CANLI
SKOR
Gürcan Bilgiç

Gürcan Bilgiç

Maximin 11’de olmadığı için mutlu değildi!

1-Allan Saint-Maximin, Fenerbahçe'den ayrıldı, bu önemli bir kayıp olur mu?
Sezon başından beri olan performansına baktığımız zaman kadroda olmadığında 'Eyvah!' demedik. Çok yetenekli, birebirde etkili, kaleye direkt giden bir oyuncu olmasına rağmen süreç onu 'hamle şansı' pozisyonuna getirdi. Yani işler kötü gittiğinde sahaya girsin, bir şeyler yapsın diye bakıldı
Aslında Mourinho'nun listesinde ve çok istediği oyunculardan. Çünkü onun sisteminde, oyun kuran bir açık (Tadic), uzun boylu bir santrfor (En-Nesyri) ve direkt kaleye giden süratli bir açık daha var. Maximin bu noktada stratejik önemdeydi. Normalde baktığımızda takımdan ayrılması kalan maçlarda yaşanacak problemlerde F.Bahçe'nin elindeki hamle şanslarının azalması demek. Diğer taraftan da oyuncu, ilk 11 oynamak istiyor, mutlu değil. Samandıra disiplininde de problemler olduğunu duyduk. Sezon sonu da takımına döneceğini, kiralık olduğunu düşündüğümüzde bu ayrılığın erken olması, F.Bahçe yönetimine de yabancı kontenjanında yeni bir hamle şansı getirir.

YENİLER KADIKÖY'DE BUGÜN SAHNE ALMALI
2-Fenerbahçe bugün Çaykur Rizespor'la önemli bir maç oynayacak. Nasıl bir sistem ve 11 bekliyorsunuz. Yeni transferler takıma monte edilir mi?
Kesinlikle oynayacaklarını düşünüyorum. Hem Rize maçı hem de hafta içindeki Erzurumspor kupa karşılaşması bu oyuncuların havayı yakalamaları, takımı tanımaları ve grubun bir parçası olduklarını göstermeleri açısından önemli. Perşembe günü takım zor bir maç geçirdi. 3 gün sonra da çok koşan bir rakibe karşı oynayacaklar. Sonuçta kadronun da yeni bir enerjiye ihtiyacı var. Bu nedenle Mourinho'nun sadece yeni transferlerle değil, Oğuz Aydın, Kostic, Amrabat ve Osayi gibi hafta içi değerlendiremediği diğer futbolculara da şans vermesini bekleyeceğiz. Benim en çok merak ettiğim, Talisca… Forvet gibi Dzeko veya En-Nesyri'nin yerine oynamasını bekliyorum. Mourinho ve ekibi onu nasıl pozisyonlandıracak, orta saha özelliklerinden dolayı 10 numara pozisyonuna çeker mi, bu da merak konusu. Uzun zaman sonra ilk defa takımda bir de frikikçi olacak.

MOURİNHO, MİMOVİC'İ FERDİ GİBİ OYNATABİLİR
3-Fenerbahçe şu ana kadar 4 transfer yaptı. Oyunculara bakarsak sizce eksikler giderildi mi yoksa başka takviye yapacak mı ya da yapmalı mı?
Maximin'in gittiğini düşündüğümüzde yabancı kontenjanı doluyor. Osayi için 'Avrupa listesine yazılacak, Türkiye'de oynatılmayacak ve kontenjanda bir seçenek daha açılacak' dedikoduları var. Başkan Ali Koç'un açıklamalarında sol bekten de bahsedildi. Mimovic'in aynı Ferdi gibi sağ ayaklı bir sol bek gibi oynatılıp oynatılmayacağı da aklıma gelmiyor diyor. Ama yapılanma F.Bahçe'yi daha kuvvetli, daha tehdit eden ve daha dirençli bir takım yapacak. Çünkü öne geçtikten sonra takımı geri çeken bir teknik direktörü var. Bu noktada iki stoperin önemi daha da artıyor. Yine baskılı oynadığında final paslarında problem yaşıyorlardı. Talisca ve Tadic bu noktada sorun çözen oyuncular. O nedenle taraftara güven veren ve rakibi korkutan bir takım bekliyorum.

