CANLI
SKOR
Fatih Doğan

Fatih Doğan

Şampiyon Paşa!

Beşiktaş şampiyonluk maçına çıkmış gibi oynayan Kasımpaşa karşısında yenilerek ağır bir yara aldı.
Rıza Çalımbay İngiliz futbolunu andıran bir anlayışla sahadaydı. Rakibi yıldıracak kadar ikili hatta üçlü karşılamalar, sert müdahaleler özellikle ilk yarı Beşiktaş orta sahasını çok yordu. Orta sahayı iyi kapatarak Beşiktaş'ın oyun planını bozan Kasımpaşa kanatlarını iyi kullandı. Del Valle oyunda kaldığı süre sahanın en iyisiydi. Beşiktaş'ın kanatları da ilk yarı oyuna giremeyince pozisyon üretmekte zorlandı. Sosa'yla öne geçip 2 dakika sonra Beck ve Boyko'yla defansla Del Valle'nin golüne yol vermek maçın kırılma anıydı. Büyük takımın oyuncusu bu tip reaksiyon gollerine izin vermez.
Güneş'in ikinci yarı orta sahayı güçlendirmek için yaptığı Tolgay hamlesi ve sonrasında Cenk yerinde kararlardı. Ancak şu net görüldü ki Quaresma'yı hem Gomez hem de takım çok aradı. Kasımpaşa bu galibiyeti hak etti. İçlerine şampiyonluk ateşi hatta, Fenerbahçe ruhu kaçmış gibiydi. Sezon başından bu yana izlediğim Kasımpaşa ile dünkü arasında uçurum vardı.
Gollerden sonra ve maç bitimi Kasımpaşa yedek kulübesinin sevinci görülmeye değerdi! Manidardı... 45 yıllık futbol yaşamında dürüstlüğüyle nam salmış Rıza Çalımbay'a psikolojik operasyon çekenlerin "Adammış!" diyeceklerini sanmam! Çünkü yaktıkları ateşin sonuç verdiğini görüp, "Ne güzel iftira attık" dediklerine eminim... Aykut Kocaman'ın da Konyaspor'u da layık şekilde oynatacağından şüphem yok. Bu sonuç Beşiktaş'ı şampiyonluktan etmedi ama F.Bahçe'yi yeniden ve daha fazla cesaretlendirdi.. Bu yarış daha çok su götürecek gözüküyor.

El serbest!

Beşiktaş'ın rakiplerine duyurulur! Ceza alanı içinde kaleci dışında da topu elle kesebilir, pozisyonu bozabilirsiniz! Rakip Beşiktaş ise cezai müeyyidesi yoktur! Bunu ben değil hakemler söylüyor. Trabzonspor maçında Mustafa Yumlu'nun eliyle kestiği topa Bülent Yıldırım ve ekibi devam demişti. Dün de Antalya maçındaki Hüseyin Göçek 54'de Olcay'ın ortasında Diego'nun eline çarpıp bozulan pozisyona 'Devam' dedi. Hakemler ne tesadüftür iki haftadır elleri kolları görmeyince doğal olarak böyle bir sonuç ortaya çıkıyor.
Hüseyin Göçek, 5. dakikada Necip-Eto'o pozisyonuna emin olamayıp bu penaltıyı vermediyse daha vahim. Tribünden emin olamayınca güvendiğim iki hakem hocasını aradım. Biri "Penaltı çok ağır olurdu. Karar doğru", diğeri "Penaltıyı vermeliydi" dedi.
Konu şu; Kararın doğruysa arkasında dur. Yanlış olduğunu düşünüyorsan bir başka penaltıyı vermeyerek dengeleme. Yani eyyam yapma.. Atiba'nın yaka paça tutulmasına da birçok hakem tarafından penaltı kararı verilirdi ama Hüseyin Göçek görmemeyi tercih etti.
Futbol kuralları açık. Ceza alanının içinde kalecinin dokunulmazlığı var. Oyuncu girerken kontrollü olmak zorunda. Mbilla topu kontrol eden Boyko'ya öyle bir giriyor ki, kafası kanayıp 3 dikiş atılıyor. Karşılığı kontrolsüz giriş ve yüze-kafaya tehlikeli hareketten direk kırmızı. Ancak Göçek sarıyla geçiştirerek büyük hata yapıyor.
Nereden baksan tutarsızlık, nereden baksan ikiyüzlü standartsızlık...
Isınırken Tolga sakatlandı, Quaresma erkenden sarardı. Herşeye rağmen Beşiktaş, Şenol Güneş'in doğru hamleleriyle kazandı. Gomez vuruş tercihlerinde hatalar yaptı. Oyunu kanatlara indirmeyi başaran Beşiktaş'ta oyuncuların ortaları ezbere, hesapsız yapması gol sayısının artmamasındaki diğer faktörlerdi.
Maçtan önce taraftarın iki güzelliği vardı. Teröre lanet ve teröristlere meydan okuma. Diğeri bütün tribünlerin Eto'o'yu çağırıp alkışlaması ve onurlandırması. Güzellik ve Fair Play arayan buraya baksın...

