Galatasaray - Antalyaspor maçı sonrası flaş yorum! "Sahada olmayınca Antalya'yı bile yenemiyorlar"
- Galatasaray Galerileri
- Yayın tarihi: 03.01.2021 09:38
- Güncelleme tarihi: 03.01.2021 09:39
SERKAN KORKMAZ - ANTALYALI!
Son maçında Hatay karşısında hezimete uğrayan Antalyaspor, maça hayli ürkek başladı. Rakibi oyunu hayli geride kabul etmesine ve topu bırakmasına karşın Galatasaray ilk yarıda gole en çok Belhanda'nın hayli uzaktan çektiği güzel şutla yaklaşabildi. Koskoca 45 dakikada, Belhanda'nın o şutu, her iki takımın kaleyi tutturabildiği tek şuttu zaten.
Donk'un ve Arda'nın Linnes'i, Marcao'nun Saracchi'yi son çizgiye indiren harika paslarıysa, Antalya savunmasının dikkatiyle savuşturuldu. Galatasaray'ın yüzde 66 topla oynama oranıyla, bir önceki maçında altı yemiş bir takım karşısında daha fazlasını yapması gerekirdi... İlk yarıda sahadaki en anlamsız varoluş Ömer'inkiydi kuşkusuz.
Nitekim ikinci yarının başında Falcao girdi, Ömer çıktı. Tam herkes "Galatasaray her an gol bulacak" diye düşünürken Emre Kılınç'ın kırmızı kartı geldi. Hakemin bu kararı bence ağır bir karardı ve sanırım VAR da benimle aynı fikirdeydi. Pozisyonun hemen sonrasında Marcao'nun gördüğü sarı kartsa bana göre kırmızı olmalıydı.
Antalya'ya çok şaşırdım; kalan uzun süreye, Falcao'nun tekrar kenara gitmesine rağmen eksik oynayan Galatasaray en az 11'e 11 oynanan bölümdeki kadar maçın hakimiydi. Kabul etmek gerekir ki sarı-kırmızılılarda alternatifi olmayan tek bir futbolcu var; "Antalyalı" olmayınca şöyle oynayan bir Antalya'yı bile yenemiyorlar.
LEVENT TÜZEMEN - İKİ İSİM ARANDI
Bir takımın oyun felsefesi vardır. Ancak rakibe göre oyunlar değişebilir. Hücum oynatmasıyla şöhreti yakalayan Ersun Yanal "Kompakt futbol" anlayışıyla Antalyaspor'u yenilmemeye çıkarmış. İlk 45'te topu Galatasaray'a verip 30 metrede katı savunma yapan ve oyunu çirkinleştiren bir Antalya izledik. Galatasaraylı oyuncular duvarı delecek planları bulamadı.
Emre Kılınç, Arda, Oğulcan, Belhanda ve Ömer Bayram sürekli sağa, sola, geriye pas yaparak Antalya'nın ekmeğine yağ sürdüler. Donk'un geriden attığı uzun paslara koşu yapan Linnes buluştuğu topları etkili ortaya döndüremedi. Saracchi yaptığı bindirmelerin sonunda Linnes gibi kaliteli orta yapamadı. Kapanan takımları ya duran toptan ya da dışarıdan atacağın şutlarla çözebilirsin. Belhanda dışında şut atmayı düşünen olmadı.
Taylan'ın orta alandaki çabukluğunu, çalışkanlığını rakibini bozan mücadelesini Donk sahaya yansıtamadı. Ayrıca Feghouli'nin yaratıcılığını, oyun görüşünü Galatasaray takım halinde aradı. Feghouli'nin yokluğu Arda, Belhanda ve Emre Kılınç'ı da olumsuz etkiledi.
Terim'in ikinci yarıya Falcao'yu alması Galatasaray'ın Antalya kalesinde etkili pozisyonlar bulmasını sağladı. Falcao pas duvarı olduğu gibi rakip savunmacıları rahatsız etti. Ancak Emre Kılınç'ın kırmızı kart görmesi Galatasaray'ın dengesini bozdu.
Var hakem Bitigen'i çağırıp "Pozisyona bir daha dikkatli bak" dedi. Yeni FIFA kokartlı Bitigen sarı vermesi gerekirken şov yapıp kırmızıdan vazgeçmedi. Aynı Bitigen asıl kırmızıyı Marcao'ya göstermeliydi ama yüreği yetmedi. Kırmızı karttan sonra oyun kontrolünü kaybeden Bitigen maçı resmen sinir harbine döndürdü.
G.Saray'ın taçtan başlatacağı hızlı hücumu kesti, Oğulcan'ın çabuk oynama isteğini "yerinden kullan" diye frenledi. Falcao'nun da sakatlanıp çıkması, G.Saray'ın kazanmasını şansa bıraktı. Antalya'nın rakip 10 kişi kalmasına rağmen oyunu çirkinleştirmeye devam etmesi, Ersun Yanal'ın acizliğiydi.
ERMAN TOROĞLU - KIRMIZI DOĞRU
Galatasaray hiç beklemediği 2 puan verdi. Antalyaspor, Galatasaray takımına resmen kelepçe vurdu. Sarı-kırmızılılar çok kalabalık olan Antalya ceza alanına çok orta yaptılar ama nokta ortalar değildi. Bence bu ortaların yapılmaması lazım. Garantiye gidilmesi lazım. Rakip bir türlü açılmıyor. Ne yapacaksın? 2 yan çizgi ve aut çizgisine kadar ineceksin.
