Yazarlar Fenerbahçe-Kasımpaşa maçı için ne dedi?
Süper Lig'in 21. haftasında Fenerbahçe evinde Kasımpaşa ile berabere kalarak büyük bir fırsatı tepmesinin ardından yazarlar bu zorlu mücadele için ne dedi?
Gürcan BİLGİÇ: Vazgeçmişler senfonisi...
Maçın gidişatı, temposu, beklenen düzeyde kaldı. İki rakibin puan kaybettiği bir maç gibi değil, Fenerbahçe'nin daha önceki tecrübelerindeki bir kopyayı izlettiler. Evet; istiyorlar ve yapmaya çalışıyorlar. Sonuç; beceri bir noktada tükeniyor ve son harekete gelindiğinde, bu haftaya kadar neden bu kadar puan kaybedildiği anlaşılıyor.
Rakiplerin önlem oranını çok azalttığı, sadece belli bölge kontrolleri ile etkisiz hale getirdiği bir takım oldu Fenerbahçe. Advocaat'ın sezon başından beri şikayet ettiği gerçeği, bir kez daha seyrettik sadece. Sıradan oyuncular ile sınırlı beceri sahiplerinin, kendi çevrelerinde dönmesi halinde geçiyor maçlar.
Yine de; kazançlı bir haftaya başlamak adına taraftarın da bir sinerji vermesi gerekirdi. Kadıköy'de, böylesine önemli bir maçta tribünler bu kadar boş ise, futbolcuları da kazanmaları gerektiğine kolay inandıramazsınız. Herkes vazgeçmiş Fenerbahçe'de...
Seyircisi yalnız bırakmış takımı, teknik direktörü de beğenmiyor sahadakileri. Yönetim, yine "yönetme" sevdasına düşüp, kulübe ile çekişir halde. Fenerbahçe TV'de Advocaat'a en sert cümleler kuruluyor. Pereira'ya bile söylenmeyen kelimeler ediliyorsa, 'birisi' izin vermiş, yolu açmış demektir.
Her tarafta yalnızlık var kısacası. Birisi, ötekine güvenmiyorsa; bu ortamdan kenetlenme veya aidiyet değil, vazgeçme çıkar.
Kendi adıma şampiyonluk beklemiyorum zaten bu kadrodan. Ama iddiayı sıcak tutup, en azından Şampiyonlar Ligi için fırsat yaratma ihtimalinin korunması gerekir. İki puan kaybeden Galatasaray, bir hafta sonra Beşiktaş ile karşılaşacakken, üçüncülük ikramı vardı bu maçta. "Neden olmadı?" diye soruyorsanız, Advocaat'ın bakışıyla cevap verelim: "Nasıl olsun?"
Lens ile Alper'in cezasında, yerine oynayanlar üretemediler. Moussa Sow'un santraforluğuna bir kez daha güvenilmez damgası geldi. Ozan'ın bireysel penetreleri veya Stoch'un sürekli şut araması dışında da belli plan yok.
Takımı bu hale getirenler için en kötüsü; sonucu fatura edecekleri bir hakem yönetimi de yoktu sahada. Bülent Uygun bir gün önce söyledi, biz de tekrarlayalım: "Eserleriyle gurur duysunlar..."
Ömer ÜRÜNDÜL: Teşhis edemiyor!
Fenerbahçe, ilk yarıda hırslıydı, tempoluydu ama alışılmış biçimde ofansif girişimlerde plansız, programsızdı. Bunun sonucunda da 45 dakika boyunca baskılı oyunda tek pozisyon bulunamadı. Volkan Şen bu yarıda maç eksikliğinden oyuna ısınamadı, faydasız koşular yaptı. Sow, son haftalarda olduğu gibi adeta bir hayaletti. Stoch, uzun süredir forma şansı bulamamasına ve moral bozukluğuna rağmen ileride en etkili isimdi. Birkaç defa adam eksilti, ileriye doğru mesafe kat etti, 2 şut denedi, ortalar yaptı. Bu yarının bence en önemli artısı takım savunmasının ihmal edilmemesiydi. Çünkü ciddi bir şekilde üretkenlik sıkıntısı çeken takım, skor dezavantajına düşerse, işler iyice çıkmaza girer.
