CANLI
SKOR
Ersin Ramoğlu

Ersin Ramoğlu

Bu sevda başka sevda

Gurbette yaşamak zordur! Sabah kalkarsın, trafik… İşe gidersin, stres… Akşam eve dönersin, memleket hasreti… Trabzonspor varsa, işler değişir! Hele Fırtına kazanmışsa, trafik yayla yolu gibi gelir! Trabzonlu gurbetçinin takvimi başkadır. Başkaları cuma gününü bekler, bizde Trabzonspor'un maç gününü… Başkaları maaş gününe bakar biz de o puan tablosuna! Maç günü hanım yemek hazırlamış biz ise bordo-mavi kaşkol ile televizyonun karşısına geçmiş, gözler ekranda… Hanım sesleniyor: "Yemek soğudu!" "Hanım soğusun, dur az, ısınır!" Trabzonspor gol atınca evde bayram havası… Komşu kapıya çıkıyor: "Ne oldu, piyango mu çıktı?" Yok komşum, daha büyüğü oldu! Trabzonspor kazandı!
Hele İstanbul'da yaşayan Trabzonlular var ya… Onların gönlü Trabzon'da bedenleri gurbette… Takım kazanınca herkes akraba olur. Çünkü bordo-mavi sevda, nüfus cüzdanına yazılmaz. İnsanın yüreğine kazınır! Bir de memlekete telefon açanlar var… "Ula, Trabzon'da hava nasıl?" Karşıdan cevap gelir: "Yağmurlu!" Gurbetin yorgunluğu, bir galibiyetle hafifler. Bir golle yüzler güler. Bir zaferle insan kendini memlekette hisseder. İşte Trabzonspor budur! Sadece bir futbol takımı değil; gurbetçinin memlekete açılan penceresi, uzaktaki Trabzonlu'nun yüreğine düşen bordo-mavi bir ateştir.
Dört duvar arasında memleket özlemi çeken adama Trabzonspor'u verin, bir anda Akyazı'ya taşıyın! Hele bir de Galatasaray'ı, Beşiktaş'ı devirsin… O zaman gurbetçinin havasından geçilmez! Fenerbahçeli arkadaşına takılır, Galatasaraylı komşusuna laf yetiştirir, Beşiktaşlı dostuna çay ısmarlatır! Ama işin sonunda yine aynı sözü söyler: "Dünyanın neresinde olursak olalım, gönlümüzün adresi belli!" Bize her yer Trabzon! Çünkü insan memleketinden uzakta yaşayabilir… Trabzonspor sadece bir futbol takımı değil. Bir başkaldırıdır! Bir karakterdir! Anadolu'nun İstanbul saltanatına karşı dik duruşudur.
Bu hikâyede yalnızca Trabzonlular yok! Batmanlı Metin Güneş de var… Adam resmen Trabzonspor hastası! Galibiyete sevinir, maç kaybında üzülür. O Trabzonspor'a destek atan bir sevdalı. Metin Bey, Batmanlı ama gönlü Trabzon'da. Sadece o mu Şanlıurfalı Vali Yardımcısı Ali Bezirgan… Yine Batmanlı Avukat Umut'un da bordo-mavi aşkı büyüktür. Bu aşk böyledir sınırları aşar, şehirleri geçer, gönüllere yerleşir. Teknik adam Thomas Reis, takıma kazandırdığı havayla taraftarın umutlarını da büyütüyor. Dört maçlık galibiyet serisi, Galatasaray ve Beşiktaş karşısında alınan sonuçlar, bordo-mavili camiada yeni bir heyecan yarattı. Bordo-mavi taraftar için mesele skor değildir. Tabelada üç puan yazar. Taraftarın yüreğinde ise koca bir hikâye! Bordo-mavi yalnızca takımının renklerini taşımaz. Bir şehrin inadını, Karadeniz'in hırçınlığını, alın terini ve mücadele ruhunu da taşır. Trabzonspor'un sevdası biraz da bundandır. Sevinci yüksek seslidir, hüznü derindir, öfkesi çabuk parlar ama aşkı kolay kolay sönmez.

