Spor yazarları Antalyaspor - Fenerbahçe maçını değerlendirdi
- Fenerbahçe Galerileri
- Yayın Tarihi: 25.12.2018 - 09:21
Erman Toroğlu: HAZIR OL, HİZAYA GEL
Size belki şaka gelecek ama 90 dakikanın yazılacak en önemli yorumu ve cümlesi şu; 89'uncu dakikada Antalyaspor 15 yaşındaki Fehmi Koç'u sahaya sürdü.
Şimdi siz düşünün maçın halini… Şunu diyebilirsiniz; Vay anasını sayın seyirciler! Artık, madem öyle işte böyle… Sonunda yavaş yavaş doğru yolu bulmaya başladı kulüpler. Teker teker ufaklıkları sahaya sürüp, oynatıyorlar.
Çünkü büyüklerde bir hayır yok.
Yerlisi de yabancısı da aynı. Tonla para veriyorsunuz, bir de ukalalık diz boyu.
Hani askerde bir cümle vardır ya, "Hazır ol, hizaya gel" diye… Aynen öyle… Yavaş yavaş kulüpler hizaya gelmeye başladı. Daha da değişecek. Yabancı futbolcu transferini bahane edenler, halkı yanlış yönlendirdiler. İstersen 30 tane yabancı al. Artık bundan sonra ucuz, kaliteli, mümkün olduğu kadar genç oyuncu alacaksınız. Önünüze gelen her turşuyu almayacaksınız!
Turşu demişken… Özellikle o yabancı turşuları alırken arada paralar daha rahat usulüne uygun kaybolur. Bugüne kadar kayboldukları gibi… Ama yerlide aynı haltı yapamazsınız.
Peki maçta ne var?
Hiçbir şey yok. 6-7 eksikle sahaya çıkan Antalyaspor tıkır tıkır top oynadı, doğru mücadele etti, sonunda da galibiyeti kaçıran takım oldu.
Fenerbahçe ne yaptı? Mehmet Ekici mücadele etti, tek başına bir şeyler yapmaya çalıştı. Oyunun başında Soldado'ya gelen bir pozisyon var. O da Antalyaspor stoperinin ıskasından. Yani hazırlanan bir pozisyon değil. Bir de Ekici ortaladı, aut çizgisine yakın noktada Isla'nın vuramadığı top vardı. Pozisyon bile sayılmaz ama bakın onu bile yazmak mecburiyetinde kalıyoruz. En net fırsatı maçın son anlarında Antalyaspor yakaladı. Ama gereken yerlere topu sokamadıkları için gol olmadı.
Bakınız!
"Ersun Yanal gelecek, dertler bitecek.
Pembe günler olacak" diyenlere hala şunu söylüyorum; Çok fazla bir şey beklemeyin. Ersun'un Fenerbahçe'yi şampiyon yaptığı kadroyla, bu kadroyu bir karşılaştırın. Başarının zor olduğunu görecekseniz.
Ali Koç, Ersun Yanal'ı getirmekle bir taşla iki kuş vurdu. Seyircinin bir kısmı zaten Ersun'u istiyordu.
Ali Koç baktı olacak gibi değil, Ersun Yanal 'Demokles'in kılıcı' gibi üzerinde duruyor, "Alın size Ersun" dedi.
İşler iyi giderse "Ben Fenerbahçe için her şeyi yaparım" diyecek, kötü giderse üzerindeki 'Ersun Kılıcı'ndan kurtulacak.
Bu kadar basit!
Dönelim Antalyaspor'a… Özellikle Bülent Korkmaz'a bravo. Sahada mücadele eden, koşan, kavga eden (mecazi anlamda) bir takım yaratmış.
Top rakibe geçince bütün takım kalesini korumaya çalışıyor, topun arkasına geçiyor. Hücuma çıkınca da birbirlerine yardım ediyorlar. Bu kadar eksik olmasına rağmen sahada futbolun gereğini yapan, daha doğru oynayan, daha iyi yardımlaşan Antalyaspor'du.
