CANLI
SKOR
Erman Toroğlu

Erman Toroğlu

Şimdi Benfica düşünsün

Önce şunu yazalım; Şampiyonlar Ligi'nde bu kadar kötü hakem kararları şu ana kadar görmedim. Ama bu kararlar, iki tarafa da çok kötüydü! Ne faulden anlıyor ne şarjdan... Futboldan nasibini almamış bir hakem William Colldun! Galatasaray takımı tahminlerden daha iyi mücadele etti. İyi şeyler yaptı. Maç resmen bir ara "Rus Ruleti"ne döndü. Skor 4-1 de olabilirdi, 5-2 de ... Aslında G.Saray dün gece altın buldu. Galatasaray'da sorunlar belli. Tedavi derseniz zor! Bakınız Umut'tan Galatasaray'a santrafor olmaz! Olcan'dan bu takıma fayda gelmez. Bunlardaki ısrarı anlamak mümkün değil. Eğer Galatasaray yönetimi daha hala 800 bin Euro'ya, 1 milyon euro'ya oyuncu alıp bunların yerine oynatamıyorsa "Yuh olsun" onlara! Bu tarz oyuncularla oynamak aslında Sneijder'in de Podolski'nin de marka değerlerini düşürüyor. Galatasaray dua etsin kalesinde adam gibi kaleci var. Hem kaleci hem de beyefendi. Küstah, kabadayı, serseri değil. Antipatik hiç değil! Düşünebiliyor musunuz Benfica takımındaki Gaitan, Galatasaray takımında olsa maç yarım saat sonra Galatasaray lehine biterdi. Şampilyonlar ligi 11 kişilik takımda bir veya iki kişinin eksikliğini kabul etmez. Oyundan atılmayı da kabul etmez. Yani oyundan atılanı kötü futbolcuyu da... Şampiyonlar Ligi bence Dünya Kupası'ndan daha kaliteli bir organizasyon. Galatasaray'ın 52 bin kişilik stadın var. Dün gece statta 33 bin kişi vardı. Yani ortalama 19 bin kişilik yer boş kaldı.. Galatasaraylı taraftarlar sakın çıkıp da "Biz takımımızı çok seviyoruz. Onun arkasındayız" falan demesinler. Eyyam yapmış olurlar. Sahte cümleler kurmuş olurlar. Senin takımın gruptaki yerini belirleyecek en önemli maça çıkıyor ve sen takımının yanında olmuyorsun. Sonra da diyorsun ki "Ben taraftarım." Hadi canım sizde "Siz süs biberi taraftarısınız." Bakınız bu maç için teknik, taktik yazmıyorum. Zaten yazılmaz. 11 kişi çıkarsın, çatır çatır mücadele edersin. Yenersin veya yenilirsin. Galatasaray dün mücadele etti. Ama şunu unutmasınlar dün gece Allah da onların fazlaca yanındaydı. Bundan sonra iş ne olur? Onu artık Benfica düşünecek, G.Saray değil! Yazıma hakemle başlamıştım yine onunla bitireyim; bu İskoç hakem maçlara hakem forması ile çıkacağına "kilt" (İskoç eteği) giyerek çıksa doğru yapar!

Terim, Volkan'ı alırsa...

Fenerbahçe hiçbir şey oynamıyor... Kayserispor'a yazık oldu! Niye? Oynadığı futbol, sarfettiği enerji için yazık oldu! Kayseri oynadı, F.Bahçe kazandı. Kayseri aman aman mı oynadı? Hayır... Futbolun gereğini yaptılar. Topu aldılar, verdiler. Ceza alanı içinde pozisyonlar buldular. 10 kişi kalmalarına rağmen F.Bahçe'den daha iyi mücadele ettiler. Yani Fener attı, yattı! Türkiye'ye gelen yabancı biri dünkü F.Bahçe maçını izlese sarıkırmızılı takımı şampiyonluğa oynayan takım zanneder.
F.Bahçe bu oyunla Ajax karşısında ne yapar? Hiçbir şey! F.Bahçe'de tam iki takım olabilecek kadro var. Yedekleri de iyi. Ancak futbol inanılmaz kötü. Kadroda iyi futbolcular yok mu? İyi futbolcu nedir? İyi futbolcu yağmura, çamura, kara karşı, hakemdi, çimdi, rüzgardı demeden çok iyi oynayandır. Teknik adam diyordu ki, "Çok fazla şut çalışıyoruz, o nedenle sakatlanmalar yaşıyoruz." Maçta bir tek Van Persie'den şut gördük. Hani nerede çalıştıklarınız?
F.Bahçe, G.Saray, Beşiktaş... Bu takımları bizlerden biri çalıştırsa birisi mutlaka şampiyon olur. Bakın Pereira, F.Bahçe için bir-iki gömlek eksik! Hala daha göstermelik Van Persie'yi alkışlıyor. İstemeye istemeye. Van Persi'yle buzlar eridi görüntüsü veriyor oyundan alırken çak yapıyor hala! Van Persie ölü F.Bahçe'de golü attı takımı kurtardı. Van Persie olmasaydı ne yapacaktın! Gerçek şu Van Persie attı, F.Bahçe kazandı. Van Persie'yi oynatacaksın. Baskıyı yedikten sonra Van Persie'yi oynattı!