Rüzgâr sert esiyor

İlk dakikadan itibaren "maçı kazanacağım" diyen bir Fenerbahçe takımı izledik. Defansif "sarsaklıklara", kaleye gelen ilk basit pozisyonun gol olmasına rağmen, tempoları, istekleri ve yardımlaşmaları ile maçı tadında oynadılar. Sakatlıklar ve üstüne cezalılarla birlikte sağ bekin-sol bekin orijinal olmadan, taktiksel mücadelenin içindeydiler. Sakatlıktan dönen, maç eksiği olan İsmail Yüksek'in arzusuna, Szymanski de ikinci goldeki asisti ile eşlik etti. Fred form grafiğini yine yükseğe taşırken, bir başka forma ıslatıcısı Mert Hakan "sıkıntılı" anlarda devredeydi. Düşünün, hamle şansı olmaması, Tadic'i son 15'te altı numara pozisyonuna taşıdı, 39'luk Dzeko ile En Nesyri, orta saha gibi oynamak zorunda kaldılar. Fakat klasik hastalık, öne geçtikten sonra geriye çekilip, rakibe cesaret vermek yine devredeydi. İrfan Can Eğribayat'ın kurtardığı pozisyon haberciydi, bitime beş dakika kala da karambol beraberlik golünü getirdi. Tüm hesaplar yeniden yapılmaya başlandı. Bir orta saha ile oyunu kontrol etmek yerine, defansı örüp, işi futbol şansına bırakmak. Mourinho'nun "yenilmezsek, kovulmayız" ekibi, ders almadı geçmişten. 70 milyon Euro değeri olan rakip karşısında 250 milyon Euro'luk takımı ne hale getirdiler. Üçlü diziliş ile birlikte Çağlar da başka formata geçti. Belki de kadroya gelen iki yeni stoperin baskısı, pabucu pahalı yaptı. Nesyri'nin mükemmel golü, Dzeko'nun usta vuruşu, yine Fenerbahçe'yi santrforlar takımı yaptı. Yeni transferler, mevkisinde oynayan bekleri veya orta sahaları, ön taraftaki pas tercihlerindeki yanlışlara çözül olabilecek Talisca ile kalan maçlar daha keyifli bir takım vadedecek; inşallah…

Mou verdi-aldı!

Aslında Lyon maçı sinyali vermişti. Defansif dirençte Fransızlara kale göstermemek Mourinho için "ümit verici gelişme" olarak değerlendirilmeseydi, Szymanski orta saha merkezdeki yerinde başlardı oyuna. "Acı çekti, fedakârlık yaptı" gibi cümlelerden sonra Kostic kararı gelmeliydi bu maçta. Bu aşamada ekibi de kantara çıkar aslında. Göztepe'nin önde baskısını, daha önce bunu yapamayan orta saha ile nasıl çözeceklerdi. Bizimki de "Umut" işte. İtalyan ekibin derdi; "Nasıl ileri gideriz" değil, "Nasıl geride sağlam kalırız" olunca, ellerin havaya kalktığı 45 dakika oynandı. Tek kelime ile rezalet. 9 dakikada gelen üç golün altına imzalarını da attılar. "Bir şey yapmamız lazım" dediler. Tekrar dörtlüye döndüler. Szymanski merkeze geldi, Kostic sol beke, Maximin sol öne. Taşlar yerine oturunca baskı da geldi. En-Nesyri'nin ilk golüyle birlikte, maç atmosferini buldu. Sonrasında kaleyi tutan iki şut da gol oldu. Göztepe'nin yaktığı ateş, bir anda ters yöne dumanlandı. Sonrasında Amrabat'a attılar topu. O da geriye taşıdı sürekli. Çok tecrübeli ya, skoru tutacak, top kendilerinde kalacak. Halbuki istimi yakalamış, tribünleri ayağa kaldırmış oyundan vazgeçiyordu. Tekrar sahalarına çekildiler, skoru korumaya kalktılar, "korkak oyuna" geri döndüler. Bu "korkak futbol aklından" vazgeçmedikleri sürece, şampiyonluk için gereken sinerjiyi yaratamayacaklar. Ve dip not; yarış sıcak, kazanmak her şey… İkinci yarıdaki 20 dakika uzadığında, her rakibi yenen bir takım ortaya çıkar. Mourinho ve ekibi izin verirse…

Bıçak sırtı!

