CANLI
SKOR
Mustafa Çulcu

Mustafa Çulcu

Buz gibi gol badem oldu

Galatasaray risk almadan temkinli başladığı oyunda ikinci dakikada bulduğu golle öne geçti. Oyunun kontrolünü eline aldı.
Gençlerbirliği merkezi kalabalık tutarak İcardi'yi etkisiz bırakmaya çalıştı. İcardi top almak için içeriye gelince boşalttığı bölgeye Barış ve Yunus savunma arkasına koşular yaparak pozisyonlar buldu.

Tongya top rakipteyken geriye gelerek savunmayı beşledi. Sane'nin koşu yolunu kapatmaya çalıştı ama başarılı olamadı. Yürüyerek oynayan İcardi'ye rağmen Galatasaray ön bölge presiyle rakibini hem önde boğuyor hem de kalesinden uzak tutuyor.
Gençlerbirliği ilk yarıda rakip ceza alanında sadece bir kez topla buluştu o kadar. Hiç reaksiyon veremediler.

Sahada her iki takım oyuncuları, seyirci ve hakemler dahil nabzı 100'ü aşan kimse yoktu. Sakin giden maçı hakemler bile hatalı kararlarıyla kızıştıramadı. G.Saray kaliteli kadrosu ile telaşsız, akıllı oyunuyla her zaman ki gibi gereğini yaptı kazanmayı bildi.
Batuhan Kolak'ın maçı 4.5 dakika geç başlatması kabul edilmez. İlk yarıda Sara, Oğulcan ve Zuzek'e sarıları pas geçmesi de kabul edilmez.
Basit temaslara faul çalması tam bir kalitesizlik.

İcardi-Thalisson ve İcardi-Hanousek pozisyonlarında penaltı yok devam kararları doğru. Sallai'ye gösterdiği sarı tam bir komedi. Çünkü pozisyon faul değil! Sonra Tongya'ya çıkan sarı ise balans ayarıydı o da komedi. Galatasaray'ın 63'de attığı gol tertemiz bir gol. Yunus öne boş alana koşuyor Goutas teması kendi alıyor top arkalarından geçiyor bir mücadele söz konusu değil ve Sane golü atıyor. Buz gibi gol badem oldu. VAR simülasyonu da tuhaf, hatta skandal! Uzatmalarda G.Birliği penaltı bekledi ama penaltı yok. Davidson'un kolları kapalı. Hakem iyi kumaş olabilir ama çok acemi. Skor hakemleri kurtardı

Penaltı doğru!

Geçen haftaki sonuçlardan sonra ön alanda baskılı, coşkulu, istekli, üretken futbolu Fenerbahçe'den beklerken aksine Rizespor oynadığı akıl dolu futbolla beklentilerimize cevap veren taraf oldu. Orta ve ön alanda atletik oyuncuları olan Fenerbahçe'de Asensio olmayınca oyunu kuracak tempoyu yükseltecek, gerektiğinde oyunu sakinleştirecek oyuncu yok. İlk yarıda hemen sonuca gitme aceleciliği içinde stresli, baskı altında ve pozisyon üretmekte zorlanan bir Fenerbahçe seyrettik. Öyle ki kaleyi bulan ilk isabetli şut 42'de Kerem'den geldi. Rizespor, 2. yarıya adeta golle başladı. Sıkışan, gerilen oyunda kartlar çoğalınca Samet ikinci sarıdan ihraç oldu. İki dakika sonra gelen penaltı golü Fenerbahçe'yi hareketlendirdi. Bir eksik kalan rakibi karşısında Kerem'in golü Fenerbahçe'ye can verdi derken uzatmalarda hatalı çıkış yaparak ikinci golü yiyen kaleci Ederson o canı aldı. Adnan Deniz Kayatepe anlamsız karta geç girme planı içinde olunca bazı sarıları pas geçti, konuşarak 36'ya kadar geldi. Sonra kartlara girdi. Hakemlikte aşırı hoşgörü iyi değildir. Doğru olan, kartı ne zaman vereceğini bilmek ve uygulamaktır. Pas geçilen her kart kontrol aşınması oluşturur. 36'dan sonra kartların çoğalmasının sebebi budur. 20'de Çağlar-Sow mücadelesine ve 32'de kornerden gelen topta Fenerbahçe'nin aleyhine çaldığı faulleri tekrar seyretmeli. 29'da Fenerbahçe, 45+3'te de Rizespor penaltı bekledi, devam kararları doğru. Sarısı olan Samet'in ikinci sarıdan ihracı doğru. 78'de hakem, VAR müdahalesi yedi. Fenerbahçe lehine VAR'dan gelen penaltı doğru. Zaman geçirmelerde ve kararlarını protestolarda proaktif olamadı. Yarınlarda belki daha iyi hakem olacak ama bugün için kalitesi bu kadar. Vasatı aşamadı.