Lider Beşiktaş

Trabzonspor-Beşiktaş maçının devre arasında basın odasındayız. Bu sene hakemlerden çok çekmiş, adeta çifte kavrulmuş Trabzonspor'u yakinen takip eden meslektaşlarım ilk yarıdaki hakem hatalarını şöyle özetliyor: "Gomez-Yumlu'nun pozisyonu kesin penaltı. Hakemler sezon başından bu yana Trabzon'un maçlarını böyle yönetse şampiyonluğa oynardık!.."
Üst üste hataların yaşandığı 12. dakikada Gomez'in çekilmesine ve düştükten sonra vuruşunun Mustafa Yumlu'nun eliyle kesilmesine bu ülkede görüp de "penaltı değil" diyecek kimse yoktur. Hakem Bülent Yıldırım ve ekibi vermediğine göre iyi görmemiş ve hata yapmıştır diye yorumluyorum. Samimiyetlerine inanıyorum. 32. dakikada Cavanda'nın Kerim'in baskısında geriye verdiği pas "geri pas" olarak da değerlendirilebilirdi. Özellikle verilmeyen hatalı penaltı kararının karşılaşmanın seyrini değiştirdiğini söylemeliyim.

GÜNEŞ'İN KARARI DOĞRUYDU
Kasığında oluşan sıkıntıyla oynayan Oğuzhan'ın durumu ve Tolga'nın sakatlanıp ikinci yarı oyundan çıkması Beşiktaş'ın hamle gücünü zayıflattı.
Esteban'ın 69'da önce Atiba'nın kafasını, sonrasında Gomez'in vuruşunu çizgiden çıkarması, kırılma anlarından biriydi. 77'de Quaresma'nın adrese teslim mükemmel ortası ve arkada Gomez'in kafasıyla gelen gol, maçı rahatlattı. Şenol Güneş'in gol olunca soyundurduğu Cenk'i giydirip Tolgay ve Olcay'la orta sahaya takviye yapması doğru bir karar. Gecenin özeti: Maç eksiklerini tamamlayan Beşiktaş emanet verdiği lider koltuğunu geri aldı. Gerisi ayrıntı...

Sadece Beşiktaş!

Beşiktaş'ın şampiyonluk yarışındaki en keskin virajlarından biri olan Rize- Trabzon etabının ilk ayağında Siyah-Beyazlı tribünün en önünde asılmış büyük pankart dikkatimi çekti. "SADECE BEŞİKTAŞ" yazmasına rağmen sade ve basit bir pankart değildi. Her maç, her deplasman taraftar gruplarının en öne pankartlarını asarak etiket koyma kültürü var. 2 yıldır Passoligi gerekçe göstererek tribünlerde, deplasmanlarda yer almayan Çarşı ilk kez Rize'de diğer taraftar gruplarının yanında yeraldı.
Ancak dün Rize'de gruplar değil Beşiktaş ön plandaydı.. Pankartta yazdığı gibi "SADECE BEŞİKTAŞ" vardı. Bu fotoğraf şampiyonluk yolunda Beşiktaş taraftarının da bütün olduğunu göstermesi açısından önemli bir mesajdı. Oyuncular da çağrıldıkları tribünde dün bu mesajı iyi okudu. Gökhan'ın yokluğuna bir de Quaresma eklenince oluşan sis perdesini Kerim Frei dağıttı. Kerim ilk 45 dakika Sosa ile birlikte takıma öyle bir tempo kazandırdı ki oynaması gerektiğini savunanları mahçup etmedi. Ancak Kerim'le ilgili şu 2 tespiti yapmakta fayda var. İyi bir vizörün elinde Kerim özellikle kapanan savunmalar üzerinde çözücü- dağıtıcı olarak büyük bir silaha dönüşebilir. İkincisi oynamadığı haftalarda yaşadığı mutsuzluk Kerim'i bireyselleştirmiş! Gereğinden fazla kendiyle başbaşa kalmış. Özellikle ikinci yarıda takımından çok kendi için oynuyor gibiydi. Bu da doğaldır.
Ne var ki 20'ye yakın atak, 10'a yakın net gol pozisyonu üreten Beşiktaş'a bu dağınıklık ve rahatlık pahalıya malolabilirdi. Kaptan Tolga'nın penaltı kurtarışı ve sonrasında verdiği güven çok değerliydi..
Rize, Kweuke gibi bir silahının yokluğunda 94 dakika herşeyi yaptı; penaltıyı gole çevirmek hariç.. O gol olsa belki birşeyler değişebilirdi. Ancak Beşiktaş maçta 4 yese 5 atar hissini son 10 dakika hariç verdi.
Taraftarlar gibi futbolcular da sahada "Sadece Beşiktaş" derse bu uzun ve meşakkatli maraton kolay tamamlanır.