Bir gün önce Mourinho eksik oyunculardan 10 bir kişilik bir takım saydı. Sadece sakatlıklar değil, UEFA'ya bildirilen listenin de eksikleri vardı onların arasında. Nereden bakarsanız yanlış planlamanın eseri olan, genç Yusuf'u Lyon gibi sert maçta üçlü defansın önemlisi yapan maç geldi karşımıza. İlk yarıdaki "hükmün", ikinci 45'e taşınmaması, Mourinho takımının bu seneki klasik yetersizliği aslında. Rakip baskı yaptı, pasla çıkamadılar, uzun oynadılar, onlar da kapıp topu tekrar geldiler üstlerine. Skorun beraberlikte kalması aslında iki takımın da istediği gibi. Bir kazaya uğramadan son maçta işi çözmek cepte kalsın modeli. Lyon'un planlarını İtalyan VAR hakemleri bozabilirdi. 31'de Kumbedi'nin sarı kartı için incelemeye bile gitmeyenler, 45'teNiakhate'ye çıkan kırmızı için hakemi çağırdılar. Roma'da İtalyan hakemlerden şikayetçi olan Mourinho'nun kabusu Kadıköy'de de peşini bırakmamıştı anlaşılan. Hamle şayısı da kısıtlıydı, Maximen ile bir nefes vermek istedi takıma. O kadar baskı yediler ki, ön taraf etkisiz eleman haline gelmişti. Sonrasında Dzeko ile birlikte Lyon'u yine geriye itip, maçı "gol arayışları" kısmına taşıdılar. İlk yarının müthiş tribünleri de takım gibi ikinci 45'te sessizdi. Onlar da umudun peşine heyecan taşıyarak kıpırdandılar. Defansif dikkat ve İrfan Can Eğribayat'ın kurtarışları Fenerbahçe'yi iddianın içinde tuttu. Mevcut şartlara, Lyon'un gücüne baktığımızda bir puan "iyidir" kısmında kaldık. Fred'in ayakta tuttuğu orta saha ile direndiler. r kısmı gümbürtüye gidecektir. Yine de kaybedilmemesi gereken süreçti. Heyecan yapmadan akıllı kaldılar.

Hamleler başarılıydı

İlk yarı için söylenecek "iyi şeyler" konusunda en koyu Fenerbahçelinin bile lafı olamazdı. Boşa geçilmiş, koşulmuş bir bölüm izlettiler. "Farkı kapama" maçında, takım olarak o "mesajın" sahibi değillerdi. Mourinho da bu işin parçası… Lyon maçı aklındaydı muhtemelen, üçlü oynadı ama tek stoper Djiku ile… Enteresan. Tadic, Amrabat kulübede. Hadi onu anladık. Oğuz sağ tarafta, Kostic solda… Çok verimsiz. Öndeki iki kuleye top taşıyamıyorlar ve müthiş direniş gösteren Adana Demirspor var sahada. 30'dan sonra Fenerbahçeli oyuncular geriye oynamaya başladılar, Demirspor cesaret kazandı. Farklı galibiyet beklenen maçın "tutsağı" oldu Fenerbahçe.
İkinci yarının başında üst üste pozisyonların gelmesinde, değişikliklerin rolü büyüktü. Oğuz Aydın ters ayaklı sol bekti. Ortaları ile kuleleri devreye soktu. İrfan Can kaleye daha yakın oynamaya başladı. Çağlar'ın topu Djiku'ya göre daha isabetliakıllı kullanmasıyla, duvara çarpıp dönme hali de bitti. İki gol VAR'dan iptal edildi. İlkinde Danimarklı hakem "eyyam" yaptı, ikincisinde haklıydı. Ancak 0-0'ın gerilimi bu kararlarla arttı. 56'da Barasi'nin kırmızı kart görmesinin ardından Tadic'in sahaya ayak basması; ustalar geçidini Adana'ya getirdi. En-Nesyri'ye iki gol attırdı. Nesyri bununla yetinmedi, Dzeko'ya da asist yaptı. Son hamle Cenk tekmeye kafa uzatarak perdeyi kapadı. Santrforlar gecesiydi yani… Krizlerin ilk 45'inden sonra, şampiyonluğa oynayan takımın şovunu yaptığı, iptal edilen gollerine rağmen sahada "soğuk" kalarak disiplini bozmayan oyuncuların olduğu süreç de önümüzdeydi. "Acı çekmeden" kendilerine gelemiyorlar.

