Spor yazarlarından Belçika-Türkiye maçı yorumu! "Montella'nın elinde eriyip gidiyor"

A Milli Futbol Takımımız, UEFA Uluslar A Ligi 1. Grup'taki 3. maçında deplasmanda Belçika'ya 3-0 mağlup oldu. Ay-yıldızlılar, bu sonuçla Uluslar Ligi'nde puanla tanışamadı. Fotomaç Gazetesi yazarları, Belçika-Türkiye maçının ardından çarpıcı yorumlarda bulundu. İşte detaylar...

TURGAY DEMİR - YALNIZ ADAM
Futbol, 11 kişiyle oynanan bir oyun. Bu yüzden bu yazıda en az 5-6 milli futbolcumuzun daha isminden bahsetmek isterdim...

Montella'nın İlhan Fakılı'yı, Yunus'u neden oynatmadığını, Barış Alper ile Kerem'i neden oynattığını ve bu takımın neden hep santrforsuz başladığını sorgulamak isterdim. Acaba oyuncuların kafası hâlâ vaat edilen villalarda mı diye de sorabilirim aslında!.. Ama artık hiç gerek yok. Fransa, İtalya derken Belçika karşısında da yokuz!.. Sahaya çıkmasak hükmen 3-0 yenilirdik zaten... Çıktık, yine skor aynı...

Öyle kötüyüz ki, bizim savunma, futbolun son demlerini yaşayan Lukaku'yu bile durduramadı... O nedenle her şeyi bir yana bırakıp size sadece bir futbolcudan bahsedeceğim. Arda Güler'den... Çünkü dün gece sahada en çok onun yalnızlığı takıldı gözüme. Arda'nın etrafında futbol oynayan değil, Arda'nın futbol oynamasını bekleyen bir takım var sanki. Pas veriyor, devamını alamıyor; rakibin arasına giriyor, destek bulamıyor. Bir süre sonra yeteneğiyle değil, çaresizliğiyle mücadele eder hale geliyor.

Arda'nın ihtiyacı mucize değil. Yanında hareket eden, pasını geri verecek, boşluğa koşacak ve onunla birlikte oynayacak birkaç takım arkadaşı... Bazen Arda topu aldığında karşısında üç rakip oyuncu var ama kendi takımından ona yaklaşan tek bir kişi bile yok. Bir futbolcu için bundan daha somut bir yalnızlık olabilir mi? Pas verecek oyuncu arıyor, bulamıyor.

Duvar pası yapacak arkadaşını arıyor, yok. Topu kaybettiğinde etrafında onu rahatlatacak bir takım arkadaşı yerine rakipler beliriyor. Ne büyük yalnızlık bu... Arda'nın önünde rakip savunma, arkasında ise kendi takımının sessizliği var. Keşke on tane daha Arda'mız olsaydı... Ne iyi olurdu!..

MUSTAFA ÇULCU - HAKEM ZORLANMADI
Biz, ya çok öne çıkıyor savunma güvenliğini bırakıyoruz ya da çok geriye yaslanıyor, rakibe geniş alan bırakıyoruz. Modern futbolun gereği takım oyununda sıkıntılıyız. Bir oyun felsefemiz yok.

Kaleci Uğurcan'ın kapattığı köşeden yediği erken golden sonra takım olarak doğaçlama oyuna döndük. Öne çıkan savunmamız, tam da Belçika'nın istediği arkada derin boşluklar bıraktı, geçişte etkili oldular. Biz önde baskı yaptığımızda, kazandığımız toplarla hücum geliştirdik lakin bu kez arkadan beklenen destek gelmeyince üretemedik.

Skor avantajı ile geriye yaslanan ve geçiş oyunu önceliği olan Belçika'nın geride bekleyip 'üzerime gel tuzağı' gibi duran bölümlerde daha etkili gözüktük. Üçüncü bölgede en fazla pas yaptığımız, en fazla aksiyon ürettiğimiz maç oldu.

Ama beklenen golü bulamadık. Yediğimiz ikinci gol bütün umutlarımızı aldı, götürdü üçüncü gol ile bittik. Avrupa Uluslar A Ligi başka bir seviye... Kıymetini bilmek ona göre hazırlanmak oyun geliştirmek gerekiyor. Montella'ya bu lig ağır geldi. 4-6-0 girdabından çıkamadı, inadından vazgeçemedi.

Oyuncu değiştirmek farklı, rakibe ve akışa göre oyunu değiştirmek farklı. Çok kaliteli oyuncularımız var ama kaliteli ve doğru çağdaş oyunumuz yok. Dünya Kupası'dan bu yana futbolumuzda tükeniş ve çöküş devam ediyor. Montella için ayrılan sürenin sonuna geldik. Bu kötü süreç ve sonuçlar ona yazar.

Hint asıllı 34 yaşındaki Norveçli hakem Rohit Saggi, 3'üncü dakikada sözlü ikaz etti, 26'ncı dakikada ise aynı eylemi tekrarlayınca Lukebakio'ya ve 30'uncu dakikada ise Tielemans'a doğru sarı kartlar göstererek, oyunu kontrol altında tuttu.

