CANLI
SKOR
Ahmet Çakar

Ahmet Çakar

Çakır’ı bazen anlamıyorum

Geçen hafta Osmanlıspor maçında yaşanan 2 puan kaybından sonra Beşiktaş'ın Kasımpaşa'ya yenilmesi Fenerbahçe'de moralleri düzeltmişti. Artık ipler Fenerbahçe'nin elindeydi ve tüm maçlarını kazanırsa şampiyon olabilecek bir konumdayken dün gece müthiş bir avantaj kaybetti. Kabul ediyoruz, Konyaspor şu anda ligin en formda takımlarının başında geliyor. Üstelik takım savunması ve disiplinli oyun konusunda bence Türkiye'nin bir numaralı takımı. Oyun adeta golle başladı. Daha ilk dakikada sağdan Ömer Ali girdi, Rangelov koşuyormuş gibi yapıyordu, durdu. Ömer Ali çalım atayım dedi, top Rangelov'un önüne geldi. O da çok iyi vurdu. Aslında bu gol tüm tabloyu Konyaspor lehine çeviriverdi. Hem maça galip başladılar hem de iyi savunmalarıyla gol pozisyonu üretmede çok zorlanan Fenerbahçe'ye karşı direnebilirlerdi.
Aslında ilk yarı da böyle oldu. Fenerbahçe'de Volkan Şen dışında topu alıp gidecek, rakibi eksiltecek, pozisyon yaratabilecek oyuncu çok az. Bunların başında Nani geliyordu ama o da dün akşam yokları oynadı. İlk devrenin sonlarına doğru Fenerbahçe tıpkı Konyaspor'un bulduğu tipte bir gol buldu. Uzun ortada Volkan'ın topu ofsayta düşmeden alması, yumuşatması, sıfıra inişi ve arka direkte Fernandao'ya al da at tipinde bir pas yollayışı mükemmeldi. Ama bu golde Konya kalecisi Serkan çok hatalıydı. Sıfırdan kesilen toplarda kaleci asla çizgiden ayrılmaz, ön direği bırakmaz. Ama Serkan anlamsız bir şekilde ileri doğru hamle yaptı, top da kendisi ile direk arasından geçip Fernandao ile buluşuverdi.
İkinci yarı yine tedbirin, mücadelenin çok üst düzeyde olduğu bir maç izledik. Ta ki son 5 dakikaya kadar... Rangelov'un büyük emeğinin geçtiği bu kontratak golü de adeta maçın sonunu getirdi.
Cüneyt Çakır'ı bazen anlayamıyorum. Atılan ilk gol de Konyasporlu topu sağ koluyla önüne indirip kanada yolladı. Kanatta da Ömer Ali ofsayttaydı. Yani Konyaspor ilk golü hem hakem hem yardımcı hakemin hatalarından bulmuş oldu. Yine ilk yarı Konyaspor'a vermesi gereken 1-2 sarı kart var.
İkinci yarı çok basit ama detay gibi görünen ve dünya çapında bir hakemin yapmaması gereken bin hata var. Mehmet Topal sakatlık için dışarı çıkmış, top Mehmet'in 5-6 metre önündeki Konyalı'da ve hakem Çakır, Topal'a sahaya giriş izni veriyor. Topal da arkadan gelip topu alıveriyor.
Cüneyt'in bu hataları yapmasının tek sebebi ciddi konsantrasyon eksikliği.