Son sözüm Antalya seyircisine… Antalya'ya gittiğim zamanlarda Antalyalılar "Ne olacak bu Antalya'nın hali" derler, "Bizim takım ne halde" diye dert yanarlar. Alın size sizin takım!
Ligin ilk yarısını 27 puanla kapatıyor, maddi olarak ne mücadeleler veriyor, sahanda oynadığım takım Fenerbahçe… Bakıyorum, tribünler dolu değil. İkinci Lig'de şampiyonluğa oynasanız doldurursunuz, ondan sonra ahkam kesersiniz. Ahkam keseceğinize takımınıza sahip çıkın, maçlara gidin.
Ahmet Çakar: 40 yıldır böyle rezillik görmedim / Sabah
Ersun Yanal'ı mesih gibi göreve getirdiler. Başkan Ali Koç ve yönetim istemediği halde taraftar baskısı Yanal'ın gelmesini kaçınılmaz kıldı. Peki geçen haftaki Erzurum ve dün geceki Antalya maçlarında ne değişti? Dün geceye bakıyoruz, Antalyaspor'un yarısı belki de daha fazlası kadroda yok ama Fenerbahçe'nin oynadığı futbol, futbol falan değil...
Sıfıra inemeyen bir takım, Ekici dışında hiçbir şey yapmayan, gazı kaçmış oyuncular, halı saha temposunda mücadele eden ki aslında ona mücadele de diyemeyiz, aralarında rejenerasyon idmanı niyetine pas yapan oyuncu topluluğu gördük. Koskoca maçın ilk yarısında Antalya defansının ıskasıyla yakalanan pozisyon ve ikinci yarıda da Isla'nın arka direkte vurduğu top dışında bir tek pozisyon yok.
Fenerbahçe PAF takımı çıksaydı inanın tempo daha yüksekolurdu. 25 milyon Fenerbahçeli'yi kahreden bir takım var. Suçlu kim desek bu iş tepeden başlıyor. Bu kadroyu kuran, iyi oyuncularını satan Comolli ve buna izin veren Fenerbahçe yönetimi asıl suçludur. Maç 0-0 gidiyor, değişen Fenerbahçeli oyuncu sahadan ağır aksak çıkıyor. Sanki beraberlik onlara yetiyormuş gibi... Sonuçta Fenerbahçe ligin tam yarısını 17'inci sırada bitirdi ve ben 40 yıldır böyle bir rezillik hatırlamıyorum.
Fenerbahçe bu oyuncularla ve bu temposuyla Süper Lig'de hangi takımı yenebilir, onu da kestiremiyorum.
Emre Bol: Sakın!
Ersun Yanal'ın takımın başına geçmesi, Volkan Ballı'nın, "Samandıra Müdürü" olmasıyla herşeyin çabucak değişeceğini düşünenler yanılır. Hem de çok yanılır. Geçen sezondan daha büyük bir enkaz devraldıklarını söylemek gerek. Ne yani; bu küçük ama taraftar için büyük dokunuşla Fenerbahçe her rakibe 3'er 5'er mi atacaktı? Elin Fransız'ına, Hollandalısına verdiğimiz kredinin yarısını, "bizimkilere" verelim. Eksiği yok fazlası var Fenerbahçe'nin! Kadro mühendisliği yaparken, aynı tip oyuncuları doldurmuşlar. Mesela kolay marke edilir kreatif ayakları var!
Kanatta oynayan Ayew ve Benzia tank gibi ağır. Oysa Ersun Yanal kanatta uçurtma futbolcuyu sever.
Adam eksiltebilen ve hızlı... Bu kadar eksik Antalyaspor karşısında ceza sahasına bu kadar zor girebilmenin başka bir açıklaması olamaz.
Yugoslav faulleri Fenerbahçe'nin başına bela olur demiştim. Ne yazık ki haklı çıktım. Roman'ın gördüğü kırmızı kart tam da Ersun Yanal taktiğiydi!
Mehmet Topal'a oyunun yönünü değiştirme görevini vermek de Yanal'ın yanlışlarındandı. Yanına pas veremeyen bir futbolcuya uzun pas attırma fikri nereden çıktı Allah aşkına? Her şeye rağmen Fenerbahçe'nin mücadele gücünü, isteğini beğendim.
