CANLI
SKOR
Erman Toroğlu

Erman Toroğlu

Pereira’nın hediyesi

Galatasaray, ilk yarıda daha etkiliydi. İstediklerinin çoğunu sahaya yansıttı. Daha çok sol taraftan Sneider ve Podolski ile Şener'in kanadına hücum ettiler. Fenerbahçe, Şener'i çok yalnız bıraktı. Yardıma gitmediler. Buna karşılık Fenerbahçe, Volkan Şen ile Semih'in tarafına çalıştı. Semih çabuk bir oyuncu değil, süratli de bir oyuncu değil. Karşısındaki Volkan Şen ise tam tersine çok çabuk ve süratli bir oyuncu. Galatasaray, Semih'i fazla hücuma sokmadı. Herhalde yeni evli olduğu için fazla ileri gitme, dönemezsin demişler. Galatasaray'da iki tane sol ayaklı oyuncu var: Podolski ve Sinan Gümüş. Bir de Emre Çolak'ı ekleyin. Bu rakip için çok ters! Top çevirmede rakibe ters gelme bir takım için büyük avantajdır. Sağdan sol ayaklı ortalar defansı inanılmaz rahatsız eder. Pis toplardır. Fenerbahçe'de böyle bir üçlü yok.
Sneijder, Podolski, Emre Çolak ilk yarıda orta sahada sazı ellerine aldılar. Ama Fenerbahçe'ye bakıyorum, sazı eline alan yok. Saz kenarda duruyor ama eline alan yok. Şahsi birkaç pozisyon ürettiler o kadar. Ama diyeceksin ki orta sahada kim oynuyor? Mehmet Topal var Josef var. Böyle olunca top Galatasaraylı oyuncuların ayağına daha fazla yakışıyor tabii ki. Fenerbahçe'ye bakıyorum bir şey yapması lazım ama yapmıyor. Hiçbir şey yapamıyorsa Galatasaray'ın oyununu çomaklaması lazım. Tekere çomak sok, onu boz. Onu da yapmıyorsun.
İkinci yarıya başlarken Vitor Pereira, Robin van Persie'yi alıyor, kabulüm. Ama ona top götürebildin mi ki ilk yarıda? Götüremedin! Fernandao'ya da top götürmezsen o ne yapacak!
Galatasaray'da Sneijder'in çıkması dezavantaj oldu. Böyle bir maçta böyle bir isim her zaman avantajdır. Sneijder oyunun kaptanıydı. Alıyordu, veriyordu, terse dönüyordu. O çıkınca Galatasaray o organizasyonları kaybetti.
Oyun Fenerbahçe lehine terse döndü. Ama Pereira burada yanlış yaptı. Markovic'i alacağına çift santrfora dönebilirdi. Hiç olmazsa çift santrfor oyna. Galatasaray'ın en zayıf yanı defansı. Bu ikili Van Persie ile Fernandao iyi işler de yapıyorlar birlikte. Ayağına kurşun sıkmak gibi bir şey oldu Van Persie'nin çıkması. Pozisyon geliyor ayağına kullanacak adam lazım. Van Persie gibi bir adam lazım ama o yok. Galatasarayın fizik olarak ne olduğu belli. Sen atamazsan, yıkacaksın. Yıkmak için bir değil iki adam lazım. Sen iki adam varken niye birini çıkarıyorsun?
Lig şampiyonluğunu Beşiktaş'a veren Pereira, Türkiye Kupası'nı da Galatasaray'a elleriyle hediye etti, hayırlı olsun!..