İkinci yarıda tempo ve riskler yükseldi. Bu yarıda ilk 15 dakika Volkan Şen, ağırlıklı yoğun baskı vardı. Ama yine pozisyon çıkmıyordu. Tabii ki bunun bir nedeni F.Bahçe'nin hücumdaki alışılmış sıkıntısı, ikinci neden de Kasımpaşa'nın son haftalardaki doruğa çıkan Veysel'in yönetimindeki iyi yerleşimli ve alan daraltan savunma kurgusuydu. 65. dakikadan itibaren hafta arası da ağır yük çeken Mehmet Topal, Souza ve de maç eksiklikleri olan Volkan Şen ve Stoch, yorulup, oyundan düşünce artık rakibi hataya zorlayacak, baskıyı kurmak da mümkün değildi. Bu maçta 90 dakika boyunca Fenerbahçe'nin akılda kalan son dakikada Salih'in direği sıyırıp dışarı giden şutu dışında heyecan yaratan hiçbir pozisyon yoktu.
Fenerbahçe'de tabii ki köşü gidişatın bir numaralı sorumlusu Dick Advocaat. Sorunları, tam teşhis edemiyor. Kadro yapısında organizyon eksikliğine neden olacak faktörler var. Kadro tercihlerinden, 'şapkadan tavşan çıkaran' oyuncu tercihleri, çok uzun süre kötü oynayanlara göz yumması gibi. Örneğin son 4 maçtaki performansıyla Sow... Bana göre; dün ilk devredeki Sow- Fernandao değişikliği de kendi iradesiyle değildi. Günümüzde futbol iki yönden oynanır hem ofansif hem defansif. Kasımpaşa dün takım savunmasını mükemmel uyguladı. Ama hücum planları çok olumsuzdu.
Rıdvan DİLMEN: F.Bahçe'nin rakibi artık Antalya
Advocaat ligin bitimine 13 hafta kala "Nasıl yarıştan kopabiliriz" diye bayağı bir çaba sarf etti... Fenerbahçe'nin rakibi artık Antalyaspor, Başakşehir ve Galatasaray oldu. Bence Beşiktaş ile rakip değil artık Fenerbahçe... Şampiyonluk şansı kalmadı. Antalyaspor'a geçilmemeyi düşüneceksin 4'üncülüğü vermemek için. Oynatmak istediği oyundan görebiliyorduk bunu Advocaat'ın... "Çok kötü kadrosu var" deniyor, bir de "Bu kadro şampiyonluğa oynamaz" diyenler var. Bu ikisi farklı şeyler... Fenerbahçe'nin kadrosu, şampiyonluğa oynar. Kulüp bulsalar Van der Wiel, Salih ve Stoch yoktular. Dün oynadılar bu oyuncular... Krasnodar deplasmanında 11 çıkmış Emenike de keza...
Sahadaki oyun; bol hareket, yok bereket... Koşu var, istiyorlar ama sonuç yok. Sonuç için iyi futbolcuları doğru oynatmalısın. Oyuncuların mevkileriyle oynayabilirsiniz, çift forvete dönebilirsiniz. 21 maçta 37 puanı var Fenerbahçe'nin. 26 puan kaybetmişsin. O zaman başkanından, oyuncusuna kadar sorumlular bu işten. Mali kriterler, şunlar, bunlar ama bunlar da yönetimlerin sorumluluğunda. Fakat bazen küçük dokunuşlar, fark yaratır. Teşhis belli, tedavi belli, eczane de var, gidip alacaksın. Git, bul bir tane 10 numara, gerekirse geberik, solak... Duran top falan kullansın. Bu kadar sorumlulukları üzerinden atan bir antrenör var. "Niye taraftar gelmiyor" demeye kimsenin hakkı yok.
