CANLI
SKOR
Erman Toroğlu

Erman Toroğlu

Hakan'a dua edin...

A Milli Takım'da dünkü maçın kilit adamı Hakan Balta'ydı... Yani bunun için sonun başlangıcı diyebiliriz de... Bizim kale önünde iki tane müdahale yaptı, Türk Milli Takımı'nı resmen ipten aldı. Letonya karşısında iyi oynadık mı? Bence hayır... İyi mücadele ettik mi? Fena değil... Akıllı oynadık mı?

Kesinlikle hayır!
İkinci yarıda oyuna Şener Özbayraklı girdikten sonra işin rengi değişti. Sağ taraftan çizgiye daha rahat indik. Ama getirdiğimiz toplarda ortada işi bitirecek, golü atacak adamımız yoktu. Maç boyunca orta sahada adamları oyuna rahat çıkarttık. Çünkü bizim orta alanda rakibe müdahale edecek, ileri çıkmasını engelleyecek değil, top oynamak isteyen adamlar var. Letonya karşısında belki fazla hücum eder gibi gözüktük ama rakip ceza alanının ortasına 7-8 kişiyle gittik. Onlar da 7-8 kişiyle orada olunca sahanın kenarında 2'ye 2 ve 3'e 3 minyatür kale maç oynanacak alanlar kaldı. Yani biz sağdan-soldan gidip rakibi boğacağımıza kendimizi zora soktuk.

Rakibin işini kolaylaştırdık. 5-6 tane verkaç denemesi yaptık ama başarılı olamadık. Bir tek şık kalıyordu. Ceza alanına girmeden şut atmak. Maç içerisinde 5-6 kez onu da denedik.

Bunda da tek başına Selçuk İnan başarılı oldu. Tamam üzerinizde gerginlik var. Ama bu kalitede bir rakibe karşı oynadığımız futbol iyi değil. Tam, "Kazanan daima haklıdır" cümlesini yazdırırken millilerimiz golü yedi. Nasıl yedi? Her zamanki gibi... Bunu kulüp takımları da yapıyor, Golü attıktan sonra 5-10 dakika götüremiyoruz işi. Kısacası şöyle; Ya hücum yapabiliyoruz ya da defans... Yani bisiklet kullanırken, hâlâ cikleti çiğneyemiyoruz. Biz bu maçı kaybederek üçüncülüğü değil, ikinciliği kaybettik. İkinci sıradaki Çek Cumhuriyeti'nin kalan maçlarına bakıyorum, bizimle, Hollanda ve Letonya ile oynayacak. Tekrar söylüyorum, biz ikinciliği kaybettik! Bu puan kaybından sonra ne oldu? Bizim moraller falan allak bullak oldu!

Şimdi, "Hollanda'yı yenip, üçüncü oluruz play-off'a gideriz" diye umutlanıyoruz.
Hollanda'yı yenebilir miyiz, bu futbolla zor...

Fernandao'yu çıkarırsan zorlanırsın

F.Bahçe, İstanbul'da kapanan takımlar karşısında rahat oynayamıyor. Aslında karşısında kapanan takımları çözecek alternatifleri de fazlaca var Fenerbahçe'nin ama bunları yerinde kullanmalısın. Mesela Fernandao gibi bir adamı niye oyundan alırsın? Çok sıkışırsan rakibin kalesini yıkman lazım. Kimle? Fernandao ile! Nasıl? Yandan ortalar yaparak! Ama sen ne yapıyorsun?
Bu önemli silahını kenara alıyorsun! O zaman tabii ki zorlanırsın.
F.Bahçe maalesef 65'ten sonra zorlanıyor.

Bunu da çözecek olan teknik adamdır. Nani'nin golü olmasa 3 puan uçup gidecekti? F.Bahçe böyle oynamaya devam ederse çok zorlanır.
Orta saha çok iyi top yapıyor ama top rakibe geçtikten sonra çok da rahat orta saha geçilebiliyor. Pereira bu sorunu da çözmek zorunda!
Pereira, takımı iyi kullanamıyor. Bunu söylerken şunu da eklemek lazım; yapılan transferlerden teknik adam mı sorumlu yoksa menajerler mi? Şunu anlamıyorum; pas pas pas... Pas güzel bir olay da her şeyin fazlası zararlı! Ama yana ve geriye yapılan paslarla hücum futbolunda bir etkin olmaz. Dört pasla rakip kaleye inebiliyor musun? 3 pasla rakip alanda tehlike yaratabiliyor musun? Bu çok önemli.

