Türk futbolu nereye gidiyor?
Galatasaray'ın Finansal Fair Play kurallarına uymadığı için Avrupa'dan men tehlikesiyle karşı karşıya olması, gözleri diğer kulüplerin mali yapısına çevirdi. Yüksek yayın gelirleri ve cazip vergi avantajlarına rağmen kulüplerin borç batağına saplanması, kulüpler doğru yönetilemiyor mu? sorusunu akıllara getiriyor.
Finansal Fair Play kurallarına uymadığı gerekçesiyle UEFA Finansal Kontrol Kurulu Yargı Komisyonu'na sevk edilen ve Avrupa kupalarından men cezası alması gündemde olan Galatasaray'ın içinde bulunduğu süreç, gözlerin diğer kulüplerin mali yapısına çevrilmesine neden oldu.
UEFA'nın 2010'da kabul ettiği ve 2012'den itibaren uygulamaya konulan Finansal Fair Play kuralları, kulüplerin gelir gider tablosunu en azından denkleştirmek, bu sayede de adil yarışma ortamını korumak ve takımların ilerleyen yıllarda karşılaşacağı iflas riskinin önüne geçmeyi amaçlıyor.
Galatasaray'ın mali yapısı sebebiyle UEFA ile yaşadığı sorun, aslında Türk futbolu için hiç de yabancı değil. Bundan sadece 3 yıl önce Beşiktaş, Gaziantepspor ve Bursaspor da aynı problemle karşı karşıya kalırken, 3 kulüp Avrupa'dan kupalarından birer yıl men cezaları aldı.
Avrupa'da en yüksek altıncı yayın gelirine sahip olan Türk takımları, yüksek ve kontrolsüz harcamalar nedeniyle gittikçe kötüye giden mali yapılara sahip durumda.
2010'da yapılan yayın ihalesinde rekor kırılarak Süper Lig'in yıllık geliri 450 milyon doları buldu. Avrupa'da ilk 6'da yer alan Süper Lig'de önde gelen kulüpler bu gelirlerin yanı sıra Avrupa kupalarından da önemli girdiler sağlıyor. Şampiyonlar Ligi'ne sadece katılım parası 12 milyon euro düzeyine yükselmişken, önemli bir yayın ve performans payı da alınabiliyor. Avrupa Ligi de artan bir gelir pastasına sahip. Türkiye Kupası da Avrupa'daki muadillerinden fazla kazandırıyor.
Türk kulüplerinin değerlendiremediği bir diğer avantaj da cazip vergi avantajları. Türkiye, Spor Toto Süper Lig'de forma giyen oyunculara uyguladığı yüzde 15'lik gelir vergisi oranıyla, Avrupa'da futbolculardan en düşük vergi alan 2. ülke konumunda. İsveç'te bu vergi 56.9'a kadar çıkıyor. Önde gelen futbol ülkelerinde ise bu oranlar yüzde 45 ila 50 arasında değişiyor. Devletin futbol kulüplerine sağladığı vergi avantajına karşın borçlanmayı sürdüren ekipler kötü yönetilerek borç batağına sürüklenmiş durumda.
Süper Lig'de şampiyonluk yaşayan Galatasaray, Fenerbahçe, Beşiktaş, Trabzonspor ve Bursaspor kulüplerinin kısa ve uzun vadeli toplam borcu 5 milyar liraya yaklaştı. Bu takımlardan Bursaspor hariç diğer 4 kulüp, futbol branşını diğer branşlardan ayırarak şirketleştirmiş durumda. Bu sebeple de kulüp muhasebesi, iki kalemde, şirket ve dernek üzerinden yapılıyor.
Önemli gelir kalemlerine rağmen kulüplerin her geçen gün borç batağına daha da saplanması kulüpler doğru yönetilemiyor mu? sorusunu akıllara getiriyor.