CANLI
SKOR
Ahmet Çakar

Ahmet Çakar

Sonuca etki eden hata yapmadı

Fenerbahçe belki de şampiyonluğu direkt etkileyecek çok ciddi bir puan kaybı yaşadı. Üstelik baktığımızda da aman aman gol pozisyonları yok. İlk yarıya bakıyoruz, Fenerbahçe maçı domine etti, Samsunspor rakip kaleye gidemedi. Ama bal yapmayan arı misali topu sürekli kontrolünde tutan sarı-lacivertliler tek pozisyon yakalayamadı. İkinci yarı Fenerbahçe için işler kötü gitmeye başladı. Tempo düştü, Rangers maçının yorgunluğu nedeniyle ikili mücadele kayıpları arttı ve son 10 dakikaya kadar ya da başka bir deyimle Samsunspor 10 kişi kalana kadar istediği baskıyı yaratamadı. Oğuz Aydın, iyi işler yapmaya çalışıyor ama arkadaşları ona ayak uyduramıyor. Talisca, "Beni bu takıma niye aldılar, ben bitiğim" gibi oynadı. Şut atmak istiyor, yere düşüyor. Mücadele etmek istiyor, top kaybediyor. Sonuçta haftalar ilerledikçe iyi olacağına kötüye gidiyor.
Cihan Aydın iyi maç yönetmedi. Sonuca etki etti mi? Hayır… Ama böyle bir karşılaşma için çalınan düdüklerin birçoğu hatalı. Verdiği ve vermediği sarı kartlar hatalı. Top kendine çarpıyor, Samsunlu Zeki Yavru avantaj halinde gidiyor, manasız şekilde oyunu durdurup hakem atışı yapıyor. Gelelim Samsunsporlu oyuncunun gördüğü ikinci sarıdan gelen kırmızı karta. Bence hatalı. Hakemin kolunu tutmasının sebebi, itiraz ya da reaksiyon değil. "Bak burnuma darbe aldım" demesi. Kitaba bakarsanız ikinci sarı gelebilir ama üst düzey futbolun dinamiklerinde böyle bir kırmızı kart yok.

Süper yönetti!

G.Saray geri dönüş sinyalleri verdi. Yaklaşık 1-2 aydır kötü sonuçlar alan, daha önemlisi kötü futbol oynayan, daha da tehlikelisi çok gol yiyip rakiplerine çok pozisyon veren bir Galatasaray varken dün gece net şekilde dönüş sinyallerini aldık. Her şey dört dörtlük mü? Hayır! G.Saray ilk 30 dakika tedirgindi. Ama golü bulduktan sonra her şey değişiverdi. Barış Alper, yavaş yavaş çıkışa geçti diyebilirim. Dün sağ kanadı iyi kullandı. İlk golde Morata'nın önüne yuvarladı, o da Osimhen'in önüne çıkarttı. Bu gol bana göre maçı da Galatasaray lehine bitirdi! Sarı-kırmızılılar kanatları iyi kullandığında Osimhen, korkunç bir silah haline dönüşüyor.
Hem hattrick yaptı hem de G.Saray'ın kazandığı penaltıda topu kullanması için Morata'ya vererek beyefendilik ve de alçak gönüllülük yaptı. Görünen o ki G.Saray'ın oynaması gereken savunma tipi dörtlü… Böyle olduğunda defansif olarak daha az hata yapıyor. Zaten Süper Lig'de G.Saray'ın pozisyon bulmadığı, gol atmadığı maç neredeyse yok! Davinson Sanchez'e de ayrı paragraf açmamız lazım. Osimhen ile birlikte G.Saray'ın en iyisiydi. Maçın hakemi Ozan Ergün'e gelince... İddia ediyorum Türkiye'deki FIFA hakemleri dahil, diğer tüm hakemlere de baktığımızda şu an için en formda hakemlerin başında geliyor. Mükemmel maç yönetti, oyunculara yaklaşımı, vücut dili, hakem olgunluğu mükemmeldi.

Hakem cesaretli ve taviz vermedi!