Yoksa pas, pas ile yüzde 90 topla oynama senin takımda! Rakip iki pozisyonda kalene gelmiş golü atmış! Ne anlamı olur bu pasların?
Van Persie iki pozisyonda kaleye çok rahat gidecekken golü süslemeyi düşününce topu ezip pozisyonu kaçırdı. Ancak Hollandalı oyuncunun takıma katkısı büyük! Çok iyi top saklıyor. Top geldiği zaman rakip topu ondan alamıyor. Ayağı uzun zaten, çok iyi kullanıyor, rakip ile arasına vücudunu çok iyi sokuyor. Topa basan bir adam. Takımı çok rahatlatıyor. Özellikle Fernandao'nun yaptığı gibi yapmıyor.

Fernandao topa "dan" diye vuruyor meşin yuvarlak yine geri geliyor. Van Persie'de bu yok. Topu önce stop ediyor. Aydan da gelse, yıldızdan da yandan da gelse, üstten de gelse, önce topu vücudunda durduruyor! Toptan iki metre uzaklaşmıyor. İki metre toptan uzaklaşırsan rakip kapar! Van Persie topu çok iyi kullanıyor.

YILDIRIM EYYAM YAPTI

Hakem Bülent Yıldırım da dünkü maçta eyyam yaptı. Mesala Nani'nin ilk yarıdaki topu elle oynama pozisyonunda sarı kartı gösteremedi.
Nani ikinci yarıda bir sarı kart daha gördü, atılırdı. Şimdi diyeceksiniz ki "Sarı kartı olsa ikinciyi görmezdi." Orasını düşünmeden hakem gördüğünü çalmak zorunda.

İki takımın da penaltı istediği pozisyonlar vardı. Bence hiçbirisi penaltı değil. Bülent Yıldırım penaltı istenen pozisyonlarda doğru karar verdi.

Anlayan varsa bana da anlatsın!

