Spor yazarları Real Madrid - Galatasaray maçını değerlendirdi
- Galatasaray Galerileri
- Yayın Tarihi: 07.11.2019 - 09:48
- Güncelleme Tarihi: 07.11.2019 - 18:17
REHA KAPSAL- PLAN, DUYGU VE TUTKU
Galatasaray, ilk 13 dakikada 3 gol yiyerek maçın gidişatının ne olacağını olumsuz bir şekilde göstermiş oldu.
Sarı-kırmızılılar için böyle bir Madrid deplasmanında beraber hareket etme ve oyun pratiği sezon başından beri hem ligde hem de Şampiyonlar Ligi'nde yetersizdi. Sarı-kırmızılılar, kazanmak üzerine de her maça farklı farklı oyun planı ve taktiksel esnekliği olmamasının sıkıntısını bu maçta bir kez daha yaşadı.
Galatasaray savunma yapacaksa takım halinde kendi yarı alanında gol yememek üzerine değil kalesinden belirli bir metrajda, takım bütünlüğüyle hareket ederek hücum savunması yapmalı. Güncellenen futbol anlayışındaki savunma çeşitliliği Avrupa'daki birçok kulüpte bu savunma kurgusunun üzerine inşaa ediliyor.
Son iki Şampiyonlar Ligi maçında iki gol yemişti Galatasaray ama rakiplerine çok pozisyon vermişti.
O maçlardaki son vuruşların rakipler tarafından istenen seviyede olmaması bu karşılaşmadaki vuruş becerisinin beklenen seviyeye çıkmasıyla böyle bir farklı skor ortaya çıktı. Fatih Terim, plansız üzerine değil aynı zamanda hep dile getirdiği bazı oyunculara mesaj vererek, oynatmayacağını dile getirdi.
Genç oyuncularla oynamak istediği düşüncesini kamuoyuna aktardı. Ama Fatih Terim'in söylem ve eylem tutarsızlığının sıkıntısı saha içinde net bir şekilde ortaya çıktı.
Aynı şeyleri yapıp, farklı sonuçları bekleyemezsiniz.
Galatasaray'da en büyük sıkıntılardan biri de bu eldeki oyuncu topluluğunun saha içinde oyuna, skora, mücadeleye isyan etmeyen aynı zamanda duygusuz ve tutkusuz oynadıkları futbol.
Sarı-kırmızılıların sezon başından beri fiziksel sıkıntısı Real Madrid maçında çok belirgin ortaya çıktı. Real Madrid deplasmanında mağlup olabilirsiniz, bu gayet normal. Ancak saha içinde mücadele edersin, koşarsın, istersin ve bir futbol karakteri ortaya koyarsın.
Galatasaraylı taraftarları bu mağlubiyetten daha çok yaralayan, üzen oyuncuların mağlubiyeti bile hak edecek kadar saha içinde bir karakter ve mücadele ortaya koymaması.
SERKAN KORKMAZ - BÖYLE GİTMEZ
taraftar Madrid'deki maçın ilk yarısının sonunda bir tezahürat yaptı, "Formayı çıkarın çıplak oynayın". Oysa sahadaki bir kısmı kiralık olan futbolcuların hepsi Türkçe bilmeyen yabancılardı. Sadece N'Zonzi'nin sahadaki tuhaf şaşkınlığından bile bu maça hiçbir şekilde motive olunamadığını anlayabiliriz.
G.Saray uzun süredir kötü oynuyor. Farklı yenilgi sürpriz değildi. Sorun da bu. Berbat Avrupa karnesinden de anlaşılacağı gibi G.Saray da pek çok kulübümüz gibi çöküşte.
Ülke futbolumuzda hemen hemen tüm kulüplerimiz, kötü yönetildiği için kimse aynaya bakıp da bu gerçeğin farkına varamıyor. Sezon sonunda illaki bir şampiyon çıkıyor. Artık şampiyonluktan daha fazlasını hedeflemek gerekiyor.
Terim'in bir süredir içinde hiçbir iddia ve umut barındırmayan toplantılarından da vahameti anlayabiliriz. Sanki her türlü felaket senaryosuna hazırlanıyor gibi. Bu arada bir şey sormak istiyorum; ama derdim konuyu değiştirmek değil.
Bu Falcao nerede? Neden Emre'nin ocakta döneceğini, Şener'in sakatlığının 6-7 hafta süreceğini biliyoruz da Falcao'nun ne zaman oynayacağından habersiziz. Bunun bu hezimetle hiçbir alakası yok.
Sadece kulüplerimizin ne kadar kötü yönetildiğini daha iyi anlayın istedim.
Taraftar da alındığında tüm dertleri çözeceği varsayılan Falcao'nun ne zaman döneceğini merak ediyor.
Ben de soruyorum; Falcao dönse ne olur, dönmese ne olur! Alınmadan önce de bu takımın sorunu Falcaosuzluk değildi. G.Saraylıların da, ezeli rakip taraftarları gibi tek bir motivasyon cümlesi var; "Eee!
Canım herkes kötü". Belki de bir Anadolu tokadının zamanı gelmiştir.
BÜLENT TİMURLENK - VİDALARI DÜŞMÜŞ GALATASARAY...
Şampiyonlar Ligi'nde gol atamayan başka takım yok. Bu kupada orta sahasındaki üç oyuncusu da kiralık olan başka bir 11 de yok.
Devler Ligi'nde 4 maçın ikisine üçlü defansla başlayıp birinde dörtlüyle bitirip, dörtlü defansla başladığı dün akşamı da üçlü bitiren başka takım da yok...
Çünkü Galatasaray sezon başından beri ortalıkta yok. Geçen sezon Avrupa'daki 6 maçında en az koşan 2-3 takım arasındayken bu sezon da kurulan yaş ortalaması yüksek takımla yürüyerek paslaşan bir Galatasaray var.
Yugoslavya dağıldığında Partizan, Kızılyıldız, Hajduk Split gibi takımlar 1 numaralı kupanın sahnesinden silinip gittiler. Parçalanmışlar, ekonomileri çökmüş, genç yeteneklerini Avrupa kulüplerine göndermek zorundaydılar.
Galatasaray'ın durumu bu ama böyle bir bahaneleri yok. Eldeki kadro, ödenen yıllık ücretler, Camp Nou'dan beraberlik çıkartan ve 124 km. koşan Slavia Prag'da ve en az 7-8 takımda daha yok! Dün oynanan maç Real Madrid'in her sezon başında Santiago Bernabeu anısına oynadığı kupa maçı mıydı,
Sergio Ramos'un jübilesine mi çıkmıştı Galatasaray! Her şeyi bir kenara bırakın Şampiyonlar Ligi müziğine ayıptır...
Hem fizik hem de mental olarak bırakın gevşemeyi, vidaları düşmüş bir Galatasaray var uzun zamandır.