Kazanan haklı mı?
Dün gece Fenerbahçe takımını Aston Villa maçında yaya geçidine dönüşenlerin, nefsi müdafaası olarak hayal ettim.
Hiçbirinin başka şansları olmadığı apaçık ortadayken, Saracoğlu'nda yanlış bir sonuca kimsenin tahammülü de olmayacaktı çünkü.
Ama karşısında tamamen içe dönük bir rakip olsa da Fenerbahçe'de o heyecanı gerçek anlamda göremedim. Kazanan haklıdır da kazananın sorgusu yasaklı mıdır?
Ne yapacağız yani, Aston Villa gibi sıradan bir takımdan 6 gol yiyen Fenerbahçe'yi Alanya'ya 3 gol attı diye alkışlara mı boğacağız?
İngiltere'de saha kenarında uyuklayan İsmail Kartal, Eyüpspor maçından sonra bu maçta da analiz yaptı diye omuzlara mı taşınacak?
Gol attıktan sonra tribünlere dönüp enerji patlaması yaşayanlara, "o enerji İngiltere'de toprağa mı gömüldü" diye sorulmasın mı?
Aston Villa karşısında hayalet adamı oynayanların bu maçta ayaklarına kan, ruhlarına can geldi öyle mi? Öyle! Aston Villa karşısındaki utanç verici yenilgiyi bir kalemde silip, Alanya galibiyetini "hayra alamet" sayacağız öyle mi?
Öyle!
Bu ülkede hayat böyle. Gerçekler; bas bas bağırırken bile duymazdan gelinir. Renklerin gülen yüzüne değil, gerçeklerin acıtan yanına sığınmak en azından gelecek adına gereklidir ama hafızalar üç günde itinayla silinir.
Meselenin teknik kısmına gelirsek, Lukaku'nun fazlalıklarını atması, attığı golden daha değerli sayılmalı. Levent Mercan cesaretli bindirmelerin karşılığını "kesilmezse" alır. Oyundan alınırken gösterdiği tavrı sahada rakiplerine göstermeyen Greenwood ne zaman sahne alır acaba?
Düşündüm de Cengiz Ünder de Greenwood kadar oynuyordu, hatta Çorum'da çok daha başarılı.
Unutulmasın ki kaç sezondur bütün yanlışlıklar; transferde yolunda gideceği varsayılan etiketli yolcularla gerçekleşmiştir.
Bazı şeyler zaman içinde düzelecektir ama yanlışları halının altına süpürmekte usta olanlar varken ister istemez böyle düşünceleri inkar edemiyoruz.
Çarşamba gecesi İngiltere'de ölüp, cumartesi gecesi Saracoğlu'nda dirildiğini düşünenlerin, dün geceki maçtan sonra kendi yüreklerinden onay alması gerekir. Bir daha utanç verici gecelerde ölmeyeceklerine dair! Yoksa kendileri bilir!
Hiçbirinin başka şansları olmadığı apaçık ortadayken, Saracoğlu'nda yanlış bir sonuca kimsenin tahammülü de olmayacaktı çünkü.
Ama karşısında tamamen içe dönük bir rakip olsa da Fenerbahçe'de o heyecanı gerçek anlamda göremedim. Kazanan haklıdır da kazananın sorgusu yasaklı mıdır?
Ne yapacağız yani, Aston Villa gibi sıradan bir takımdan 6 gol yiyen Fenerbahçe'yi Alanya'ya 3 gol attı diye alkışlara mı boğacağız?
İngiltere'de saha kenarında uyuklayan İsmail Kartal, Eyüpspor maçından sonra bu maçta da analiz yaptı diye omuzlara mı taşınacak?
Gol attıktan sonra tribünlere dönüp enerji patlaması yaşayanlara, "o enerji İngiltere'de toprağa mı gömüldü" diye sorulmasın mı?
Aston Villa karşısında hayalet adamı oynayanların bu maçta ayaklarına kan, ruhlarına can geldi öyle mi? Öyle! Aston Villa karşısındaki utanç verici yenilgiyi bir kalemde silip, Alanya galibiyetini "hayra alamet" sayacağız öyle mi?
Öyle!
Bu ülkede hayat böyle. Gerçekler; bas bas bağırırken bile duymazdan gelinir. Renklerin gülen yüzüne değil, gerçeklerin acıtan yanına sığınmak en azından gelecek adına gereklidir ama hafızalar üç günde itinayla silinir.
Meselenin teknik kısmına gelirsek, Lukaku'nun fazlalıklarını atması, attığı golden daha değerli sayılmalı. Levent Mercan cesaretli bindirmelerin karşılığını "kesilmezse" alır. Oyundan alınırken gösterdiği tavrı sahada rakiplerine göstermeyen Greenwood ne zaman sahne alır acaba?
Düşündüm de Cengiz Ünder de Greenwood kadar oynuyordu, hatta Çorum'da çok daha başarılı.
Unutulmasın ki kaç sezondur bütün yanlışlıklar; transferde yolunda gideceği varsayılan etiketli yolcularla gerçekleşmiştir.
Bazı şeyler zaman içinde düzelecektir ama yanlışları halının altına süpürmekte usta olanlar varken ister istemez böyle düşünceleri inkar edemiyoruz.
Çarşamba gecesi İngiltere'de ölüp, cumartesi gecesi Saracoğlu'nda dirildiğini düşünenlerin, dün geceki maçtan sonra kendi yüreklerinden onay alması gerekir. Bir daha utanç verici gecelerde ölmeyeceklerine dair! Yoksa kendileri bilir!