Spor yazarları Fenerbahçe - Yeni Malatyaspor maçını yazdı
- Fenerbahçe Galerileri
- Yayın Tarihi: 29.01.2019 - 09:38
- Güncelleme Tarihi: 29.01.2019 - 10:03
Erman Toroğlu: Kımıldamaya başladı
Karşımda 3 tane televizyon... 3 televizyonda 3 tane maç... Ligin en tepesini de en alttakini de ilgilendiriyor. Bazı pozisyonları kaçıyorsunuz ama öbür tarafa bakarken tekrarlarda onu yakalıyorsunuz.
Bu haftanın en karlısı Başakşehir ile Galatasaray...
Bunlar tepedeki karlılar. Neden;
Kasımpaşa ağaçtan düştü gibi... Malatya da 3 puan kaybetti. Zirveden biraz uzaklaştı.
Sanki üst taraf şekilleniyor gibi...
Alt taraf tam yanıyor. Bu 3 karşılaşmayı seyrettiğimde en kötü takım benim eski takımım Ankaragücü... Diğer 5 takım da Ankaragücü'nden iyiler.
Zaten Ankaragücü'nün ligde beyin üstü gitmesi de bunu gösteriyor. Ankaragücü Başkanı çok konuşuyor. Bazen de saçma sapan konuşuyor ama az iş yapıyor.
Başakşehir-Kasımpaşa karşılaşması...
Klasik Başakşehir ve fazla etkili olmayan bir Kasımpaşa... 90 dakika boyunca bildiğini okuyan, bildiğinden hiç şaşmayan ve rakiplerinin ufak ufak tuzağa düşürerek yiyen bir canavara benziyor Başakşehir...
Rakiplerini önce kendine doğru çekiyor.
Sonra 2-3 kontra ile nakavt ediyor. Yani rakiplerine resmen tuzak kurarak maç kazanıyor.
Hani fare yakalamak için kapana peynir koyarsın ya onun gibi... Peyniri yiyeceğim derken zokayı yiyorsun.
Fenerbahçe-Yeni Malatya maçı tam bir mücadele maçı oldu. Sarı-lacivertliler Ersun ile beraber fizik olarak biraz kımıldamaya başladılar.
Bu gözüküyor. Ama tam hazırlar mı; hayır...
Malatyaspor bayağı güçlü bir takım. Çok dengeli oynuyorlar. Ama İstanbul'da büyüklerle oynuyorsan sinekten yağ çıkaracaksın.
80 ve 90. dakikalar arasında maçı alacak pozisyonlar geldi. Ama bencillik var ya bencillik...
O galip gelmelerini engelledi. Büyük takımlarla dalga geçemezsin. Dün gece de öyle oldu. Atamayana atarlar misali sarı-lacivertliler çok önemli bir üç puan aldılar. Yalnız 3 puan mı; hayır... Büyük bir moral de kazandılar.
VAR'A GİTMEDİ
3 maçı da izlediğim için bazı pozisyonları kaçırmış olabilirim ama bir pozisyon var; Malatyalı oyuncunun suratına iki tane dirsek atılıyor. Hakem VAR'a gitmiyor. Yayıncı kuruluş da neredeyse 28 kilometre öteden lütfen gösterdi. O pozisyonu merak ediyorum. Fenerbahçe hepimize lazım. O tamam... Ama akıllarda bir şey kalmayacak.
Gürcan Bilgiç: Mehmetçikler / Sabah
Kırılma maçını oynadıklarının farkındaydılar ve bu enerjiyi de sahaya yansıtıyorlardı. Müthiş bir ilk yarı seyrettirdiler. Malatyaspor'un önde baskısı ve seyirciyi oyuna sokmamak adına tempoyu mümkün olduğunca aşağıya çekmek istemesine, sağ kanadını "kaçış tüneli" haline getirerek karşılık verdi Fenerbahçe.
2. dakikada öne geçen ev sahibi bir takımın, maçı kendi adına kolaylaştırması gerekirken, yine "eyvah" genleri devreye girdi.