Korkakça!

Kazanılması gereken maçı kaybetmek için strateji üreten bir teknik adamı var Fenerbahçe'nin. Hareketli maçta orta sahayı ve defans arkasını Konyaspor'a hediye etmekle kalmadı Portekizli hoca, önlem almak veya kontrol sağlamak adına da hamle yapmayı tercih etmedi. Bir defans hatasından, golü çıkartan Tadic'e şükretsin yatıp-kalkıp. İkinci yarıyı ele geçiren, tüm dönen toplara hakim olan, maçı doğru bir şekilde oynayıp, Fenerbahçe ceza sahasında karambol arayan Konyaspor'u seyretti. Hamlesi dörtlü defansif dizilişten, Osayi ile beşliye dönmek oldu. Sonrasında yine Yusuf'u oyuna alarak Samsun'daki kabullenişi tekrarladı. "Korkak" bir bakış açısı ve kaderci yaklaşım ile maçın galibi olmanın "gururunu" yaşıyordur muhtemelen. Jesus döneminden beri çift santrforlu oyunlar Fenerbahçe'nin baş belası. O dönem hiç olmazsa önde baskıyı korakor yapıyorlar, dönen topları da alıyorlardı. Mourinho'da o da yok… Fred ile Szymanski'yi oradan oraya koşturmak dışında, takımın bütününü kurguya dahil edecek görüntü de yok. İlk yarı kaçırılan pozisyonlar veya farklı bir skordan da bahsedebiliriz. Fakat bu teslim oluşu, ikinci 45'i açıklamaz. Başakşehir galibiyeti sonrasında Galatasaray yorumlarında "kötü oynarken kazanmak"tan bahsedildi. Fenerbahçe için de aynı cümle kurulur. Ancak bu cümlenin hak edeni Mourinho'dur, Fenerbahçe oyuncuları değil… Eğer "yapı" veya "sistem" ile mücadele edecekse Fenerbahçe yönetimi, böyle "yüreksiz" kararlarla bunu yapamaz.

Aziz Yıldırım Koç’a önerilerde bulunmuş!

1-Fenerbahçe, iki stoper ve bir sol bek alacak. Bu transferlere dair kulağınıza gelen bir gelişme var mı?
Stoper ve bek transferleri olmazsa olmaz. İlginç diyaloglar yaşanıyor aslında yöneticiler ile Mourinho arasında. Devre arası için "Ne yapalım?" diye masaya oturduklarında, Portekizli hoca "Transfere gerek yok" diyor. Herkes de birbirine bakıyor. Bu konuşma geçtiğinde henüz Becao da sakatlanmamış. Tribünlerin beklentisi üzerine Talisca için temaslar başlıyor ve anlaşmalar sağlanıyor. Başkan Koç, stoper ve beke dikkat çekti ama ilk transfer Talisca'dır. Sonrasında Koç-Yıldırım buluşmaları gerçekleşmeye başladı. Aziz Başkan'ın bu sohbetlerde önerileri oldu; stoper ve sol bekin de altını çizdi. Takıma değer katacak, geldiğinde de ilk on bir oynayacak isimler üzerinde tartışıldı. Stoper ve bek alınacak, Talisca tamam. Dördüncü isim için kontenjan açılması lazım. Ancak altını çizmemiz gereken bir nokta var; Koç büyük bütçeden, pahalı oyunculardan bahsetti. Mourinho ile de hedef tazelendi. Fenerbahçe yönetimi, sadece ligi değil, Avrupa Ligi'nde de final getirecek bir takım için kolları sıvıyor.

