CANLI
SKOR
Ahmet Çakar

Ahmet Çakar

Köy takımı

Maçı seyretmesek alınan 1 puan kesinlikle başarı deriz. Aslında Hırvatistan gibi bir takıma karşı alınan 1 puan tabii ki büyük bir başarı. Ama ortaya koyduğumuz futbola baktığımızda çok iyimser olamayacağız. Bence şansımıza dua edelim. Özellikle ilk yarıda direkten dönen 3 top var. Bir de son dakikalarda Volkan Babacan'ın kurtardığı yüzde 100 gol pozisyonu. Yine attığımız gole baktığımızda da Hırvat barajından seken top diğer köşeye gol olarak gidiyor. Topyekün baktığımızda dün gece futbolun ilahları bize 1 puan getirdi.
Peki hiç mi iyi tarafımız yoktu? Tabii ki vardı. Çocuklar çok iyi niyetle, çok iyi mücadele ettiler. Özellikle yan toplarda çok iyi savunma yaptık. Mehmet Topal olsun, Şener olsun, çoğu zaman Okay olsun iyi oynadılar.
İlk sözümüz Emre'ye. Tanrı ona büyük yetenekler vermiş. Topla çabuk adam eksiltiyor ama son kararlar çoğu zaman yanlış. Futbol bilgisi çok eksik. İlk yarıda öyle bir penaltı yaptık ki amatör takımlar 'efendiler liginde' yapmaz.
Modric ceza alanının köşesinde topu taç çizgisine doğru çekerken İsmail Köybaşı'nın yaptığı penaltı inanılmaz bir penaltı. Bereket versin mağlup duruma düştükten 1 dakika sonra beraberliği sağladık. Hakan Çalhanoğlu yaklaşık 35 metreden vurdu ama gol Çalhanoğlu'nun meziyetinden değil Hırvat oyuncusunun kafasına çarpmasından dolayı kaleci kontrpiyesinden geldi.
İkinci yarıya bakıyoruz, tüm kontrol Hırvatistan'daydı. Oyunu istedikleri gibi yönlendirdiler. Modric büyük bir futbolcu, çok da müthiş oynadı.
Kaleye gitmekte çok zorlanıyoruz. Bu tür maçlarda iyi niyetli, insanüstü mücadele 1 puan getirebilir ama uzun vadede kalite düşüklüğü ve kaleye gidememe grup birinciliğini getirmez.
Dün gece her türlü şanslıydık. Üstelik seyircisiz oynamak ayrı bir şanstı. Bir diğer şansımız da Polonyalı hakem oldu. İyi maç yönetti. Aslında istese ya da seyirci olsa frikikten gol bulduğumuz pozisyonda faulü vermeyebilirdi.

Sıkıntı büyük...

Fenerbahçe, sezona hiç iyi başlamadı. Dün gece de belki de ligin en zayıf takımlarından biri olan Kayserispor'u yenemediler.
Üstelik 90. dakikada yediler, uzatmada da beraberliği sağladılar. Atılan goller dışında Fenerbahçe'nin tek pozisyonu yok. Ciddi bir golcü sıkıntısı var. Sezon başından beri Fernandao, Robin van Persie ve Emenike, değişerek oynuyorlar.
Fenerbahçe'nin santrforu şudur diyemiyoruz.
Aslında belki de kimse diyemiyor.
Fenerbahçe'nin o alıştığımız kanat akınlarından eser yok. Gökhan Gönül ve Caner Erkin'i kaybetmenin sıkıntıları yavaş yavaş ortaya çıkmaya başladı. Maça bakıyoruz, Kayserispor ilk yarıda duran toptan birbirine benzer iki gol attı.
Sözüm ona en uzun, hava hakimiyeti en yüksek stoperler Fenerbahçe'de ama yenen goller tam bir komedi. İki yan topta da o Avrupa'nın önemli stoperleri Kjaer ve Skrtel, Kayserisporlu oyunculara kafayı vurdurdular.
Yönetimin ciddi hataları olduğunu düşünüyorum. Kaybettikleri oyunculara bakıyoruz; kurtarıcı denilen oyunculara bakıyoruz. Miroslav Stoch kurtarıcı olabilir mi? Emmanuel Emenike madem iyi bir oyuncuydu, niye Katar'a yolladınız?
Yenilerden Roman Neustadter'in takıma faydası nedir? Kim transfer etmiştir? Hangi mantıkla Fenerbahçe'ye kazandırılmıştır? Bu soruların cevabını sadece biz değil tüm Fenerbahçeliler arıyor. Fenerbahçe'nin iki maçı geride kaldı ama sadece 1 puanı var.
Üstelik ışık vermeyen, pozisyon üretemeyen, santrforu belli olmayan, oyuncu kalitesi vasatı aşamayan bir takım görüntüsünde... Bu iş Stoch'la, Alper'le, Aatif Chahechouhe'yla olmaz. Van Persie, ne iş yapar? Yeni hoca Dick Advocaat vatandaşı ama sahaya girip de bırakın kurtarıcı olmayı, emekli bir oyuncu görüntüsünde.
Fenerbahçe'yi iyi günler beklemiyor.
Üstelik hakem şanssızlığı da Fenerbahçe'den yanaydı. Bariz gol şansından Kjaer'in atılması doğru karar ama bu pozisyonun başlangıcında Stoch'a açık bir faul var.