G.Saray ipten döndü. Bu dönüşün baş sorumlusu Osimhen'dir. Eğer G.Saray şampiyon olacaksa ve hâlâ şampiyonluğun favorisiyse bunun başrol oyuncusu Osimhen'dir! İlk yarıya bakıyoruz; G.Saray diye bir takım yok. Tempo düşük, bol pas yapıyorlar ama üretilen pozisyon sıfır! Bu arada G.Saray da golü yiyip ilk yarıyı mağlup kapattı. İkinci yarı başta Okan Buruk sonra tüm G.Saraylı oyuncular ve en önemlisi Osimhen, pabucun çok pahalı olduğunu anladılar. İkinci yarı G.Saray istenen baskıyı kuruverdi. Bu tür maçlarda favorinin ikinci yarının başında bulduğu gol, maçı döndürmek için çok önemlidir. Öyle de oldu. Barış uzaktan vurdu, top kaleci Ertuğrul'dan döndü, Osimhen tamamladı, top Alanyaspor defansına çarpıp beraberlik golü geliverdi. Bu gol psikolojik olarak G.Saray'ı rahatlattı, Alanya'yı paniğe sevk etti. G.Saray sonrasında fazla pozisyon buldu ve bunlardan birinde Osimhen'in alıştığımız kafa gollerinden biri geldi. G.Saray çok şey kaybedeceği maçı çevirdi. Osimhen'in hırsı ve reaksiyonu çok önemliydi. Bunun haricinde de Sanchez ve Abdülkerim uzun bir aradan sonra ilk defa iyi uyum sergiledi. Hakem Yasin Kol, oyun genelinde çok iyi maç yönetti. Tecrübesizliği nedeniyle iki kere manasız şekilde oyunu durdurdu. İlkinde top kendisine çarptı diye durdurdu, hakem atışı ile başlattı. Oysa G.Saray kontratağa çıkıyordu ve top onların kontrolündeydi. Durdurmak zorunda değildi. İkincisinde de G.Saray'ın tehlikeli hücumunda Alanyaspor oyuncusu sakatlandı diye durdurdu ki bu da hataydı. Ama cesareti, taviz vermez tutumu ile başarılıydı.

VAR kararıyla yanlış penaltı!

Perşembe'nin gelişi çarşambadan belliydi. Galatasaray haftalardır çok kötü oynuyordu. Abuk-sabuk goller yiyordu. Önce Şampiyonlar Ligi, sonra Avrupa Ligi gitti. Belki dünkü Kasımpaşa maçıyla şampiyonluk riske girdi. İlk yarı Galatasaray kötü oynasa da skor olarak önde kapatmayı bildi. İkinci yarı art arda gollerle bir an mağlup duruma düştü ama maçın yıldızı olan Muslera ile birlikte Osimhen sahneye çıktı. Önce bir faul aldırdı, beraberlik geldi, ardından da Osimhen takımı öne geçirdi. Sonra sahneye Okan Buruk çıktı. Bayram değil seyran değil yine üçlüye geçti. Carlos Cuesta'yı oyuna aldı, penaltı geldi ve Galatasaray puan kaybetti. Beraberlik tartışmasız Okan Buruk'a yazar. Maçın hakemi kötü bir yönetim sergiledi. Oyunun başında Kasımpaşa'dan Yasin'i çift sarıdan atamadı. Lemina'ya vermediği bir sarı kart var. Osimhen'e yapılan penaltı doğru ama Kasımpaşa'nın beraberliği bulduğu penaltı yanlış. İlk faulü yapıp Carlos Cuesta'yı çeken Kasımpaşalı. VAR hakemi kararıyla hakem bu yanlış penaltıyı vermek zorunda kaldı.