Şampiyon: İyi niyet

Beşiktaş takımı öyle de şampiyon oldu, böyle de şampiyon oldu! Şimdi diyeceksiniz ki "Bu öylesi, böylesi ne demek?" Öylesi de şu, böylesi de; 3 senedir dışarıda oynayan, harcamaları kısıtlı olan, para için futbolcu satan bir takım... Rakibi Fenerbahçe ise neredeyse 15 futbolcu gönderiyor, 35 futbolcu alıyor... Birisi gurbette yarışıyor, birisi evinde...
Birisinde ciddi futbolcular ve ciddi bir antrenör var, birisinde şımarık futbolcular ve şımarık bir antrenör... Birisi maddi açıdan zorlanıyor, birisine devamlı para akıyor. Üstelik o ilk bahsettiğim birisi stat yapıyor! Yani Beşiktaş öylesine de şampiyon oldu, böylesine de... Hatta bir maç kala Futbol Federasyonu'nun sağlıkla ilgili vatandaşları, saçma sapan bir karar alarak Beşiktaş'ın antrenmanına gidiyor, 'doping baskını' yapıyor. Yani öyle bir zihniyet var ki Türkiye'de, her yerde oynuyorlar! Yıllarca da oynadılar!
Bu noktada Beşiktaş Başkanı Fikret Orman'ın 3 ay önce söylediği bir cümle var: "Herkesin bir hesabı vardır, doğrudur veya yanlıştır. Ama Allah'ın bir hesabı vardır ki kimse onu bilemez." İyi niyetli olursanız Allah da sizin yanınızda olur. Ama art niyetli olursanız, her şeye bir şey yaparsanız sonunda tokadı yersiniz. Ama sonunda yersiniz... Niye? İşkence çeke çeke...
Şampiyonluk maçından sonra "O böyle oynamış, bu böyle oynamış" hepsi hikayedir. Kazananı kutlamak gerekir. Beşiktaş; başkanından yöneticisine, teknik direktöründen futbolcusuna, sağlık ekibinden masörüne ve iki yıldır Olimpiyat'ta, Başakşehir'de, Konya'da, Ankara'da ve son olarak Vodafone Arena'da takımlarını yalnız bırakmayan taraftarına dek sonuna kadar şampiyonluğu hak etti. Onları tebrik etmek lazım. Ama işleri şimdi daha zor.
Şöyle ki; aynı transfer politikasını güderlerse bu Beşiktaş'ın geleceği açısından avantaj olur. Hatta bu program bir gün G.Saray'a ve F.Bahçe'ye de örnek olur. Onların da zorla ayağını yere bastırırlar. Belki de bu Türk futbolunun geleceğini kurtarır. Zor bir işi başardılar. Önlerinde daha zoru var: Şampiyonlar Ligi... Maçlar biter yeni sezon hazırlığı başlar. Bu böyledir! Hem de en radikal kararları alarak. Şampiyonluk Beşiktaş camiasına hayırlı olsun.

Aydınus, Aydınus...

Fırat Aydınus, maça yüzde 100 tesir etti. Verdiği ve vermediği kararlarla Fenerbahçe'yi anormal arkadan itmesine rağmen Başakşehir, söke söke 3 puanı aldı. Bakınız, Türkiye'de bu tarz eyyam düdükler olduğu müddetçe biz Türk futbolunda bir yere gelemeyiz.
Başakşehir takımıyla, Fenerbahçe arasında futbol açısı, fizik, plan ne derseniz deyin büyük fark var.
Ama bu büyük fark sahaya yansıyamıyor. Neden? Bizim eyyamcı hakemlerden...
Aydınus, FIFA hakemliğinden gittikten sonra tamamen eyyama başladı.
İnanılmaz derecede hesaplı maç idare ediyor. Bu 7-8 hakeme büyük miktarda maaş bağlandığı için artık 'Tüccar Hakem' sınıfına girdiler. Tüccarlar, ne olursa olsun kendileri kazanmak isterler, kaybetmek istemezler. Tüccar, kuvvetliden yana olur. Bakınız, maçı yazacağım bana Aydınus maçı yazdırmıyor. Kendimi Başakşehirli teknik heyet veya futbolcuların yerine koyuyorum, isyan ediyorum. Onlar için isyan ediyorum. Eğer bu tarz hakemlik yapacaksanız, yapmayın defolun gidin.
Fenerbahçe takımı, doldur boşalttan başka hiçbir şey yapmadı. Hakemin de desteğiyle doldur boşaltlardan pozisyon buldular. Penaltı da kazandılar. Daha hafifini Fenerbahçe lehine veren hakem, daha ağır hareketi (Volkan'ın Napoleoni'yi düşürdüğü pozisyon) Başakşehir lehine çalamadı. Volkan Şen, göstere göstere hakeme küfür ediyor ama 'tık' yok. Ozan, rakibin kafasına basıyor, sarı kart. Bari gösterme, görmedim dersin!
Eyyamcı Fırat! Belki de tek doğru kararı Volkan Şen'in ilk yarıda penaltı beklediği pozisyona devam kararıydı.
Orada da çizgi hakeminin kendinden emin tavrı olmasa yine eyyamın kralını yapardı.
Bakınız, ben bunları futbolculuk hayatımda çok yaşadığım için yazımda da isyan ediyorum. Eğer bu sistem Türkiye'de devam ederse maalesef Türk futbolundan bir halt olmayacak.
Şu maçı Fenerbahçe kazansaydı, futbol namına ayıp ve yazık olmaz mıydı?
Fenerbahçe şahıs, şahıs futbolculara kalmış.
Bir gün bir tanesi oynayacak, maç kazanacaklar. Takım oyunu derseniz, arabın yalellisi. Aslında F.Bahçe'nin kadrosuna baktığınızda bu takım akıllı bir teknik direktörün elinde olsa lig bitmeden 5 hafta önce şampiyonluğunu ilan ederdi. Şimdi ne oldu?
Önümüzdeki hafta Vodafone Arena'da lig bitebilir. Başakşehir'i tebrik etmek lazım.
Yalnız oynadıkları oyundan değil. Böyle bir rezil hakeme isyan edip atılmadıkları için.
Volkan Babacan'a da ayrı bir paragraf şart... Bir kalec i nasıl olur, nasıl oynar, nasıl bir beyefendidir, nasıl bir insandır?
Daha da fazlası... Basınımızdaki bazı yalaka kalemşörlere ve görsel basındaki bazı yalaka yorumculara rağmen Milli Takım'ın kalesini neden koruduğunu hepsinin suratına vura vura gösterdi. Bu çocuk konuşmuyor, çıkıyor oynuyor, bunu görmek istemeyenler var. Bu çocuğun moralini bozmak isteyenler var. Türkiye'de yalaka çok.