F.Bahçe ışık vermeyen, pozisyon üretemeyen, santrforu belli olmayan, oyuncu kalitesi vasat bir takım görüntüsünde

Devler Ligi’nde elek olur!

Öncelikle şunu belirteyim, Beşiktaş Şampiyonlar Ligi'nde çok önemli maçlar oynayacak ama dün geceki defans hatalarını gördüğümüzde bunların devamı halinde Devler Ligi'nde Beşiktaş elek olur. Yıllar önce Liverpool'dan 8 yemişlerdi, Allah korusun bu anlayış başka facialar da getirebilir. Beşiktaş maçın başında yenik duruma düştü. Soldan ortalandığında Tosic arkaya adamını kaçırıyor, arkaya kaçan Skubic kafayla kale sahası içindeki Bajic'e indiriyor. O da golü yapıyor. Bu durumda görüntüyü dondurduğumuzda kale sahası içindeki Bajic'in böylesine bomboş kalması kabul edilebilir gibi değil... Bu golden hemen sonra Beşiktaş'ın yediği ilk gole benzeyen Olcay'la geliyor. Beşiktaş bu dakikadan sonra kontrolü eline almış olsa da ilerde bir türlü topu tutamadı. Mario Gomez tipinde bir futbolcu arandı. Sağdan geliyorlar, soldan geliyorlar ama ceza alanında beklenen aktivite yok.
İkinci yarı oyun yine Beşiktaş'ın kontrolündeyken Cenk'le ikinci golü buldular. Bu golde Cenk'in hakkını vermek lazım... Her türlü ustalık isteyen bir gol. Arkasından gelen yüksek topu ayağıyla yumuşatışı, önüne alışı ve kalecinin altından bırakışı maharet ister. Aferin Cenk! Güzel gol attın. Beşiktaş, öne geçtikten sonra oyunu tutmayı beceremiyor. Yine bir korner atışında Beşiktaş öyle bir gol yedi ki evlere şenlik... Arka direkte Bajic bomboş. Direğe 5 metre mesafede ve civarı 3 metre yarı çapındaki çevresinde bir Beşiktaşlı yok. Buna konsantrasyon eksikliği veya yerleşim hatası veya başka bir şey... Ne derseniz deyin, amatör takımların bile yememesi gereken bir gol. 2-2'den sonra Beşiktaş'ı Allah korudu.
Son 10 dakikada Konyaspor'un öylesine pozisyonları var ki Beşiktaş kazandığı 1 puana şükretmeli. Sonuçta Beşiktaş, 1 puan aldı ama yediği gollere baktığımızda defansif takviye veya oyun anlayışı değişikliği olmazsa büyük problemler yaşar. Hakem Cüneyt Çakır, 1-2 faul hatasına rağmen oyun genelinde çok başarılıydı. Zaman zaman gerginleşebilecek maçı oyuncularla konuşarak kontrol etmesini bildi.

Bülent Yıldırım’ın eyyamı!

