Net kırmızı kart verilmedi
Galatasaray dün gece çok iyi bir ilk 45 dakika oynadı. Topa sürekli sahip olarak hem kontrolü elde tuttular hem de hücum girişimlerinde bulundular. Ayrıca en büyük artı bu yarıda rakibe hiç geçiş oyunu şansı vermemekti. Bunun yanında baktığımızda iki eleştirilecek nokta var. Biri, bu kadar üstün oyunda rakip kaleye dahi gelemezken yenen basit gol, ikincisi de Sane'nin kaçırdığı çok net fırsat. Bunlar oyun açısından ortaya çıkanlar. Ama bir de maçın kaderini etkileyen hakem olayı var. Rakip oyuncunun net kırmızı kart görmesi gereken pozisyonda, VAR uzun uzun düşündükten sonra hakemi incelemeye bile çağırmadı. İkinci yarıda ise çok dikkat etmek gerekirdi. Çünkü Avrupa takımları kondisyon açısından bizden ilerideler. İlk yarıya göre ikinci yarıya daha temkinli başlamak gerekirdi ancak rakip arka arkaya etkili çıkışlarla önce skor avantajı yakaladı, sonra da mükemmel bir frikik golü attı. Bu Galatasaray için ümitlerin söndüğü andı. Hatta iki farktan sonra Sporting dördüncü golü de bulacak ortamlar yakaladı. Sonrasında ise işi rölantiye alıp garantili skoru koruma yoluna gittiler. Bu durumda da Galatasaray, son 15 dakika bir baskı kurdu ama pozisyon çıkaramadı ve sonuca razı olmak zorunda kaldı. Takımın geneline baktığımızda herkes elinden geleni yapmaya çalıştı. Barış, Toreira ile birlikte en çok koşan, çalışan oyuncuydu ancak santrfor özelliği olmaması daha iyisini yapmaya elvermedi. Kanada geçtikten sonra daha faydalı oldu. Leao da birkaç girişim yaptı ama çıkardığı toplar kalabalık içinde yerini bulmadı. Ben Batrakov'un bundan sonra Galatasaray'a faydalı olacağı görüşündeyim.