Böyle şampiyon olunmaz

Takım sporlarında bir laf vardır; 'Ofans maç kazandırır ama savunma şampiyon yapar' diye. Ayrıca iki çift lafım da televizyonlardaki futbol ulemalarına; Neymiş efendim '2'ye 3 at, maçlar hareketli olsun.' Geçin beyler bunları geçin!
Dün gece son 3 dakikada Kasımpaşa'nın oyuna sonradan giren oyuncusu Koita hat-trick yapmadıysa Beşiktaş buna dua etsin. Beşiktaş sezon başından beri zaten çok ciddi sinyaller veriyordu. Takım savunması kötü, defansın yerleşimi sürekli hatalar içinde ve doğal olarak da verilen pozisyonlar, yenen goller...
Mesela dün gece ilk yarı maç git-gel oynandı. Sosa ile zor bir gol buldu Beşiktaş. Ama saniyeler geçmişti ki Beck, Necip ve Boyko'nun ortaklaşa hatacıklarıyla Kasımpaşa beraberliği buldu.

AMATÖRLÜK!
İkinci yarının hemen başında da Beşiktaş öyle bir gol yedi ki amatör takım yemez. Sağdan orta kesiliyor, ön direkte Oscar Scarione golü yapıyor. Marcelo nerede? Yok... Boyko kapattığı köşeden topu içeri alıyor. Ondan sonra da çevir çevirebilirsen.
Son yarım saat. İnanın bana Kasımpaşa'nın net 6 gol pozisyonu var. Böyle şampiyon olunmaz. Çünkü kolay gol atan bir takım için kolay gol yemek çok ciddi bir dezavantajdır. Atıp maçı çevirebilirsen fazla problem olmaz. Ama dün geceki gibi öne geçip ardından iki tane skandal gol yiyip de maçı çeviremezsen hasar büyük olur.
Beşiktaş bence dün gece çok önemli bir avantajı defansif hataları ile kaybetti. Aslında belki de lig şimdi başlıyor. Zira Fenerbahçe erteleme maçında Galatasaray'ı yenerse puan puana olacaklar ve ikili averaj nedeniyle Fenerbahçe lider olacak. Son sözüm şu: Bu Boyko niye alındı ve kim aldı? Süper Lig'de en az 6 tane Boyko gibi kaleci var.
Gelelim Mete Kalkavan'a... Eh işte diyebileceğimiz bir maç yönetti. İlk yarıda bir-iki faul ve kart hatası yaptı. İkinci yarıda da önemli bir avantajı kesti. Ama Oğuzhan'ın rakibinin kaval kemiğine yaptığı harekette bence sarı kart doğru. Temas var ama net bir basma ve yaralayıcı bir faul yok.

Korkak Pereira

Bir takım düşünün ki en önemli atak oyuncularından biri Portekiz Milli Takımı'nda oynamış olsun, üstelik üç gün önce milli formayla gol atmış olsun ve üstelik bu oyuncuyu dünya yıldızı kariyerinde olmuş olsun ama siz o oyuncuyu ilk 11'de oynatmayın... Vitor Pereira olarak Nani'yi ilk 11'e koymazsan, oyunculara istemezsen de o mesajı verirsin; herhalde Osmanlıspor'u hocamız çok iyi analiz etti, çok büyük takım, bizim göremediğimizi görüyor ve bundan dolayı defansif bir kadroyla maça başlıyoruz.
Tamamen şunu kabul ediyorum. Osmanlıspor, ligin en iyi kontratak oynayan takımı. Çok çabuk atağa kalkıyorlar, rüzgar gibi oynuyorlar ve çok gol atıyorlar... Ama asla bir Barcelona, Real Madrid değiller... Maça böyle başlayınca da Fenerbahçe üretken olmakta zorlandı, rakibi de ciddi tedbirler aldığı için pozisyon da vermedi. Duran toplardan yine de birkaç pozisyon bulmalarına rağmen aslında maçın en net pozisyonu Osmanlısporlu Rucescu'nun son dakikada vurduğu toptu... Heyecanlanıp, sert vurmasa belki de Osmanlıspor dün gece sahadan galip ayrılacaktı... Ama Pereira dedi ki; asla hücum ve defans arasındaki balansı sağlayamıyor.
İkinci yarı da da özellikle duran toplarda Fenerbahçe pozisyon bulan takım oldu. Kjaer'in vuruşu gol olsa ya da kaleci Ahmet'in Van Persie'nin üzerine bıraktığı topa Persie vursa belki de biz bugün başka şeyler konuşuyor olacaktık. Ligin bitimine sayılı haftalar kaldı. Fenerbahçe dün geceki kayba çok yanacak. Ama herhalde dün geceki kaybın baş sorumlusunun da Pereira olduğu çok açık.
Hakem Ali Palabıyık için çok karışık duygular içerisindeyim. İyi niyetli, cesur, vücut dilini çok iyi kullanan bir hakem. Ama bazen maç içinde tecrübesizlikten kaynaklanan tuhaf hatalar yapıyor... Mesela Kjaer'e çaldığı endirek serbest vuruş gibi... Maçın tek tartışmalı pozisyonu bence Webo'nun, Volkan Şen'e ceza alanı içinde yaptığı hareketti. Ve bence net penaltıydı...

