Korkunun eseri!
05 Aralık 2016, Pazartesi

GÜRCAN BİLGİÇ

Korkunun eseri!

Derbiden çok pozisyon ve gol bekleyenler, geçmişten gelen performansları değerlendiriyordu. Ama bu maç kendi içinde farklı oynanacaktı, öyle de oldu.
Kendi sahasında Fenerbahçe'nin üst düzey performans göstermesi sürpriz değil. İstekli ve temaslı oynadılar ve seyirciyi de arkalarına alarak devamlı aradılar. Plana da sahiplerdi ama bu kez ne istedikleri pası üretebildiler, ne de rakip bunu sağlayacak hata yaptı.
Böylesine bir "duvar" ile karşılaştığınızda, farklı oyuncularınızın sorumluluk alması gerekir. Bunu yapacak Van Persie orta sahaya yardıma gitmeye öncelik verdi. Moussa Sow neredeyse sahada hiç yoktu. Lens ise kulübedeydi.
Bu ortamda Fenerbahçe adına çıkan en önemli sonuç, yarattıkları korkudur. Sadece Süper Lig'in değil, Şampiyonlar Ligi'nin de etkili ekibi olarak Beşiktaş iki hücum girişi yapabildi ancak. Kaleyi tutan şutu olmadan da maçı bitirdi.
Geçen seneki kadrosunun yarısından fazlasını kaybetmiş, transfer yasağı ile seçeneği kalmamış, sezon başı hazırlıklarını bir cahil ile birlikte geçirmiş bir rakibe karşı, sadece gol yemeden maçı bitirmeyi düşünmek, Beşiktaş adına endişe vericidir.
Bir tarafta Advocaat'ın yetenekleri sınırlı oyuncularından maksimumu almak için şapkadan tavşan çıkartması, öte yanda; geçen senenin şampiyonunun, maç berabere bitince taraftarı ile birlikte üçlü çekmesi. Dengeli duygular değil bunlar.
Şampiyonluktaki rakipleri ile oynadığı üç maçı da berabere bitirdi Beşiktaş. İkisinde de geriden gelerek puanı kurtardı. Napoli ve Benfica maçlarının özgüven patlaması yaratması gerekirken, "aman, yenilmeyeyim" diyen bir takım stratejisi çıktı ortaya.

Taktik tribünden geldi
Yokluklar içindeki Fenerbahçe'nin bir şeyler yapmaya çalışırken, Beşiktaş'ın her birimine hakim olan bu "korkunun" nedeni; muhtemelen Kadıköy'e yenilgisiz gelmeleridir.
Şampiyonluk için avantaj sağlayacak üç puanı denemek ve risk almak yerine, "ilk yenilgimiz burada olmasın, sosyal medya capslerine konu olmayalım" diye düşünmüşlerdir.

Göçek sürpriz yapmadı
Taraflar maç öncesinde, muhtemelen bir kötü sonuç için hemen fatura adresi belirlediler. Hüseyin Göçek üstünden spekülasyonlar başladı. Maç bittiğinde kimsenin sesi yükselmedi. Verilen veya verilmeyen sarılar üstünden konuşuyoruz bol bol. Fakat gerçek şu ki; Göçek bu "idareyi" iki taraf için de yaptı. Tartışmalı değil, tartışmasız kararlara sahipti.
Aynı Cüneyt Çakır gibi, "başını belaya sokmadan" kararlarını verdi. Ricardo Quresma'ya gösterdiği kart ise, sanki bir hafta önceki Cüneyt Çakır kararının düzeltmesi oldu.

Peki şimdi ne olacak?
Fenerbahçe'nin sorunları bitecek gibi değil. Emenike yine problem yarattı ve kendini tartıştırıyor. Dick Advocaat'ın yorumu da gayet açık ve net; "Takım için oynamadı, oynamak için de gayret göstermiyor."
Adam daha ne desin? Dünya kadar para alan, ama bunun karşılığını vermek için kapris yapan ile uğraşmıyor.
Advocaat, Aatif'ı kadronun içine aldı. Miroslav Stoch'a vazgeçmediğini gösterdi. Robin Van Persie'yi sabırla hazırladı. Moussa Sow'a form tutturdu. Salih Uçan'ı ikinci yarılarda oyuna sokarak motive etmeye çalışıyor.
Topal ve Lens'in olmadığı Galatasaray maçı öncesinde herkes "ne olacak?" diye düşünürken, iki haftada her oyuncunun potansiyeli beklenti yaratıyor.
Bu ortam yakalanmışken, kimse Emenike'nin şımarıklığına, ya da Salih Uçan'ın yıldız efektlerine prim vermez.

Orta saha bekleyin...
Advocaat, devre arasında takımın fizik gücünü de yükseltecek hamleler yapacaktır. Çünkü transfer imkanları sınırlı. Eğer orta sahanız öne oynama adına sıkıntı çekiyorsa, güçlü olmaktan başka çaresi yok. Böylece hedefi koruyabilir.
Ama duyumlarımız transfer döneminde önemli bir orta saha oyuncusu almak için uğraşların verildiği yönünde. Hatta Chelseali Oscar için kulüple anlaşıldığı, fakat oyuncunun razı olmadığını da duyduk.
Önemli takımların, forma şansı bulamayan önemli oyuncuları için çabalar var. Satın alamayacakları için kiralama yapmak veya farklı formüller üretmek zorundalar. Problem çözen oyuncuları hedefe koymaları doğru bir hamle.
BİZE ULAŞIN