Konya'da Galatasaray takımı farklı kazandı ama oynadığı futbolla kimseyi mutlu edemedi.
Galatasaray eksik kalıyor!
Tamam, kalabilir ama bir takım bu kadar aciz olamaz.
Galatasaray'ın ne saha içinde ne de saha dışında bir akordu var. Herkes ayrı telden çalıyor ve herkes bir telden oynuyor.
Bu takıma kesinlikle "şok" olacak işler lazım. Bunu kim yapar? Başkan yapar, yönetici yapar, teknik direktör yapar veya futbolcu yapar. Galatasaray'da bu gruplarda kimsenin bunu yapacak hali yok! Bu sene takımlar da kaleciler de lige kötü başladı. Hakemler de kötü başladı. Ya bir hakem ortaya çıkıp 3-4 futbolcuyu sahadan atar, bu takım için "şok" olur, Galatasaray da kendine gelir veya bu G.Saray'dan hiçbir şey olmaz! Konya'da sahaya bu 11'i süren Hamza hocayı da anlayan varsa bana bir anlatsın! G.Saray'da Umut'un oynaması Yasin'in kenarda kalması, inanılır gibi değil.
Umut'u sahada arıyorum bulamıyorum. Umut 1.87 boyunda... Eğilerek kafaya çıkan Türkiye'deki tek santrfor.
Dünyada eğilerek kafaya çıkan santrfor yok! Tarih yazmaz, dünyanın sonu bu!
Galatasaray'da kenardan orta gelirse ortaya koyduğun üç adamdan verim alabilirsin! Podolski, Umut, Burak'ı sokarsan ortaya, Umut'u kenara alamazsın!
Burak'ı da kenara alamazsın!
Podolski'yi kenara alamazsın!
Bunlar ortaya girecekler. Çünkü bunların yapısı bu; gol atacaklar. Bunları ortada oynatacaksan yapacağın tek bir şey var çizgiye adam koyacaksın, kenardan orta yapacak. Orta yapamazsan bunların turşusunu kurarsın! Başka bir işe yaramazlar!
İlk yarıda Sabri orta yaptı kenardan gol oldu. (Sabri ara sıra iyi ortalar yapıyor.) Soldan orta yaptılar, Burak vurdu tehlike yarattı. Yani bunları kenardan ortalarla aktif hale getirmen lazım.
Sneijder'in saha içinde anlaşacağı adam yok G.Saray'da. Adam sağa kaçıyor sola atıyorlar. Sola kaçıyor sağa atıyorlar. Allah'tan çok yetenekli de ikinci yarıda attığı iki golle takımı farklı galibiyete taşıdı. Bir Sneijder ile nereye kadar?
G.Saray'ın içinde Burak sorunu var, Selçuk sorunu var.
Burak gitmek istiyor. Antrenör Hamza ile Burak'ın Selçuk'un arasında sorun var. Ben Galatasaray taraftarı olsam ne Hamza'ya kızarım ne de Burak'a kızarım.
Ben hayatımda bu kadar vizyonsuz bir G.Saray başkanı görmedim. Adam belki işinde çok başarılı, o zaman gitsin işini yapsın! G.Saray başkanı olacak tip yok adamda ve yapı da yok! Bu Faruk Süren'leri gördükten sonra bana kaymaksız ekmek kadayıfı gibi geliyor. Dibi yanmış filan geliyor! Galatasaray'da olanlara bakıyorum şaşıyorum. İşte İbrahimovic fiyaskosu çıktı, hala devam ediyor. Bugünlere gelindi. Yani Galatasaray taraftarı da bu yönetime inanmıyor. Şimdi seçim hükümeti yapılıyor ya, geçici... Bu Galatasaray Yönetimi de bana geçici geliyor.
Emanetçi yani!. Bu tabi sahadaki futbolcuya da yansıyor.
Sahadaki futbolcunun, sahadaki olayların aynası yönetim kuruludur.
Yönetim Kurulu varsa başkan varsa sahada öyle Burak, Hamza öyle birşey yapamazlar. Siz benim işçimsiniz ya siz kimsiniz?
Siz yöneticiler, futbolcular kadar ağırlığınız yok. Ben G.Saray yöneticilerini sokakta görsem tanımam!

Sistemini iyi kuramazsan yöneticin böyle olur! Futbolcuyu milyon dolarlar vererek alıyorsan o da işini yapacak. Futbolcuyu pışpışlamak, gazını havasını almak zorunda değilsin! Türkiye'de maalesef böyle bir yanılgı var.

Bu takım çok gol atar ama...