Gerekli transferler yapılırsa bu takım herşeye rağmen iş yapar.
Yeter ki transferleri Comolli ve tayfasına bırakmayın. Sakın!
Ömer Üründül: Fenerbahçe tek kelimeyle felaket / Sabah
Kadro kapasitesi dar ve sınırlı olan, sahaya da rekor eksiklerle çıkan Antalyaspor bir de ilaveten çok erken ön liberosu Chico'yu kaybetti. Sadece yüreğiyle mücadele eden böyle bir yarım takım karşısında Fenerbahçe'nin ilk yarıda sergilediği futbol tek kelimeyle felaketti. Daha ilk dakikada Salih'in hatasından topu bomboş önünde bulan Soldado'nun kaçırdığı golden sonra tek akılda kalan Hasan Ali'nin Boffin tarafından kornere çelinen şutuydu. Bu olumsuz görüntüdeki tek aktif isim Mehmet Ekici'ydi. İleri uçta Ayew, Soldado ve Benzia adeta yokları oynuyorlardı.
İkinci yarıda Fenerbahçe'nin tek artısı tempoyu yükseltmesiydi. Buna karşılık maç eksiğini hisseden Antalyalılar'ın yorulmasıyla ortaya yoğun bir Fenerbahçe baskısı çıktı. Yine de set oyununda büyük yetersizlik vardı. Sadece Mehmet Ekici'nin çabaları, biraz da Eljif'in yardımcı olma niyeti göze çarptı. Ersun Yanal, Soldado'ya çok fazla dayandı. Bu, herhalde bitik Slimani'ye de güveni olmadığının göstergesiydi. Bu arada bir kontratakta sarı kartı olan Neustadter oyun harici oldu.
Geride bunalmış Antalya, nefeslenme fırsatı buldu. Fenerbahçe hücuma devam ederken Antalya maçın en net pozisyonunu yakaladı ama Drole değerlendiremedi. Sonuçta Fenerbahçe eksik rakibi karşısında iki puan daha kaybederek, küme düşme hattından kurtulamadı. Sergilenen futbolsa gerçekten onlar adına çok üzücüydü. Bülent Korkmaz ve yarım takımını müthiş mücadelelerinden dolayı kutluyorum.
Zeki Uzundurukan: Cesaretsiz zafer olmaz!
Fenerbahçe, Antalyaspor maçına düşük tempoda başladı, adeta esneye esneye ilk yarıyı bitirdi. 'Hücum futbolu oynatıyor' denen Ersun Yanal da çift ön liberoyla sahaya çıkıyor. Koca ilk 45 dakikada Soldado'nun pozisyonu dışında sarı-lacivertli taraftarları heyecanlandıran bir pozisyon yoktu.
Fenerbahçe'nin kenar bekleri ileriye çıkıp hücuma katkı veremedi. Mehmet Topal'ı ara ki bulasın sahada, Eljif Elmas ile uyumu da kötüydü. Ayew, Benzia ve Mehmet Ekici'nin de takımı ateşleyecek gücü yoktu. Antalyaspor ise Fenerbahçe'nin pas oyununu bozdu ve takım halinde topun arkasına geçti. Fenerbahçe, bu kadar eksiği olan Antalyaspor karşısında daha ilk yarıda galibiyeti getirecek skoru üretmeliydi. Ama takım sahada yürüyor, Ersun hoca da kenarda film gibi izliyordu bu durumu...
İlk yarıda işte böyle vasatın altında bir Fenerbahçe vardı sahada... İkinci yarıda Fenerbahçe biraz kıpırdandı. Mehmet Ekici'nin etkili serbest vuruşu dışındaki şutlar kaleyi bile bulmadı. Antalyaspor oyunu soğutup, Fenerbahçe'nin baskısını kırmaya çalıştı ikinci 45'te...
