Son dakika spor haberleri: Spor yazarları Galatasaray'ın Kayserispor galibiyetini bu sözlerle değerlendirdi! | GS haberleri
- Galatasaray Galerileri
- Yayın Tarihi: 14.03.2021 - 08:14
ERMAN TOROĞLU - KEDİLER ALEMİ!
Belhanda olayından sonra G.Saraylı oyuncularda şu görünüyor: Belki iyi oynamayabiliriz ama iyi mücadele etmemiz lazım. G.Saray'da Terim bazı oyunculara fazla prim verdi. Mesela Belhanda, Arda, Babel... Bunların üçünün aynı takımda olması imkansız ancak birinin oynaması lazım. Çünkü bu üçü diğer arkadaşlarına yük bindiriyor. Dün akşam sakatlıktan gelen Falcao bile çok çalıştı ama aynı mücadeleyi Belhanda iki yıldır vermedi.
Belhanda iyi oyuncu evet ama sen takımına mücadele olarak bir şeyler veremezsen bu bir şey sağlamaz. G.Saray'da kadro kötü değil ama formayı adaletli dağıttığınız zaman futbolcular rahat eder. Onyekuru geldi iki gol attı, sonrasındaki görüntü ben Onyekuru'yum. Onye'yi kaldırın sahada 'kuru' vardı... Dün yedekten girince başka türlü mücadele etti. G.Saray'da kaytaran oyuncu yoktu oynayanlar ve sonradan girenler dahil herkes mücadele etti.
G.Saray'ın attığı gole benzer pozisyon Kayseri'ye geldi golü kaçırdı, aynı pozisyon Onyekuru'ya geldi, golü attı. Neden? Kayserili oyuncu kaleye fazla yaklaşınca açısı daraldı. Onyekuru bunu yapmadı. Kaleciye fazla yaklaşmadan gerekeni yaptı. Kayseri'nin işi zor. Çünkü gol atacak adamları yok. Mücadele ediyorlar ama bir yere kadar. Ligde kalacaksan sinekten yağ çıkaracaksın.
Hakem için fazla lafa gerek yok. Maça çıkarken yüzündeki ifade sanki ruhunu vermiş gibi. 'G.Saray yenilirse naparım' diye düşünüyor. Kayseri umurunda değil. Yalandan düdükler çalıyor. Ama inandırıcı değil. Türkiye'de hakemlik alemini topyekün değiştirmezseniz hiçbir şey yapamazsınız. Yine yazıyorum yine söyleyeceğim; üç büyükler sezonun ortalarında hep bağırırlar, iyi oynamadıklarında hakemleri suçlarlar. Sezon sonunda biri şampiyon olur. Hele bu martta olursa, çünkü mart ayı keskin virajların olduğu aydır. Kulüpler daha fazla ses çıkarırlar. Mart ayı olunca da aklıma da kedilerin alemi gelmiyor değil!
REHA KAPSAL - ÖNEMLİ!
Galatasaray'ın son 2 maçta 5 puan kaybedip hafta içi de Belhanda'nın sözleşmesi yönetim tarafından feshedildikten sonra gözler Kayseri deplasmanındaki performansının ne olacağı merak konusuydu. Sarı-kırmızılılar ilk 10 dakika ön alan baskısıyla rakibine üstünlük sağlayıp pozisyon da üretti. Bundan sonraki süreçte Kayserispor oyunu dengeledi. O dakikalardaki en net pozisyonu da Henrique ile kaçırdı.
Tabii ki burada hakem Halis Özkahya'dan da bahsetmek gerekir. Taylan'ın İlhan'a yaptığı hareket kırmızı karttı. Devre bitimine yakın Falcao'nun Sapunaru topu beklerken ondan önce meşin yuvarlağa doğru koşması ve gol vuruşu birinci sınıftı.
G.Saray oyun başlangıcında 4-3-1-2 gibi diamond (baklava) düzeninde başladı. Bu formasyonda top ayağındayken 2-5-3'e döndüğünde daha fazla topa sahip olup Kayserispor gibi oyunun merkezini kapatan takıma karşı sağdan Yedlin, soldan Saracchi ile hücumlar yapacaktı. Saracchi hem Falcao'ya attırdığı gol hem de soldan getirdiği toplarla Yedlin'e göre kulvarını daha iyi kullandı.