NEDİR BU KABADAYILIK?
Tembel talebeden öğretmen sorumludur. Nani'ye verdiğin şansı Van Persie'ye de vermelisin. Nani ne yaptı sahada? Pereira, Nani'yi kendi kontenjanından oynatıyor. Nani'yi kesip Diego ile başlasa o takıma daha faydalı olurdu. G.Saray ile F.Bahçe arasında fark var mı? Hani eskiden bir reklam vardı; "Yok birbirimizden farkımız ama biz Osmanlı Bankası'yız" diye. Aslında ikisinin de birbirinden farkı yok ama G.Saray hiç olmazsa ikinci yarıda farklıydı. Baskı kurdu, pozisyon ve goller buldu. F.Bahçe'de bunu göremedik.
Volkan Demirel'in maç bitiminde yaptıkları çok çirkindi. Sosyal medyada "İşte bu yüzden Milli Takım'a alınmıyorsun" diyorlar. Haklılar. Ne gerek var gidip kafanı rakibinin alnına dayıyorsun? Nedir bu kabadayılık? Fatih Terim, Volkan'ı Milli Takım'a alsa ben Milli Takım yorumları yapmam. Volkan zihniyetli futbolcunun Milli Takım'da yeri yok.

Kanatları kullandı, kazandı

İlk yarıda kaliteli bir oyun izleyemedik. G.Birliği daha akıllı oynadı. G.Saray kötüydü. Neden? Çünkü sarı-kırmızılılar kenarlara inemediler. G.Birliği oyunu ve G.Saray'ı ortaya sıkıştırdı. Böyle olunca G.Saray ilk yarıda kilidi çözemedi. Sarı-kırmızılı savunma, G.Birliği'ne ceza sahasında büyük boşluk bıraktı. Bu da rakibinin işini kolaylaştırdı. İlk yarıda iki penaltı pozisyonunda G.Saraylılar penaltı istedi ama hakem bunlarda doğru karar verdi. Ancak G.Birliği'nin attığı golden önce Bilal'in yerde kaldığı pozisyon fauldü. Selçuk gibi profesyonel bir oyuncunun ısrarla itiraz edip sarı kart görmesi yanlıştı!
İkinci yarı başladı, iki yan top, iki gol ile G.Saray 2-1 öne geçti. Neden? Çünkü Galatasaray kanatlara inince G.Birliği defansında boş alanlar oluştu. Galatasaray'ın kanatlara inmesi, Yasin'in girmesiyle oldu. Galatasaray'a Yasin ile hareketlilik gedi. Yasin, sol çizgiyi kullanmaya başlayınca rakip savunmada boşluklar oluştu. Ceza alanında G.Saray daha çok pozisyonlar buldu. Chedjou dün hem attı hem attırdı. Bu futbolcu kornerlerde rakip defans için en tehlikeli adamlardan biri. G.Saray kötü başladığı maçın ikinci yarısının ilk 20 dakikalık oyunu ile maçı kopardı. Hakemin ikinci yarıda verdiği penaltı kararı doğruydu ama sarı kartı eksik bıraktı. O pozisyonda sarı kartı da göstermeliydi. G.Saray dün kazandı ama bu kadro ile G.Saray'ın işi zor. Galatasaray'ın kenarda oturanına bak! Beşiktaş ve F.Bahçe'ninkine bak! G.Saray'ın yedek kulübesi zayıf! Mutlaka takviye yapılması lazım. Bakın G.Saray yönetimi, "Feda" diyemedi. Sanki bir aşağılık komleksi gibi görüyorlar bunu. Beşiktaş bakın üç yıldır, "Feda" dedi. G.Saray yönetimi Hamza'yı attı ortaya kendileri perdenin arkasında kaldılar. Hamza giderse herşey düzelecek mi? Hayır. G.Saray yönetiminin borç ödemesini taraftar anlamaz! Bir yandan borç ödersin bir yandan da pahalı olmayan takviyeler yaparsın! Bilal'i alıp Türkiye şartlarında oynatırsın ama Avrupa'da başarılı olamazsın!
Galatasaray'ın tek santrforu var o da Burak. O da ideal santrfor değil. Umut santrfor değil (!) dün bakın en zor olanı yaptı, yani topu dışarı attı kale içinden. Birini de direğe vurdu! Santrfor dediğin adam rakip oyuncuyu çalımlayacak, adam eksiltecek.. Ama ne Burak ne de Umut bu özelliğe sahip.