20 yaşında oyuncusu yok Fenerbahçe'nin. Stoperler tecrübeli, İsmail yıllardır büyük takımda oynuyor. Sağ bek PSG'den. 30'lu yaşlarda çok oyuncu var. Bu oyuncular, o kadar panik halde oynuyorlar ki... İştah ile acemi gibi oynamayı karıştırıyorlar. Avrupa Ligi ile Ziraat Türkiye Kupası kalmış sadece elde. Oyuncu alamamışsınız, satamamışsınız. Taraftar niye gelsin? Sezon açılacakken Ersun Yanal'ı gönderip İsmail Kartal'ı getirmek, Pereira'yı yine tam sezon açarken gönderip Advocaat'ı getirmek!.. Başkan haklı, basketbolun da başkanı o ama neden oraya gidiyor taraftar? İnsanlar başarıya ve mutluluğa gidiyor. Niye mutsuzluğa gitsin ki! Dün maça gidenler, hayatlarından 2.5 saat kaybetti. Trafik çektiler. Sadece bilet kuyruğu çekmemişlerdir, stat boştu zaten. Fenerbahçeliler mutsuz. 2.5 yıldır yaşananları ben hayretle izliyorum. Koskoca Fenerbahçe, futbolcu alamadı, satamadı. "Bize bir şey olmaz" derseniz olur.
Bedava benzin!
Bu koşu meselesi bayağı ilginç... Bilime süsleme yapmamak lazım. Antrenör yaratıcı olacak, problem çözecek. Matematik hocası değil ki bunlar, koşu mesafesine takılmışlığı bırakmak lazım. Galatasaray, 6 attığı Akhisar maçında 105 kilometre koşmuş. Dün Çaykur Rize ile berabere kalan Tudor'un takımı, 118 kilometre koştu, o konuşuluyor. Hikmet Karaman hocam, koşu mesafesi demeci veriyor. Eee, 120 kilometre koştun ama küme düşüyorsun hocam? Mutlaka faydalanmalıyız ama yetenek zor kazanılıyor. Çok net! 6 tane atmışsın, 105 koşmuşsun. Rize maçında ise bedava benzin yakmışsın. Çalışmak, bilimden faydalanmak... Yöneticiler de inanmışlar; "Bizim takım ne koştu ya" diyorlar. Büyük takımdaysan bırak kilometreyi be kardeşim, iyi oyuncuları getirin, onu oynatın. 3 tane TV'yi koysanız, Beşiktaş'ı seyrederim. Ben Fenerbahçeliyim ama Beşiktaş'ı izlerim. Oyun oynayacaksınız oyun, top oynayacaksınız.
Erman TOROĞLU: Şampiyonluğu unut!
Ben futbol oynasam Kasımpaşa'da Gençlerbirliği'nde, Antalyaspor'da forma giysem, Fenerbahçe, Galatasaray ile kendi sahamda oynamak istemem. Fener'in Galatasaray'ın stadında oynamak isterim. Neden? Benim seyircilerim benim maçlarıma zaten az geliyor. Fener, Galatasaray statlarına gitsem onların da seyircileri az geliyor. Ben kendi sahamda oynasam gerileceğim. Kötü sonuçta seyircim üzerime gelecek. Ama deplasmanda oynarsam onun seyircisi onun üzerine gidecek. Yani ben rahat edeceğim. F.Bahçe ve G.Saray'a deplasmanda kaybedersem kimse hesap sormayacak. Kazanırsam "Vay be koçum" diyecekler. Yeter ki hakemler ortadan düdük çalsın. Ortadan kessinler. Dün Fırat Aydınus'u uzun zamandır görmediğim kadar düzgün düdük çalarken gördüm. Düşünün Fenerbahçe-Kasımpaşa oynuyor. Fener şampiyonluğa oynamaya çalışıyor, Kasımpaşa da düşmemeye. Koca 90 dakikada 1 tane pozisyon var. O da kaleci Volkan ile önündeki defansın anlaşmazlığından doğup, Castro'nun gol yapamadığı pozisyon. Yahu arkadaşlar siz dalga mı geçiyorsunuz? Ben maçı benim oğlanın evinde seyrettim. Eğer ilk yarıyı üçlü koltukta seyretseydim uyumuştum. Allah'tan tekli koltukta izledim. Maç, 90 dakika oynandı. Sabaha kadar oynansa skor değişmezdi. Nasıl gelsin seyirci!