Adamın biri cankurtaran arabaları olan bir şirket kurmuş. Her şey tamam. Karşıya geçmiş şöyle bir bakmış, "Şimdi bana ağaçtan düşecek bir adam lazım" demiş. Türkiye'de transferler yapılırken veya takımlar sahaya çıkarılırken, iki grubun önemi var. Birincisi yöneticiler, ikincisi teknik adamlar. Fazla uzağa gitmeyelim, dün geceye gelelim. Eğer Fernandao'yu alıyorsan sağdan soldan top getireceksin. Eğer orta sahadan, Fernandao'nun arkasından top getirmeye kalkarsan bu futbolcudan verim alamazsın. Alırsın, keçi boynuzu gibi. Ama yandan getirdiğin her topta ya kendi iş yapar ya da rakip defansı dağıtıp yanındakilere iş yaptırır. Eğer rakip takım kenarları iyi kapatırsa o zaman Fernandao'yu çift santrfor oynatırsın, rakip defansın ortasını kale kapısı gibi kırmaya kalkarsın.
Fernandao iki tane güzel gol attı, nereden? Sağdan aut çizgisine gelinerek yapılan ortalardan. Fazla uzağa gitmeyin, Galatasaray'ın lig maçını düşünün. Umut santrfor, Burak santrfor, Podolski santrfor. Al üçünü vur birine, hepsi hikaye. Neden? G.Saray'da ilaç için sağdan ve soldan top getiren bir tek adam var mı? Fenerbahçe'de Gökhan Gönül bu işi yapıyordu, şimdi Bursa'dan aldıkları Şener de iyi yapıyor. Volkan Şen'in zaten işi bu.
Fenerbahçe özellikle Türkiye'de Fernandao'yu 'kiralık katil' olarak kullanır. Gönderir rakibin üzerine, onu boğuşturur, koç boynuzu gibi. Arka taraftan Van Persie ve diğerleri işi bitirir. Yunan takımı Fenerbahçe'nin sıkletinde değil. Ama F.Bahçe Yunanistan'daki futbola oranla dün gece çok daha iyiydi. Orada sarı-lacivertlileri hakem kurtarmıştı. Ama dün gece bu oyun ve sonuçtan sonra Yunan takımına o maçtaki çikleti çiğnetmedi.
F.Bahçe'nin bu sene gol sıkıntısı çekeceğini zannetmiyorum. Ama defansta sıkıntı çekmeyeceğini söylemeyeceğim. Tabii iki maçtaki görüntülerine göre. Hakemin Fernandao'yu gösterdiği sarı kart yanlış. Sebebi şu, Fernandao'ya bir darbe var. Ama bu darbe hakem için penaltıya yeter mi, yetmez mi? O hakemin tercihi. Seyirciler şunu unutmasınlar. Bir pozisyonda futbolcunun futbolcuya teması varsa sarı kart olmaz. Sarı kart hiçbir şekilde teması olmayan, tamamen aldatmaya yönelik kendini atmalarda kullanılır. Temas varsa 'Ben inanmıyorum kardeşim vermiyorum' dersin. Ama kartı kullanmazsın. İki takıma baktığımızda eğer Yunan takımı gruplara kalsaydı futbol adına yazık olurdu. Fenerbahçe bu şampiyonada gruplara kalmayı hak etti. Allah yollarını açık etsin.

Bu yazıyı afiyetle yerim

Galatasaray orta sahayı mehter takımından daha geç geçiyor. İki ileri dört geri.
Rakip gardını alıp bekliyor. Sarı kırmızılılar rakip üzerlerine gelirken de tehlikeli yerlerde rakiplerine müdahale etmiyorlar. Geriliyorlar geriliyorlar ceza alanlarına giriyorlar.
Rakip de orta alanda istediği topu yapıyor. Beyler hiç kimse kendini aldatmasın, Galatasaray takımının geçtiğimiz maçlardaki hali yönetim kurulunun aynasıdır. Şu anda Galatasaray'da tuhaf bir başkan, tuhaf bir yönetim kurulu, tuhaf bir idare şekli var. Yıllardır Galatasaray'da bu kadar vizyonsuz bir yönetim kurulu görmedim. Galatasaray'ın bu yönetimi sahadaki bu kadroyu kaldıramaz. Onun için de bu Galatasaray takımının bu yönetimle başarılı olma şansı yok.
Belki bu cümle size iddialı, biraz erken gelebilir, belki de çok ağır diyebilirsiniz. Bu benim yılların tecrübesine dayanarak vardığım bir netice. İnşallah Galatasaraylılar açısından haksız çıkarım.
En sevmediğim şey, "Ben bunu söylemiştim, yazmıştım" demektir.
Bakarsınız ilerleyen günlerde bu Galatasaray yönetimi bana bu yazdığım satırları yedirir.
Ben de üzerine zevkle bir maden suyu içer, hazmederim.

Hoca takımı cezalandırma
Geçen yıl Galatasaray şampiyon olurken Beşiktaş ile Fenerbahçe başta iyi gitmelerine rağmen sonra saçma sapan işler yaptı.
Üç başkan ve iki teknik adam değiştiren Galatasaray rakiplerinin bu zaafından faydalanarak sahanın içinde top gibi birbirlerine sarıldılar ve şampiyon oldular.
Peki o Galatasaray'ın görüntüsü ile iki maçtaki Galatasaray'ın arasındaki fark ne? Topa vurmuşsun 10 tane. İki tane top direkten dönmüş, 20 tane pozisyon kaçırmışsın bunların hepsi hikaye. Şu anda Galatasaray için bir tehlike var. Bu görüntüye yansıyor.