Bir kişi hariç herkese tebrikler

Dün geceyi Türkiye'ye yaşatan Fatih Terim hocaya, Milli Takım'ın masöründen futbolcusuna (Gökhan Töre hariç) herkese teşekkür etmek lazım.
Çok sıkıntılı günler yaşadığımız şu dönemde çocuklar öyle bir maç kazanıyor ki Türkiye'de ve Avrupa'da insanımız bu olumsuz hava içinde mutluluk yaşadılar. Böylesine üzüntülü günlerimizde yüzümüz güldü! İki yıl önce Fatih hoca için dedim ki "O çok şanslı biri, Fatih hoca boğaz köprüsünden denize düşse Beylerbeyi'nden çıkar" dedim. Hatta "Çıkarken de iki de balık yakalar, öyle çıkar" dedim.. Hakikaten çok şanslı.
Dün gece baksanıza her şey bizim istediğimiz gibi gelişti. Bir tek Gökhan Töre olayı hariç! İşe başlarken Fatih hoca iyi başlamadı. Çünkü takımın içinde horozlar fazlaydı. Şimdi bir tek "Arda" kaldı. Bakın son maçlarda çok iyiyiz. Fatih hoca şimdi gördü, "Nerede yanlış yaptım? Nerede doğru yaptım" biliyor ona gere çözüm bulacaktır. Ancak önce şunu bir halletmemiz lazım; bizde oynayan profesyonel futbolcuları önce heyet muayenesinden geçirdikten sonra iki ayda bir psikolojik antrenmandan geçirmemiz lazım. Bunu neden yazıyorum? Gökhan Töre denen adam, kusura bakmayın futbolcu demiyorum! İyi top atarmış, iyi çalım atarmış! Hepsi hikaye!

Benim takımımı böylesine önemli bir maçta, bu dakikada 10 kişi bırakan adam kolay kolay bir daha milli takıma gelmesin kardeşim. Psikolojik baskı altında oynuyorsun. Forvetin de yok. Böyle oynuyoruz. Biri çıkıyor her şeyi mahvetmenin fitilini ateşliyor! Ben bu tip adamı milli takımda istemiyorum. Çünkü bu tip adamlar Avrupa Şampiyonası'nda da aynı hataları yapar, yakarlar! Töre, takım arkadaşının enerjisini satıyor. Arda'nın haline çok üzüldüm. Arda bir de maçsız, gelip burada son enerjisini harcıyor. Gökhan çıkıp az kalsın onun, diğerlerinin çabasını bir anda boşa çıkaracaktı. Gökhan'ın yaptığından sonra televizyonları başında kızan ne fanatikler vardır. Kolay değil televizyonunu kıran bile vardır. İyi ki ben evde izlemedim. Dün şu maçta her şey denk geldiği anda Gökhan'ın yaptığı affedilemez. Gökhan şükretsin de bu maçı kazandık. 20-30 kurban kesip dağıtsın ki bu maçı kazandık. Golü attığımız dakika çok mükemmel; 89... Selçuk bu golü atmasa Gökhan kendini kurtaramayacaktı. Bu Milli Takım ile yolun başındayız. 2-3 yıl sonra hayalimizdeki Milli Takım'a ulaşabileceğiz.

FEDERASYON FORMA SATMALI
Konyalılara bir uyarım var. Tribünlerde rengarenk formalarla gelmişler. Bırakın artık kulüp olayını. Milli maçta her yer kırmızı beyaz olmalı. Bırakın Galatasaray, Fenerbahçe, Beşiktaş'ı... Milli maçta Türkiye olalım. Bakın buradan Federasyon başkanına sesleniyorum; Lütfen nerede oynayacaksak oraya TIR gönderin Milli Takım'ın formalarını satın. Hollanda'ya maça gittim hepsinin renkleri aynı. Bizde de öyle olsun.

İşkenceci hoca!