Dün gece maça baktığımızda futbolun hiçbir adaleti olmadığını ve futbolun nankör bir spor olduğunu bir kez daha gördük. 100 yıllık futbol tarihinde klişeleşmiş bir söz vardır; "Atamayana atarlar..." İşte dün gece böyle oldu.
İnanın bana ilk 30 dakikada Karabük maçı rahatlıkla 3-0'a getirebilirdi. Ama goller kaçtı ve maç boyu son 15 dakikaya kadar Karabük inanılmaz bir savunma yaptı.
Sadece savunma mı yaptılar? Hayır... Kaptıkları toplarla da çabuk hücumu düşündüler.
Karabük gibi bir Anadolu takımı, İstanbul'da 4-5 net gol pozisyonu buluyorsa, birini değerlendirmek zorundadır.
Değerlendiremezsen, dün geceki gibi dramatik bir şekilde kaybedersin.
Son 10 dakikaya kadar Galatasaray diye bir takım yok.
Kimin ne yaptığı belli değil.
Orta saha oyuncuları helva gibi. Top kapan yok, ikili mücadele kazanabilecek oyuncu da yok. Sadece Tolga koşuyor, hepsi bu. Böyle olunca da Galatasaray ne hücum edebildi ne de savunma yapabildi.
Linnes; maça felaket başladı. Sanki amatör bir oyuncu gibi çok sırıttı. Selçuk eski Selçuk değil. Gerçi eskiden de çok iyi değildi ama iyi değil. Bruma; hazırlık maçlarında biraz parladı ama dün gece o da yoktu. Sinan; Galatasaray'da geçen sezon bir kaç iyi maç oynadı ama o da ortalarda yoktu. Sadece olan Galatasaray'ın şansı.
Maçın bitmesine 10-15 dakika kala Karabük kendine maç kazandıracak golü atamayınca her şey değişiverdi.
İşte bu 10 dakikada gelen baskı Karabük'ü biraz panikletti. Artık maç bitiyordu, 3 uzatma dakikasının sonundaydık, yapılan ortaya Eren Derdiyok çok zor ama çok iyi bir kafa vurdu. Bu golüyle de Galatasaray'ı ipten aldı.
Sonuçta; Galatasaray hiç hak etmediği, iyi oynamadığı ve geleceğe yönelik hiçbir umut veremediği bir maçı şansıyla kazanıverdi. Karabük'e doğrusu çok yazık oldu.
Görün bakın Karabük bu sene ligde çok önemli işler yapacak.
Maçta seyirci olmayınca hakemlerin işi çok kolay ama Bülent Yıldırım, dün akşam affedilmez bir eyyam yaptı.
3 dakika uzatma verdi, uzatmada sakatlık ya da oyuncu değişikliği olmadı.
Üç dakika bitmişti, top orta sahadaydı, maçı bitirmedi ve Galatasaray'ın golü geldi. Çoğu kişi "Bunda ne var 2-3 saniyenin lafı mı olur" diyebilir ama ben bunu yemem. Yazıklar olsun Bülent Yıldırım.

Kalite eksik!

Fenerbahçe, Süper Lig'e kötü başladı... Öncelikle şunu söyleyelim, zamanında Fenerbahçe'de performansları beğenilmeyen bazı oyuncular dün sahada kurtarıcı gibiydi. Mesela Emenike... Problemli bir ayrılık olmuştu. Mesela Miroslav Stoch... Açık seçik yollanmıştı. Belki Salih Uçan için gönderildi diyemeyiz ama o da Fenerbahçe'nin playmaker'ı gibi görev yapmaya çalışıyor. Ancak yeterli olmuyor.
Kısacası; geçen sene Fenerbahçe'de bulunan bazı kaliteli ayaklar, bazı maçları çok rahat kurtarmışlardı. Örnek mi? Başta Nani... Şu anda takımda yarım Nani bile yok. Sonra Gökhan Gönül ve Caner Erkin... Onların yerine kadroda olanlar Hasan Ali Kaldırım ve Van der Wiel asla onların seviyesinde değiller.
Fenerbahçe düşük tempo ile oynuyor, hücumda çoğalamıyor. Bütün bunlara maçın hemen başında yedikleri gol de tüy dikti. İnanın yediği golden sonra neredeyse 80. dakikaya kadar Fenerbahçe inisiyatifi hiçbir zaman eline alamadı. Buna karşılık da son 10 dakikada maçı pekala kurtarırlardı. Hele bir pozisyon var ki önce Fernandao'nun kafasında top direkten dönüyor, sonra Van Persie tamamlıyor ama Volkan Babacan sanki bir ilahi güçle topu kurtarıveriyor.