İbre Beşiktaş’ta

Aylar önce iyi oynayan Beşiktaş hakkında şu cümleyi sarf etmiştim: Beşiktaş'ın şampiyonluk yolunda iki tane büyük handikapı var. Biri Şenol Güneş, biri Fikret Orman... Çünkü bunlar çok iyi işler yapmalarına rağmen öyle zamanlarda, öyle cümleler kullanıyor ki ortada bir şey yokken ortalık çarşamba pazarına dönüyor.
Nitekim bizi yanıltmadı başkan Fikret Orman. Durup dururken "Galatasaray şike yaptı" diye bir cümle söyledi, çarşı karıştı. Ben Galatasaray takımını Fenerbahçe maçı dahil son üç aydır bu kadar hırslı görmedim. Çok tempolu başladılar, iyi de işler yaptılar ama şunu düşünemediler.
Hırslısınız tamam da arabanın deposu benzinle dolu olacak! Sen yarım depoyla son gaz gitmeye kalkarsan çok benzin yakarsın depo boşalınca da teklemeye başlar, sonra yolda kalırsın. Dün gece de öyle oldu.
Beşiktaş, fizik olarak Galatasaray'a göre daha iyi.
Kenarda oturan hücum gücü yüksek futbolcuları da var.
Şenol Güneş, 60'tan sonra Galatasaray'a karşı kenarda oturan bu tehlikeli oyuncuları sokmaya başlayınca işin rengi değişiverdi. Oğuzhan ve Sosa, ataklarda Gomez'in yanına giriyorlar ama onlar oradan yorgun geldikleri için ne Gomez'e tam yardım edebiliyorlar, ne de kendileri çok diri kalabiliyorlar.
Cenk Tosun, bu alana diri olarak girince Galatasaray defansının da dikkati ikiye bölündü. Nitekim kimin ne yapacağına karar veremeden Oğuzhan- Cenk-Gomez üçlüsü golü yapıştırıverdi. Aslında ikinci yarıda Sosa biraz daha diri kalıp, gelen pozisyonları gol yapabilse işin rengi değişir, fark bile gelebilirdi.
Ama bu şunu gösteriyor, Sosa da çok yoruluyor. Çünkü Sosa ileriye dönük oynayan bir oyuncu. İyi güzel de Olcay ne yapıyor? Bal yapmayan arı.