Golde ofsayt yok

Galatasaray uzun bir aradan sonra saha ve seyircisi önündeydi. Ligin az gol atan, temaslı, birebir markajlı oyunu seven ve iyi savunma yapan takımı Kocaelispor'a karşı zor bir maçtı. Galatasaray'lı oyuncularda tuhaf bir gerginlik, oyuna soğukluk var. O bilinen ateşli seyirci bile baygın. Barış Alper stoperlerin arasında kayboldu. Jakobs'un asistinde Sane ile atılan gol dışında organize atak yapamadılar. Kocaelispor ikinci yarı Tayfur'un oyuna girmesiyle ayağa paslarla öne çıkarak kombin ataklar geliştirdi ve beraberliği yakaladı. Can Keleş ve Petkoviç hücuma katkı sağladı. Galatasaray son yıllarda en ürkek ve tedirgin maçını oynadı. Kaybetmekten korktuğu için öne geçmesine rağmen maç boyunca bu korkuyu üzerinden hiç atamadı. Kocaelispor bu maçta bir puan almanın yanında genç kaleci Serhat'ı kazandı. Oğuzhan Çakır faul ve kart tespitleri konusunda düşük yüzdeye sahip olan bir hakem. Daha 5'te Serdar Dursun elle oynadı dedi ama 41'de daha fazlasını Abdülkerim yaptı, devam dedi. Nonge'ye çıkan sarı hatalı çünkü Torreira'nın ayağına basmıyor. 22'de ve 59'da Kocaelispor, 28'de de Galatasaray penaltı bekledi devam kararları doğruydu. Majör kararlarda sürekli VAR'a yaslanan bir yapısı olduğu için zaten olsa da sahada veremezdi. Galatasaray'ın golünde ofsayt tartışmaları olabilir lakin çıplak göz bunu çözemez teknolojiye inanmak ve karara saygı duymak zorundayız. Hakemin ilk yarıyı bitiriş şekli modern hakemlikten çok uzak berbat bir uygulama. Dijksteel ve Torreira başta olmak üzere göstermediği sarılar var. Oyunun içinde kaldığı anlar oldu. Kocaelispor'un golünde çizgide ikinci bir oyuncu var, ofsayt yok. Zor maçtan, böylesine gergin iklimde belki ligin kaderini belirleyecek maçtan iyi çıktı.

Kırmızıyı vermedi

Kendisini nasıl bir maçın beklediğinin analizini Ali Yılmaz yapamamış. Daha ilk 3 dakika içinde Dorukhan'ın Talisca'ya ve Furkan'ın Guendouzi'ye faulleri her şeyi belli etti ama o yine maçı okuyamadı, çözemedi. Faul ve kart hataları yaptı.
En büyük hatası toptan sonra Makarov ile Guendouzi temaslı oldukları anda Makarov rakibini kafa ile itmiyor aleni kafa atıyor.
Kırmızı kart olmalıydı. Sokak kültüründe kafa atarsan ya burun kırarsın ya iki diş dökersin futbolda illa böyle olması gerekmez.
Birilerine basit gelebilir lakin bu kafa kırmızı karttır. VAR'ın da futbol bilgisi yetmedi, çözemedi, devreye girmedi.
Kayserispor teknik direktörü işi çözdü ikinci yarı Makarov'u oyundan aldı.
Hakemlere tokat gibi bir ders verdi.