YAZIKLAR OLSUN EMRE!
Sonuçta Fenerbahçe'yi zor bir sezon bekliyor. Avrupa Ligi'ndeki Grasshoppers karşılaşması kimseyi yanıltmasın. Grasshoppers, Türkiye Ligi'nde düşmemeye oynar. Ama Fenerbahçe bu kadrosuyla daha doğrusu bu kadro kalitesiyle geçen seneden bile zorlanacağa benziyor.
Emre Belözoğlu'na yazıklar olsun... Birkaç yıl önceki Emenike'den intikamını dün kaval kemiğine basarak almaya çalıştı. Atılması doğru karar. Ayrıca ilk yarıda Alper Potuk'un ofsayt diye sayılmayan golünde de hakem Ali Palabıyık doğru bir karar verdi. Gelelim Mehmet Topal'ın gördüğü kırmızı karta: Yavaş çekimde şeklen kırmızı gibi görünse de Topal'ın niyeti rakibe basmak değildi. Ama topu sıyırınca hareket rakibinin kaval kemiğine geldi.

Büyük maçların takımı G.Saray

Galatasaray kötü de oynasa, maç genelinde oyun kontrolünü rakibe de verse, çok az pozisyon bile yakalasa bu tür maçları iyi oynuyor. Maçın geneline baktığımızda kontrol Beşiktaş'taydı. Özellikle pozisyonlara baktığımızda da Cenk'in kaçırdığı birkaç net gol pozisyonu var. Ama kupa Galatasaray'ın oldu.
Galatasaray, Bruma dışında hücum edemiyor. Daha doğru bir deyimle, Galatasaray hücuma kalktığında Bruma'nın sürati ile diğer oyuncuların sürati arasında inanmayacaksınız ama neredeyse iki kat fark var.
Durum böyle olunca da Galatasaray'da özellikle büyük bir ofansif dengesizlik hakim. Beşiktaş ideal kadrosundan en az 4-5 oyuncu eksik oynadı. Ama bence Beşiktaş'ın en büyük problemi santrfor.
Cenk asla kötü bir oyuncu değil. Ama başta Şampiyonlar Ligi, sonra da Süper Lig şampiyonluğu için Cenk ve Ömer Şişmanoğlu asla yeterli değiller. Bunu da dün gece çok net gördük. Cenk'in hem kalitesi hem de deneyimi büyük idealler için yeterli değil. Sakın Cenk bize bozulmasın. Onun kötü bir oyuncu olduğunu söylemiyorum ama Beşiktaş'ın hedefleri büyük.
İkinci yarıda da kontrol Beşiktaş'taydı. Galatasaray sadece savunmaya ve top kapmaya çalıştı. Kaptığı toplarla da Bruma ile çıkmak istedi ama Bruma atağa kalktığında müthiş komik bir görüntü oluştu... İleride sadece Bruma ve en az 15-20 metre arkasında ona yetişmeye ve hücuma katılmaya çalışan Galatasaraylılar.
Maç uzatmaya gitti. Uzatmada goller de hatalardan geldi. Duran topta Beşiktaş defansı yerleşim hatası yaptı, Necip kafayı vuramadı, Hakan da golü yaptı. Hemen akabinde de Quaresma kafayı vurdu, Chedjou kendi kalesine attı. Penaltılar için söylenecek fazla bir şey yok. Tuhaf olan Beşiktaş'ın ilk 3 penaltıyı da kaçırmış olması.
Hakem Mete Kalkavan iyi hakem ama bence dün akşam Tosic'e yapılan penaltıyı vermeliydi. Ayrıca en az birkaç da sarı kart hatası yaptı.

Malumun ilamı!

