CANLI
SKOR
Fatih Doğan

Fatih Doğan

Komutan Oğuzhan

Beşiktaş, Galatasaray'ı yenerek şampiyonluk yolunda en büyük en engeli aştı. İlk yarı yüksek gerilimin etkisinde kalan siyah-beyazlılar ikinci yarıda üstün futbolla hak ettiği bir zafer aldı.
Galatasaray'ın ilk yarıdaki futbolunu izleyen, "Bu takım sezon başından bu yana bu hırsı gösterip bu oyunu oynasa şampiyonluk yarışı üçlü geçerdi" fikrine ulaşabilir.
Agresif ve enerjik Sneijder'in varlığı, Selçuk'un liderliği, Sabri'nin hırsı Beşiktaş'ın ilk yarıda hızını kesip oyun planlarını bozdu. Avrupa hesabı yapan bir takımın derbide karakter koyması şaşılacak bir durum değil.
Şaşırtıcı olan Beşiktaş'ın topla oyunu, rakip alana taşımak yerine uzun toplarla oyun kurmak istemesi.
Bunu yaparken fazla top kayıpları yapıp takımın ritmini tutturamadılar.
Galatasaray'ın ilk yarı yakaladığı 2-3 pozisyona karşılık Beşiktaş'ta 2 pozisyon üretse de oyunun hakimiyetini eline alamadı.
Devre arası Beşiktaş'ın soyunma odası hararetli geçmiş olacak ki siyah-beyazlı oyuncular sahaya daha sakin ama arzulu bir kimlikle çıktılar. Sneijder'in ikinci yarının başında aşırma vuruşunu bir kenara yazsak da Sosa'nın kaçırdığı 3 net gol pozisyonunu hiçbir yere koyamayız.
Beşiktaş ikinci yarı güzel oyununun karşılığını 5-6 net gol pozisyonuna girerek ve maçı kazanarak aldı. Değişikliklerin maça skora yansıması oldu. Donk'un girişi G.Saray'ın ritmini bozdu. Cenk ve Gökhan Töre değişiklikleri Kartal'a dinamizm getirdi. Beşiktaş adına 90 dakika sahanın en iyisi olan hem defasif hem ofansif vecibelerini fazlasıyla yapan Oğuzhan maçın kilit ismi oldu. Tartışmasız maçın lideri ve takımının komutanıydı.
Cenk'e çıkardığı ara pas, yeni damadın devamında asisti ve Gomez'in golü şampiyonluk kapısını araladı. Gol olmadan önce bir taraftarın orta sahaya girmesi ilginç bir durumdu. Hiç kimsenin bu durumu fark etmemesi de garip ama gerçekti.
Artık ligde bundan sonrası Beşiktaş için çok daha kolay olacak.
Beşiktaş adına sahanın en iyisi hem defasif hem ofansif vecibelerini fazlasıyla yapan Oğuzhan oldu.