Öncelikle dün Ankara'da yaşadığımız "Terör" olayı için Türk insanına "Geçmiş olsun" diyelim. Çünkü yaşanan çok büyük bir acı var ortada. Dün A Spor'da yapacağımız "Takım Oyunu" programını da bu yaşanan büyük acı nedeni ile iptal ettik.
Tamam, A Milli Takım futbolcularımız Çek Cumhuriyeti karşısında deplasmanda olmalarına rağmen güzel bir sonuç aldılar. Teknik direktör Fatih Terim dahil tüm futbolcuları ayrı ayrı tebrik ederiz. İnşallah Konya'da da İzlanda ile yapacağımız karşılaşmada işi bitirip ümitlerimizi devam ettirirler.
Keşke şu bombalama olayı olmasaydı da dünkü galibiyetin sevincini bütün Türkiye'de doya doya yaşasaydık.
Karşılaşmada Selçuk İnan'ın penaltıdan attığı gole kadar sabırla geldik. Rakibimiz Çek Cumhuriyeti'ni hep kontrol ettik. O golün sonrasında da çok iyi oynadık. Hep düzgün işler yaptık.
Fatih Terim oyuna doğru yerlerde müdahelelerde bulundu. Tamam karşı taraf, "Ununu eleyip, eleğini çoktan duvara asmış" ama bizim de daha önceki maçlarda dün Çek Cumhuriyeti önündeki gibi bu tarz oynamamız gerekirdi.
İşte insan o zaman kızıyor. Hem Fatih Hoca hem de Millilerimiz bize bu sıkıntıyı, heyecanı ve başarıyı yıllarca yaşatıyorlar. Aslında Fatih Hoca'ya şu lakabı takmak lazım: İşkenceci hoca!
Önceleri takımla çok oynuyor, sonlarda ise doğru işler yapıyor. Tamam galip geldik, özellikle attığımız penaltı golünden sonra çok iyi işler yaptık. Arda Turan'ın attırdığı ikinci golde rakip defansın boyu topa kafa vuracağım diye 5 cm uzadı sanki!
Hakan Çalhanoğlu ile Mehmet Topal'ın rakip kalede pozisyona girdikleri açı aynı. Ama vuruş teknikleri farklı olduğu için biri gol oldu diğeri de herkesi üzdü!
61. dakikada Serdar'ın düşürülmesiyle kazandığımız penaltıda hakem doğru karar verdi. O pozisyonda Novak, Serdar'a çok ince bir hareket yaptı ama hakem Martin Atkinson doğru kararla penaltıyı verdi. Ancak o pozisyon bence bariz gol şansıydı. Hakemin çıkardığı kartın rengi kırmızı olmalıydı. Hani hiç sarı kartı göstermese birşey demeyeceğim ama kart vereceksen çıkacak olan kartın rengi kırmızı olmalıydı.
Özellikle attığımız golden sonra Çek Cumhuriyeti'ne hiç pozisyon vermedik. İş Konya'daki İzlanda maçına kaldı.
Hani bir laf vardır ya, "Anyayı mı göreceğiz? Konya'yı mı?" bunu üç gün sonra yaşayacağız.

Canavarın altında kalacak

F.Bahçe 2-0 öne geçiyor... Geçerken attığı bir gol ofsayt. Yardımcı hakem Ali Saygın Öger'in kaçırdığı "ofsayt" affedilecek gibi değil. F.Bahçe fazla bir şey de oynamıyor. Sahada bir tek Nani kımıldıyor, Fernandao iki gol atıyor. Teknik direktör takımla hiç oynamasa, belki bir şeyler yapacaklar ama kompleksli olan Perreira az da olsa kımıldayan takımı durduruyor. Yalnız Fernandao ile Van Persie olayını nasıl çözecek?

Bakın 5-6 hafta izleyin Fernandao gol atınca, Pereira yumruklarını sıkıp nasıl seviniyor. Van Persie atınca donup kalıyor. İyi teknik adam futbolcu ile uğraşmaz. Futbolcunun abisi ol. Zaman zaman Alman subayı ol! Sert ol. Sen kralsın futbolcu senin işçin! Yarın "Verin bana bonservisimi gideyim" der, diyebilir! Bu teknik adam kendi yarattığı Van Persie sorununu çözemezse F.Bahçe bundan büyük zarar görecek. Ya da Perreira kendi yarattığı canavarların altında yok olacak. Akhisar'ın kazandığı penaltı yüzde yüz doğru. Diego'nun yerine Van Persie ile başlayabilirdi. Diego oyunun yönünü değiştirip iyi işler yapıyor ama Van Persie'yi kenarda oturtmak yanlış. Fernandao'nun güçlü bir fizik yapısı var ama bana sorarsan 'Van Persie mi Fernandao mu?' dersen ben 'Van Persie' derim. Fernandao Nani'nin pasıyla attığı golde az kalsın savunma oyuncusu gibi topu çıkarıyordu. Rakip savunma oyuncusu bile nasıl gol oldu diye şaşırdı.

Caner hırslı ama atılmak için hırslı! Aşırı derecede sinirli. Saçma sapan işler yapıyor. Caner oyununa bakmalı. Caner bindiği dalı kesiyor. İlk gol ofsayt. Bu yanlışlardan kurtulmamız lazım ama bu kadar baskıyı hakemler yiyorlar, yiyorlar sonu ne olacak bilemiyorum. Maçın tamamına baktığınızda Serkan Çınar çaldığı düdüklerde adaletli davranmaya çalıştı. Üzerindeki baskıyı, ürkekliği biraz daha atarsa sanki daha iyi şeyler yapacak gibi geldi bana...

Haydi şimdi bütün eller havaya!