Maçı seyretmek üzere televizyonu açtığımda tüm reklam kuşaklarında Fatih Terim'in telefon operatörü, futbolcularımızın ise benzin şirketi reklam görüntülerini izliyorum. Maşallah dedim! Çocuklarımız ve hocamız sadece sahada değil saha dışında da fevkalade iyi oynamışlar! Ama dün gece gördük ki İspanya bizimle kedi fare gibi oynadı.
Türk Milli Takımı oyuncularını tanımasam 'acaba İspanya UEFA'ya yeni giren Cebelitarık ya da Andorra gibi milli takımlarla maç mı yapıyor' diye düşünürdüm. Adamlar bizi yürüye yürüye yendiler.
Konuşacak o kadar çok şey var ki! Yabancıyı serbest bırakırsan, ilk 11'in dört oyuncusu kendi takımının direkt oyuncusu olmazlar. Türk futbolunda devrim yapıyoruz deyip, kulüplerimizi yabancı futbolculara peşkeş çekersen, hayatında hiç orada oynamamış Mehmet Topal'ı stoper oynatmak zorunda kalırsın. Yenilen 2 golde de Topal'ın hatası var. İlk golde orta göstere göstere yapılıyor ama Morata, Topal'ın arkasında en az iki metre uzakta bomboş kalkıp kafayı vurabiliyor. İkinci golde de Topal kafayla uzaklaştırayım diyor, uzaklaştıramıyor.
Rakip de golü yapıyor.
Sakın faturayı Mehmet Topal gibi beyefendi bir futbolcuya çıkarttığım düşünülmesin. Kabahat onda değil, onun orada oynamasını sağlayan çarpık sistemde.
Yazık hem de çok yazık! Sıfırdık. Ezildik bile diyemeyeceğim. Adamlar 3 gol attı, sonra da 'Bize bu kadar yeter' dediler.
Şimdi yine hesap zamanı. Çek Cumhuriyeti karşısında kazanmaktan başka çaremiz yok. Berabere bile kalsak grup dördüncüsü olacağız ve eve döneceğiz. Oysa ki ne umutlarla gitmiştik. Şarkılar bestelemiştik. Biz bitti demeden bitmez diyorduk. Ama görünen o ki sanki Fransa 2016'nın averaj takımı olmaya hızla ilerliyoruz. Ama ben hala ufak da olsa bir umut taşıyorum. Çek Cumhuriyetini yenebiliriz. Kalitemiz yeter. En iyi üçüncülerden biri olup yolumuza devam edebiliriz.
Ama bunu başaramazsak inanın Türk futbol kamuoyunda büyük bir üzüntü, büyük bir hayal kırıklığı yaşanacak. İnşallah kimse bize Çek maçından sonra aşağıdaki cümleyi söyletmez: "İmparatorken diktatöre, futbolcuyken magazin yıldızına dönüşen bir evrimde ne kadar Türk futbolunun başarısından söz edebiliriz.. İşte orası tartışılır."

İspanya maçında Volkan ve Burak şart

Bizi turnuvadaki diğer takımlardan farklı kılan özellik, takımın neredeyse yarısı geride kalan sezonda yeterli dakikalar alamadılar ve takımlarının ilk 11 oyuncusu değiller!

Milli Takımın ilk maçtan ağır eleştiri alması doğrudur. Çünkü büyük beklenti ile gittiler. Hırvatistan'a kaybetmek dünyanın sonu değil ama oynanan futbol çok çok üzücü!

İspanya, Barcelona gibi oynuyor. Topla kedi gibiler. Kazanmak istiyorsak Volkan Şen, Burak gibi adam eksilten, topla giden, rakip defans arkasına sarkan oyuncular gerekli...

🔴 Milli takım ilk maçını kaybetti ve oynadığı futbolla büyük eleştiri aldı. Geçmiş yıllarda kaybedilen ilk maçlardan sonra gelen zaferlere tanıklık edilmişken bu kadar erken eleştiri olması doğru mu?
Tabii ki doğru… Büyük umutlarla gittik, büyük beklentiler var.. Ama ilk maçtaki durum, tam bir hüsran. Hırvatistan'a kaybetmek dünyanın sonu değil ama ortaya konan futbol hazin ve üzüntü verici. Hırvatistan iyi bir takım. Kaybedebilirsiniz… Mesela Arnavutluk, İsviçre'ye 1-0 kaybetti. Ama Arnuvutluk'un ortaya koyduğu futbol, kazanma isteği ve mücadele azmiyle, bizimkileri karşılaştırdığımızda tablo son derece rahatsız edici. Düşünebiliyor musunuz? Farktan kurtulduk. En iyi oyuncumuz üst direğimizdi. Ümit bağladığımız yıldızlarımız sahada gezindi ve Türkiye olarak 80 milyon insanımız çok mutsuz oldu.