Prangaları kırdı

Beşiktaş'ın Akhisar beraberliği sonrasında şampiyonluk yarışında gerildiğini, strese girdiğini düşünenlerin iddiaları-tezleri dün çöktü. Siyahbeyazlılar coşkulu bir hırsa bürünmesinin yanı sıra soğukkanlı ve akılcı bir futbolla rakibi Kayserispor'u ağırladı.
Akhisar'ın, Üç Büyükler'den en çok puan ve rol çalan takım olduğu gerçeği Beşiktaş'ın aldığı beraberlikte göz ardı edilmişti. Son 5 maçında 9 puan toplayan Kayserispor da Beşiktaş için saygı duyulacak kadar iyi bir takım haline gelmişti.
Şampiyonluğa iyi motive olmuş, oyuncuları hırsla dolmuş Beşiktaş'ın karşısında futbol oynamayı tercih eden Kayseri tutunamadı. Sosa-Gomez'le açılan gol perdesiyle Beşiktaş'ın sinir sistemi ideal kıvamına geldi. Ardından Gomez-Oğuzhan ve Quaresma'nın da yetenekleriyle sahne almasıyla skor 3-0'a ulaşıp maç ilk yarıda noktalandı. İkinci yarı 3-0'ın gölgesinde kaldı. Gomez'in kaçırdığı penaltı dahil Beşiktaş zorlasa farkı artırabilirdi.
Cenk'in gol atmak için bireyselleştiği anlarda bile seyirci keyfini bozmadı! Cenk'in ise 4. golü Sosa'nın adrese teslim ortasında bulması bence rahatlaması ve EURO 2016 yolunda içindeki ateşi söndürmesi açısında kıymetliydi. Dün gece Beşiktaş adına yazacak çok olumlu şey var. Ancak bu kadar iyi şeyin arasında, bu sonuca rağmen Kayserispor'a bu kadar korner verilmesi defans adına üzerinde durulması gereken bir ayrıntı.
Beşiktaş, Kayseri maçında sadece 3 puan kazanmadı. Üzerine vurulmaya çalışılan psikolojik prangaları kırdı, önüne çıkarılan sosyolojik barikatları yıktı. Şampiyonluk yarışında son 3 maça 3 puan (6 puan) önde ve üstelik moralli girmek büyük avantajdır. Beşiktaş takımı dün şunu söyledi: Biz değil rakibimiz Fenerbahçe düşünsün!

Şampiyonluk 1 puanda gizli

Beşiktaş, Manisa'da misafir gibi değil ev sahibi gibi karşılandı... Ancak beklemediği bir oyun formatı ve sonuçla karşılaştı. Beşiktaş'ın ilk yarıda oyunu kontrol ettiğini ve Akhisar'ın ilk yarıdan alışılagelmiş dinamizminden uzak olduğunu söyleyelim. Akhisar, ilk yarı maçı kendi sahasında kabullendi. Bunun yanı sıra Sosa ve Oğuzhan'ın oyununu bozma düşüncesini başarıyla uygulamalarına rağmen üst üste yaptıkları pas hatalarının bir sonucu olarak Gomez'in golüyle karşılaştılar. Beşiktaş'ın en önemli hatası ilk yarı gardı düşmüş Akhisar üzerine daha kararlı gitmek yerine tempo düşürüp, top kontrolü yapmasıdır. Sanırım ilk yarı sonunda Alexis'in ellerini açarak penaltıya sebebiyet vereceğini tahmin edemediler. Bu hata Delgado'yu etkilemiş olacak ki Akhisar'ın 2. beraberlik golünde de ön direkte rakibini kaçırdı. 3. golde Tolga'nın vuruşuna ayak koyup adeta Rodallega'ya ikramda bulundu. Bunlar ağır hatalar. Telafisi zor durumlar. Değişikliklere gelince; 71'de Şenol Güneş aynı anda iki değişiklik yaptı. Quaresma ve Serdar'ı oyundan alıp Cenk ve Töre'yi sahaya sürdü. Olcay'ı da sağ beke çekti.. Biraz gecikmekle birlikte doğru değişikliklerdi. Kanatlar da tıkanmıştı. Oyunu açma ihtiyacı vardı.
78'de Tolga ve Alexis'in anlaşmazlığı sonrası gelen golün hemen ardından Soner'in aşırtma vuruşunun üst direkten dönmesi maçın birinci kırılma anıydı. Alexis Delgado'yu çıkarıp Kerim'le her türlü riski almak da anlaşılabilir bir karardı. Beraberlik golünden sonra Cenk gole giderken Caner'in ikinci sarıdan kırmızı görmek pahasına pozisyonu kesmesi ve Sosa'nın direkte patlayan şutu maçın ikinci kırılma anıydı. Bazen bir puan sizi şampiyonluktan eder, bazen şampiyonluk getirir. Dün gelen 1 puan Beşiktaş'a şampiyonluğu getiren puan olursa ben şaşırmayacağım.