Beşiktaş 'ES' vermedi!

Beşiktaş ligin en çok pas yapan ve en az faulle oynayan takımı... Şenol Güneş'in ideal futbola ve sonuca ulaşmak için "İyi paslaşma, kaliteli futbol" ölçüsü bu istatistiklerin temel nedeni. Ancak neredeyse kaoslara bağımlı hale gelen ülkem insanı, futbolda da kaos oyununu tercih ediyor. İstisnalar hariç futbolun paydaşları iyi oyun beklentisini dile getirmekten ziyade sonuç odaklı yaşıyor. Takımların, teknik adamların, futbolcuların, hakemlerin ve de medyanın önemli bir bölümü tabelaya oynayıp, sonuçlara göre yaşıyor. Beşiktaş'ın zaman zaman bu anlayış farklılığının sıkıntılarını yaşadığını düşünüyorum. Defansı kapatıp orta sahada sertliği bayrak edinen takımlar, hakem hoşgörüsünü de arkalarına alınca Beşiktaş'ın oyununu ve karizmasını bozabiliyor. Eskişehir de bu oyuna benzer bir anlayışla başladı. Maçı kendi yarı alanında kabul etti. Ancak fark Mete Kalkavan'ın maç başından sonuna kadar yerinde düdükleri ve başarılı yönetimi kaos futbolunun önüne geçti. Dün hak eden kazandı. Atiba-Marcelo- Gomez üçlüsü sahanın en iyisiydi. Olcay, Quaresma ve Sosa'nın da beklenen canlılık ve üretkenlikte olduğunu söylemeliyim. Bu galibiyet takımın ve tribünleri dolduramayan seyircinin moralsizliğini geride bıraktı. Bu tür kırılmalar, maç sonunda Şenol Güneş'in taraftar tarafından tribüne çağrılıp kenetlenme mesajı 3 puandan daha değerli. Beşiktaş'ın normal ve ideal maçlarında sorunu yok. Sorun aşırı defansif ve sert oynayan takımlara karşı alternatif çözüm üretememede. Kaos futbolu oynayan takımlara karşı kurtuluş planı, Caner gibi sahada kaos oluşturan oyunculara karşı takımdaki oyuncuların refleksi zayıf! Bana göre her şeye rağmen Beşiktaş ligin en iyi paslaşan, en temiz ve göze hoş gelen oyununu oynayan takımı. Ligin gizli lideri olması da şampiyonluk yarışında iddiasını bütün gerçekçiliğiyle ortaya koyuyor.