FUTBOLCU DEĞİL ARTİST OLDULAR

🔴 Ozan Tufan günah keçisi ilan edildi ama rakamlar takımın iyilerinden biri olduğunu gösteriyor. Yapılan eleştiriler Ozan'ı nasıl etkiler?
Bir mağlubiyeti bir oyuncuya yıkmak doğru değil… Kaldı ki Ozan Tufan'ı günah keçisi ilan etmek hem insan ahlakına hem de futbolda eleştiri adaletine hiç sığmaz. Bir mağlubiyet varsa hocadan tüm oyunculara kadar herkesin payı vardır. Hiç kimse Arda'dan, Oğuzhan'dan, Hakan Çalhanoğlu'ndan bahsetmiyor… Milli takım olarak bu üç oyuncudan çok şey bekliyoruz. Çünkü onlar bizim kalite olarak en üstte görünen oyuncularımız. Ozan Tufan'a da haksızlık etmeyelim. Ama şu konuda bazı eleştirmenlere hak veriyorum. Saçı düzeltmek, saça takılan taç ya da bantları düzeltmekten bazı oyuncularımız futbola tam konsantre olamıyorlar. Aslında rezillikler turnuva öncesi başladı. Reklam çevirmeler, magazin basınında şık kıyafetlerle pozlar vermeler, futbolcuyu futbolculuktan çıkartır, başka hale sokar… Ve bu da maalesef sahaya yansır ve ilk maçta da gördük ki maalesef yansıdı.

🔴 Fatih Terim maçtan sonra Arda ve Hakan Çalhanoğlu gibi yıldızlardan yeterli verimi alamadıklarından yakındı, iki yıldızın bu kadar kötü oynama nedeni nedir?
Türk Milli Takımı'nın turnuvaya katılan diğer milli takımlardan çok farklı ve sağlıksız bir özelliği var. Takımın neredeyse yarısı geride bırakılan sezonda yeterli dakikalar alamadılar ve takımlarının ilk 11 oyuncusu değillerdi. Örneğin Arda… Yarım sezon oynamayıp sezonun ikinci yarısında da istenilen şansı bulamadı. Mesela Cenk… Beşiktaş'ın ilk 11 oyuncusu değil, Gomez'in yedeği… Mesela Ozan Tufan… Dikkatli bakıldığında Fenerbahçe'nin direkt ilk 11 oyuncusu değil. Mesela Caner… Son aylarda futbol oynamadı. Mesela Mehmet Topal… Hayatı boyunca devamlı defansif orta saha oynamışken, stoperlik gibi çok stratejik bir mevkide oynatılıyor. İnanın bana bu tabloyu başka hiçbir katılımcı takımda göremezsiniz.

TOPLA KEDİ GİBİLER!

🔴 Volkan Babacan'ın performansını nasıl buldunuz? Yabancı yorumcular yenen golde Volkan'ın hatalı olduğunu söyledi? Siz Volkan'ın performansını nasıl buldunuz?
Kalecilikte tecrübe çok önemlidir. Volkan Babacan, geride kalan sezonda iyi oynadı ve hazırlık maçlarında göz doldurdu ama yediği golde de 'kesinlikle hatası yok' diyemem.

🔴 İspanyollar, Çekleri tek golle de olsa geçip 3 puanı aldı. Sıradaki rakibimiz İspanya ve bu maçta nasıl bir takım ve taktikle oynamalıyız?
İspanya seyrettiğimiz kadarıyla Barcelona gibi futbol oynamaya çalışıyor. Topla kedi gibiler. Pas yapıyorlar, rakip ceza alanı dışında çok etkililer ama kaybetmiş olmalarına rağmen Çekler gibi çok iyi kapanabilir miyiz bilmiyorum. Ama şurası muhakkak kazanmak istiyorsak Volkan Şen gibi, Burak gibi adam eksilten, topla gidebilen, rakip defans arkasına sarkabilen oyunculara ihtiyaç var. Karar Fatih Terim'in.

🔴 Turnuvadaki en büyük kazancımız Emre Mor olarak görünüyor. Bu genç yıldız için neler söylersiniz?
Emre Mor'u çok az dakikalar seyrettik. Onunla ilgili tek olumlu referans Dortmund'a transfer olmuş olması. 18 yaşında bir genç eğer Dortmund gibi çok önemli bir takıma transfer oluyorsa mutlaka çok kaliteli ve gelişmeye çok açık bir futbolcu olmalıdır. Bence Fatih Hoca, Emre'den daha fazla yararlanmalıdır.

