takım gergin, defans şaşkın... Rakip zaten defansını 5'li kurup kontrataklarla iş bitirme planını işletiyor. Sen de sıradan bir takım gibi iki gol hediye ediyorsun. Atak yaparken bakmadan, ölçmeden rakibe verilen bir top, 18'in içinde baskı yokken panikle içeriye sektirirken bir başka top… Oyuncular gergin, oyun kalitesi düşük. Kale arkası tribünü bağırıyor "Serdal Başkan, Beşiktaş nerede…" Sadece takım gergin değil, taraftar da gergin. Bu ne acele? Oyun vasat olabilir -ki vasat. Mücadele istenilen gibi olmayabilir -ki o da öyle ama bu ruh hali ve tepki sağlıklı değil. Sadece defans değil Demir Ege-Orkun-Rafa Silva uyumunda da sorun var. Birbirini tamamlayan bir sinerji henüz yok. 42'de Demir Ege'nin golü geldi de hem takım hem tribünler rahatladı. Stadı terk edenler ikinci yarıda Abraham ve Mario'nun gollerini stadyumda izleme fırsatını kaçırdılar. Hem Beşiktaş'ın hem de sağ açıkta 11'de başlayan Arroyo'nun zamana ihtiyacı var. Şaşırdığım birinci konu Paulista'nın topla ilişkisindeki dağınıklık. İkincisi bazı oyunculardaki rahatlık. Ndidi gelecek, hatta sol açığa yıldız ve sağ beke iyi transfer yapılacak. Taraftara sabırlı olmak lazım diyeceğim ama sabır isteye isteye de onları daha fazla üzmeye kimsenin hakkı yok. Beşiktaş turu vasat oyunla geçti ama bu oyun ilerlemeye yetmez.

Orkun Kökçü liderliğe başladı

Beşiktaş, UEFA Avrupa Ligi'nde Shakhtar Donetsk'e elenince camia boşluğa düşmüş, hocası Solskjaer de ameliyat masasına alınmıştı! Başkan Serdal Adalı, yönetime kadar sıçrayan tartışmaları UEFA Konferans Ligi maçlarını tamamlayana kadar bekle-gör moduna almıştı. İrlanda'da ilk St. Patrick's maçından alınan farklı galibiyet Norveçli hocaya zaman, Beşiktaş yönetimine moral kazandırdı.
"Rakip zayıf, Beşiktaş seviyesinde değil" yorumlarına saygı duyarım ancak siyah-beyazlı takımın ne maçlar kaybettiğini hatırlayınca bu güzel galibiyetin itibarsızlaştırılmasına da karşı çıkarım.
Avusturya'ya gidip bizzat son iki hazırlık maçını izlemiş bir gazeteci olarak bu eleme müsabakasının galibiyetle sonuçlanan iyi bir hazırlık maçı efekti oluşturduğunu düşünüyorum.
Öncelikle yeni transferlerden Tammy Abraham'ın hat-trick yapması kadar oyun içindeki isteği, hırsı, pozisyon bilgisi ve elbette son vuruşlardaki soğukkanlı tavrı umut vericiydi.
Orkun Kökçü'nün yükselen kondisyonu ile birlikte oyunun liderliğinden jestler sunması önemli. Svensson'un çizgiye kadar inip Tammy Abraham'a asist yapmasında onun eli var. 4-0'ı buluncaya kadar siyah-beyazlı takımın defans çizgisini geride değil, orta sahaya yakın kurması Solskjaer'in geçen seneden beri yansıyan oyun sistemiyle örtüşmese de St.Patrick's maçında ilk yarı bunu başarıyla denediler.

TRANSFERE İHTİYAÇ SÜRÜYOR
Kanat oyuncusu olmasına rağmen içeriye kat ettiği anlarda Joao Mario'nun takıma yaptığı büyük katkısından bahsetmezsek gerçekten haksızlık etmiş oluruz.
Ne bu oyun ne de tur için alınan 4-1'lik farklı galibiyet kimseyi aldatmasın. Beşiktaş'ın çok iyi bir sol açığa, sağ beke, hızlı ve top kullanma becerisi yüksek bir stoper başta ikinci forvet ve sağ açık takviyelerine ihtiyaç var. Ancak o zaman hayal edilen Beşiktaş'a ulaşılabilir.