Matador terbiyecisi Collina

Matador terbiyecisi Collina, önce Kuddusi ve Bünyamin denen iki matador terbiyecisine hakkaniyet ve baskıdan arınmalarını öğretsin. Aklı sıra gaz alıyor!

HİKAYE ANLATMASIN
Pierluigi Collina, bana hikaye anlatmasın… Şu anda televizyonlarda hakemleri eleştirenler yani onun deyimiyle boğa ile güreşenler hem de ne boğalarla güreşmiş olanlar, hakemleri eleştiriyorlar. O şu anda matador terbiyecisi… Biz eski hakemler ise dövüşün, kurallarını yorumluyoruz. Dediği üç şey doğru; yetenek çalışmak ve cesaret şart… Ama matador terbiyecisinin unuttuğu çok ama çok önemli bir şey var. Örneğin İtalyan hakemleri (bu İtalyan polisinin tapelerinde de sabittir) bazı dönemler Juventus'un, bazı dönemler Milan'ın bazı dönemler Inter'in dediğini birer birer yapmıştır.
Hatta, Collina'dan önceki matador terbiyecisi olan Pairetto sadece Juventus'un değil, İtalyan takımlarının Avrupa kupalarında yaptığı maçlarda da kim ne istiyorsa yapmış. Bana neyi anlatıyor… ÖnceKuddusi (Müftüoğlu) ve Bünyamin (Gezer) denen sözüm ona iki matador terbiyecisine; cesaret, hakkaniyet ve baskıdan arınmalarıöğretilsin sonra bize ders versin.
Collina'nın, "Türk hakemler Avrupalılar'dan iyi" sözüne de kesinlikle katılmıyorum. Gaz almaya yolladılar o da aklı sıra gaz alıyor. Türk hakemleri, Avrupa'da başarılı lakin Türkiye'de komik amatörce ve nedeni anlaşılamayan, tuhaf hatalar yapmaktalar.