BELKİ BU GECE ŞAMPİYON BELLİ OLUR
Bu maç Beşiktaş için inanılmaz önemliydi. Bu Beşiktaş, Osmanlıspor'u anormal büyük sürprizler olmazsa Vodafone Arena'da yener. Ondan sonra Torku Konyaspor maçı... Şu anda ibre tamamen Beşiktaş'a döndü. Tabi bugün Fenerbahçe ne yapacak?
Belki de bu gece Beşiktaş şampiyon olabilir.
Şimdi sarı-lacivertli oyuncularda büyük baskı var.
Galatasaray ve Fenerbahçe seyircisini anlayamıyorum.
Birisi Donk'u ıslıklıyor, diğeri Diego'yu... Zaten Galatasaray fizik olarak güçsüz. Sen adamı ıslıklayınca o zaman Galatasaray, otomatik olarak 10 kişiye dönüyor.
Böyle bir rezillik sporda olmaz. Sonra da "Ben takımımı seviyorum, taraftarım" diyorsun.

KALKAVAN DOĞRU YOLDA
Süper Lig'de ilk maçlarına çıktığında biraz sallanıyordu Mete Kalkavan. Maça çıktıkça kendine güveni gelmeye başladı. En beğendiğim tarafı eyyam yapmıyor, gördüğünü çalmaya çalışıyor. Bazı ağabeylerine göre çok daha iyi, çok daha dürüst bu konuda.
Cüneyt Çakır, UEFA'nın gözdesi...
Avrupa'da sürekli maç alıyor. TFF'nin de gözdesi Mete Kalkavan... Çünkü Cüneyt Çakır, Türkiye'de gördüğünü çalan bir hakem tipi değil, düşündüğünü çalan bir hakem.
Bu çocuksa tam tersini yapıyor, gördüğünü çalıyor. Hatası yok mu? Var... En büyük hatası zaman zaman pozisyonlara yakın olmak için oyunun içine giriyor.
Topa ve futbolcuya müdahale alanında geziyor. Seyredecek, nerede hata yaptığını TV'de çözecek.

Diego’ya ayıp ediyorlar!

Şampiyonluğa giden Beşiktaş ve Fenerbahçe, en zor üç haftaya girmeden evvel leblebi gibi rakiplerle haftayı kayıpsız geçirdi. Önceki gün Beşiktaş, dün de Fenerbahçe, güle oynaya kazandı. İş önümüzdeki hafta biraz belirlenecek gibi gözüküyor. Yalnız şuna dikkat! Türkiye Ligi'nde alttakiler ile üsttekiler arasında büyük fark olmaya başladı.
Böyle giderse rekabet azalacak, heyecan azalacak, haliyle de seyirci sahalardan kaçacak. Önceki akşam Beşiktaş'ın rakibi, dünkü Fenerbahçe'nin rakibi, ligde oynayacak düzeyde takımlar değiller. Düşünün, 90 dakika geçiriyorsunuz Fenerbahçe kalecisi Volkan Demirel'i bir defa yere yatıramıyorsunuz. Volkan nasıl pırıl pırıl sarı kıyafetleriyle maça başladıysa öyle bitirdi.

FARK DAHA FAZLA OLABİLİRDİ
Aslında dünkü maçta fark çok daha fazla olabilirdi. Fenerbahçe de baktı ki rakip bu kadar, o da kendisini sıkmadan oynadı, 3-0 yaptı. Bu skoru bulurken de hiç zorlanmadı. Yani bir gol yese, yanlışlıkla ikiyi de yese maçı bir anda 5, 6 gollü galibiyetle bitirecek noktaya getirebilirdi. Öyle bir maç yani, öyle bir rakip... Böyle bir karşılaşmayı izlerken, insanın başka işlerle uğraşası geliyor.
Peki Fenerbahçe bu kadrosuyla niye şimdiye kadar rakibiyle arayı açamadı? Bu teknik direktör, Robin Van Persie ile kapıştı, ötekiyle bilmem ne yaptı. Sonra birileri çıkıp "Hop kardeş, sen biraz dur. Takımı da böyle çıkar, şöyle oynat" dedi, belli...

