2 hikaye 1 sonuç
11 Aralık 2016, Pazar

GÜRCAN BİLGİÇ

2 hikaye 1 sonuç

Bir planlamayla neler yapabileceğini dört sezon önce Beşiktaş Başkanı Fikret Orman ve yönetimi hepimize gösterdi. Sportif başarıdaki önceliğin para değil, karar sayısındaki doğruluk olduğunu kanıtladılar. Hedeflerini ve sınırlarını doğru çizerek, bunu gerçekleştirecek teknik adamı takımın başına getirdiler ve sonunda şampiyon da oldular. Ve yakamızı bırakmayan 'kibir' o anda devreye girdi. Fikret Orman başladığı yeri unuttu ve planlama yapmaktan vazgeçti. Bunun yerine kızgın bir dil üreterek kulüp içindeki muhaliflerine gözdağı vermek istedi, öte taraftan hamaset dolu demeçleri ile camiasının beklentilerini yükseltti.
Şimdi; sıkıntılar artıkça, çözüm üretecek formüller arıyor. Başında da algı yönetimi geliyor.Buraya kadarı aklınızda tutun; ikinci bölüme geçelim.
Fenerbahçe'de geçen sezon 70 milyon Euro'luk bir yatırım ile Dünya Yıldızları'nı transfer etti başkan Aziz Yıldırım. Kulübün son kurşunu olan, stadın isim hakkını sattı ve harcadı. Her başarıyı para ile tarif ettiği için, planlama da yapmadı. Takımı değil, kendisinin yöneteceği teknik adamı seçti, her şey birbirine girdi.
Fenerbahçe oyun karakterini, taraftarını ve güvenini yitirdi. Yetersizliklere rağmen ısrarından vazgeçmedi. UEFA tarafından incelemeye alındı kulüp. Transfer yasakları getirildi ve ceza almamak için mali disiplin sözü verildi. Maddi yönetimin felaketine, teknik yönetimin cahilliği de eklenince, imkansızlıklar ortamında Dick Advocaat seçimi yapıldı. Hollandalı teknik adamdan önceki alternatif ise Aykut Kocaman'dı. İki teknik direktörün de ortak noktası; planlamacı olmaları. Arkadaşlığını yitirmiş, fizik güç olarak geride kalmış, kadrosundaki önemli yıldızları göndermiş bir takımı, Dick Advocaat santim santim planladı ve bugüne gelindi. Aradaki puan farkına rağmen Fenerbahçe ciddi bir şampiyonluk adayı olmayı tekrar başardı. Bunu da sahadaki performansıyla elde etti.
Şimdi iki bölümü birleştirelim… Beşiktaş maçı sırasında Aziz Yıldırım, hakem kararlarındaki rahatsızlığını kendi üslubunda ifade etti. Federasyon'daki Beşiktaşlılar yüzünden hakemlerin iltimaslı kararlar verdiğine inanıyordu. Enteresandır, aynı yöneticiler ve benzer hatalar geçen sene de vardı ama Aziz Bey, bu ifadeleri kullanmamıştı. Bu sözler Beşiktaş Başkanı Fikret Orman'a soruldu; "Ben böyle bir çirkinliğin içine girmem" karşılığını verdi. Halbuki geçen sene bu zamanlarda, Gençlerbirliği maçı öncesindeki Fırat Aydınus atamasını eleştirirken, "Ben bu kararın alt yazısını okuyorum" demişti. Fikret Orman şimdi bu tip fikirleri "çirki nlik " olarak değerlendiriyor. Büyük aşama ! Ve sonuç…
Aynı hakemler her sene farklı bir kulüp tarafından "endişe ve rici" bulunuyorlarsa, birinci şık; hepsi kötüdür. İkincisi; her takım hatanın kendi lehine olmasını istiyor. Üçüncü olarak da takımlarına güvenleri yok.
Plan içinde yürüdüklerinde yöneticilerin- başkanların sakinliği dikkat çekici. O zaman bizler de sonuç üstünden gitmiyoruz. Gelişimi izliyoruz. Ama işler iyi gidip hedefler oluştuğunda ise bu kez gündem hakemlerin üstüne kuruluyor. İşin kötüsü hepimiz de bu oyuna geliyor ve bunu tartışıyoruz. Ve ne yazık ki, başarı veya başarısızlık bu kararlar üzerinden tarif edildiği sürece, yukarda belirttiğimiz değişimler, aktörlerini değiştirerek devam edecekler.
BİZE ULAŞIN