Üst düzey mücadele ve istek olsa da rakibin doğru duruşu Fenerbahçe'yi eksik oynar hale de getirdi. Benzia'nın temposuzluğunun peşine, Ayew'in "kaçak" tarzını da ekleyebiliriz aslında. Komple bir takıma karşı, iki kişi eksiktiler.
Golü yediler, golü attılar. Hemen arkasından Soldado ile üçüncüyü kaçırdılar. Belki de orada bitecekti maç ama en kötü senaryoyu yaşadılar. Uzatma anlarında beraberliği buldu Malatya. İkinci yarı Erol hoca oyunu tamamen tutmaya yöneldi. Fenerbahçe'nin risk alacağı, panikle hata yapacağı anın peşine düştü. Üstüne bir de kaçan penaltı gelince, moral faktörünü de yanına aldı.
Ancak hata kendi takımından geldi. Sadık aynı kornerden, aynı yerde üçüncü kez topa dokunduğunda, kalecisi sektirdi bu kez. Yine bir Mehmet golü vardı; bu kez Topal olandan. "Mehmetçikler" damga vuruyordu maça. İki detayı da atlamayalım; Guilerme'nin sakat arkadaşını gösterip, rakibi durdurup oyuna devam etmesi birincisi.... Yakışmadı.
İkincisi Ali Palabıyık...
Hakem yazmam genelde. Ama bu kadar kötüsünü uzun süredir izlemedim. Bu fikrim iki takım adınadır.
Moses, ilk maçında gözlerdeki pası silmeye geldiğini gösterdi. 21 maç sonra Ekici gole kavuştu. Sadık bir gol attırdı, son saniyede bir golü önledi. Bu takıma böyle "yürekler" lazımdı. Buram buram gerilimin peşinden "nerede kalmıştık?" diyen bir takım ruhu çıktı.
Emre Bol: Nefes!
Çok ama çok önemli bir maçtı. Fikstürdeki konumdan ziyade, psikolojik anlamda bir noktaya gelmek için önemliydi. Hala ne yaptığını bilmeyen bir Fenerbahçe'yi izliyoruz ne yazık ki! Fenerbahçe adına stattaki en güzel şey, "Go home Damien" pankartıydı.
Bir kulübün ayarlarıyla bu kadar oynanmaz arkadaş! Normal şartlar altında yapılan dokunuşlar takımı ileri götürmeli. Ama o kadar yanlış dokunuşlar yaptılar ki! Ayarları tamamen bozdular. Bireysel çıkışlarla bir yere kadar gidebilirsiniz.
Mehmet Ekici kaçırdığı penaltıya rağmen maçı tutup koparan adamdı.
Çok şey beklenen bir oyuncu.
Fenerbahçe'ye borcu var. Artık ödeme zamanı...
Gol atmayı ilk kez becerebilen takımın, bu kadar kolay gol yemesi anlaşılmaz. Reyes ve Slimani ile yollar ayrılıyor. Yerine gelecek futbolcuların artık tartışmasız olması gerekiyor. Yeni Malatyaspor maçı milat olsun. Sıkıntılar hala devam ediyor. Özellikle oyuncu kalitesi anlamında...
Umarım doğru transferler yapılır.
Fenerbahçe taraftarı kimin adına tezahürat yapacağını iyi bilir dostlar.
Dün gece kimin adı bağırıldıysa, geçer akçe onlardır. Çubukluyu giyen her oyuncu bunun idrakine varacak.
Erol Bulut'u kutluyorum. Komik rakamlarla oluşturduğu kadrosuyla inanılmaz işler yapıyor. Bir gün mutlaka Fenerbahçe ile yolları kesişecek. Özellikle kuvvet ve dayanıklılık anlamında iyi bir kadro oluşturmuş.
Bu karşılaşmanın sonucu için söylenecek tek şey var: Nefes.
Soluksuz kalmamak için devam ettirmek gerekiyor.
Zeki Uzundurukan: İnce Mehmet
Gerginliğin üst düzeyde olduğu, sarı kartların havada uçuştuğu bir maç izledik. Karşılaşma adeta Mehmet Ekici'nin golü ile başladı.