ŞAMPİYONLUK ANCAK TARAFTARLARIN ELİNDE
2-Fenerbahçe'nin önündeki maçlarına bakarsak nasıl bir yorum yaparsanız?

Puan tablosunun üstüne karşı puanlar kaybettiler ve Galatasaray hariç tüm maçları deplasmanda oynadılar. Şimdi zor maçlar Kadıköy'de. Galatasaray'da ise durum tam tersi, hepsiyle dışarıda oynayacak. Fenerbahçe, Kadıköy'ü tekrar 'yenilmez arenasına' çevirmek durumunda. Ev sahibi maçlarda tribünlerin sahaya ve takıma odaklanması, 'destek moduna' geçmesi bu yüzden çok önemli. Son basın toplantısında da bu çağrı yapıldı. Fenerbahçe'nin fikstürü avantaj haline döndürmesi, Kadıköy'ün tekrar 'cehennem' olması ile mümkün. Bu yüzden şampiyonluk Fenerbahçe taraftarından geçiyor.

AMERİKA'YI YENİDEN KEŞFETMEK İSTİYORLAR
3- Jose Mourinho, F.Bahçe'de 3-4-2-
1 sistemi ile devam edecek mi? Bu sistem takıma uyuyor mu?
Mourinho kanatları kullanmak istiyor. İki santrfor ile oynamasının formülü bu. Mevcut bekleri ile bunu tam yapamadı. Kostic'den, hatta beşlinin sağında Oğuz Aydın'ı oynatmak istediğinden, üçlü savunmada neleri yapabileceğini görmek istiyor. Kendisi "Her sistemi oynamalıyız" diyor haklı olarak ama tahtaya yazmakla olmuyor bu. Çalışılması lazım. Jesus döneminin ipini çeken de 'üçlü savunma' oldu. Önde oynamak isterken, avlandılar. Bu kadro, geçen sezon 4-2-3-1 ile rekor puan topladı, gol rekoru da kırıyordu. Amerika'yı neden yeniden keşfetmek istiyorlar anlaşılır gibi değil aslında.

İnanmıyorlar!

Maçı nasıl yorumlamalı? Bir gün önce Galatasaray maçındaki hakem kararlarının ardından, kafasında "kazansak ne olur ki" diye sahaya çıkan bir takım var sanki… Ya da rakip kaleye adeta "yürüye yürüye" gittiğini görerek, pozisyonları üst üste harcayan, "büyük fark olmalıydı" diyeceğimiz bir maçtan 2-1'e sevinen takım mı? Kalecisinin yere yatmadığı bir maçta, "şimdi yiyecekler bir tane" telaşını yaşatıp, rakibini bu kadar oyuna sokan "kararsız-telaşlı" bir görüntü mü? Galibiyeti getiren iki golün sahibi En-Nesyri'nin, kaçırdıkları, değerlendiremedikleri, "nasıl olur" dedirttiği pozisyonları mı? Ezeli rakibinin taraftarı hakem kararlarıyla kazanılan maçı futbolcularıyla "şenlik havasında" kutlarken, Kadıköy'dekilerin takımı-oyuncuları-rakibi unutup, yönetimle girdiği hesaplaşma mı?
Acayip bir 90 dakikaydı. Kazanılan maçtan eve dönen taraftarın "mutsuz" olmayı seçtiği sezonun klasiği arasına girecek. Mücadeleden vazgeçen taraftar oldu mu, hele hele Fenerbahçe tribünüyse, Mourinho'nun da Ali Koç'un da başı dertte demektir. Çünkü her rakibe sahada meydan okursun ama kendi taraftarın karşındaysa, hiçbir şansın kalmaz. Penaltıyı kaçırmasına rağmen Dzeko'nun liderliği olmasa, kaos daha da büyüyecekti. Bu nedenle başta "Special One" olmak üzere, karşıdan esen rüzgãrı arkalarına almak için strateji, öncesinde de taraftarın kendi duygularını yaşayacağı oyunu bulmalılar.
Galatasaray'ı "yenilmez" yapan bir organizasyonla, başka türlü savaşamazlar.