***

PSİKOLOJİK ÜSTÜNLÜK FENERBAHÇE'DE

Fenerbahçe'nin Antalyaspor karşısında ortaya koyduğu iyi oyun ve aldığı net skordan sonra belki de şampiyonluk yarışı yeniden başladı diyebiliriz. Hâlâ 4.5 puan fark var ama Galatasaray'ın futbolunun gün geçtikçe kötüleşmesi, Fenerbahçe'nin toparlanması ve fikstürün Galatasaray'ın inanılmaz aleyhine olmasıyla bugün itibarıyla yarış yeniden kızıştı. Son bir aydır Fenerbahçe çok disiplinli oynuyor. Takım savunmasında çok iyiler. Türkiye'de duran toplardan gol bulma tehdidi en yüksek olan takım. Dün de böyle oldu. Yine bir duran top, Mert Müldür kafayı vurdu ve kilidi açtı. Youssef En- Nesyri, Filip Kostic, Edin Dzeko gibi birçok deneyimli oyuncu çok fedakârca oynuyor. Şunu çok rahat söyleyebiliriz ki hem oyun üstünlüğü hem de psikolojik üstünlük mutlak Fenerbahçe'de. Türk spor tarihinde hakemlerin en fazla tartışıldığı günlerde Mehmet Türkmen, iyi maç yönetti. Tamam, skor çabuk koptu, kritik pozisyon olmadı, oyuncular iyi niyetli ama Mehmet Türkmen kumaş olarak iyi bir hakem, dün de iyi bir yönetim sergiledi.

Sonuca etki etmedi!

Kazananın çıkmadığı, futbolun olmadığı, tedbirlerin ve kontrolün ön planda olduğu bir maç izledik. Mourinho haklı olarak önce kaybetmeyeyim dedi. Alışılmış takım savunmasını çok iyi kurdu ve Galatasaray'a neredeyse tek pozisyon vermedi. Özellikle bazı oyuncular standartlarının altındaydılar. Mesela Tadic, mesela Dzeko, mesela Fred… Çıkana kadar Çağlar ve maç boyu Yusuf'u çok başarılı buldum. Galatasaray'ın ise Lemina dışında çok da iyi oynayan oyuncusu yoktu. Anlaşılan o ki Okan Buruk da önce kaybetmeyeyim, haftalardır basit gol yeme kâbusunu tekrar yaşamayalım düşüncesindeydi. Öyle ki daha önce birçok basit hatta köy takımı diye tanımlayacağımız takımlardan öyle goller yedi ki dün gece yeseydi bunun telafisi çok güç olacaktı. Sonuçta kazanan çıkmadı. 6 puanlık fark devam ediyor, üstelik ikili averaj da tamamen Galatasaray lehine. Bazı futbolcuların ya da pek çok ismin hayal kırıklığı olduğunu söyleyebiliriz. Bunların başında da Osimhen ve En-Nesyri geliyor. Son haftalarda sürekli gol atan bu oyuncular, dün gece neredeyse pozisyona giremediler.
Gelelim hakeme… Sonuca etkisi yok. Ama kötü maç yönetti. Yanlış fauller, kestiği avantajlar, vermediği elle oynamalara baktığımızda bu seviye için fazlaca hatalı. Fenerbahçe'nin ilk yarıda iptal edilen golünde Szymanski'nin Muslera'ya faulü var. Karar doğru. Hemen ardından Osimhen, Fenerbahçe ceza alanı içinde yerde kaldı. Galatasaray penaltı bekledi ama böyle basit bir penaltı olmaz. Yine Oğuz topu çıkartırken topa vurduğu esnada top eline çarptı. Penaltıyla uzaktan yakından alakası olamaz. Çünkü topa vurup uzaklaştırmaya çalışan Oğuz, herhalde kendi uzaklaştırdığı topu elle kesecek hali yok.