Bu golden sonra Malatyaspor uzun süre kendini toparlayıp, oyuna ortak olamadı.
Fenerbahçe'deki duran toptan gol yeme zaafı dünkü maçta da etkisini gösterdi. Mina'nın ve Donald'ın attığı gollerin başlangıcı da duran toptan oldu.
Mehmet Ekici, uzun süre sonra serbest vuruştan nefis bir gol attı; tribünleri coşturan zeka ürünü ince işler yaptı.
İlk yarıdaki gerginlik ve sinir harbi iki takımın da futbolunu olumsuz etkiledi. İsla maç boyunca sağ kanadı iyi kullandı.
Ayew'i maçta ara ki sahada bulasın, tel tel döküldü. Hasan Ali de vasat bir maç çıkardı.
Soldado, ilk yarıda bomboş pozisyonda net bir golü kaçırdı.
Atsa skor 3-1 olacak ve F.Bahçe belki de ilk yarıda 3 puanı cebine koyacaktı.
Ersun Yanal'ı Moses için neden tam 66 dakika bekledi anlayamadım. Oysa Benzia o dakikaya kadar hiçbir varlık gösterememişti.
Serbest vuruştan harika bir gol atan Mehmet Ekici, daha kolayını atamadı. Böylesine bir duran top ustasının penaltıyı kaçırması, Fenerbahçeli futbolcuların da moralini bozdu.
Malatyaspor'da da Ömer oyunda kaldığı 77 dakika boyunca çok etkisizdi.
Tam Fenerbahçe yorulup oyundan düşmüştü ki, Mehmet Topal'ın golü geldi.
Valbuena, Fenerbahçe'nin en yaratıcı oyuncusu ama gelen teknik adamlar nedense ondan yararlanmayı en son çare olarak düşünüyor, Ersun hoca da öyle.
Oysa 3. golün mimarı oldu, nefis bir korner atışı kullanarak...
Mehmet Ekici ile birlikte galibiyetin mimarı olan Sadık da rakip ceza sahasındaki ikinci kafa vuruşunda, bir anlamda golün asistini yapmış oldu.
Sadık, maçın son saniyesinde ise çizgiden bir top çıkararak, ne kadar faydalı bir transfer olduğunu belgeledi.
Son 30 dakikada görev alan Moses, hızlı ve akıllı bir oyuncu. İlerleyen haftalarda Fenerbahçe'ye büyük güç katacağını daha ilk maçında gösterdi. Fenerbahçe'ye dünkü galibiyet ilaç gibi, serum gibi geldi. Sarı-lacivertliler, altın değerindeki bu 3 puanla komadan çıkıp, büyük moral buldular. Malatyaspor'u bu sezon ilk kez bu kadar kötü futbol oynarken gördüm. Fenerbahçe, oyunun büyük bölümünde üstün taraftı; dün kazanmayı çok istedi ve savaşarak hak ettiği 3 puanı aldı...
Dr. Gürkan Kubilay: Yanal etkisi ve transfer
Kamikaze'den hallice bir kadro ile çıktı maça Ersun hoca. 'Ya atar yakarım, ya da kontra yer yanarım' kadrosu idi. Daha ilk atakta Ekici ile golü bulunca oyun baştan yazılı verdi. Kısa verkaçlarla ve hızlı oyunla, pozisyonlar geldi. Ekici gibi topla iyi oynayanların varlığı da Malatya'yı maçın başında faule zorluyordu.
Sonra nabzı düşürmek için tempoyu düşürdü Fenerbahçe. Benzia, bu yapıda daha çok koşuyor ama final pası ve şutlarda çok kötü işler yapıyordu. Üstelik gol öncesi topu kaptıran da oydu. Ligin kornerden en çok gol yiyen takımı olmanın acısını, korner karşılamadaki en kötü stoper Roman'ın üstünden Mina'nın vurduğu kafa ile çekiyorlardı. Ama frikiklerin efendisi ve bu maçın kaleyi en çok düşünen adamı Ekici, muhteşem bir gol ile şoku kolay atlattırıyordu.