Hep soruyoruz ya kendi kendimize, "Türkiye'de statlara niye seyirci maç izlemeye gitmiyor?" Ben maç seyretmeye gitmek istesem hem yol parası vereceğim hem bilet parası vereceğim hem orada bir şeyler yiyeceğim para vereceğim hem de bu futbolu seyredeceğim! Kusura bakmayın ama seyirciyi bu kadar "aptal" yerine koyamazsınız!
Koskoca doksan dakikada iki pozisyon var; biri Muslera'nın kendini yere atmadan iki elini yana açarak çıkarttığı top. Diğeri de Podolski'nin kolla düzeltip attığı gol. Görüntülerde kol gözüküyor ama yayıncı kuruluş pozisyonu bir türlü yakalayıp ellerini net bir şekilde gösteremedi.
En son iki görüntü ile göstermeye kalktılar, o görüntüler de ikinci dünya harbinden gibiydi! Hani o Alman subayları hızlı hızlı yürürken siyah beyaz görüntüler izleriz ya aynen öyle verildi!
Maçın kırılma noktası Podolski'nin kolla düzelterek attığı gol! Orta hakemin de yeri güzel, pozisyonu görebiliyor. Çizgi hakemi de görebileceği yerde duruyor. Yardımcı hakem bile görebilirdi olduğu yerden! İşte öyle bir pozisyondu. Hani bir şarkı var ya, "Haydi şimdi bütün eller havaya" o şarkıyı çalın bir de Podolski'nin golünü oynatın çok zevkli bir "sahte gol futbol şovu" olur.
Yaşlısına maç veriyorsun, olmuyor! Gencine maç veriyorsun, yine olmuyor. Bakalım bu işin sonu ne olacak?
Galatasaray şampiyonluğa oynuyor. Tat veriyor mu? Hayır! Şu anda F.Bahçe 30-35 dakika, Beşiktaş 20-25 dakika, Trabzonspor ise hiç "tat" vermiyor. Galatasaray da hani 5 dakika belki 6 dakika veriyor. Aksini iddia edenlerle de tartışırım.
Dünkü maçı Galatasaray'a kazandıran yine kaleci Muslera'ydı. Tabii ki, hakem ve yardımcıların haklarını da unutmamak lazım(!) Böyle avanta bir galibiyeti Galatasaray'a sağladıkları için.
Helal olsun... Trabzon'da Trabzonspor'un penaltısını verme, burada kol desteği ile gol atıyorlar görme! Oh ne ala dünya. Yani sonuç kusura bakmayın "kazı, kazan!"

Bu skora kurban kessin!

Dün geceki karşılaşmanın yorumunu yaparken yazanlar genelde ana fikri sona bırakırlar. Uzatırlar da uzatırlar. En sonunda da hakeme iki tane çakarlar veya hakeme, "süperdi" diye yazarlar, yorum biter. Ben sevgili okuyucuları fazla yormayacağım. Bu Astana'dan Galatasaray 2-2'lik beraberlik ile çıkmışsa gitsin Eyüp Sultan'da kurban kessin! Hatta "Dana kessin" diyeceğim ama Başkan ağlıyor, "Param yok" diye! Yöneticiler desen tanıyan ve bilen yok! Başkan bir taraftan ağlıyor televizyonda, teknik direktör öbür taraftan ağlıyor. Normal! Dün hakem "çoban" da ağladı, çıktı! Hem de sümkür sümkür! O kadar çok ağladı ki peçete filan yetmedi. Düşünün kulüp başkanı ağlıyor, teknik direktör ağlıyor, futbolcular ağlıyor. Ve hala çıkıp diyoruz ki "Biz çok iyiyiz, parçalarız. Dörde böleriz. Üçe katlarız..."

Bakın beyler kötü oynarsınız, kabulüm. Kendi kalene gol atarsın, kabulüm. Bir metreden golü yersin, ona da kabulüm. Ama sizin koşmanızı ve mücadele etmenizi hiçbir şey etkileyemez ve engelleyemez!

Dün Astanalı futbolcular bütün mücadeleleri Galatasaraylılardan daha iyi yaptılar. Oyunu Galatasaraylı oyunculardan çok daha iyi okudular. Yani kısacası 90 dakikanın hakimi onlardı.

Dün maçı Galatasaray kazansaydı futbol adına gerçekten "yazık" olurdu.
Tek tek futbolcuları yazmaya kalksam sayfalar tutar. Ama şu bir gerçek ki Galatasaray'da oynayan çok "üst düzey" iki, üç tane oyuncu var. Onların harici biraz fazla alt düzeyde!

Hakemlerimize kızıyoruz, "Neden bunları yapıyorsunuz?" diye! Bu kızanların başında da ben geliyorum. "Bu büyük takımlara çok prim veriyorsunuz" diye! Pozisyonu tekrar tekrar seyredin. Selçuk'un aldığı sarı karta bir bakın Selçuk'un gördüğü kartın Galatasaray'da oynarken bir tane örneğini göremezsiniz. Niye çünkü Selçuk o pozisyonlarda topu tuttu mu, Türkiye'de hakemlerin hiçbiri sarı kartı gösteremiyorlar. Dün gece hakem sarı kartı göstermekle yüzde yüz doğruyu yaptı. Selçuk'un yaptığı yanlıştı!

12 MİLYON TL ALACAK
Selçuk İnan da çıkıyor televizyonlara, "Bizim aldığımız paralar niye çok konuşuluyor?" diye konuşuyor. Konuşulur tabii, Selçuk'un Türkiye'de aldığı para 3.5 milyon Euro! Yani tam 12 milyon TL... Beyefendi 12 milyon alıp ağlayacak sonra da Astana'da el oğlu sarı kartı çakacak gözünün üstüne, yapıştıracak. O Selçuk İnan 90 dakika sahada yürüyecek. Onun aldığı paranın onda birini alan Astanalı futbolcular da sahada "Eşek" gibi koşacak. Bu benzetmeyi Astanalı futbolculara yapıyorum nasıl olsa onlar beni mahkemeye vermezler. Bizimkilere söylesen aman Allah!