Kalesinden çıkıp olay yerine gelen Ederson'a çıkan sarı kart doğru. İlk yarı biterken Brown'a kontrolsüz giren Katango'ya çıkmayan net bir sarı kart var. Hakem önce elini cebine götürdü ne hikmetse (!) sonradan vaz geçti!
Ali Yılmaz bu performansı ile modern hakemlik prototipi mi veya doğru ellerde mi? Hayır.
Hakemlikte oyunu hissetmek kartları ne zaman hangi hallerde vereceğini bilmek gerekir. F.Bahçe farklı galip geldi ya hakem konuşulmayacak toz kalkmayacaktır.
Ancak hakemin eksiği çok. Bir kere faul ve kart standardı yok. Sabredelim belki 2032'ye yetişir ya da yetiştirirler.

BU LİGİN HAKEMİ DEĞİL

Mehmet Türkmen yer alma, pozisyon takibi, oyun okuma, hareketlenme, fauller, kartlar konusunda hiç gelişim gösteremeyen bir hakem. Koşacağı yerde duruyor duracağı yerde koşuyor. Saha içinde tuhaf aksiyonlar gösteriyor ve pandomim sanatçısı gibi beden dili kullanıyor. İlk yarıyı bitiriş şekli tam bir skandal.
Maçın üzerinde kendi kurallarını uygulama bu derece ego ve kibirli hakemlik yapma gücünü ona kim veriyor merak ediyorum? Nwaiwu ceza alanı içinde topa elle temas edince Alanyaspor lehine VAR'dan doğru bir penaltı kararı geldi.
2 numaralı yardımcı 3 metre geride kalmış. Güven elle oynadı diye ilginç bir bayrak kaldırıyor! Hakemin performansını UEFA'dan bir scout izlese bırakın FIFA kokartını 'Bu ligin hakemi değil' diye rapor verir ki bize göre de öyle zaten.

Akarsu zorlanmadı

Galatasaray atletizmi yüksek oyuncuların arasına İlkay ve Sane gibi iki oyun aklını yerleştirerek direkt galibiyet için çıktığı maçta erken bulduğu gollerle öne geçti. Üçlü savunma yapan Göztepe geçişlerle çıktığında savunmasının arkasında derin özellikle sağ kanatta geniş boşluklar bıraktı. Sallai bu bölgeyi çok etkili kullandı. Biri duran toptan olmak üzere iki golde bu kanattan geldi. İlk golün sahibi Barış Alper santraforda çok iyiydi. Göztepe erken yediği gollerden sonra ilk yarı sonuna kadar şaşkınlık yaşadı, oyundan düştü. Galatasaray ilk yarıda arzulu, istekli, ritimli pas trafiği ve iyi futbol ile oyunun kontrolünü elinde tuttu. İkinci yarı sahada bambaşka bir Göztepe vardı.

Özellikle 45-70 arasında oyun Uğurcan Çakır ile Göztepe hücumcuları arasında geçti. Uğurcan kalesinde devleşti. Okan Buruk'tan Sara ve Jakobs hamleleri geldi. Göztepe'nin yüksek baskılı oynadığı anlarda Galatasaray kornerden üçüncü golü bulunca rahatladı. Zor deplasmandan çok değerli üç puan alarak çıktı ve şampiyonluk yarışında kazasız yoluna devam ediyor. Alper Akarsu, fiziksel ve zihinsel olarak kendince maça bir hazırlık yapmış. Maçı nasıl yöneteceğini kafasında planlamış. Ancak eksiklikleri ve acemilikleri olduğu görüldü. Sakin duruşu artısıydı. Bazı basit temaslara çaldığı fauller kabul görmedi. Saçma sapan kart göstermeden maç tamamlama arzusu ise çağdaş değildi. O hakemlik anlayış 70'li, 80'li yıllarda kaldı. Yıl 2026 Alper Akarsu kardeşim. Maçta hakemi zora sokacak spesifik pozisyon yoktu. Bazı hatalarına rağmen maçtan iyi çıktı.