Bordo-mavi isyan

Trabzon'un bir tek bordo-mavisi var. Bir tek... Ne petrolü var Trabzon'un... Ne altını... Ne doğalgazı... Ne de gökdelenlerle övünecek bir zenginliği... Ama bordo-mavisi var. Ve o bordo-mavi, bu şehrin servetidir. Çocuğun ilk öğrendiği renk... Babanın oğluna bıraktığı miras... Dededen toruna geçen sevda... Yağmurda ve fırtınada terk edilmeyen bir aşk... Trabzonspor budur. Hakemlerin Trabzonspor'un aleyhine çaldığı düdük önemlidir. Şehrin yüreğine dokunuyorlar çünkü. Bordo mavi camianın hakem kararlarına yönelik öfkesi buradan büyüyor. Çünkü mesele bir penaltıdan... Bir kırmızı karttan... Bir VAR görüntüsünden ibaret değil. Mesele adalet duygusu. Futbolun en büyük sermayesi de zaten budur. Adalet duygusu yoksa tribün susmaz. Tam tersine daha çok bağırır. Daha çok sorgular. Daha çok itiraz eder.

Merkez Hakem Kurulu'nun görevi ise tam burada başlıyor. Hakemleri eğitmek... Performanslarını değerlendirmek... Karar standartlarını yükseltmek... Ve en önemlisi, herkese aynı teraziyi tutmak. MHK Başkanı Ferhat Gündoğdu neden gözaltında? Galiba kafa kopardığı için... Trabzonspor taraftarı hakemlerin aynı pozisyona başka maçta başka, Trabzonspor maçında başka yorum yaptığını sordu hep? "VAR neden bazen gözünü dört açıyor da bazen gözlerini kapatıyor" diyor. Neden hep Trabzonspor'un aleyhine kararlar veriliyor? Trabzon insanı saf değildir. Futbolu da dün öğrenmedi. Bu şehir hakem kararlarını yıllardır izliyor. Hangi düdüğün ne anlama geldiğini biliyor. Hangi kararın futbolun içindeki hata, hangisinin tartışmalı olduğunu da görüyor.

Taraftar hakem atamalarını MHK yaptığını biliyor. Demem o ki... Kimse Trabzonspor'a ayrıcalık istemiyor. Trabzonspor'a kıyak da istemiyor. İstenen tek şey adalet. Trabzonspor'un lehine hata yapılırsa da hata. Aleyhine yaparsa da hata. Forma rengi düdüğün rengi olmamalı. Çünkü bordo-mavi yalnızca bir futbol kulübünün renkleri değildir. Trabzon'un hafızasıdır. Trabzon'un gururudur. Trabzon'un çocukluk fotoğrafıdır. Sokakta top oynayan çocuğun hayalidir. Babasının omzunda maça giden evladın heyecanıdır. Tribünler de aynı koltuğa oturan ihtiyarın duasıdır. Bordo-mavi bir şehrin ortak kalp atışıdır. İşte bu yüzden... Bordo-maviye kıymayın! Trabzonspor'u hakem tartışmalarının içine gömmeyin. MHK'nın işi maçların sonucunu tartışmalı hale getirmek değil, tartışmayı azaltmaktır. Çünkü futbol zaten yeterince zor. Trabzonspor'un taraftarı zaten yeterince cefakâr. Bu şehrin elindeki tek zenginliktir bordo-mavi. Onu da tartışmalı düdüklerle yıpratmayın.

Trabzon'un tek umudu, tek büyük sevdası, tek ortak serveti, bordomavidir. O renklere dokunmayın. Çünkü bordo-maviye kıydığınızda... Sadece Trabzonspor'un formasına değil, bir şehrin kalbine dokunursunuz. Trabzon'un bir tek bordo-mavisi vardır. O da sandıkta aranmaz, siyasette kullanılmaz. O renk; tribünde, formada, bayrakta, atkıda yaşar. Trabzonspor'un rengidir. Siyaset gelip geçer... Bordo-mavi kalır." Trabzonspor bu hakemlerden çok çekti! Bazen bir düdükle maç gitti. Kaldırılmayan bir bayrakla puan uçtu. VAR'daki sessizlik, Trabzonspor'u puandan etti. Bordo-mavili taraftarın hafızası bunlarla dolu. "Artık hakem konuşmayalım" denildi. Konuşuldu. "VAR geldi, hatalar azalacak" denildi. Azalmadı. Trabzonspor'un canını en çok da VAR yaktı.