Çakır ısrarla F.Bahçe'yi 11 kişi tuttu

Futbolda hakemin ilk hatası gol olur mu? Fenerbahçe, Cüneyt Çakır'ın ikinci dakikada uydurduğu faulü, estetik bir gol organizasyonla gole çevirdi. Yanlış çalınan bir faul sonucu gelen erken gol, Beşiktaş'ın kimyasını bozdu. Beşiktaş, alışılagelmiş pas duvarını ve kontrolünü kaybedince, F.Bahçe orta sahayı çok rahat geçti.. Pereira'nın, üç haftadır iyi performans sergilemeyen Nani'nin yerine dinamik ve dikine koşular yapan Alper'i tercih etmesi, doğru sonuçlar verdi... İki şey, Fenerbahçe'yi cesaretlendirdi: Beşiktaş'ın dağınıklığı ve Cüneyt Çakır'ın gösteremediği kartlar..
20. dakikada Caner'e ikinci itiraz ve el kol hareketinden haklı sarıyı gösteren Çakır'ın, 41'de Caner'i ikinci sarıdan atması gerekirdi.. Caner'in 42'de Beck'e kontrolsüz gelişi ve ayaklarını yerden kesişi ise dünyanın her yerinde sarı kart ve dolayısıyla kırmızı.. Onu gösterecek cesaretin olmadığı 20. dakikada Caner'in ilk sarı kartında Quaresma'ya gösterdiği sarı kartta gizliydi. Cüneyt Çakır Quaresma'ya gösterdiği kartın nedenini açıklayabilirse kendisinden özür dileyeceğim. Lakin o da biliyor ki kafasındaki tilkiler dengeleme üzerine kurulmuş...
İkinci yarı Volkan Şen'in Sosa'yı itiş-kakışı dahil maç boyunca yaptığı faulleri sarı kartla geçiştirmek büyük başarı! Avrupa'da olsa, takımın adı Fenerbahçe olmasa, hakem Çakır olsa, sahadaki takım 9 kişiyle maçı tamamlardı...
Fenerbahçe, ilk yarı daha arzulu iyi oynayan taraftı. Dört pozisyon buldular. Beşiktaş ise Quaresma'nın karşı karşıya kalıp auta attığı pozisyonla yetindiler. Beşiktaş, ikinci yarı Gökhan Töre'nin oyuna girişiyle birlikte kendine geldi. Oğuzhan ikinci yarı ancak kendini gösterebildi.. Marcelo'nun direkten auta çıkan kafası dahil yakalanılan 3-4 pozisyon maçı dengeleyebilirdi.. Cüneyt Çakır'ın ısrarla Fenerbahçe'yi 11 kişi tutma arzusuna, çizgi karambolünde kollardan kafalardan seken toptaki hata da eklenince Fenerbahçe ikinci golü ve istediği üç puanı aldı.. Her şeye rağmen derbiyi daha çok isteyen, daha iyi oynayan Fenerbahçe kazandı...

Kırmızı kartlı lider

Deniz Ateş Bitnel'in futbolumuzun içine bıraktığı ateş sönmeden Halis Özkahya üzerindeki ağır yükle Beşiktaş-G.Birliği maçına çıktı. Yangını büyütecek, en azından skoru etkileyecek bir hata yapmadan maçı tamamladı.
İbrahim Üzülmez ve takımı bizi şaşırtmadı. 4 maçta 4 galibiyetle tırmanışa geçirdiği G.Birliği'nin başarısının tesadüf olmadığını gösterdi. 90 dakika boyunca Beşiktaş'ın ataklarına karşın G.Birliği'nin ezilmediğini söyleyebilirim. Siyah-beyazlı oyuncuların rakip ceza sahası etrafına ve içine her getirdikleri topta abartılı bir paslaşma ve topu kaleye gönderme sorununun hissedildiği bir gerçek... Maçın sonucunu iki takım arasındaki kalite farkı belirledi. G.Birliği'nin çok koşarak ve sertlikten kaçınmayarak domine ettiği oyunu ikinci yarıda Cenk Tosun'un oyuna girmesi ve iki golcünün rakip kalede pozisyon alması belirledi. 1-0'dan sonra sarı kart sınırında bulunan, golü atan Gomez'in çıkarılıp Necip'in alınması da F.Bahçe derbisi için doğru karardı. Necip, yorulmaya başlayan Atiba'nın imdadına da yetişti. 75'te Uğur'un üst direkte patlayan şutu gol olsa maçın seyri değişebilirdi. Ancak seyircinin arzusu, sertleşen G.Birliği'ne beraberlik fırsatı vermezdi, vermedi de... Beşiktaş, F.Bahçe derbisine eksiksiz lider gidiyor. Üstelik 1 maç eksiğine rağmen.. 61'de tribünleri kırmızı kart çıkararak Trabzon'a verdiği destek ve "Herkes için adalet isteği ve vurgusu" tarihi bir görüntü... Yıllardır "Eyyam yapma hakem" diye büyüyen Beşiktaşlı tribünlerin herkes için adalet haykırışının yansıması. Hem lider olup hem adalet vurgusunu desteklemek bu ülkede yürek ister. Bu kırmızı kartlardan alınacak çok mesaj var.