Kazanma alışkanlığı

Çok tuhaf bir milli takımız... Mesela dün geceki Avusturya maçı bir puan karşılaşması olsaydı pekala şunları derdik:
Tek bir gol pozisyon yakalamadan Avusturya'yı Viyana'da 2 gol atıp yenmeyi bildik. Peki diyeceksiniz ki, "Gol pozisyonu bulamadık da nasıl iki gol attık?" Cevabı çok basit. Biri dünyanın en iyi frikik ustalarından biri olan Hakan Çalhanoğlu'nun frikiği diğeri de Avusturya Milli Takım kalecisi Ramazan'ın (yanlış okumadınız Ramazan) Arda'nın önüne bıraktığı ve 'Al da at' dediği pozisyon. Bunun haricinde üreterek, pas yaparak rakip kaleye gidemedik. Cenk Tosun didindi durdu, hepsi o...
Buna karşılık takım savunması için de iyi şeyler söyleyemeyiz. Adamlar defansımızın arkasına o kadar çok top attılar ki... Hele hele ikinci yarının başında Avusturyalı Arnautovic'in kaçırdığı top gol olsa maçı kaybederdik. İlk yarıda soldan inanılmaz şekilde geldiler. Gökhan Gönül yalnız kaldı, Hakan Çalhanoğlu da istenildiği seviyede ona yardımcı olamadı. Tabii ki golü yiyiverdik. Orta saha oyuncularımızda bir tuhaflık var. Dün geceki takımın en iyilerinden biri olan Arda Turan'ı dışarda tutarsak topla giden, rakibi eksilten, aralara oynayabilen tek oyuncumuz yok. Oğuzhan Özyakup da Beşiktaş'taki formundan bir hayli uzaktaydı. Acaba yaşlı kurt Emre Belözoğlu sadece turnuva için Milli Takım'a dönmeli mi?
Dün gece asla iyi oynamadık. Pozisyon bulmadık, acemice pozisyonlar verdik ama yine kazanmasını bildik. Kazanma alışkanlığımız devam ediyor. Ama benzeri oyunları turnuvada da oynarsak bir de bakmışsınız, 5'lik oluvermişiz.
Bu tür maçların ciddi yan etkileri var. En önemlisi de sakatlıklar... Danimarka'da Kjaer sakatlanmış. Volkan Şen sakatlandı. Bu tür özel maçlarda sakatlanan oyuncular liglerde de özellikle şampiyonluk yarışında ciddi eksikliklere yol açabiliyor.

Beşiktaş'ın Gomez'i elinde tutması zor

🔴 Mario Gomez'in milli forma altında İngiltere'ye attığı gol sonrası gider mi tartışmaları başladı. Bu performansını etkiler mi?
Artık bütün kozlar Mario Gomez'de. Alman Milli Takımı'nın santrforu olmak ve muhtemelen EURO 2016'da görev yapacak olmak her futbolcu için müthiş bir güçtür. Hem yeni talipler doğurur hem de atacağı imzalarda ekonomik avantaj sağlar. Beşiktaş'ın bundan sonra Mario Gomez'i elinde tutması kolay değil. Ama şu bir gerçek ki Mario Gomez de ikinci baharını Beşiktaş'ta yaşıyor.
🔴 Beşiktaş'ta Gökhan Töre- Ertuğrul Karanlık fotoğrafı ve krizi var. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Bir sporcu için tıbbi müdahale ve tedavi çok önemlidir. 'Ne olacak canım, ha Ertuğrul Karanlık'a gitmiş ha başkasına gitmiş' diyemeyiz. Gökhan Töre'nin yaptığı yanlıştır. Kulübün tayin ettiği ya da kulübün bağlı olduğu sağlık biriminin yönlendirdiği akademisyenlere gidilir. Tedavi ya da operasyona da onlar karar verir.
🔴 Beşiktaş'ta Vodafone Arena rüzgarları esiyor. Takıma olumlu bir yansıması olacak mı?
Vodafone Arena belki dünyanın en lüks ya da kapasitesi en yüksek stadı değil ama şu bir gerçek ki dünyanın en güzel stadı olacak. Bu yıllarca değişmeyen ve değişmeyecek olan bir gerçek.
Beşiktaş, Bursa maçını yeni stadında oynayacak. Herkes bunu büyük bir avantaj ya da büyük bir itici güç olarak düşünebilir. Ama ben farklı düşünüyorum. Beşiktaş iki yıldır göçebe gibi oynuyor. Belki de göçebe gibi oynamak oyuncular üzerinde daha fazla bir konsantrasyon yaratıyor. Ama futbolcular şimdi 'Oh! Yeni stadımızda oynayacağız. Nasıl olsa seyirci gücümüz ve atmosferimizle kazanırız' deyip belki bir yoğunlaşma zafiyeti yaşarlarsa bu Beşiktaş'a zarar verebilir.