Burak çıkar mı?
Tabir amiyane olacak, kimse kusura bakmasın. Teknik direktör Hamza ile birkaç futbolcu arasında sidik yarışı başlamış. Sen her futbolcuyu sevmeyebilirsin, her futbolcu da seni sevmez. Ama takımın menfaati varsa ortada hem futbolcu hem teknik adam takımın menfaatini düşünecek.
Eğer dün gece Burak oyundan çıkıp Umut oyunda 90 dakika kalıyorsa ben bunun adına futbolcuyla yaşadığın sidik yarışı derim.
Futbolcuya ders vereceğim derken takımını cezalandırmaya hiçbir teknik adamın hakkı yok. Dün gece şu gözüktü, Hamza'nın takım üzerindeki disiplini ve otoritesi arap sabunu gibi erimeye başlamış.

Amatörce goller
Muslera Galatasaray'a gelirken İtalya'da yaşayan bir arkadaşımdan bilgi almıştım. 'Ermancığım dedi, çok iyi şeyler yapan bu Muslera inanılmaz goller yedi. Üzerinde ısrar ettiler ama olmadı.
Sonunda sattılar. Galatasaray'da da aynı işleri yaparsa barınamaz dediydi. Muslera geldiği günden beri çok az hata ile işleri götürdü.
Yalnız iki maçtır yediğini çok amatör küme kalecisi yemez.
Bakın Muslera'dan başlayıp G.Saray'ın bütün futbolcularında tuhaflık var. Çoğu sahada değil.
Sneijder'e bakıyorum, adam maçı çevirmek için inanılmaz işler yaptı. Ben seyrederken yoruldum.
Bazı Galatasaraylı futbolcular da onu seyrederken yoruldu.
Eğer bir futbol takımında herkese eşit yük binmezse rakip takım senin beynine biner.

Umut'tan umut ummak
Galatasaray bu Umut'tan ne umut bekler, anlamak mümkün değil. Eğer Umut'u, Burak'ı hatta Podolski'yi ortaya sokup gol atmayı arayacaksan topu kenara getirip ortalaman lazım. Koca bir ilk yarı boyunca üç yan orta geldi. Zaten bunların biri gol oldu, ikisi de gol pozisyonu.

Bravo Göçek'e
Bakınız böyle bir maçta kendi sahanda oynuyorsun bırak rakibi hakemi bile zorlayamıyorsun.
Bravo Hüseyin Göçek'e. Büyük takımın karşısında Osmanlıspor'u ezdirmedi. Burak'ın bir ofsayt mı değil mi pozisyonu var, o da yardımcı
hakemin boynuna.

Bazıları sahte bazıları kaçak
Galatasaray maç içinde çok top yapıyormuş, rakibi de az top yapıyormuş. Bakın bakalım Galatasaraylı oyuncuların yaptığı 100 pasın kaçı ileri, kaçı geri, kaç tanesi yana yapılıyor.
Galatasaraylı bazı futbolcular sahte oynuyor. Onlar kendilerini biliyor. Bazıları da kaçak güreşiyor. Zaten bu kaçak güreşen futbolcular yüzünden de Felipe Melo bulunmaz Hint kumaşı oluyor.

Bu Trabzonspor hesapları bozar

Dün gece öyle bir maç oynandı ki yukarıdan aşağıya oku, ders çıkarırsın. Soldan sağa oku, ders çıkartırsın. Ters çevir aşağıdan yukarı oku gene ders çıkarırsın. Uzatmayalım; Bu işten önce ders çıkaracak takım Beşiktaş ve Şenol Güneş.
Neden? Geçen hafta Beşiktaş göze hoş gelen bir futbol oynadı. Rakip Mersin de lokum gibiydi. Pardon cezerye.
Beşiktaş'ın iyi oynaması için her şeyi yaptılar. Biz de keyif aldık.
Önce şunu söyleyelim; bu skor Beşiktaş için büyük şans. Rüya aleminden uyandılar artık ayakları yere basacak. Önce Şenol Güneş'ten başlayalım...
Tecrübeli bir teknik adam ama şunu unutmayacak, "Kıyakçılığın sonu ayakçılıktır." Gökhan Töre geçen yılın büyük kısmında ve bu yıl tribüne oynuyor. Takıma hiç bir katkısı yok. Bırakın katkıyı müthiş zarar veriyor. Kendini Messi filan zannediyor.
Onu büyük havaya soktular.