Karşılaşmada 24 faul, 7 sarı kart vardı. Maç 94.10 dakika oynandı. Top 62.21 dakika oyunda kaldı. Hakemi zorlayan pozisyon yoktu. O da maçı bozmadı. Gereksiz 2-3 sarı kart dışında başarılıydı.

ZEKİ UZUNDURUKAN - BİR İNAT UĞRUNA!
35 yaşındaki Kevin De Bruyne'yi durduramadık. Bursa'daki facia derecesindeki kötü futbolu, maalesef Maurice Dufrasne Stadı'na taşımışız. Montella çok formsuz ve hatalarından ders çıkarmayan bir teknik adam! 86 milyonluk Türkiye'yi 9 numarasız (golcüsüz) oynamaya adeta mahkum etti.

Oysa maç boyunca Arda Güler, Belçika ceza sahasına muazzam ortalar kesti. Ama bizim sahada 9 numaramız yok ki bu toplara vurup gol yapsın! İlk yarının sonlarında Merih arka direkte bomboş pozisyonda topla buluştu, boş kale yerine auta attı. Bu pozisyondan da gol çıkaramadık. Çünkü sahada 9 numaramız yoktu.

Kalecimiz Uğurcan Çakır, ilk yarıyı 6 kurtarışla tamamladı. Belçika oynadığı oyundan keyif alan bir takım. Ön alanda harika oyuncuları var. Ama savunmaları zayıf. Çok pozisyon veriyorlar. İtalya ve Fransa maçlarında bunu gördük. Dün Bizim Çocuklar'a da net pozisyonlar verdiler. Ama bu pozisyonları biz değerlendiremedik. Çünkü sahada 9 numaramız yoktu. 2-0 geriye düştükten sonra Montella'nın aklına oyuna 9 numara almak geldi. İlhan Fakılı ve Deniz Gül oyuna girdi.

Belçika'nın attığı üç gol dışında iki şutları da direkten döndü. Mika Godts, Maxim De Cuyper, Lukebakio, De Ketelaere ve golleriyle bizi yıkan Kevin De Bruyne müthiş oyuncular. Hem kaliteli hem de sahada savaşan oyuncular. Oyun kimliğine bire bir sadık kalan yıldız oyuncular bunlar.

Bizim de Arda Güler'imiz var. Ama Arda Güler topu alıyor, atağa çıkıyor, etrafında Arda ile pas alışverişi yapmaya gelen oyuncumuzu ara ki bulasın. Arda da bir yerden sonra yetersiz kalıyor. Montella'nın oyun kimliğinden yoksun futbolunda Arda Güler'e de yazık oluyor.

Dünya Kupası'nda başarısız olan ülkeler, teknik adamlarını değiştirirken demek ki varmış bir bildikleri. Grubumuzdaki Fransa Zidane'ı, İtalya Mancini'yi, Belçika da Van Bommel'i takımın başına getirdi. Hepsi de takır takır futbol oynuyor.

Bizim Milli Takım ise formsuz ve inatçı Montella'nın elinde eriyip gidiyor. Yazık çok yazık! İtalya'dan kötü futbol oynayıp 4 gol yedikten sonra, dün de Belçika'dan 3 gol yedik. Bu arada ikinci yarıda giren Lukaku bir gol attı, savunmamızı da darmadağın etti. A Ligi'nden B Ligi'ne doğru hızla yol alıyoruz. Üç maçta sıfır çektik. Önümüzdeki İtalya maçı için ise bir umut ışığı yok.

Montella diyor ki, '24 yıl sonra sizi Dünya Kupası'na götürdüm.' Artık Dünya Kupası'na gitmek adeta çocuk oyuncağı. 48 takım arasına girdik. Ya sonuç! Facia! Haiti ile birlikte başarısızlıkta tarih yazdık.

Montella'ya birisi şu bilgiyi versin! 2002 Dünya Kupası'nda bu Türkiye, Dünya Üçüncüsü oldu! Gittik ve tarih yazdık. Ya sen ne yaptın Montella? Son sözüm de şu olsun: Ya bir yol bul, ya bir yol aç, ya da yoldan çekil Montella!

DİĞER HABERLER

X
Sitelerimizde reklam ve pazarlama faaliyetlerinin yürütülmesi amaçları ile çerezler kullanılmaktadır.

Bu çerezler, kullanıcıların tarayıcı ve cihazlarını tanımlayarak çalışır.

İnternet sitemizin düzgün çalışması, kişiselleştirilmiş reklam deneyimi, internet sitemizi optimize edebilmemiz, ziyaret tercihlerinizi hatırlayabilmemiz için veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız.

Bu çerezlere izin vermeniz halinde sizlere özel kişiselleştirilmiş reklamlar sunabilir, sayfalarımızda sizlere daha iyi reklam deneyimi yaşatabiliriz. Bunu yaparken amacımızın size daha iyi reklam bir deneyimi sunmak olduğunu ve sizlere en iyi içerikleri sunabilmek adına elimizden gelen çabayı gösterdiğimizi ve bu noktada, reklamların maliyetlerimizi karşılamak noktasında tek gelir kalemimiz olduğunu sizlere hatırlatmak isteriz.