Galatasaray daha çok soldan bu işi yaptı. Yön değiştirmediler. Böyle olunca da Antalya defansı dağılmadı. Verkaç yaparak şut denemesine girip veya verkaç yaparak veya çalım atarak ceza alanı içine girip burada penaltıya oynayabilirlerdi. Galatasaray onu da yapamadı. Bir defa verkaç şut denemesi yaptılar. Onda da Oğulcan kafayı vuramadı.
Peki böyle takımlara karşı hangi topçuların sahneye çıkması lazım? Biri Belhanda biri Arda. Arda çok çalıştı, yorulunca da sinirlendi. Belhanda'da bu enerji yoktu. Bu tip maçları bu tarz adamlar çözer. Falcao da santrafor oynasa iş yapardı ama sonunda ne yazıyorum ama! Çünkü yine sakat.
Öyle veya böyle Antalya gol yer dedik. Olmadı. Galatasaray'ın uzun süre 10 kişi oynaması da buna etken. Takıldığım bir nokta var. Emre Kılınç. Sen Galatasaray'da oynuyorsun. Büyük takımda. O hareketin sana bir faydası yok. Bu pozisyon 88'de olsa ve devamı gol koksa anlarım. Hakem bence doğru karar verdi. VAR çağırdı ama kararından dönmedi.
Takım 10 kişi. Bu sefer Marcao sahneye çıkıyor. Yaptığı hareket net kırmızılık. Ama bu sefer VAR çağırmadı. Demek ki büyük takımlardan İstanbul'da 2 oyuncu atılmaz korkusu bu hakemlerde hala var. Tabii yine akrama kanı dolaşıyor bunlarda. Hakem Bitigen Galip'in oğlu. VAR'daki Tokat da Metin'in yeğeni. Peki Galatasaray 9 kişi kalsa ne olurdu? Çok şey değişirdi.
Teknik adamlar çok çalışan Arda'yı zamanında oyundan aldılar. Çünkü iş oyundan atılmaya gidiyordu. Şu bir gerçek. Galatasaray inanılmaz paralarla Falcao'yu aldı. Diagne'ye de iyi para verdiler. Ama Oğulcan oynuyor. Kabiliyetli bir çocuk ama henüz Galatasaray'ın santraforu değil. Dün gece net gözüktü, Galatasaray'da Feghouli olmazsa sarı-kırmızıların işi çok zor.
Antalyaspor büyük takımla oynuyorum 1 puan alırsam kar zihniyetinde oynadı ve bunu kopardı. Ama her maç böyle olmaz. 11'e 11 Galatasaray gol atsaydı Antalya ne yapacaktı merak ediyorum. Ama şu çok net böyle defans yaparak bu tarz oyun zihniyeti çirkin bir görüntü. Oynayanlara da zevk vermediler, seyredenlere de.
REHA KAPSAL - DIAGNE'Yİ ARADI
Galatasaray, Antalya'nın Hatay karşısındaki farklı mağlubiyetinden sonra tabii ki maçın net favorisiydi. Antalya, yenilgiden sonra ürkek, korkak ve güvensiz bir oyun formasyonunu değiştirmişti. Hücumda iki tane çizgide oynayan oyuncu Gökdeniz ve Hamilton savunmaya da geldi. Top G.Saray'dayken 6-3-1 dizilişiyle oyun tercihini belirlediler.
Kalesine yakın bir yerde derinlemesine savunma kurarak G.Saray'ı set hücumuna itti. G.Saray, maçı maçtan önce yakalayamamış, nasıl olsa kazanırız düşüncesiyle sahaya çıkmıştı. Yavaş, hareketsiz, pas alışverişi çabuk olmayan, topa hız veremeyen, hücum setlerini organize edemeyen oyun şekliyle pozisyon üretmekte sıkıntıya girdiler. Donk gibi iki stoperin önünde oyun kurucu olarak tekniği ve görüş hızı iyi olmayan bir oyuncu ve Ömer gibi dar alan becerisi iyi olmayan diğer oyuncu tercihiyle sadece rakibin 10 savunmacısına 6 oyuncuyla hücum etmeye çalıştılar.
Zaten saha içindeki en büyük üretkenlik sıkıntısı da oyuncu seçimleri ve doğru planlanmamış set hücumlarının eksikliğiydi. Uzun süredir antrenmansız Falcao'nın kadroda olması yerine Diagne gibi koşu mesafesi az olacak oyunda kafa hakimiyeti iyi olan santrfora ihtiyaç vardı. Kadroda olmayışının set hücumlarında eksiği hissedildi.
G.Saray bu kadar hem topla hem topsuz tempo yapamadığı maçta oyunda gelgitler yaşadı. Başta oyun olmak üzere oyuncu performansları da problem çözücü nitelikte olmadı. Kaliteli ayakların da kötü oynamasının sıkıntısı net bir şekilde görüldü.
Maçlar kazanılır kaybedilir, hatta şampiyonluklar bile… İnsan sağlığı her şeyden önemli ve değerlidir. Omar çok iyi bir aile babası ve engelli oğluna çok düşkün. Çocuklarına yılbaşında sürpriz yapmak için istemeden üzücü bir olay yaşadı. Önce iyi bir insan ve mükemmel bir baba olan Omar'ın bir an önce sağlığına kavuşmasını diliyorum. Ailesinin, sevenlerinin ve onu yalnız bırakmayan G.Saray'ın her kademesinin dualarıyla en yakın zamanda inşallah sağlığına kavuşacaktır.