GRUPTAN ÇIKAMAZSAK FATİH TERİM BIRAKMALI

🔴 Şu ana kadar oynanan maçları da göz önünde bulundurduğunuzda gruptan çıkma şansımız nedir?
İlk 2 şansımızı çok zor görüyorum. Çünkü İspanya'yı yenmek zorundayız. Kolay mı değil. Ama pekala en iyi üçüncülerden biri olup turnuvaya devam edebiliriz. Ama en iyi üçüncülerden biri olmak için de en az 2 veya 3 puana ihtiyacımız olacak. Ya İspanya ya Çek Cumhuriyeti maçlarından birini kazanmak zorundayız. Tabi Çek maçını kazanma ihtimalimiz daha yüksek olsa da Çekler bile asla çantada keklik değiller.

🔴 Fatih Terim ile Galatasaray arasında turnuva öncesinde sıcak mesajlar vardı. Bu durumu nasıl görüyorsunuz? Olası bir başarısızlıkta bu Terim'in önüne nasıl gelir?
Türk basını Fatih Terim'i 'İmparator' ilan etti. Çünkü Fatih Terim, Türk futbolunda bir çok başarının mimarı. Kariyerine söylenebilecek hiçbir şey yok. Ama gruptan çıkamazsak pek tabii ki 2016 dünyasında herkesin tartışılabildiği gibi Fatih Terim de tartışılacaktır. Gruptan elenip dönersek bence Fatih Terim, kendine yakışanı yapmalı ve görevi bırakmalıdır. Aksi halde kamu vicdanı futboldaki bu tek adamcılık statüsünün devam etmesini kaldıramaz ve kabul edemez.

TEŞEKKÜRLER SEPP BLATTER!

🔴 FIFA eski başkanı Blatter, UEFA'nın kura çekimlerinde hile yapıldığını itiraf etti. Siz de yıllardır bunu iddia ett-i niz ve TV programlarında da tatbiki olarak gösterdiniz. Bu açıklamayı nasıl değerlendirirsiniz?
Doğrudur... Ben bu iddiamı yıllardır sürekli tekrarladım. Çok uzun yıllar önce bu hileler rahmani ve ülke güvenlikleri yapılırdı. Yunanistan'la problemler yaşadığımızda asla Türk takımları Yunan ya da Kıbrıs Rum takımlarıyla eşleştirilmezdi. Bir kere bu hileyi başaramadılar. Onda da Beşiktaş çok uzun yıllar önce Kıbrıs Rum takımı ile eşleşti ama Rumlar İstanbul'a gelip oynamayınca Beşiktaş bir üst tura çıktı. Daha sonraki yıllar bu hile sistemi rant ve sponsor menfaatlerini kollamak amacıyla kullanıldı. Bu iş için UEFA'nın adamları aracılık ve hokkabazlık yaptılar. Ve ben bunun ne kadar kolay ne kadar basit olduğunu da Beyaz TV'deki spor programımda defalarca tatbiki olarak gösterdim. Sonuçta beklenen itiraf da geldi. Teşekkürler Blatter.

İster misiniz başlamadan bitiversin!

Haftalardır milli takım oyuncularımızı açılışlarda, kapanışlarda, çok şık reklam filmlerinde görüyoruz.
Hatta bir şarkı sözü, 80 milyonun diline pelesenk oldu: "Biz bitti demeden bitmez." İster misiniz bu sefer de başlamadan bitiversin! Çünkü düne bakıyoruz; futbol oynamadık... Hücum edemedik, ciddi pozisyon bulamadık. Eğer tek farklı kaybettiysek de şansımıza dua edelim. Bu tür maçlarda bazı oyuncuların yaratıcı özelliği ya da vuruş teknikleri sonuca götürür. Mesela Arda, mesela Oğuzhan, mesela Hakan Çalhanoğlu kalitelerinden çok şey beklediğimiz oyuncularımız. Ama dün sahada yoktular. Takımın neredeyse yarısı, geride kalan sezonun kendi takımlarında ilk 11 oyuncuları değildi. Arda olsun Cenk olsun, Ozan Tufan olsun hatta Caner bile takımlarında direkt oynamamış oyuncular. Bu da böyle maçlarda sıkıntı yaratıyor.

Futbol oynamadık, hücum edemedik, ciddi pozisyon bulamadık. Tek farklı mağlubiyete dua etmeliyiz.