METE KALKAVAN'A İŞ DÜŞMEDİ
Ne zaman Van Persie yedek kulübesine bakmadan oynamaya başladı, Fenerbahçe'nin oyun şekli de güzelleşti, teknik kapasitesi de arttı. Nitekim Van Persie banko oynamaya başlayınca, yaptığı asistler ve attığı gollerle teknik direktörünün gözünün içine bazı şeyleri soktu. Hem de göstere göstere... Onun için büyük yıldızlar alıyorsanız, onları idare edecek kapasitede kompleksi olmayan teknik direktör almalısınız.
Son 300 metredeyiz... Sonuç foto finiş mi olacak, yoksa fark bir tık açılacak mı? Kararı, önümüzdeki hafta vereceğiz zannederim.
Hakem Mete Kalkavan için bir şey yazmaya gerek yok. Çünkü tek kale maç oynanınca, hakem neyin aleyhine düdük çalacak ki!
Diego Ribas'a bir paragraf açmak lazım. Fenerbahçe seyircisinin, Diego'ya yaptığı iş son derece ayıp ve yersiz. Bir duyuma göre; kiraladığı evden çıkıyormuş. Başka eve mi gider, Türkiye'den mi gider onu bilemeyiz. Teknik direktör maç farka gidince Diego'yu oyuna sokup seyirciyle barıştırmak istedi. Ama ne olursa olsun dün gece Kadıköy'deki seyircinin bu hareketi yapması kulübünü seven taraftara yakışmıyor.

Bir Gomez, Kayserispor’a bedel

Çocukken mahallede oynadığımız bazı maçlar vardır. Hani tek kale oynarsınız. Aynen öyle oldu dün gece Vodafone Arena'da. Kayserispor, Beşiktaş karşısında ne hücum yapabildi ne defans yapabildi.
Aslında Beşiktaş şu görüntüde bile arka tarafta zaafları olan bir takım. Ama Kayserispor bundan yararlanamadı dün gece. Beşiktaş da sonuçta istediğini aldı. Ricardo Quaresma oynadığı dönemde fark da yaptı, futbol şovunu da. Daha fazla fark lazım olsa yapar mıydı, yapardı.
Aslında puan cetveline baktığınızda bazı şeyleri net görebiliyorsunuz.
Kayserispor'un şu ana kadar attığı gol (23). Yani Beşiktaş'ın Alman golcüsü Mario Gomez'den az. Yani tek başına Mario Gomez (24) Kayserispor'dan fazla gol yapıyor.
Bugün Fenerbahçe, Gaziantepspor ile karşı karşıya gelecek. Eğer bir terslik olmazsa o da buna benzer bir maçla rakibini geçer. Ondan sonrası artık kader mi dersiniz, başarı mı dersiniz... Ne derseniz deyin. Siyah-beyazlı takım hiçbir yoruma ve takıntıya mahal vermeden dün gece üç puanı çıkardı. Güzel goller oldu. Fotojenik.
Siyah-beyazlıların zaten bu golleri atmasında bir sıkıntı yok, yemesinde var. Aynen geçen hafta olduğu gibi. Akhisara Belediyespor'a üç tane atıyorsunuz, üç de yiyorsunuz. Yemesiniz ne olurdu bugün, çok farklı şeyler olurdu. Şenol Güneş, Bursa'da Akhisar'da çok farklı oynatıyor. Ama defans yönünden aynı güzel şeyleri söylememiz zor. Dersi iki taraflı çalışacaksın futbolda. Atacaksın ama yemeyeceksiniz. Eskiden öyle derdik 'atar yemez amca'. Beşiktaş çok zaman 'atar ama, yer amca'yı oynuyor.
Zaten bundan sonraki maçlarında atıp yemezse işi bitirecek. Bu kadar basit. Ama o yememe şansını düşünebiliyor musunuz? Dün akşamki maça göre bile bence hayır. Beşiktaş yediğinden fazla atarsa şampiyonluğa ulaşacak. Çünkü Beşiktaş'ın atıp yememe şansı çok zor.