Bir gol kaçırıyor, evlere şenlik!
Her futbolcu gol kaçırır. Ama Gökhan o pozisyona girerken vücut diline dikkatle bakın! Hazır değil, laubali, maçta değil! O golü atsa belki de Trabzonspor'un direncini kıracaklar.
Ama aynı Gökhan, bu kez Trabzon'un attığı 2. golde sahneye çıkıyor. Rakibine şahane bir asist yapıyor ve Trabzonspor ikinci golünü atıyor.
Bakınız dün gece Quaresma tamamen amatörce ve yüzde yüz doğru bir şekilde oyundan atıldı ikinci sarı kartla!
İkinci sarı karta bir şey demem ama ilk sarı kart, sarı mı? Kesinlikle hayır!
O zaman benim yukarda yüzde yüz doğru dediğimin yüzde ellisi yanlış!
Sarı kartın var Quaresma artık "yoğurdu üfleyerek ye!" Hakem sana atacağın serbest vuruştan önce "Seni ikaz ediyorum. Düdük çalmadan topu oyuna sokma" diyor ve 9.15'i sayarak barajı aşmaya gidiyor ve sen topu oyuna sokuyorsun. Sonrası kırmızı.
Takıma en lazım olduğun zamanda.

Peki Quaresma atıldı, takım 10 kişi kaldı, öyle mi? Evet! Ama Beşiktaş zaten bir eksik oynuyordu. Neden dolayı? Gökhan Töre'den dolayı.
Quaresma da atılınca iki eksiğe düştüler. Yani 9 kişiye!
Peki bu iki eksiğe düşerken mesela Ersan Gülüm'ün sarı kartı alırken veya diğer Beşiktaşlı futbolcular hakeme itiraz ederken bu işin sorumlusu kim? Şenol Güneş. Demek ki bu takımda disiplin zafiyeti var.

İnşallah devamı gelir
Trabzonspor geçen seneki görüntüsünden çok uzakta. Tabii artı yönde.
Birşeyler olmuş, inşallah aynen devam ederler. Çünkü Trabzon'un şampiyonluk mücadelesinin olduğu yerde masa başı, perde arkası, arkadan vurma zor olur. Çünkü Trabzonspor devrede olursa masadaki bütün kartlar açık oynanır. Üç büyükler bunu iyi bilirler ne demek istediğimi! Trabzon'un şampiyonluğu sonuna kadar kovaladığı yerde de şampiyonluk masa başına kalmaz.
Kalırsa futbolun başı belaya girer.
Bunu geçmişte gördük.
Trabzon'daki bu değişiklik hocadan mı? Menajerden mi? Onu bilemem!
İnşallah devamını getirirler. Şimdi dönelim hakeme; Bak kardeşim düzgün bir adamsın. Kıçın, başın oynamıyor. Ama verdiğin kararlarda çoğunlukla doğruyu yakalayamazsan "şamar oğlanı" olursun.
Bu maçta kötü değildin, çok kötüydün!
Seni de profesyonel yaptılar ama benden sana tavsiye; "Ne bu profesyonelliğe güven, ne de seni idare eden komitelere." Sen sahada doğruyu çalarsan yaşarsın. Yoksa "koçum, aslanım" diye seni öldürürler.