Gomez farkı

Beşiktaş ŞAN, Sivas CAN derdine düşmüş... Böyle bir maç atmosferinde, kritik maçın arefesinde gözleri yaşartan, gönülden alkışlatan bir olay yaşandı. Dün Sivas şehidini uğurladı. Bu vatan ve millet için canını feda eden şehit Jandarma Uzman Çavuş Erdal Çetin'in cenaze namazına başkanlar Fikret Orman, Mecnun Otyakmaz, her iki takımım yöneticileri ve üzerlerinde formalarıyla taraftarları kol kola birlikte katıldı. Tribünlerde maçtaki ortak tezahüratlar vardı. Sivas halkına da Beşiktaş taraftarına da helal olsun. Böylesine gergin bir dönemde, kümede kalmak için can derdine düşmüşken bu misafirperverlik Sivas'a yakıştı...
Maça dönersek.. Maçın başından sonuna kadar dengeli bir oyun vardı. İki takım da oyunda kontrolünü kaybetmedi. İlk yarı her iki takım da pozisyon fakiriydi. Kerim'in pozisyonu dışında gol pozisyonu izleyemedik. Gerginlik ve hata yapmama durumu maçın daha kontrollü geçmesine neden oldu. "Beşiktaş'ın ikinci yarı hamle gücü skoru değiştirebilir" diye düşünürken "Sivas'ta kim gol atacak" sorusunun cevabı yoktu.. Hasan Kabze, yılların yorgunluğu üzerine binmiş gibi eski dinamizminden uzaktı ve yalnız kaldı.. Biraz da Beck-Olcay yardımlaşmasıyla arada ezilen Aatıf'tan da destek gelmeyince Sivas hücum hattında adına kimin gol atacağı tam bir muammaydı.. Kartal, çok az pozisyon bulduğu maçtan altın değerenide 3 puan çıkardı.
İkinci yarı Gökhan Töre oyuna girmeye hazırlanırken çıkarılmaya hazırlanan Kerim'in pasında Gomez'in tecrübesiyle sahne alması maçın kırılma anıydı. O Gomez ki bir de penaltı kazandırıp Beşiktaş'ın en zor deplasmanından şampiyonluk biletini kotardı. Böyle kritik maçlarda size yolu yıldız oyuncular açar. Beşiktaş yıldız farkıyla, özellikle Gomez'in tecrübesiyle maçı kazandı.

Tarihi zafer

Tarihe yerinde tanıklık etmek büyük bir ayrıcalıktır... İnönü Stadı'nın ilk golünü izleme ayrıcalığını yaşayanlardan olamasak da Vodafone Arena'nın açılış maçında Gomez'in golünü çıplak gözle izleme şansını yakaladık. Dost meclislerinde "İlk golü benim atmam lazımdı, Süleyman (Seba) piyangodan çıktı" diyen can dostu rahmetli Şevket Yorulmaz Ağabey'in latifeleri dün gibi aklımda... Beşiktaş'ta İnönü Stadı'yla bir devir kapandı, Vodafone Arena ile yeni bir devir açıldı. Siyah-beyazlı kulübün yeni yuvasıyla hem ekonomik hem de psikolojik olarak büyük güç kazanacağı aşikar. Islıklar, alkışlar ve tezahüratlar kadar etkili. Yeni desibel rekorları kıracak bir ambiyans var. FEDA diyen, CEFA çeken Beşiktaşlı'nın bu stattan kazanımlarıyla maddi ve manevi SEFA yolunun açıldığını söyleyebiliriz.
Şampiyonluğa emin adımlarla giden Beşiktaş açılışın hakkını verdi. Şenol Güneş'in, Kasımpaşa maçındaki kötü futbolu nedeniyle Beck'i kesip Serdar Kurtuluş'a görev vermesi gecenin sürpriziydi. Serdar, oyunda kaldığı sürece görevini başarıyla yaptı. Atiba'nın performansı Batalla'yı gölgede bırakırken, aradan sıyrılan Traore'nin nefes aldıkları ilk atakta beraberlik golünü bulmaları oyun planlarında değişikliğe gitti.
Beşiktaş ikinci yarıda da çok pozisyon buldu ve gereksiz bir rahatlıkla bunları değerlendiremedi. Stoch'un 3-2'ye getiren golü Şenol Güneş'in planlarını değiştirtti. Beck ve Tosic'i oyuna alarak yorulan beklerini güçlendirdi. Quaresma'nın uzatmalarda Hosagai'nin tuzağına düşüp atılması amatörlüktü. Beşiktaş yeni stadında taraftarın da desteğiyle altın değerinde 3 puan kazandı. Rakibi Fenerbahçe'yi psikolojik bir girdabın içine attı.

