Annemizin Ligi
Geçtiğimiz yıl Avrupa Ligi şampiyonu olmasına rağmen, yeni sezonda hala oyun kimliğini oturtamamış olmakla eleştirilen Emery'nin Aston Villa'sı beklendiği gibi güçlü ve istekli başladı maça.
Birleşik savunma hatasından yediğimiz erken ve basit gol bu seviyede yenecek gol değildi. Son haftalarda Guendouzi'de ciddi bir düşüş var. Golden sonra daha öz güvenliydi Fenerbahçe. Bu bölümde iki çok önemli pozisyon bulup, basitçe harcadık.
Ardından İrfan-Vedat ve İsmail'in ortak hatasıyla ikinci golü gördük kalemizde. 35 yaşındaki Kante'nin dinamizmini aradık ümitsizce...
Sonrasında Oğuz ile direkten dönen bir topumuz var ki üzülmemek elde değil... Ama orta sahadaki basit top kayıpları, saçma hatalar kaderimizi belirlemeye devam etti. Bir başka top kaybında Nikolas Jackson skoru üçleyiverdi.
"İyi oynuyor gibi görünüp tuzağa düşmek nedir?" İşte bunu yaşadık.
İlk yarıda top 57'ye 43 bizdeydi ve aslında adamların ekmeğine yağ sürdüğümüzün kanıtıydı bu rakam.
Maç boyunca Semedo, Greenwood kanadı hiç çalışmadı.
Stoperler birbirinden kopuk oynadı. Fizik kalitemizin düşüklüğü son bölümde iyiden iyiye ortaya çıktı. Garibim Oğuz yorulana kadar çabaladı durdu ama ne çare!
Günün kötülerinden İsmail'in neden olduğu penaltı golü farkı dörtledi. Sonrası tam bir moral bozukluğu, tam bir kabustu. Bu kadar çok hata yapılınca, beşinci gol de gecikmedi. Ne oyun düzemi kaldı, ne disiplin. Altıncı gol kabusu noktalayan gol oldu. İsmail Hoca da maçı bizim gibi izlediğine göre, fark kaçınılmazdı elbette.
Sonuç mu? Maç boyunca susmayan iki bin civarındaki Fenerbahçe taraftarına selam, annemizin ligindeki şampiyonluk mücadelesine devam!