Salah’ı şaşırtan şehir

Yıl 1931. Yer Trabzon Kemerkaya sahili. Eski bir fotoğrafın içinde zaman durmuş sanki... Denizin kıyısında iki çocuk. Biri 1923, diğeri 1924 doğumlu. Kim bilebilirdi ki o iki küçük çocuk, yıllar sonra insanların hayatına dokunan iki büyük isim olacak? Eski fotoğraflar yalan söylemez. Bir kareye bazen bir ömür sığar. O gün Kemerkaya'da deniz aynı denizdi. Martılar aynı martılardı. Rüzgâr da bugünkü gibi saçları karıştırıyordu. Kader, o iki çocuğun omzuna usulca dokundu. Biri Dr. Krino Kafato... Diğeri Prof. Dr. Muvaffak Akman... Biri doktor oldu. Biri profesör. Biri dünyanın öbür ucuna gitti. Diğeri üniversiteler kurdu. Muvaffak Akman, Trabzon Lisesi ve İdmanocağı forması giydi. Trabzon'da uzun süre doktorluk yaptı. Koyu Trabzonsporlu olan Akman'ın İdmanocağı Yönetim Kurulu üyeliği de var.

"Bize her yer Trabzon" sözleri Salah'ı bile şaşırttı. Trabzon'da futbol saatle ölçülmez. Nefesle ölçülür. Sabah çay ocağında başlar. Dolmuşta devam eder. Akşam sahilde biter. Ertesi gün yeniden başlar. Çünkü Trabzon'da futbol bir spor değil bir kimliktir. Hem de nüfus cüzdanındaki soyadından daha güçlüdür. "Bize her yer Trabzon" sözü boşuna çıkmadı yani. Bu cümle bir slogan değil. Bir yaşam biçimidir. Dünyanın neresinde olursan ol. Londra'da, Berlin'de, Doha'da... Hiç fark etmez. Bir yerden mutlaka bordo-mavili bir atkı çıkar.

Trabzonspor'a dünya çapında bir yıldız olan Salah'ın gelmesi sadece futbolu değil, şehrin ekonomisini de hareketlendirdi. Oteller doldu, restoranlar canlandı, forma satışları patladı, esnafın yüzü güldü. Ve dünyanın gözü Trabzon'a çevrildi... Turizmden ulaşıma kadar birçok sektör bu ilgiden payını aldı.. Kısacası Salah'ın gelişi sadece sahada değil, çarşıda, pazarda ve kasada da gol etkisi yapacak. Trabzonspor da Trabzon da kazanacak! Asıl ilginç olan Trabzonsporlu kadınlar. Onların Trabzonspor sevdası anlatılmaz, yaşanır. Trabzonspor'un maçı varsa düğünler ertelenebilir. Misafir erken gönderilir. Bir Trabzonlu teyze düşünün. Salah'ın adını tam söyleyemiyor. "Geliyorsa gelsin, sağı toparlar" diye analiz yapmış... Başka biri... "Evladım Salah hızlı mı?" "Çok hızlı." "O zaman bizim yaylaya da çıkar."

Transfer haberi sadece erkekleri ilgilendirmez. Mahalledeki ablalar da yorum yapar. "Bu çocuk karakterli mi?" "Annesini sever mi?" "Uyum sağlar mı?" Sanki gelin adayı değerlendiriliyor. Düşünün... Salah yüzünden Trabzon'da herkes forma satın aldı. Çünkü Trabzon'da aidiyet hızlıdır. İnsanlar seni hemen sahiplenir. İşte bu yüzden "Bize her yer Trabzon" sözü dünyanın en güçlü yerel cümlelerinden biridir. Bu cümlede gurbet var. Hasret var. İnat var. Ve en önemlisi Trabzonspor var. Salah geldi hoş geldi. Ama Trabzon'daki futbol aşkı hiçbir transfere bağlı değildir. Trabzonspor sevgisi yıldız oyuncularla başlamadı. Yıldız oyuncular geçer. Ama bordomavi sevda hep kalacak. Trabzonspor Yöneticisi Serkan Kılıç bu sezon Avrupa Ligi, Türkiye Kupası ve Süper Lig'de 50-55 maç oynayacaklarını bu yüzden kadroyu geniş kurmak istediklerini söyledi... Kılıç, Salah'ın forma satışlarında Messi ve Ronaldo'dan sonra üçüncü sıraya oturduğunu söyledi. Serkan deli uşaktur, mangal yüreklidir boş konuşmaz...