Spor yazarları Trabzonspor-Fenerbahçe maçını değerlendirdi
- Fenerbahçe Galerileri
- Yayın Tarihi: 04.03.2020 - 10:27
ERMAN TOROĞLU - HATALAR OYUNU
Futbol hatalar oyunu, 90 dakikaya baktığınız zaman tur için net bir şey söyleme şansınız yok. Kendi sahanda rakibini 1-0 yenmek büyük avantajdır. 2-1 yenmek ise büyük avantaj değildir, sadece avantajdır. Ne yazdık yukarıda, futbol hatalar oyunu. Trabzonspor'un attığı birinci golde yüzde yüz defans hatası var. Sörloth çıktı, güzel bir plaseyle topu filelere yolladı. Peki F.Bahçe'nin attığı gol, o da yüzde yüz kaleci hatası. Kaleci böyle pozisyonlarda arada kalmayacak. Ya çıkacak, ya bekleyecek; arada kalırsan topu ağlarında görürsün.
İlk yarı sıkıcı bir maç, ikinci yarı ise güzel. Hakem soğukkanlı maç idare etti, kötü de idare etmedi. En iyi tarafı, futbolcularla dedikoducu kadınlar gibi konuşmuyor, dönüp gidiyor. Yalnız dönüp giderken bazı maçlarda bir şey olmaz, bazı maçlarda ise dönüp gitmemek, arka tarafı da kesmek lazım. Kontak noktaları olabilir!
F.Bahçe'de enteresan şeyler oluyor. İşine son verilen teknik adam bu maçta saha kenarında. Hangi futbolcuların teknik adamın arası iyi, hangilerinin kötü. Sorun var! Yeni teknik adam kim olacak. Bütün bunlar, sahada mücadele eden futbolcunun kafasında hep bir soru işareti. Bu maçı da F.Bahçeli oyuncular bu sorularla oynadılar. Bu kolay değildir. Gelen teknik adam kimleri tercih edecek, kimleri tercih etmeyecek. Öyle olduğu halde bile bence F.Bahçeli futbolcular özellikle ikinci yarıda iyi mücadele ettiler, maçı bırakmadılar. Ama özlenen ve istenen F.Bahçe değillerdi. Trabzonspor F.Bahçe'ye göre daha bir takım. Sahada yardımlaşarak, birbirlerinin açıklarını kapatarak oynuyorlar. F.Bahçe'deki 11 ise öyle değil. Kimileri kaytarıyor, kimileri çok mücadele ediyor. Yani birileri, birilerinin sırtına binerek oynuyorlar.
Trabzonspor seyircisi, takımlarının her maçı 3-0, 4-0 kazanmasını istiyor. Futbolda böyle bir şey yok, biraz fazla duygusallar. Maçı 5-0 kazanmak ile 1-0 kazanmak arasında büyük fark yok, lig maçlarında. Ama kupada öyle değil. Kupada attığı her golün önemi büyük. Rövanş maçında F.Bahçeli futbolcuların işi kolay değil. Kesinlikle gol yememeleri gerekir, çünkü yerlerse işleri zor. Rövanş maçı 0-0 biterse Trabzonspor rakibini eleyecek. Ya da 1 gol atarlarsa, rakiplerinin maçı uzatabilmesi için 2 gol bulması lazım. Lig maçı ile kupa maçı farklıdır. Kupa maçlarında sinirlerin çok sağlam olacak. Ama maalesef futbolcular genellikle lig maçlarında daha sakin oluyor. Kupa maçlarında ise kemanın telleri gibiler, gergin!
ZEKİ UZUNDURUKAN - TUR ORTADA
İki takım da maça kontrollü bir oyunla başladı. İlk yarıda ön alan baskısını bir türlü yapamadı Hüseyin Çimşir'in öğrencileri. Takımın en büyük gol silahı Sörloth maça sağ önde başladı. Oysa kenardan gelecek ortalara vuracak tek isim de Sörloth'tu. Ç. Rizespor maçının ilk yarısının kopyasıydı Trabzonspor adına ilk bölümde oynanan oyun.