Bağıra bağıra geldi

Yardımcı hakem Volkan Bayarslan'ın dövülmesinin sebebi hakem Bülent Yıldırım'dır. Tribündeki tellerin yıkıldığını görüyorsun, çağırırsın hakemlerini yanına tedbir aldırırsın. İçinden ne diyor o biliyor musun? "Seyirciyi sen tahrik ettin" derler, sonra maçı bana yıkarlar!
İyi sana yıkmadılar ama orada armut gibi bıraktın yardımcını... Kafasını, gözünü yardılar. Maçın yarıda kaldığı belli, sen yardımcıların gelmeden içeri kaçıyorsun. Yardımcı hakemlerini beklesene! Sen horozsun, onlar tavuk... Kümese onlardan önce nasıl girersin! Bırakır eve giderim!
Olay belli çıkacak, maç zaten 4-0 olmuş. Bakarsın tehlike var, sahaya girenler var, oyunu durdurursun. Amirini çağırırsın. "Beyler buraya hat çekmezseniz maçı devam ettirmem" dersin. Hakemlere de "Gelin buraya" dersin. İnsanın sağlığı hakemden kıymetli mi? Ama benim hakemlerimden birisinin kafasına F.Bahçe'nin stadında 6 tane dikiş atıldı soyunma odasında, ama maçı oynattı. Hatta şu anda hakem dağıtıyor. F.Bahçe-G.Saray maçı idare edilmeden olmazmış. Bal gibi olur. Bırakır eve giderim, başkası yönetir. Bak bakalım bir daha yapabiliyorlar mı?
Armut gibi duruyor! Bu yardımcı hakemin dövülme olayı var ya Bülent Yıldırım'ın eseridir! Bağıra bağıra geldi. Diyorum ki faciaya gidiyor. Sahanın içinde siviller var. Polisler öteki tarafta. Hakemin dayak yediği yerde bir önlem alınmamış. Yazık! O çizgi hakemi armut gibi duruyor orada. Başlarım maçına ya! Çekerim hakemlerimi orta sahaya, "Beyler burada güvenlik önlemini alın, devam edelim" derim. Haa taşkınlık mı yapıyorlar? Çeker giderim içeriye, banane ya! Bu dayağı yedirmem hakemime!
Ama Bülent Yıldırım hepsinden önce kaçıyor içeriye... Bu olaylar yüzde yüz güvenlik zaafiyetidir. Kimse kusura bakmasın bu olaylar Trabzon Emniyet Müdürü'nün eseridir. Bu takım kurşunlanmış, bu takım bilmem ne olmuş, bu takımın her maçı olay. Orada tehlikedeki adam çizgi hakemi... Onunla seyirci arasına 5 tane polis koyamadınız mı?
Evet, hakeme yapılan saldırı son derece çirkin. Bunun neticesi ne olmalı? Bu seyirci okkalı bir ceza almalı.
Ama şunu da unutmayalım; Futbolda son dört yıldır yaşananlar, sorumsuz beyanatlar verenlerin, kendini imparator görenlerin, basın toplantısında ukalalık yapanların sonucudur.
Maçın ilk yarısında Trabzonspor lehine verilmeyen pozisyon, kesinlikle penaltıydı. Ama Bülent Yıldırım maalesef hakemliği boyunca bazı şeyleri görmedi, bazılarını gördü. Maçın içinde net sarı kartlık pozisyonlar var. Skora göre hareket edip, onları iki takıma göre kullanmadı. Bu olay 3-5 serseri ve Bülent Yıldırım'ın eseridir.
Maça gelecek olursak... Netice sürpriz mi, kesinlikle hayır. İlk yarı verileri geliyor, en fazla topla oynayan takım Trabzon, en fazla bilmem ne yapan takım Trabzon, en fazla şunu bunu yapan takım Trabzon... Netice, ilk yarı 2-0! E peki diyeceksiniz ki; Nasıl oluyor bu iş? Kardeşim futbolun gerçekleri var. Futbolda rüya yok, hikaye yok, La Fontaine'den masallar yok. Fenerbahçe çıktı sahaya maç nasıl oynanacaksa öyle oynadı, nasıl kazanılacaksa öyle kazandı.
Peki bunda Pereira'nın payı var mı? Kesinlikle yok... Neden? Adam ligin ikinci yarısının yarısına kadar egolarını tatmin etti. Saçma sapan otorite sağlamaya kalktı. Herhalde bir noktada yukarıdan zılgıtı yedi, şimdi kaç maçtır takım aynı, sistem aynı... Ukalalık yapmıyor. Takımda da herkes yerini biliyor, makine de tıkır tıkır yürüyor.