Acilen bu işi bırak!

Beşiktaş-Fenerbahçe derbisindeki hakemle Kasımpaşa-Rize maçındaki hakeme gelelim gelmesine de öncesinde şunu da bir konuşalım... 40 yıldır Türkiye'de futbol ahlaksızı, pozisyon sahtekarı veya pozisyon hırsızı futbolcularını konuşan ne bir teknik adam gördüm ne de yönetici... Hiçbirisi çıkıp da "Benim futbolcum futbol ahlaksızlığı yapmıştır. Biz bu ahlaksızlıkla 3 puan kazandık. Bir daha böyle bir şey istemiyoruz. Çünkü bunlarla benim takımım kazanırsa yarın kaybedecektir. Bu futbolcuların hepsinin kökünün kazınması lazım. Ben de takımımda böyle futbolcular istemiyorum" dediyse bana bildirin. Bu da yetmiyor, kazandığı sahte bir hareketle, futbol hırsızlığı ile aldığı puandan sonra sahanın ortasında teknik direktör ve futbolcular sevinç yumağı oluyorsa, hakemin çıkıp (kusura bakmasın) son derece aptalca, "Ben hata yaptım, yanlış yaptım" beyanatını vermesi doğru değil. Hakemin maç bitiminden sonra konuşması yasaktır. Sen böyle konuşursan sana bugün, "Aslanım ne güzel yaptın, sen ne kadar şeker çocuksun. Sayın Deniz Çoban seni pışpışlayarak uyutmak lazım" diyen o basının bir kısmı, yarın senin idare edeceğin başka bir maçtan sonra, "Hadi bakalım bugün de özür dile Çoban" diyecekler. Hatta diyecekler ki, "Derbi maçının hakemi de çıksın özür dilesin." Senin acilen bu işi bırakman lazım. Bu yazılı ve görsel basının ağırlığı, üç büyük kulübü tutarlar. Bunlar için hakemler zurnanın son deliğidir. Çünkü onların taraftarı vardır. Hakemin taraftarı yoktur. Onun için de ne bir teknik direktör ne bir yönetici ne de bir başkan, "Benim futbolcum sahada futbol ahlaksızlığı yapmıştır" diye konuşur. Onun için de hakem hakem gibi olacaktır. Doğru ya da yanlış düdüğünü çalıp basıp gidecektir. Hatayı fazla yapıyorsa da bu işi bırakacaktır. Kimse onlara Allah aşkına gelin de hakem olun demiyor. Bu işi de silah zoruyla yapmıyorlar. Bıraksınlar bu işleri.

NE TORBALAR DEĞİŞTİ NE DE TAVŞANLAR
Hakemlik yaparken binbir cambazlık yapıp binbir takla atarak, bazıları da kişiliklerinden harcayarak maç almaya bakarlar. Bazıları hakemlikten sonra gözlemci olmak için 4 takla atar. Bazıları da komitelere girmek için bırakın 4 taklayı, 14 taklayı, siyasileri devreye sokarlar. Peki bu taklaları atanlar bu araya soktukları insanlarla MHK'lere gelenler sonra nasıl hakem tayini yapacaklar. Yukardan birileri onlara, "Bu maça şu hakemi gönder" dediğinde ne yapacaklar? Bakın çok net yazıyorum... Yıllarca bu işler böyle oldu. Zaman zaman düzgün yapıldı. Ama o düzgün zamanlar azdı. Onun için de kimse kimseyi kandırmasın. Beyler! Size çok ufak bir hatıramı anlatayım. Yıllar önce bir Trabzon- Fenerbahçe maçından 5 gün önceydi. Fenerbahçe'de o zaman yönetici olan Hayri Yazıcıoğlu, "Bu haftaki maçımıza seni istiyoruz" dedi. "Trabzon'da senle oynarsak yüzde 50-50 oynarız yoksa bizi duman ederler" diye ekledi. Kendisine "Bu hafta benim sıram yok. Hafif de bir sakatlığım var. Bu iki sebebi de bırak hakemler kura ile çekiliyor" dedim. O zamanlar hakemler torbadan kura ile çıkıyorlardı. Üst düzey hakemler buna son derece karşıydık. Hayri'nin cevabı enteresandı, "Sen torbayı filan bırak maçı yöneteceksin." Hayri benle konuştuğunda salı günüydü. Perşembe günü TFF'deki kurada maalesef Erman Toroğlu çıkarak o maçı yönetti. Çünkü torbanın içine 3 tane Erman Toroğlu atarsan bir tane Erman Toroğlu çıkacaktır tavşan gibi. Maalesef yıllar geçiyor ne torbalar değişiyor ne tavşanlar ne de sahada oynayan futbol sahtekarları, futbol üçkağıtçıları, futbol düzenbazları. Bazılarına bu cümleler ağır gelebilir ama maalesef bunlar yüzünden çok maçlar kaybediliyor, çok maçlar kazanılıyor haksızlıkla. Belki de çok ocaklar sönüyor... Neden derseniz, haksız şekilde küme düşürülen takımlardan futbolcular başka takımlara transfer olarak giderken ölüyorlar yollarda bunu da gördük. Bazen insanın ağzına konuşmak için neler geliyor ama yutkunuyorsunuz. Ama hiç olmazsa sizi aptal yerine koyamıyorlar. Uygulamaları net görüyorsunuz. Yöneticilerin birbirinden farkı yok. Hepsi bu alemi çok iyi biliyorlar. Kafalarında hep şu var, "Dün benim yaptığımı bugün başkası yapıyor mu?" Futbola zarar vermişler, marka değerini ayaklar altına almışlar hepsi hikaye. Türkiye'de bir şike süreci yaşandı. Sonucunun ne olduğunu gördük. Daha neden bahsediyorsunuz.