Fenerbahçe'nin başkanı ve yönetimi, yıllarca taraftarlarını aldattı. Aynı başkan ve zihniyet devam ederse, Fenerbahçe, 10 yıl sonra yine aynı olacak. Arkadaşlar bu kadar para, bu kadar imkan, bu kadar basın gücü varken Fenerbahçe, hala oynadığı futbolla yerlerde sürüyorsa bunun sorumlusu olarak futbolcuyu yada teknik adamı görmem. Yönetimde ararım. Kulübün aynası yönetimdir. Bakınız kaç cümle kurdum. Maçla ilgili doğru dürüst bir cümle var mı? Orta sahada şu yapıldı, forvet uçsaydı vs. hiçbir şey yok. Neden? Maçta hiçbir şey yoktu da ondan. İbrahim Tatlıses ne demişti: "Urfa'da Oxford mu vardı da biz okumadık." Aynı hesap, "Sahada futbol mu var yazmadık" kardeşim. Yerlerde sürünen bir Fenerbahçe. "Ben buradan 1 puan çıkarayım, bana yeter" diyen Kasımpaşa. Ve bu Kasımpaşa, güle oynaya 1 puanı aldı. Fenerbahçe için ligde bundan sonra iki tane rakip var. Birisi Antalyaspor diğeri Trabzonspor. Şampiyonluk mu? Havada bulut sen onu unut.
Ahmet ÇAKAR: Advocaat resmen intikam alıyor!
Fenerbahçe'de zaten Perşembe'nin gelişi Çarşamba'dan belli olmuştu. Artık sadece puan kayıpları değil, özgüven ve umutlar da tükeniyor. Fenerbahçe "Şampiyonluk yarışında kalayım" diyor ama sağ ve sol bekine bakıyoruz, aylardır oynamayanlar. Van der Wiel, magazin haberleriyle gündeme gelirken, birden kırılma maçında sağ bekte. Tıpkı Perşembe gecesi Rusya'da Emenike'nin kurtarıcı olması gibi. Sanki Advocaat yönetimden intikam alıyor. "Siz bana istediğim oyuncuları almazsanız ben de önce kovduğum sonra da affetmek zorunda kaldığım oyuncularla maçlara başlarım" diyor. Dün bakıyoruz Fenerbahçe futbol adına hiçbir şey yapmadı. Manasız top kayıpları, sağdan soldan isabetsiz ortalar ve 25 milyonluk camiada "Yönetim istifa" sesleri.
Fenerbahçe, Kasımpaşa'ya dua etsin… Hücuma çıkışlarda başarısız oldular. Son pasları iyi kullanamadılar. Eğer bunu başarabilselerdi, belki de Fenerbahçe kaybetmiş olurdu. Fenerbahçe'nin tek şansı var o da Krasnodar'ı elemek. İhtimal yüksek ama oradan da darbe alırlarsa Fenerbahçe'de hiçbir şey eskisi gibi olmaz. Aferin Fırat! Kilo vermişsin, atletik testi başarmışsın. Dün de çok ama çok başarılı bir maç yönettin. Hep böyle devam et.