Bebek katliamı

Sahada sözüm ona bir hakem var... UEFA'nın iyi hakemlerinden biri olsa gerek ki böylesine bir maça atanmış... Üstelik soyadı Bebek... Ayrıca Bebek gibi tertemiz bir yüzü var. Ama kalbi kapkara...
Spor ahlakı kapkara... Ve Fenerbahçe'nin turu kaybetmesinin tek sorumlusu da o. Bazı maçlar vardır; kötü oynarsın, hakeme sığınırsın. Ama dün geceki karşılaşmada Hırvat hakem kelimenin tam anlamıyla Fenerbahçe'nin turunu çaldı. Hem de bilerek, isteyerek çaldı.
Yaptığı hatalara asla masum hatalar diyemem. Maç amatör bir maç değil...
Hakem de yeni yetme bir hakem değil.
Böylesine nice maçlar yönetti. Topal'a verdiği penaltı, tam bir yüz karası...
Mehmet Topal atılan şutta, elleri ile göğsünü kapatıyor. Top gelip göğsünde kavuşturulmuş eline çarpıyor ve hakem utanmadan hem penaltı veriyor hem de Topal'ı ikinci sarı karttan oyun dışı bırakıyor. Üstelik bence Mehmet Topal'a gösterdiği ilk sarı kart da tam bir komedi. Orta sahada faul var veya yok. Topal yere düşüyor veya kendini atıyor, maçın hemen başında orta sahada böyle bir sarı kart vermenin tek sebebi vardır, o da kötü niyet...
Televizyondan seyrettiğim kadarıyla Fenerbahçe'nin yediği ilk gol ofsayt olabilir. Souza'ya gösterdiği sarı kart öncesi de tacı rakibe vermesi tam bir ego ya da aşağılık kompleksi sorunu. Hakemlik de bir kural vardır, futbolcularla giderleşirsen sen kaybedersin.
Dün gece hakem bu taçı değiştirdi ardından Souza'ya sarı kartı verdi, ardından da Pereira'yı oyundan attı. Tam bir skandal. Bu tür uygulamaları ancak kötü niyetli ya da ruh hastası bir hakem yapar.
Yazıklar olsun.
Tur böyle kaybedilmemeliydi.
Herşey dengeliydi, karşılaşma 1-1 gidiyordu, UEFA Avrupa Ligi'nde çeyrek finale kalıp önemli bir zafere imza atmaya sadece 20 dakika kalmıştı.
Ancak önce hakem Ivan Bebek'in uydurma bir penaltısı ardından da gelen Mehmet Topal, Alper Potuk ve Volkan Şen'e gelen kırmızı kartla Fenerbahçe dağılıverdi. Fazla söze gerek yok. Belki de UEFA, bebek yüzlü bir tetikçi aracılığıyla Fenerbahçe'den intikamını almış oldu.