Jose Mourinho’nun Samet’e ihtiyacı var

🔴 Fenerbahçe'nin bir mi yoksa 2 stopere mi ihtiyaç var?
İdeal kadro dört stoper gerektirir, şu anda genç Yusuf ile birlikte üç tane sağlam var. Çağlar çok sakatlanan ve geri dönmesi de uzun süren bir oyuncu. Yani; sol ayaklı bir stoper 'olmazsa, olmaz' yazılır. İkinci hamle için planlama yapılmalı. Çünkü yabancı olacaksa limitler var. Mourinho bu yüzden Samet'e sahip çıkıyor. İhtiyacı var oyuncuya. Karşısında da rakip değil, kendi taraftarı var. Zor durum. Şartlar sanki bir 'kiralama' hamlesi gerektiriyor ikinci seçenek için.


TALİSCA'YI ALSALAR DA KİMSEYE YETMEYECEK

🔴 Anderson Talisca dışında hücum hattına takviye gerekli mi?
En çok gol atan ikinci takım için golcü aranıyor. Enteresan bir durum. Talisca transferi sadece taraftarı tatmin etmek, takıma güven duymasını sağlamak için yapılıyor. Fenerbahçe'ye esas gereken güçlü bir ofansif oyun. Türkiye'de transfer, forvet almak olarak anlaşıldığı için Talisca'yı da alsalar, kimseye yetmeyecek. En-Nesyri satılırsa elbette bir hamle daha gelebilir ön tarafa. Ocak ayında da Güney Amerika dışında doğru hamle şansınız çok az.


EĞER HOCA DAHA CESUR OLURSA FARK KAPANIR

🔴 Mourinho, ligin ikinci yarısında takımı ayağa kaldırıp farkı kapatabilir mi?
Nedense Mourinho, takımının neler yapabileceğinin farkına varamadı bir türlü. Ağzından sürekli 'defansif kültür' mesajı düşüyor. Bu fikrin bu derece yalın olarak tribünlerden onay alması mümkün değil. 8 puan kapanır. Rakiplerin puan kaybı yapacak, sen yapmayacaksın. Eyüp maçındaki 'teslimiyetin' faturasını oyunculara kesti. Şimdi grubu kendine inandırması gerekiyor. Kısacası Fenerbahçe'ye 'Yeni Mourinho' lazım. Ameliyat masasından daha cesur kalkmışsa, sahadaki problemleri oyuncu performansı yerine, oyun gücü ile çözmeye karar verirse, 20'de 20 için yolunu açar.


TÜRK FUTBOLU İÇİN TARİHİ BİR EŞİKTEYİZ

🔴 Yeni MHK sistemi kabul görür mü? Bu sistemle TFF taca mı çıkıyor?
İbrahim Hacıosmanoğlu, liglerin hakemler üzerinden şekillendirilmesinin önüne geçmek adına cesur davrandı. Hakemler yeni bir otoritenin, torpilin değil performansın liyakat getirdiği bir düzende, daha cesur olabilirler. Yanlış kararların hata olarak değerlendirebileceği bir dönemin eşiğindeyiz. TFF, artık ülke futbolunun gelişimi, Milli Takım'ın başarısına yoğunlaşıp, hakem tartışmalarından kendisini uzaklaştırabilir. Bu durum çekişmeleri de azaltır. Bu yüzden Danışma Kurulu'na seçilecek isimlerin güvenirliği ve adalet duygusunu yaşamaları öncelikli olmalı. Tekrar futbola dönmek için tarihi bir eşikteyiz.