SAHTEKARLARI TESPİT İÇİN EKİP KURULMALI
Peki bu futbol düzenbazlarını neden şimdiye kadar halledemedik? Futbol Federasyonu sahadaki hakemi aldatmaya yönelik hareketler için bir ekip kurmalı, bunları televizyondan belirlemeli ve bunlara en az 5 maçtan başlayan cezalar vermeliler. Bakın o zaman bir daha bu futbol sahtekarları piyasaya çıkacaklar mı? TFF Başkanı'nın bu konuda yetkisi vardır, istediğini PFDK'ya gönderebilir. Yıllar önce Ankaragücülü bir oyuncu kramponlarıyla kalenin yan ağlarını yırttı ve hakeme yanlış karar verdirdi. Hakem Adnan Türkkan hakemliği bıraktı. Futbolcu ceza heyetine gitti ama aldığı ceza azdı çünkü disiplin kurulu futboldan nasibini almamış hukukçulardan kurulmuştu (zaten genelde böyle oluyor) sonunda ne oldu biliyorsunuz o zamanki TFF Başkanı Şenes Erzik bu futbolcuya bir kez daha disiplin heyetine gönderdi ve iyi bir ceza verdirdi. Yıllarca benim gördüğüm tek olay budur. Başka da görmedim.

ÖNCE FORMAYA BAK SONRA DERBİ YÖNET
Derbi maçının hakemi Halis Özkahya'ya gelince; hakem olsa soyunma odasına geldiğinde formaların hem önüne bakardı hem de arkasına... Bakmadığı için sahadaki pozisyonlara tek taraflı baktı herhalde. Birinin formasının arkası lacivert diğerininki siyahtı. Daha bunu bile beceremeyen bir hakem derbiyi nasıl yönetsin!

CÜNEYT YUKARI DİĞERLERİ AŞAĞI
Türkiye'de hakemler kötü... Futbol Federasyonu manevi, özellikle de maddi çok büyük destek vererek Cüneyt Çakır'ı yukarıya doğru itti. Bence doğru da yaptılar. Ama Cüneyt Çakır'ı iterken, Cüneyt Çakır'ın babası, oğlunun rakiplerini geriye doğru itti. Mesela; Fırat Aydınus, mesela Selçuk Dereli, mesela Bülent Yıldırım... Acaba diyorum şimdi sırada istikbal vadeden Ali Palabıyık mı var? Çünkü bu hakem derbide çizgi hakemi olarak görev yapıyor. Öyle bir maçta ben şahsen Ali Palabıyık'ı bu görevde görmek istemem. Çünkü hakemlik aleminde söylenenler, "Şimdi sırada Ali Palabıyık var." Bu alem enteresandır, içinde olmayan bilmez. NO T: Cüneyt'in final maçı idaresine Futbol Federasyonu Başkanı Yıldırım Demirören özel uçağı ile giderken, Serdar Çakır'ı da yanına alırsa sonra o Serdar Çakır profesyonel hakemlerin eğitilmesinde başrol oynarsa sonra da Türkiye'de bu işler olursa sakın kimse bu işler neden bu halde demesin.

VAN PERSİE HAKLI
Van Persie yardımcı hakemin yanındaki daracık çim alanda ısınmaya başladı. İkazlara rağmen tribünün önündeki ısınma alanına gitmedi. Kimisi "ukala" dedi kimisi "şımarık." Ama bu işi araştırdığımda o kenardaki futbolcu ısınma alanının halı saha gibi suni bir çimden olduğunu öğrendim. Van Persie de orada ısınmamakla son derece haklıdır. Bu ligde tonlarca para harcıyorsunuz, o statta derbi oynatıyorsunuz sonra futbolcuya diyorsunuz ki "Sen mermerde ısın sonra da sana bilardo sahasında top oynatayım." Van Persie hareketinde son derece haklıdır. Bizim aptalca yaptığımız uygulamalar yüzünden.