Böyle penaltı olmaz

Fenerbahçe, ilk defa 11 yabancı ile çıktığı oyuna coşkulu ve etkili ön alan baskısıyla girdi. Beşiktaş ise kontratak futbolu ile daha net pozisyonlar buldu. Her iki takımın kazanma isteği üst seviyede. Beşiktaş savunmadan satranç oynar gibi pas trafiği ile çıkarak hücum aksiyonları geliştirdi.


Asensio sakatlanıp yerine Fred girince Fenerbahçe, bir süre oyun akışında şaşkınlık yaşadı. Ancak çabuk toparlandı. Kanatlardan etkili oldu. Beşiktaş da travmadan dolayı zorunlu Murillo-Gökhan, Fenerbahçe'de ise oyunda çok silik etkisiz kalınca Talisca-Cheriff, Musaba-Kerem değişiklikleri geldi. Beşiktaş, Rashica ve Cengiz'i oyuna alarak dinamizm kattı, geçişlerle gol aradı ancak aynı şekilde geçişler ile kalesinde tehlikeler yaşadı. Kaleci Ersin kurtarışlarıyla gecenin yıldızıydı. Uzatmalarda hakemin hatalı yorumu ile gelen penaltı Fenerbahçe'yi ipten aldı.


Yasin Kol ataması son derece riskli hatta hatalı olmasına rağmen, takımların hakem için olumlu bakış ve demeçleri oyunun gerginlik eşiğini düşürdü, güven ve sakinlik getirdi. Bu ılımlı atmosfer hakemin işini kolaylaştırdı. İlk yarıyı 15 faul; 1 sarı kart... Kaleci Ersin'e gösterdiği kartı kişiliği ile önleyebilirdi. Fenerbahçe'nin attığı gol öncesi asisti yapan Guendouzi, ofsayt; iptal doğru. VAR'ı dikkatinden dolayı kutlarım. 68'de Beşiktaş penaltı bekledi, hakemin devam kararı doğru. Oyunu bozan eylemleri sonrası nihayet Rıdvan'a ve Oosterwolde'ye doğru sarılar çıktı. Uzatma dakikalarında Fenerbahçe lehine verdiği penaltı hatalı. Agbadou topla oynuyor sonrası takılma. Yazık, böyle penaltı olmaz. Maçın sonucunu Yasin Kol belirledi.

Trabzonspor hak etti

Trabzonspor'un sahaya sürdüğü ilk 11, önde baskı, konsantrasyonu ve kontrollü oyunu galibiyeti istediğini net ortaya koydu. Onana'nın geriden oyunu kuran pasları ve özellikle Onuachu'ya uzun topları etkiliydi. Galatasaray ikinci yarıya iki değişiklik ve golle girdi. 45-60 arası oyunu kontrol eden taraftı ancak Trabzonspor'un duran toplarda gol üstünlüğü bir kez daha öne çıktı ve galibiyeti getiren golü buldu. Çok çekişmeli geçen ikinci yarı sonrası Trabzonspor dirençli, akıl dolu oyunuyla galibiyeti hak etti.