Şampiyon Paşa!

Beşiktaş şampiyonluk maçına çıkmış gibi oynayan Kasımpaşa karşısında yenilerek ağır bir yara aldı.
Rıza Çalımbay İngiliz futbolunu andıran bir anlayışla sahadaydı. Rakibi yıldıracak kadar ikili hatta üçlü karşılamalar, sert müdahaleler özellikle ilk yarı Beşiktaş orta sahasını çok yordu. Orta sahayı iyi kapatarak Beşiktaş'ın oyun planını bozan Kasımpaşa kanatlarını iyi kullandı. Del Valle oyunda kaldığı süre sahanın en iyisiydi. Beşiktaş'ın kanatları da ilk yarı oyuna giremeyince pozisyon üretmekte zorlandı. Sosa'yla öne geçip 2 dakika sonra Beck ve Boyko'yla defansla Del Valle'nin golüne yol vermek maçın kırılma anıydı. Büyük takımın oyuncusu bu tip reaksiyon gollerine izin vermez.
Güneş'in ikinci yarı orta sahayı güçlendirmek için yaptığı Tolgay hamlesi ve sonrasında Cenk yerinde kararlardı. Ancak şu net görüldü ki Quaresma'yı hem Gomez hem de takım çok aradı. Kasımpaşa bu galibiyeti hak etti. İçlerine şampiyonluk ateşi hatta, Fenerbahçe ruhu kaçmış gibiydi. Sezon başından bu yana izlediğim Kasımpaşa ile dünkü arasında uçurum vardı.
Gollerden sonra ve maç bitimi Kasımpaşa yedek kulübesinin sevinci görülmeye değerdi! Manidardı... 45 yıllık futbol yaşamında dürüstlüğüyle nam salmış Rıza Çalımbay'a psikolojik operasyon çekenlerin "Adammış!" diyeceklerini sanmam! Çünkü yaktıkları ateşin sonuç verdiğini görüp, "Ne güzel iftira attık" dediklerine eminim... Aykut Kocaman'ın da Konyaspor'u da layık şekilde oynatacağından şüphem yok. Bu sonuç Beşiktaş'ı şampiyonluktan etmedi ama F.Bahçe'yi yeniden ve daha fazla cesaretlendirdi.. Bu yarış daha çok su götürecek gözüküyor.

El serbest!