GÜNEŞ AYIP ETTİ
Şenol Güneş bazen güzel şeyler söylüyor bazen de ayıp ediyor. G.Birliği ile oynadıkları maçta İlhan Cavcav bir pozisyonla ilgili kimseyi töhmet altında bırakmadan fikrini söylüyor. Ama Şenol Güneş'in cevabı sınırları aşıyor:"Cavcav'ın o mesafeden gözleri görüyor mu?" Cavcav çok sakin karşılık veriyor, "Ben gazeteyi gözlüksüz okuyorum." Ya şöyle deseydi ne olurdu acaba? "Şenol Güneş benim yaşıma gelse göreyim onun gözünü." İnsanların sağlıklarıyla asla alay etmeyeceksiniz.

Pereira psikolojiden anlamıyor

Fenerbahçe neden Beşiktaş'a kaybetti? Çünkü yanlışları çoktu... Kimin yanlışları vardı? Vitor Pereira'nın... Ne yaptı Pereira?
Fenerbahçe Teknik Direktörü, psikolojiyi bilmiyor. Fenerbahçe Teknik Direktörü, tribüne oynuyor! Bu Fenerbahçe'nin kadrosunu kaldıracak teknik direktör değil. Hakemin yaptıklarını ve hataları da eklersek işte yenilginin özeti bu arkadaşlar... Şimdi biraz açalım söylediklerimizi; Van Persie ile hoca arasında sıkıntı var. Teknik direktörlük duyguyu kaldırmaz. Esneyeceksin ama ne kadar esneyeceğini de bileceksin. Pereira, psikolojiden anlamıyor. Sosyoloji, matematik falan biliyor ama psikolojiyi anlamıyor. Geçen haftadan beri başına çorap örmeye başladı.
Ben olsam Van Persie ile başlardım. Van Persie olsa Fernandao'nun kaçırdığı o pozisyonları kaçırmazdı. Çünkü ayağına çok hakim Van Persie.
Pereira, takım üzerinde otorite kurmak istiyor. Hedefe ulaşmak için otorite bağırarak, çağırarak yapılmaz. Bağırıp, çağırıp futbolcuyu oturtursun ama futbolcu da seni oturtur! Kala kalırsın!
Psikolojiyi bilmiyor dedik ya! Neden bilmiyor? Maç başlamadan önce Fenerbahçe Teknik Direktörü Pereira, önce yedek kulübesine gidip "Çak" yaptı. Bunu yapmaması lazımdı. Van Persie ile Diego'nun zoraki "Çak" yaptığını herkes gördü. Otoriten işte böyle hareketlerle sarsılır. Fenerbahçe'de sinirler gergin. Futbolcular sakin değil. Yoksa ilk yarıda o 2 golü birden yemezdi Fenerbahçe.
Fernandao iyi, kurbanlık koçlar gibi koşuyor! Kafayı çakıyor ama o kadar! Oraya, o bölgeye bence gençlerin geçmesi lazım. O golleri nasıl kaçırırsın? Aynı pozisyonlarda Gomez nasıl attı golleri?
Şu kadro ile bu kadar para ile kurulmuş Fenerbahçe'nin Beşiktaş'ı yenmesi gerekirdi. Beşiktaş öyle aman aman futbol oynayan bir takım değil. Attıkları goller karbon kağıdı konmuş gibi goller.
Goller duran toplardan geldi. Neden? Çünkü kafaya çıkacak adam yok takımlarda. Volkan Şen iyi oynadı. Çok çabaladı. Markovic adale sakatlığı ile sahayı terk etti. Bugüne kadar 6-7 adale sakatlığı yaşadı Fenerbahçe!. Bana Fenerbahçe'nin antrenmanlarında bir sakatlık var gibi geliyor. Ne diyordu Pereira, "Ben böyle çalıştırırım. Çalışmamızın semeresini derbilerde göreceksiniz" demişti. İşte bir derbiyi kaybetti.
Şimdi hakemlerin yaptıklarına gelelim;
Halis Özkahya, Beşiktaş'ın ilk golündeki ofsaytı göremedi. Kendi kalesine atıyor ama Ersan orada aktif olduğu için bu pozisyon ofsayttı, gol değil. Nani ile hakemin ilk yarıdaki tartışması ilginçti. Nani tam giderken bir lafı yapıştırdı. Hakem kala kaldı. O anda hakemin hemen kartı göstermesi lazımdı. Hakem "Ben sana gösteririm" şeklinde tavra girdi. Hakem 10 dakika sonra enteresan bir sarı kart gösterdi Nani'ye! Hakemsen pozisyonun olduğu anda kartı göstermelisin. Sonradan hesap kesersen, şartlı maç yönetiyorsun demektir. Bu da iyi bir hakemin yapacağı iş değil! Ersan'ın rakibine vücudu ile girdiği pozisyonda hakem ikinci sarıdan Ersan'ı oyundan atmalıydı. Atamadı! 85. dakikada Van Persie'nin bir ofsayt ile kesilen pozisyonu var. O pozisyon da ofsayt değildi. Son pozisyonda yardımcı hakem Gökhan Töre'nin pozisyonunda ofsayt kaldırdı ama değildi. Bu da yardımcı hakemin yanlışıydı!