İlk yarıda oyunu orta sahada tutmaya çalıştık. Aslında belli oranda da tuttuk. Hatta bu dakikalarda Ozan Tufan kafayı iyi vursa öne bile geçerdik ama ilk yarının son dakikalarında Hırvatistan sağlı sollu gelmeye başladı.
Özellikle sol tarafımızı etkili kullandılar ve dönen bütün toplara sahip olmaya başladılar. İşte bu dakikalarda kornerden dönen bir topa Modric gelişine vurdu. Top ayağına oturdu ve Hırvatistan devre biterken skoru yakaladı. İkinci yarı ise Allah'a selamet bir maç izledik. Rakibin direkten dönen iki topu ve ayrıca yine birkaç gol pozisyonu daha geldi ki bunlardan biri gol olsa dağılabilirdik.
Turnuvaya kötü başladık. Sadece skor olarak değil aynı zamanda futbol olarak da... Ama İspanya maçı şimdi daha da kritik hale geldi. Grubun en iyi takımıyla en zor maçı oynayacağız.
Kaybedersek sıkıntı büyük. Ama açık konuşayım; bu futbol da İspanya karşısında hiç ışık vermiyor. İsveçli hakem Jonas Eriksson, mükemmele yakın bir maç çıkardı. Sakin, faul tespitleri yerinde ve disiplin uygulaması mükemmeldi.

G.Saray çok şeyi kurtardı

Dün kupayı bence daha çok isteyen taraf kazandı... Aslında çok isteyen taraf hak etti mi, orası tartışılır... Zira Galatasaray ikinci yarı Sneijder çıktıktan sonra üzüntü verici bir tablo sergiledi. Galatasaray, Sneijder yoksa tipik bir Anadolu takımı gibi oynuyor... Galatasaray oyuna ilk 20 dakika çok iyi başladı. Oyunu kontrol etti, özellikle Şener'in tarafını Yasin'le, Podolski'yle, Sneijder'le çok iyi kullandı ve 31. dakikada da hak ettikleri golü buluverdiler. Bir kornerde Hasan Ali ön direği geç terkedip, ofsaytı bozunca Podolski golü yaptı. Bu golden sonra Fenerbahçe, oyunda dengeyi kurdu. Kontrolü eline aldı ve Galatasaray'ın Sneijder'in sakatlandığı ikinci yarıya kadar başka bir atağı olmadı. Ama ikinci yarı Galatasaray için çok sıkıntılıydı. Duvar tenisi gibi Galatasaray'ın vurduğu tüm toplar, Fenerbahçe'den döndü. Galatasaray ileride topu tutamadı. Organize olamadılar. Pereira da hem Markovic'i hem de Gökhan'ı sahaya sürüp inanılmaz bir baskı oluşturdu. Ba'nın vurup da direkten dönen top Galatasaray için şans anıydı.
İkinci yarı Fenerbahçe'nin golü bulması lazımdı. Seyreden herkes bu güneşe kar dayanmaz diyordu ki Galatasaray; Sabri'yi, Linnes'i, Chedjou'yu peyder pey sahaya sürüp Fenerbahçe'yi durdurmaya çalıştı. Fenerbahçe için ilk yarıda konsantre olamadılar diyebiliriz. Ama ikinci yarıda pekala maçı çevirebilirlerdi. Van Persie'nin ne kadar manasız bir transfer olduğunu dün gece bir kez daha gördük. İlk yarıda oyunda kaldı ama babası oynasa herhalde daha etkili olurdu. Sonuçta dün geceki kupayla Galatasaray hem prestijini kurtardı hem de Avrupa cezasını tamamlamış oldu. Asıl sıkıntı bundan sonra sanırım Fenerbahçe'de. Her daim ikinci oluyorlar...
Türkiye Ligi'nde ikinci, kupada ikinci, basketbolda ikinci... Bu dakikadan sonra Pereira'yı Fenerbahçe'nin başında tutmak çok zor olacağa benziyor.

METE KALKAVAN İYİ NİYETLİ
Hakem Mete Kalkavan iyi niyetli bir hakem... Oyuncuların hem saygısı hem de sevgisi var. Faul tespitleri de yerinde. Ama bu tür maçlarda öyle gereksiz ufak ufak hatalar yapıyor ki bir an mükemmellikten uzaklaşıyor. Kornerler, taçlar, birkaç faul... O kadar net ki ama Mete yanlış karar veriyor. Adeta okyanusu geçip, derede boğuluyor. Ama her şeye rağmen bu ufak hatalarına karşın başarılı bulduğumu söylemek isterim.