Kara bulutları dağıttı

Yağmurdan kaçarken doluya tutulmak diye bir deyim vardır ya, Beşiktaş neredeyse kardan kaçarken sise tutuldu!.. Son dönemde İt-kurt kelimeleri fazlaca gündeme geldiği için "Kurtlar puslu havayı sever" diyenler de çıkabilir! Ancak 35 dakikalık gecikmeye neden olan yoğun sis kadar rüzgar ve soğuk havanın da futbolu çok zorlaştırdığının altını çizelim.. En azından Barış Şimşek'in görmediği fauller ve vermediği sarı kartlar (Töre'nin gözüne gelen parmak gibi) için arkasına sığınabileceği bir sis perdesi var! Ali Palabıyık gibi görüp de vermediği bariz kırmızı olmadı!
Beşiktaş dün gece zorlansa da üzerindeki kara bulutları dağıttı diyebiliriz. Bu sezon siyah-beyazlı takımın genel standartının altında bir maç izledik. Bunda hava koşullarının etkisi kadar Ümit Özat'ın takımı Mersin İdmanyurdu'nun ortaya koyduğu futbolun da etkisi büyüktü. Mehmet Taş, Güven Varol ve Murat Ceylan'la Sosa ve Oğuzhan'ın kanallarını çok iyi kapatıp, biraz da sertlikle destekleyip Beşiktaş'a rahat paslaşma ve oyun imkanı vermedi. Sosa'nın frikik golüne kadar maçı çok akıllı oynadıklarının altını çizelim.
Şenol Hoca'nın oyunu açmak adına Gökhan Töre yerine Cenk'i alıp çift forvete dönmesi oyun ve pozisyon olarak sonuç getirmedi.
65'te kenarda 4. hakem değişiklik tabelasını kaldırdığında şaşkınlık yaşadım. Olcay-Gomez değişikliği ve tekrar tek forvete dönüş, gol ihtiyacı olan Beşiktaş'ta doğru hamle miydi? Emin değilim. Olcay'ın 75'te Quaresma'nın ortasında golü atamasa da girdiği bir iki pozisyon ve arkadan bindirmeler amaca hizmet etse de Sosa'nın frikik golü maçı döndürdü..
Sosa golü atıp görevini yapsa da siyah-beyazlı oyuncular çok iyi şeyler yapmadılar. Kapanan takımlara karşı dar alanda oynama becerisi yüksek formda Kerim Frei'ın oyuna sokulmasıyla tıkanıklar aşılabilirdi..
Gecenin özeti; Beşiktaş'ın sisten 3 altın puan çıkardığı gerçeği...

Hesaplaşma zamanı

Başakşehir, Beşiktaş'ı şampiyonluk yolunda tökezletmeyi başardı. Beklentilerin üzerinde oyun kalitesi ve pozisyon zenginliği fazla bir maç oldu.. Derbilerde görülen gel-gitler yaşandı. Quaresma yetişmese Beşiktaş üç puanın yanı sıra moral ve motivasyonunu da Başakşehir Fatih Terim'de bırakabilirdi.
İlk yarı Abdullah Avcı'nın istediği şekilde gelişti. Emre-Mahmut ikilisi, Beşiktaş'ın en etkili organizasyonları yaptığı orta hattı kapattı. Sosa etkisizdi. Töre de, Olcay da bekleneni veremedi. Necip'le stoperde 1.96'lık Mehmet Batdal karşısında oyun kurmaya çalışan Beşiktaş'ta, Alexis'in de erkenden sarı kart görmesi, takımın gereğinden fazla aklının geride kalmasına yol açtı. Visca'nın golüne karşılık ilk yarının son 7-8 dakikasındaki paslaşmalar beraberlik golünü hak etmişti. Gomez'in vuruşu ters direkten auta çıkmasa ikinci yarı stratejisi farklı olabilirdi. Mahmut'un 2-0'a getiren golü hesapları bozdu. Ev sahibi oyuncuları 2-0'ın üzerine yatmaya başladığında Quaresma'nın girdikten sonra ürettiği pozisyonlar birbirini tamamladı. Bir futbolcu takımın yüzünü değiştirir mi? Dün Quaresma değiştirdi. 61'de girdi 8 orta yaptı, 5'i tehlike yarattı,1' i de gol oldu. Dün Beşiktaş'ı izleyenler Quaresma'nın oynamadığı dakikaların acısını hissediyordu. Atiba'nın attığı gol 1 puanı kurtarırken, 2 puanı kurtarmaya yetmedi. Şenol hoca Kerim Frei'yı da oyuna alsa 2'ye +1 daha farkındalık yapabilirdi... Güneş, 3-4 oyuncuyla hesaplaşmalı ki (!) Beşiktaş adına hesaplar şaşmasın!
Hakem Ali Palabıyık'a gelince... Yürekli bilirdik ama Batdal'ı atamaması, Mahmut'un sarı-kırmızı arası kart gerektiren ayağa bastığı pozisyona sessiz kalması, F.Bahçe'nin penaltılarını andıran pozisyonda Cenk'e yapılan hareketi es geçmesi kendisine hiç mi hiç yakışmadı.