Heyecanı yüksek derbi
Quaresma'ya gösterdiğin birinci sarı kart, sarı kart değil. Beşiktaş'ın attığı golde top traktörün tekerleği gibi dönüyor, dönüyor, gol oluyor. Sen seyrediyorsun.
İkili mücadelelerde çaldığın düdüklerde istikrarın yok. Avantaj uygulayacağın yerde oyunu kesiyorsun.
Haksız yere verdiğin kararlardan dolayı da futbolcular sinirleniyorlar ve seni zor durumda bırakıyorlar.
Bakınız hakem ve yardımcıları, sahada 6 kişisiniz. İkişer gözünüz var.
Yani 12 eder! Hadi biriniz görmedi, diğerleriniz ne iş yapar? Dün gece neler oldu neler? Topun olmadığı yerde, biri birini itiyor, biri birini çekiyor.
Penaltı pozisyonları var, fauller var. Var oğlu var! Ama hiç birinizden ses yok!
Beşiktaşlı defans oyuncusu kendini aut çizgisi dışına atıyor güya ofsaytı kesecek ama siz ona yardım ederek ofsayt veriyorsunuz. Ofsaytı kesmek için forvet kendini dışarı atar ama defans futbolcusu atamaz! Siz bunları bilmiyor musunuz? Biliyorsunuz!
Uygulayamıyorsunuz. Niye? Bazılarınız profesyonel oldu. Daha doğrusu profesyonel eyyamcılığa doğru gidiyorsunuz.
Çünkü sizin komiteniz tamamen torpille kurulan bir komite.
Komitenin kuruluşu tepeden tırnağa eyyam kokuyor. Haliyle "biz de eyyam yapabiliriz" diyorsanız haklısınız!
Kalitesi düşük, heyecanı yüksek bir maç izledik. Akılda kalan ne var derseniz? Trabzonspor'un geçtiğimiz iki yıla göre daha bir takım olma yönünde olumlu sinyalleri var derim.
İnşallah bozulmaz devam ederler.

QUARESMA ATMADI, ONUR YEDİ
Dün gece iki takımda da iki kaleci vardı. İkisi de Trabzonspor çıkışlı. Yaptıklarına bakın, karar verin. Mesela Ricardo Quaresma'nın attığı gol; Quaresma'nın attığı gol müydü, yoksa kaleci Onur'un yediği gol müydü? Çok net bir biçimde Onur'un yediği goldü. Çünkü iki kaleci de yandan gelen toplarda "Aaaa bu toplar nereye gidiyorlar?" diye bakıyorlar. Cepheden idare ediyorlar.

Yeni statla uçarlar

Üç günde üç büyükleri seyrettik.
Üçünün de eksikleri var. Ama aralarında Beşiktaş biraz daha göze hoş gelen futbol oynadı. Yalnız üçünün de hataları aynıydı. Kalelerini iyi koruyamıyorlar.
Bu mevsimde Mersin'de futbol oynamak zordur. Çünkü orada sıcaklığı bırakın, nem oranı fazladır. Gece saat 22' de olsa da aynıdır gündüz 16'da olsa nem oranı aynıdır.
Önce Beşiktaş'ın hatalarına bakalım; Defans oynayan futbolcu iki şeye dikkat eder; Ya rakip futbolcuyu kovalayacaksın ya da topu takip edeceksin.
Siyah beyazlı defans ikisini de yapmadı hem de 90 dakika boyunca. Aynı pozisyonu 4 defa göstere göstere yediler. Akıllanmadılar!
Bu defa 5. aynı pozisyonda golü yediler.
Beşiktaş'ta tenkit edeceğimiz biri de Gökhan Töre. Resmen Beşiktaş'ın el freni gibiydi. Önce kendini tatmin etti.
Sonra oynamaya çalıştı. 90 dakika boyunca takımını eksik bıraktı.
Aslında Mersinli Mehmet Taş kırmızı kartı görünce takımını 65. dakikada eksik bıraktı ama Gökhan Töre ise tamamında bıraktı. Mehmet Taş'ın ilk gördüğü sarı kart yanlıştı! Öyle sarı kart olmaz.
Şimdi gelelim Beşiktaş'ın artılarına... Bir Oğuzhan seyrettik gözlerimizin pası silindi.
Aslında bu Oğuzhan geçen sene neden yoktu?
Bunu Bilic'e sormak lazım. Aslında Biliç'e benim bir sorum daha var. Hem de okkalı; Cenk Tosun'u 1 sene yanında oturttu. Çocuk da bir şey demedi, tosun tosun oturdu. Mustafa Pektemek bulunmaz Hint kumaşıymış gibi devamlı oynatıldı. Pektemek futboluyla, kaçırdıklarıyla Beşiktaş seyircisini zaten kabızlaştırdı, pekiştirdi.