Beşiktaş'ın rakiplerine duyurulur! Ceza alanı içinde kaleci dışında da topu elle kesebilir, pozisyonu bozabilirsiniz! Rakip Beşiktaş ise cezai müeyyidesi yoktur! Bunu ben değil hakemler söylüyor. Trabzonspor maçında Mustafa Yumlu'nun eliyle kestiği topa Bülent Yıldırım ve ekibi devam demişti. Dün de Antalya maçındaki Hüseyin Göçek 54'de Olcay'ın ortasında Diego'nun eline çarpıp bozulan pozisyona 'Devam' dedi. Hakemler ne tesadüftür iki haftadır elleri kolları görmeyince doğal olarak böyle bir sonuç ortaya çıkıyor.
Hüseyin Göçek, 5. dakikada Necip-Eto'o pozisyonuna emin olamayıp bu penaltıyı vermediyse daha vahim. Tribünden emin olamayınca güvendiğim iki hakem hocasını aradım. Biri "Penaltı çok ağır olurdu. Karar doğru", diğeri "Penaltıyı vermeliydi" dedi.
Konu şu; Kararın doğruysa arkasında dur. Yanlış olduğunu düşünüyorsan bir başka penaltıyı vermeyerek dengeleme. Yani eyyam yapma.. Atiba'nın yaka paça tutulmasına da birçok hakem tarafından penaltı kararı verilirdi ama Hüseyin Göçek görmemeyi tercih etti.
Futbol kuralları açık. Ceza alanının içinde kalecinin dokunulmazlığı var. Oyuncu girerken kontrollü olmak zorunda. Mbilla topu kontrol eden Boyko'ya öyle bir giriyor ki, kafası kanayıp 3 dikiş atılıyor. Karşılığı kontrolsüz giriş ve yüze-kafaya tehlikeli hareketten direk kırmızı. Ancak Göçek sarıyla geçiştirerek büyük hata yapıyor.
Nereden baksan tutarsızlık, nereden baksan ikiyüzlü standartsızlık...
Isınırken Tolga sakatlandı, Quaresma erkenden sarardı. Herşeye rağmen Beşiktaş, Şenol Güneş'in doğru hamleleriyle kazandı. Gomez vuruş tercihlerinde hatalar yaptı. Oyunu kanatlara indirmeyi başaran Beşiktaş'ta oyuncuların ortaları ezbere, hesapsız yapması gol sayısının artmamasındaki diğer faktörlerdi.
Maçtan önce taraftarın iki güzelliği vardı. Teröre lanet ve teröristlere meydan okuma. Diğeri bütün tribünlerin Eto'o'yu çağırıp alkışlaması ve onurlandırması. Güzellik ve Fair Play arayan buraya baksın...

Lider Beşiktaş

Trabzonspor-Beşiktaş maçının devre arasında basın odasındayız. Bu sene hakemlerden çok çekmiş, adeta çifte kavrulmuş Trabzonspor'u yakinen takip eden meslektaşlarım ilk yarıdaki hakem hatalarını şöyle özetliyor: "Gomez-Yumlu'nun pozisyonu kesin penaltı. Hakemler sezon başından bu yana Trabzon'un maçlarını böyle yönetse şampiyonluğa oynardık!.."
Üst üste hataların yaşandığı 12. dakikada Gomez'in çekilmesine ve düştükten sonra vuruşunun Mustafa Yumlu'nun eliyle kesilmesine bu ülkede görüp de "penaltı değil" diyecek kimse yoktur. Hakem Bülent Yıldırım ve ekibi vermediğine göre iyi görmemiş ve hata yapmıştır diye yorumluyorum. Samimiyetlerine inanıyorum. 32. dakikada Cavanda'nın Kerim'in baskısında geriye verdiği pas "geri pas" olarak da değerlendirilebilirdi. Özellikle verilmeyen hatalı penaltı kararının karşılaşmanın seyrini değiştirdiğini söylemeliyim.

GÜNEŞ'İN KARARI DOĞRUYDU
Kasığında oluşan sıkıntıyla oynayan Oğuzhan'ın durumu ve Tolga'nın sakatlanıp ikinci yarı oyundan çıkması Beşiktaş'ın hamle gücünü zayıflattı.
Esteban'ın 69'da önce Atiba'nın kafasını, sonrasında Gomez'in vuruşunu çizgiden çıkarması, kırılma anlarından biriydi. 77'de Quaresma'nın adrese teslim mükemmel ortası ve arkada Gomez'in kafasıyla gelen gol, maçı rahatlattı. Şenol Güneş'in gol olunca soyundurduğu Cenk'i giydirip Tolgay ve Olcay'la orta sahaya takviye yapması doğru bir karar. Gecenin özeti: Maç eksiklerini tamamlayan Beşiktaş emanet verdiği lider koltuğunu geri aldı. Gerisi ayrıntı...