Hakeme rağmen gerçek lider

Beşiktaş gizli liderdi ve dün gece aldığı galibiyet sonucunda da gerçek lider olarak zirveye oturdu. Beşiktaş çok iyi oynamadı. Üstelik özellikle ilk yarıda rakip Trabzon'a önemli pozisyonlar verdi. Mesela ilk yarıda Yusuf, çarprazdan yakaladığı pozisyonda iyi vursa maç daha farklı olurdu. Öncelikle Necip'i kutlamak lazım. Çok iyi ve çok fedakar oynadı. Çok çabuk olmasa da pozisyon bilgisi ve hamle zamanlaması iyi olduğundan iki oynayamayan stoperini aratmadı ve defansı iyi organize etti. Bir diğer alkış da zaman zaman orta sahası aksayan Beşiktaş'ta dimdik duran Atiba'ya. Zaten sezon başından beri hep iyi oynuyor...
İkinci yarı, Beşiktaş Gomez'le önemli bir pozisyonu kaçırdı... Esteban, müthiş bir refleksle çıkardı. Dakikalar geçiyordu, Beşiktaş kazanamasa çok şey kaybedecekti ki son 20 dakika müthiş bir baskı kurdular. İşte bu dakikalarda kalite farkı ortaya çıktı. Quaresma, sağdan çok iyi girdi arka direğe müthiş bir orta kesti ve Mario Gomez, Beşiktaş'ı öne geçirdi. Beşiktaş öne geçtiği maçlarda çok rahatlıyor... Rakip kim olursa olsun, Beşiktaş öne geçtiğinde sıradaki golü atması an meselesi... Dün gece de öyle oldu. Kerim sağdan girdi, topukla Olcay'a topu çıkarttı o da skoru perçinleyen golü yaptı. Beşiktaş; kazanamayabilirdi. Kazanamazsa çok şey kaybedecekti ama kaliteli oyuncular farkıyla altın değerinde üç puanı almasını bildi. Beşiktaş 3 puanı kim ne derse desin; hakeme rağmen aldı... Bülent Yıldırım da müthiş bir ego var ama aynı oranda da yanlış kararlar veriyor. İlk yarıda Mustafa Yumlu'nun yerde elle kestiği pozisyon penaltı... Üstelik ilk yarıda Cavanda'nın çok net ve bariz kalesine pası var. Ama Bülent Yıldırım'dan tık yok... Yine ikinci yarının son dakikalarında Douglas'ın, Gomez'e yaptığı hareket penaltıydı. Onu da veremedi. Beşiktaş kazandığı için fazla toz kalkmaz ama ya kazanamasaydı. Yazık olmaz mıydı!

Fırat Aydınus büyük tehlike!

Fenerbahçe için bir engel daha geçildi... Üstelik bu tür maçlar hep zor olmuştur. Rakip Kayseri can derdinde, yorgun Fenerbahçe şampiyonluk peşinde. İlk yarıda çok etkisiz bir Fenerbahçe izledik. Karşısında inanılmaz direnen iyi savunma yapan, bir Kayserispor vardı. Ama ilk devrenin son dakikasında gelen kırmızı kart güç dengesini, zaten kalite olarak rakibinden çok daha üstün olan Fenerbahçe lehine çeviriverdi. Rakip bir kişi eksilince Fenerbahçe Teknik Direktörü Vitor Pereira, Robin van Persie'yi oyuna alıp, çift santrfora döndü ve bu değişiklikle de ikinci yarının hemen başında Van Persie ile öne geçtiler.
Aslında bu gol birçok şeyin bitişi anlamına da gelebilirdi. Fenerbahçe, önce penaltı kaçırdı, ardından da birçok pozisyonu harcayıverdi. Tabii farkın artmasını engelleyen ve bence gecenin yıldızı Kayserispor kalecisi oldu. Son 10 dakika 10 kişilik Kayseri, bazı pozisyonlar buldu ve birini atsalar belki de Fenerbahçe'ye soğuk bir duş yaşatacaklardı. Sonuçta şampiyonluk yarışı doludizgin devam ediyor. Ama devam eden başka birşey daha var. O da hakem rezaletleri...
Fırat Aydınus, ne yaptığını bir tek kendisi biliyor. İlk yarıda Nani'ye yapılan mutlak bir penaltıyı vermedi. İkinci yarıda sarı kartlı Kjaer'i ceza alanının hemen dışında yaptığı faulde ikinci sarıdan atamadı. Üstelik faul bile vermedi. İnanın Fırat artık Türk futbolu için çok tehlikeli... İşin kötüsü artık tehlikeli olduğunu bazı emarelerle çok net açık ediyor.
Sonuç olarak dünkü maç terörün gölgesinde oynandı. Maçın başlaması ile birlikte gelen saldırı haberi herhalde sadece oyuncuları etkilememiştir. Ama tüm Türkiye, acıyı yaşarken maçı seyretmenin de ayrıca acısını yaşadı. Ulus olarak hepimizin başı sağ olsun.