"FENERBAHÇE DEFANSINI TEK BAŞINA AYAKTA TUTTU"
Fenerbahçe, Trabzonspor'un en etkili olduğu kanatlarını iyi kapattı. Trabzonspor bir an önce golü bulmak isterken gereksiz bir telaşın içine girip çok fazla pas hatası yaptı. Hızlı oyunu çok telaşlı oynayınca, Fenerbahçe'nin işini kolaylaştırdı bordo-mavililer ilk yarıda. Fenerbahçe'de sakatlanıp çıkan Falette'nin yerine stopere geçen Luis Gustavo savunmada müthiş kademelere girdi. Bir stoperin yapması gereken her şeyi yaptı Gustavo. Sörloth'un golünde belki hatası vardı Gustavo'nun ama maç genelinde tek başına ayakta tuttu sarı-lacivertli defansı.
Trabzonspor'da dikine oynayan, hücum geçişlerini yapan ve hücuma katkı veren Ndiaye'nin sakatlanıp çıkması, bordo-mavililerin hücum aksiyonlarını etkiledi. Yerine giren Guilherme, ikinci yarıda çok başarılı işler yaptı.
Fenerbahçe, Nwakaeme ve Sörloth'u iyi marke etti ilk yarıda. Ama bu iki oyuncu, ikinci yarıda çok rahat pozisyonlara girdi. İlk 45'te Trabzonspor adına Sosa, Fenerbahçe adına da Mehmet Ekici sahasın en iyisi olarak göze çarptı.
"HAKEM ISLA'NIN TOPU ELLE KONTROL ETTİĞİNİ GÖREMEDİ"
Hakem Yaşar Kemal Uğurlu, ilk yarıda Nwakaeme-Isla mücadelesinde Isla'nın topu elle kontrol ettiğini göremedi. Orta alanda Sosa'ya yardımcı olması gereken Abdulkadir Parmak, daha çok oyunun savunma yönünü çok iyi oynadı. Trabzonspor'un golü bulması için Fenerbahçe savunmasının büyük bir hata yapması gerekiyordu adeta... Bunu da ikinci yarının başında yaptı Fenerbahçe ve Sörloth affetmedi!
Bu gol, o dakikaya kadar enerjisi düşük Trabzonspor tribünlerini de ateşledi. Novak'ın attığı golde Ekuban'ın payı çok büyüktü. Vedat Muriç'in kafa golü iki takım adına turu Kadıköy'e bıraktı. Trabzonspor, dünkü maçta sadece küçük bir avantajı yakaladı. 21 Nisan'daki rövanş maçı çok büyük çekişmeye sahne olacak.
DR. GÜRKAN KUBİLAY - HEP AYNI FİLM
Trabzonspor, büyük bir ön alan baskısı ile maça başladı. F.Bahçe'yi çıkartmıyorlardı. 3. dakikada dönen topa Sosa vurdu, Altay çıkardı. Sonra Sosa-Falette'yi sakatladı. Hayatımda gördüğüm en kötü hakemlerden biri olan Uğurlu, kart bile göstermedi. Tolgay girdi, Gustavo stopere geçti. 15 dakika sonra sağlanan dengenin ilk etkisi, Tolgay'ın kaleyi tutmayan şutu idi. 25. dakika olduğunda iki takımın da sadece 1'er şutu vardı. Şut dengesini Ozan bozdu ama çok uzaktan denemeler yaptı.
"GUSTAVO KUSURSUZ OYNADI"
Gustavo'nun markajında Sörloth etkisiz kaldı. Nwakaeme'nin önünü Isla ve Tolga iyi kapattı. Alan savunmasını iyi yapan F.Bahçe, Trabzon'u kalesine yaklaştırmadı. Gustavo kusursuz oynadı. Sosa, hakemin büyük toleransı ile en az 3 kez hak etmesine rağmen, kartsız devam etti. F.Bahçe, ilk yarının sonlarında üstünlüğü ele aldı. 5 oyuncu farklı mevkilerde idi ama F.Bahçe ilk yarıda daha iyi oynayan taraftı.