Plastik huniler gibi!

İsterseniz önce yedek kulübesinden başlayalım. Maç oynanıyor yedek kulübesinde Serdar ağlıyor. Yahu kardeşim futbolda her şey var. Hani taraftar bağırıyor ya: "Yensen de yenilsen de..."
Futbolda şans denen bir olay vardır. Ama bu şans mutlak surette daha iyi oynayana ve kuvvetliye güler. Şunu net olarak söyleyelim bu Beşiktaş takımı, bu kaleci ve bu dörtlü defansıyla eğer şampiyon olursa futbol adına bu büyük şanstır. Veya şöyle diyebiliriz; bu hücumcuların zaferidir.
Şampiyonluğa oynayan bir takım, deplasmanda üç tane gol atıyor ve rakibini yenemiyor. Bunun tek sorumlusu vardır, kimler golü yiyorsa onlar. Tamam, futbol için takım golü atar, takım golü yer diyoruz ama Beşiktaş'ta oynayan kaleci ve arka taraf öyle işler yapıyorlar ki Arabın yalellisi gibi golleri yiyorlar.
İşim olmasa doksan dakikayı banttan seyretsem, Beşiktaş'ın arka tarafında oynayan dörtlü kaç pas yaptıktan sonra topu birinci bölgeden ikinci bölgeye geçirmişler ona bakarım. Yan top, yan top, yan top... Yok böyle bir şey. Arkadaki dörtlünün bir görevi vardır; topu kesip ikinci bölgeye en kestirmeden atmak. Topu burada eveleyip geveleyince rakip takım çok rahat geriye dönüyor ve Beşiktaş'ı gardını alarak bekliyor. Böyle olduğu halde bile bu takım üç tane gol atıyor. Madem bu tarz oynayacaksın o zaman arka tarafı hiç düşünmeyeceksin. Hep hücum edeceksin. Bu da nasıl olacaksa!
Sen Beşiktaş olarak Tolga'nın alternatif kalecisini doğru seçememişsen veya seçmişsen, oynatamamışsan ve bu golleri yiyorsan, ağlamayacaksın.
Aslında bu maçı son saniyede Sosa'nın frikik golüyle Beşiktaş kazansaydı futbol adına hem yazık olurdu hem ayıp olurdu. Siyah-beyazlılar, bir ikinci gol yiyorlar, ceza alanında bir Akhisarlı var, beş Beşiktaşlı. Ama bu beş Beşiktaşlı da ceza alanı içinde göstermelik duruyorlar, korkuluk gibi. Hani vardır ya antrenmanda slalom yaptırırken plastik huniler koyarlar. Onları ceza alanına koysan rakip hiç olmazsa birine, ikisine vurur topu kaybeder. Beşiktaş defansında oynayan futbolcular, bu plastik hunilerin yaptıklarını bile yapamıyor.
Akhisar Belediye, çok akıllı oynadı. 3-2'nin üzerine 4-2, 5-2 yapmadılarsa bu da onların hatası.
"Beşiktaş yüzde yüz şampiyon olur" diyenlerin suratını şimdi görmek istiyorum. Çünkü yıllarca Türkiye'de yapılan şikelerden, ahlaksızlıklardan sonra 5 yıl önce yapılan operasyon, hedefine ulaşmasa bile hiç olmazsa futboldaki kirliliği biraz engelledi. Onun için de herkes çıkıp elinden geldiği gibi mücadele etmek istiyor. Çünkü tersini yapsalar millet artık uyandı. Ona göre maç seyrediyorlar.
Verilen penaltı net penaltıydı. Tolga penaltıyı kurtarıyor ama madem kurtarıyorsun o topa vur, rakibin önüne atma. Tolga'nın son dakikada rakibine verip, üst direkten dönen top tam bir mucize. Ama şu bir gerçek Beşiktaş bu sene şampiyon da olsa ikinci de olsa seneye ne bu kaleciyi ne de arkadaki dört oyuncuyu yedekleri dahil kesinlikle göndermesi gerekir.