MHK'nin evrensel atama prensiplerini yok sayan, sunumlarında ballandıra ballandıra anlattığı VeTAS, Yapay Zeka'nın nasıl içi boş bir aldatmaca olduğunu ispat edercesine 2 takımın oynadığı son 4 maçın 4'üne de Cihan Aydın'ı ataması VAR'a da Erkan Engin'i oturtması beceriksizlik, kalitesizlik ve sözün bittiği yer. Kendince balans, bizce uydurma ve eyyam kokan fauller çalarak izleyenleri çıldırttı. Barış'ın ayağına basan Ozan'a çok geç çıkan sarı doğru lakin gecikme kartın dışarıdan üflendiğini düşündürtüyor!

Peki... 29'da Trabzon atağında Ozan'a kontrolsüz giren Lemina'ya niye avantaj sonrasında sarı göstermiyorsun? Torreira-Augusto pozisyonunda 33'te uydurma bir faul çalınca Onuachu'ya giden müthiş pas badem oldu. 54'te Barış-Pina pozisyonunda hakem Barış'a sarı gösterdi. Sahada kırmızı çıkarsa hayır diyemeyiz. Lakin VAR müdahalesi geldi bombayı hakemin kucağına bıraktı. OFR'de izleme sonrası hakem kararında kaldı. Açık ve bariz bir hata mıydı, temel soru ve bizim VAR çıtamız maalesef bu! Korkak, ürkek, zihinsel yıpranış yaşayan palyatif çözümlerle maçı yönetmeye çalışan berbat bir hakem seyrettik.

Oliver iyi yönetti

Dünya Kupası'na gidecek takımın belirleneceği son maça kontrollü başladık. Biz oyun kurmak, Kosova ise oyunu bozma görüntüsü ile girdi, oyuna. Arda içeriye kat edip , Zeki tek kalınca Kosova sürekli sağ kanadımızdan geldi. Savunma merkezimizde oluşan boşlukları, çift santrafor ile değerlendirmeye çalıştı. Pozisyon da buldular Asllani'nin şutunda Uğurcan müthiş dokundu, devamı direkten döndü.
Maçın kırılma anı bu olsa gerek! Uğurcan yerinde müdahaleleri ile müthiş oynadı. Kanatlardan Zeki ve özellikle Kenan ile etkili olduk. 35'ten sonra Arda sola geldi, Kenan ile iyi ikili kombinasyonlar yaptılar. Çok parıltılı olmasa da dirençli bir takım olan Kosova'nın en büyük gol silahı Vedat Muriqi'yi Abdülkerim hava toplarında durdurdu. İkinci yarıya çok iyi başladık ve golü bulduk. Oyun kontrolü bizdeydi. Kosova golden sonra çaresiz risk aldı, açıldı istediğimiz oldu. İsmail maçından başından itibaren savunmayı beşledi ve usanmadan Arda ve Zeki'nin arkasını topladı. Oynanan futbol iyiymiş kötüymüş hiiiiçççç önemli değil. Önemli olan 24 yıl sonra tekrar Dünya Kupası'na gitmek. Helal olsun Bizim Çocuklara hepsini alınlarından öpüyorum. Bir tarih yazdılar. Şimdi hemen Amerika'da yeni bir tarih yazmak için hazırlıklar başlamalı.
İngiltere'nin son yıllarda yetiştirdiği rol model Michael Oliver, FIFA ve UEFA'nın çok güven duyduğu tecrübeli bir hakem. Maçın başında özellikle ev sahibi takımın hakemi yoklama faullerinde tavizsiz tavrını ortaya koydu. Temaslı oyuna izin verdi. Son derece sakin kendinden emin gözükse de bizim alıştığımız o tempolu ve üst performans Oliver'i göremedik. Ama o da haklı. Çünkü bu maç bir final bu maç bir taktik savaşı... Hakem "sonucu ben değil oyuncular belirlemeli" diyerek risk almadı, oyunu bozmadı, üstüne çıkmadı, gerilimli anlarda kontrollü ve psikolojik davrandı. Hataları oldu ama ustalığını ortaya koydu iyi bir yönetim gösterdi.