Tolga'nın 2. yarının başındaki gereksiz geri pas sevdasına, Jailson ıskası da eklenince Sörloth şok golü ağlara gönderdi. Sonra da Guilherme ile ikinci pozisyonu buldu. Kruse çok kötü oynadı. Kanat adamı olmadan, kanat oyunu oynamanın sıkıntısı, kenardan ceza alanına atılan her topta belli oldu. Ekuban'ın kenardan tek çalımla bütün takımı çalımlayıp, Novak'a attırdığı golde; kanat adamı nasıl olur dersi yanında, savunma nasıl yapılmaz öğretisi de vardı.
Tolga-Kruse çıktı, Ferdi-Zajc girdi. Abdülkadir-Ekuban karşı hamlesi geldi. F.Bahçe doğru kadroyu bulunca hızlandı ve Isla ile pozisyona girdi. Ozan vurdu, Erce çıkardı. F.Bahçe boğuyordu ve Ekici'nin ortasında Muriqi ile hak ettiği golü buldu. Galibiyeti bile elde edebilecek pozisyonları da kaçırdı. Klasik bir TS-FB filmi oluyordu. F.Bahçe oynuyor, yine kaçırıyor, rakibe gol armağan ediyor, şansı ve gol becerili oyuncuları sayesinde yine Trabzon kazanıyordu.
NECMİ PEREKLİ - FİNALLE DÖNERLER
İlk yarısı son derece zevksiz ve kalitesiz geçen bir maç. Adeta "Trabzon- Fenerbahçe maçı böyle mi olmalı?" dedirtti futbolseverlere. İlk 45 dakika içerisinde ne bir hareket ne de bir gol pozisyonu yok. F.Bahçe bu yarıda garanti pas düşüncesi ile dengeli ve süratli oynamaya çalıştı. Bu planlamasında da zaman zaman muvaffak oldu. Trabzon orta sahasının kilit isimleri Sosa ve Ndiaye, bu yarıda düşük bir pas yüzdesi ile oynadılar. Adam eksiltip aralarında isabetli top gezdiremediler. Kalite yönünden düşük hatalarla dolu bir ilk yarı.
"HÜSEYİN ÇİMŞİR TAKIMIN YAPISI İLE FAZLA OYNADI"
İkinci yarıda Trabzon golle başladı. Bu pozisyonda F.Bahçe savunmasında üç kişinin yaptığı bir hata sonucu, Sörloth'un ustaca vuruşuyla Trabzon öne geçti. Hemen ardından Novak, ceza sahası içerisinde yaptığı plase vuruşla takımını iki farklı öne geçirdi. İki gol farkı bulduktan sonra Hüseyin Çimşir, takımın yapısı ile fazla oynadı. Bu değişiklikler takımın sahada elde ettiği üstünlüğün elden çıkmasına sebep olunca, peşinden oyun üstünlüğü F.Bahçe'ye geçti.
"İSTANBUL'DA BU FENER'İ KUPADAN ELER"
Nitekim çok geçmeden Fenerbahçe kendisine rövanşta çok işine yarayacak olan golü Muriqi'nin ayağından buldu. Bu skor, rövanşta Fenerbahçe'ye avantaj sağlamasına rağmen Trabzonspor İstanbul'da da bu Fener'i kupadan eler kanaatindeyim. Fenerbahçe'nin bu yıl aldığı sonuçları neticesinde, belki de tarihin en kötü ve savruk Fenerbahçe'si olduğunu söyleyebilirim. Ersun Yanal'ın bu maçta rakiplerine karşı her zaman gole dönük bir oyun tarzı benimseyen Trabzonspor karşısında, böyle bir oyun anlayışını sahaya yansıtması en büyük handikabıydı.