Küçük iyi kontrol etti

Dün geceki galibiyet tam anlamıyla G.Saray için Allah'ın bir lütfu. 90 dakika bu kadar kötü oynayacaksın, goller dışında hemen hemen hiç pozisyon bulamayacaksın ama böyle zorlu deplasmandan 3 puan alacaksın! Kesinlikle Allah böyle istedi.
Maçın geneline bakıyoruz, G.Saray'ın gazı kaçmış! Abdülkerim bir de biraz Frankowski dışında iyi oynayan tek G.Saraylı yok. Torreira hata yapıyor, Mertens'in ne yaptığı belli değil. Osimhen istediği pasları alamıyor, kanatlar hiç kullanılamıyor ve ilk devre Rizespor'un direkten dönen topu dışında da fazla pozisyon olmadan tamamlanıyor.
Galatasaray ikinci yarının hemen başında golü buldu. Bir yan topta Osimhen kafa ile golü attı. Hemen ardından Rizespor yine G.Saray'ın yerleşim hatasından basit bir gol atıp beraberliği yakaladı. Bu golden sonra her geçen dakika G.Saray'ın çöktüğünü ve felç olduğunu gördük. Artık herhalde maç böyle biter derken sahneye yine Osimhen çıktı. Bir kornerde Lemina'nın kafasından gelen topu kritik yerde tamamlayıp G.Saray'ı galibiyete götüren golü attı. Puan kaybetseydi hem kötü oyun hem puan kaybı G.Saray'da bütün taşları belki de yerinden oynatacaktı. Üstelik belli oranda da lig yeniden başlayacaktı. Ama kötü hem de çok kötü oynarken kazanmak da şampiyonluk yarışında çok önemli. Hakem Zorbay Küçük çok eleştirilen bir hakemdi. Ama bana göre dün gece 1-2 ufak hata dışında maçı hem çok iyi yönetti hem de çok iyi kontrol etti.

Etki altında kalmadan yönetti

Fenerbahçe, yılın en önemli maçı olan Galatasaray derbisi öncesi kazasız geçti… Çok iyi oynamasalar da takım disiplini, savunma gücü ve ön alan baskısıyla çoğu zaman çok da iyiydi. Şurası muhakkak ki mevcut durumda ligin en iyi golcüsü En-Nesyri… Yakaladı mı atıyor, takımına büyük katkısı var. Dün geceye baktığımızda solda Oğuz, sağda Mert'le Fenerbahçe kanatları iyi kullanamadı. Buna karşılık Fred, çok iyi oynadı. Amrabat ise sanki 40 yıllık liberoymuş gibi bir performans ortaya koydu. Gole kadar Fenerbahçe iyi değildi. Defansın kısa pası diğer bir deyimle de büyük hatası sonunda En-Nesyri topu kaptı ve golünü yaptı. Fenerbahçe ikinci yarıya da Oğuz'un Alexvari golüyle başladı. Bu golden sonra Fenerbahçe'ye sanki bir şeyler oldu. Aslında birçok maçta da benzer tabloyu görebiliyoruz. İşte bu dakikalarda Kasımpaşa'nın golü geldi ve maç sıkıntıya girecekti ki yine imdada En- Nesyri yetişti. Yine karşı karşıya vurdu ve Kasımpaşa savunma oyuncusu topu çizginin içinden çıkarttı ve F.Bahçe rahatladı.
Sonuçta kazandılar ve bugünkü Rizespor-Galatasaray maçını bekleyecekler. Hakem Ali Şansalan için belki de hayatının en zor maçıydı. Yıllardır bu stada gelemiyordu. Büyük bir kamuoyu baskısı onu bu stada getirdi. Ve inanın bana belki bir iki ufak tefek hata yaptı ama çok çok iyi maç yönetti. Fenerbahçe seyircisinin etkisinde kalmamayı da başardı.

Yiğidin hakkını yiğide verelim!

Fenerbahçe çok zorlu bir deplasmanı rahat geçti… Özellikle ilk 45 dakika ve aslında ikinci yarıda da takım savunmasını mükemmele yakın uyguladılar. İlk yarıda Kostic ve Oğuz tüm koridorları iyi kapattı. Üstelik maçın hemen başında Çağlar'ın sakatlığına rağmen onun mevkisine geçen Amrabat da stratejik olarak çok iyi oynadı. Bence ilk gol Oğuz Aydın'ın… Talisca'nın şutunu kaleci kurtardı. Oğuz kaleye vurabilirdi ama o boş Szymanski'nin önüne bıraktı. O da Fenerbahçe'nin 4000. golünü atarak tarihe geçiverdi. Bir müddet sonra da Kostic, mükemmel kesti, Talisca kafayı çok iyi vurdu ve skor perçinlendi.
Talisca'nın kalitesi asla tartışılmaz ama fizik olarak çok iyi durumda değil. Dün akşamın belki de en övülecek yanı Fenerbahçe'nin takım savunması ve oyun disiplinini hiç kaybetmemesidir. Cihan Aydın, aylar önce yönettiği Antalyaspor-Fenerbahçe maçından sonra FIFA kokartını kaybetti ama dün 90 dakikaya baktığımızda çok iyi bir maç yönettiğini söylememiz lazım. Yiğidin hakkı yiğide.