TAKIMIN HOROZU Q7
Cenk Tosun tamam her maçta bu performansı gösteremez ama bir gerçek vardı Mustafa mı Cenk Tosun mu tercih edilir? Açık ara Cenk Tosun derim.
Quaresma bu sene Beşiktaş'a çok faydalı olacak. Çünkü bu Beşiktaş'ta görünen şu ki sahadaki horoz Quaresma olacak.
Beşiktaşlı yöneticilerin yapacakları tek şey var; transfer değil! Bir an evvel statlarını açmak. Çünkü bu takım kendi stadında oynarsa seyircileriyle beraber büyük
işler yapar.

KARTAL'A İYİ BİR KALECİ ŞART
Bülent Yıldırım bu kadar kolay sarı kartı Mersinli Mehmet Taş'a çıkarırken kaleci Tolga'nın rakibin bariz gol şansı varken ceza alanı dışında topu elle tutmasına nasıl kırmızı kart göstermedi?
Bu profesyonel hakemleri seyrediyorum, bunlarda büyük tehlike var. Bunlar fazla para alacağız diye profesyonel eyyamcılığa geçmişler, öyle gözüküyorlar.
Kalecinin ceza alanı dışında elle oynama şansı yok, bunun cezası sarı karttır. Bariz gol şansı varsa aynen oyuncuya verdiğiniz kırmızıyı kaleciye de uygularsınız.
Beşiktaş takımı kalecilerine güvenip geriye asla pas yapmasınlar. Ve bu Beşiktaş kalesinde tehlike görmek istemiyorsa topu kaleden uzakta oynasın. Yine altını çizerek söylüyorum Beşiktaş'a iyi bir kaleci alınması gerek. Eğer bir kaleci koca bir sezonda 5-6 maçı tek başına kurtaramıyorsa kaleci değildir. Bir kaleci her maçta aynı hataları yapıyorsa o da kaleci değildir.

Burak'ın golü net ofsayt

Çok fazla uzatmayalım isterseniz, çok kestirmeden yazalım; Madde 1- Muslera'nın Galatasaray'a geldiği günden beri yaşadıklarını ve kurtardıklarını düşünürseniz en az 5 tane böyle hatalı gol yemeğe hakkı var.
Madde 2- Olcan Adın kesinlikle bu takımın oyuncusu değil.
Madde 3- Sabri zaman zaman iyi şeyler yapsa da Galatasaray'ın sağ beki olamaz.
Madde 4- Burak'ı beğenirsiniz beğenmezsiniz, Podolski'yi de alsanız eğer bu kadro ile oynayacaksanız Burak'tan vazgeçemezsiniz.
Madde 5- Öyle veya böyle Selçuk'ta karar vereceksiniz, ne oynamak istiyor veya ne oynatmak istiyorsunuz?
Madde 6- Chedjeu, Galatasaray'da stoper için vazgeçilmez bir isim.
Bu temel görüntüleri Galatasaray yönetimi değerlendirir mi, değerlendirmez mi? Bilinmez.
Ama bu Galatasaray yönetiminin çok acemi ve futbolu bilmez olduğu bir gerçek.

10 dakika çay molası verelim
Galatasaray geriye düşüp yakalıyor ama yakaladığı pozisyonda Burak'ın golünde net ofsayt var. Burada biraz duralım; 10 dakika çay molası verelim. Bu profesyonel hakemlik biraz tuhaf olacak Türkiye'de. Bunlar profesyonel hakemlik mi yapacaklar yoksa profesyonel eyyam mı? İkincisini yapacaklar. Küçükleri Allah korusun. "Yandı keten helva" olacaklar. İki gecedir seyrettiklerimden kanaatim bu! Bir de bundan evvel gördüklerim.

Gözlerinden öperim Sergen
Peki Burak'ın attığı golde pozisyon 10 santimetre mi ofsayt 20 santimetre mi? Sergen bu 10 santimetre mi, 20 santimetre mi çok iyi bilir! Gözlerinden öperim sevgili Sergen.