İkinci devre ön alan baskısıyla başlayan Kayseri, G.Saray'ı hataya zorladı. Kalesinden uzak orta sahaya kadar stoperlerini çıkaran Kayseri daha etkili göründü. Mohamed ve Falcao ile oynuyorsanIz oyun hem rakip yarı alana yıkılmalı hem de ceza alanı içine çok top getirmelisiniz. Bitiricilik kalitesi yüksek iki oyuncu farkı o zaman ortaya çıkar. Ki bunu da ilk devre Falcao gösterdi Galatasaray'ı öne geçirmişti.
Sarı-kırmızılılar kaleden uzak oyundan etkisiz bir 20-25 dakikalık bölüm geçirdi. Arkasından Fatih hocanın oyuncu değişiklikleri hamlesi geldi. Saha içi dizilişi 4-3-3'e döndü. Kerem ve Onyekuru'nun girişiyle rakip Kayserispor'un da risk aldığı bölümde bu iki isim açık alanda hızlarıyla fark yarattılar. Onyekuru attığı 2 golle açık alandaki atletizmi ile kendi takımı lehine bu farkı oluşturdu. Sarı-kırmızılıların oyun içinde gel-gitler de yaşasa moral, motivasyon ve toparlanma adına çok 'önemli' bir 3 puanla Kayserispor deplasmanından dönmesi bildi.
SERKAN KORKMAZ - OYNA DEVAM
Bilen bilir; Fatih Terim'in kariyerinde "4-4-2" sisteminin ayrı bir yeri vardır. Şartlar uyduğunda her daim "4-4-2" oynamak ister. Terim, uzunca bir süredir, değil iki, doğru düzgün tek bir santrfor performansı bulamadığı için "tek forvet" oynamak zorunda kalmıştı. Derken; Mohamed alındı ve sonrasında Falcao iyileşti.
Fatih hoca, hep bu günleri; sağlam bir Falcao ve "her şeyi yapabilen" Mohamed'den oluşan bir ikiliyi hayal ediyordu. Fakat her formasyon gibi "4-4-2" için de iyi aktörlerle oluşturulmuş orta saha kurgusu şart. Maçtan önce bazı yorumcular "Mohamed mi, Radamel mi" diye tartışırken ben ve benim gibi Terim'i iyi tanıyanlarsa yorumlarımızda "çift forvet" olasılığına dikkat çektik.
İtiraf etmeliyim ki hiçbirimizin aklında Emre Akbaba'lı bir başlangıç yoktu. Zaman zaman orta sahada da oynayan Donk sakat, Arda formsuz, Feghouli ise sakatlıktan yeni dönmüştü ama Etebo ve Ömer kadrodaydı. Deneyimli hoca, ancak ve ancak vahim bireysel hatalarla gol yiyeceğini düşünüyordu, ligin en az gol atan takımından. Ligin en az gol yiyen takımı, skor 0-0 iken, Luyindama ve Taylan'la neredeyse bunu başaracaktı!
Derken sahneye, ceza sahasına bir türlü gönderilemeyen o top, Saracchi'nin ayağından çıktı ve RADAMEL USTA işi mükemmel bitirdi. Falcao'nun an itibarıyla Avrupa liglerinde "oynadığı süre başına en çok gol atan forvet" oluşu tesadüf değil. Fatih Hoca'nın "4-4-2" sisteminde ısrar edeceğinden eminim.
Cezalı duruma düşen Taylan'ın yokluğunda, Rize karşısında, bunu nasıl mümkün kılacağını merakla bekliyorum. Gerçekçi olmak gerekirse, belki Kayseri ve Rize karşısında değil ama dişli rakiplerle maç yaparken, "tek forvet" oynamak bir zorunluluk gibi duruyor. Aklınızı okur gibiyim; Belhanda mevzusunu soruyorsunuz. Fatih Terim'in bu konu hakkında maç önü demecinde söylediklerini özetleyerek bitireyim; OYNA DEVAM!