***


SANCAK'I GÖZLERİNDEN ÖPÜYORUM
Zirvenin ikinci maçı ve Türk futbolunun bittiği gece… Sahada çok ağır bir hırsızlık yaşandı. Ne hırsızlığı; pek tabii ki Mertens'in sportif anlamda penaltı hırsızlığı. Kabahat sadece Mertens'te mi? Sözüm ona hakem olarak çıkarttıkları hakem ve VAR başındaki Danimarkalı hokkabaz... Şu penaltıyı veriyorsunuz, VAR'da inceliyorsunuz ve hâlâ bunun penaltı olduğunu iddia ediyorsunuz haaa!!! Size yemin ediyorum maçı Okan Buruk yönetse ya da VAR'da Dursun Özbek olsaydı bu penaltıyı vermez ya da iptal ederdi.
Adana Demirspor Başkanı Murat Sancak'ı gözlerinden öpüyorum. "Türk futbolunda kral çıplak" dedi. Çok cesur, radikal bir kararla takımı sahadan çekti. Kimse artık bana centilmenlikten, sportif ruhtan filan bahsetmesin. Böyle rezil, hırsızlık penaltılar verilirken her şey centilmenlik ama sahadan çekilince centilmenlik ölüyor değil mi? Artık Türk futboluna devletin el atmasının zamanı geldi. Böyle devam etmez.

Penaltı olmalıydı

G.Saray için kritik bir maçtı. Sonuçta bir deplasman ve G.Antep haftalardır kendi sahasında yenilmiyor. G.Saray'ı sezon başından beri rakip kaleye götüren Yunus Akgün sakat, Barış Alper ise ilk 11'de yoktu. Bu tür maçlar gerçekten zordur. Maçın başında G.Saray, Ahmed Kutucu'nun vuruşu ile öne geçti. Aslında böyle bir gol, beklenen bir gol değil. Ondan sonra G.Saray'ın iyi oynadığını söyleyemeyiz. Her ne kadar G.Saray kendi kalesinde pozisyon görmese de dengeli bir oyun oldu. Ama izlemeye alıştığımız G.Saray'ın hücum aksiyonlarından hiçbirini göremedik. İkinci yarı çok kritik bir pozisyon var. Osimhen kaleye vuracağına Ahmed Kutucu'nun önüne bıraktı ama Ahmed iyi vuramadı. İyi vursa belki de son dakikalardaki stresin hiçbirini yaşamayacaklardı. Osimhen inanın çok yalnız. Ne destek ne orta ne de pas var. Buna rağmen bütün iyi niyetiyle mücadele ediyor. Sonuçta G.Saray kazandı, artık kazanmak önemli. Adana maçına Barış Alper, Torreira, Abdülkerim ve Muslera cezalı olarak çıkamayacak. Gelelim hakem Kadir Sağlam'a. Maçta iki büyük hatası var. İlki ilk yarıda Sanchez'in topu elle oynamasına penaltı vermemesi. Her ne kadar top Muslera'dan dönse de o anda Sanchez'in kolu yanında. Kolunu kaldırıyor, el doğal konumda değil ve topu kesiyor. Bence penaltı. G.Saray'ın ilk golüne ofsayt itirazları var ama kaleden 6 metre uzakta Sallai, şeklen ofsayt. Kaleciye ve doğal olarak da gole etkisi yok, gol doğru. Ancak ikinci yarıda G.Antepli Sorescu sarı kartı olduğu halde bilerek, isteyerek topu almak için oyun durduğunda rakibin bileğine basıyor. En azından 1 sarı kart görüp atılması gerekirdi.