Soldado tel tel döküldü; yerine giren Slimani de çoktan tatil havasına girmiş bir görüntüdeydi. Roman Neustadter'in kırmızısından sonra Fenerbahçe'nin maçı kazanma umutları iyice tükenmişti. İki hoca da takımlarına korkak futbol oynattı. Bu formsuz Ersun Yanal'ı gördükten sonra Aykut Kocaman'ı adeta mumla arar Fenerbahçe... Ben bu filmi daha önce çok izlemiştim; şimdi Fenerbahçe taraftarı da izliyor...
Gürcan Bilgiç: Oyun - oyuncu
Ersun Yanal, 3. maçında takımına hem taraftarın hem de kendisinin istediği oyunu oynatmayı başardı. Sorun; bu oyuna karakter verecek oyuncu kadrosuydu.
Deplasmanda olmalarına rağmen, hatta 10 kişi kaldıkları bölümden sonra bile Antalyaspor takımını kendi sahasında beklemeye mecbur ettiler. Kim zirvede, kim puan cetvelinin dibinde anlayamazdınız. Bülent Korkmaz eksik oyuncularını bahane edecektir ama kadro yetersizliğine hüküm verip, beraberliği kurtarmak, kazanmak adına da hiçbir formül geliştirmemek pahasına, puanı tercih etti.
Ersun Yanal'ın takımına hükmetme kurgusunu vermesi üç maç sürdü. Sonrasında, selefi olduğu teknik adamların kaderiyle karşılaştı. İyi niyetle koşan, mücadele eden ama farklı olup, sıradanlığın ötesine geçemeyen oyuncular grubu. Yine de sabırla kendi kurguları içinde rakibin açık vereceği, hata yapacağı anı beklediler. Bunun için topu mümkün olduğunca ayaklarında tutup, rakip ceza alanına doğru hamleler ile gitmeye çalıştılar. İlk yarıyı 7 faulle bitirdi Fenerbahçe.
Daha agresif, temaslı ve cesurdular. Neustadter'e gösterilen ilk sarı kart doğru bir yorum olmadı. Yüzü kendi kalesine dönük oyuncuya yapılan yüklenmeye bu kararı vermek yakışmadı Ümit Öztürk'e. Yine de Slimani hamlesini ikinci yarı başlarken bekledik Ersun Hoca'dan. "Benzia'yı oyunda tutması, Mehmet Ekici'yi görünür yaptı" diye de düşünemiyoruz.
Ancak oyunu tek taraflı düşünen bir rakibe karşı oynamak her zaman zordur. Kalecisinin kurtarışlarıyla puanı kutlayacak Antalyaspor. Oyunun verdiği güveni, oyuncu kalitesine dokunuşlarla geçebilir Fenerbahçe yönetimi. Fakat daha önce söylediğimiz gibi; Ersun Hoca'nın gelmesi her şeyi bir anda değiştiremez. Elindekikadro kadar oynayabilirdi, en iyisini yaptı.
Dr. Gürkan Kubilay: Radikal değilsen yanarsın
İlk kez bir arada oynayacak rakip stoperlerin arasına bol pas attırır Ersun hoca diye yazdım Twitter'da maç başlamadan.
Daha 30.saniyede Benzia arapas yaptı, Soldado kaçırdı. Yine biraz önde basıyorlardı ama Erzurum maçına oranla çok daha ekonomiktiler. Zaten, Antalya topu karşılarken 11 adamını da kendi sahasına çekiyordu. Bu kadar yaslanan takıma uzun pas ile pozisyon arama yanlışlığına Topal ve Skrtel ile düştü bir ara Fenerbahçe. İlk 45 dakika temposuz ve heyecansız geçti.
Chico'nun talihsiz sakatlığı sonucu, genç Harun girince Antalya'nın işi daha da zorlaştı. Tamamen kendi alanlarına gömüldüler. Bu sıkı savunmaya karşı da Fenerbahçe ne ara pas, ne şut, ne de orta denemeyince, sıkıcı bir maç izler olduk. Ekici dışında çabalayan yoktu. Benzia ve Ayew çok etkisizdi. Antalya'nın disiplinli alan savunması karşısında çaresizdiler.
2. yarıya biraz daha iyi başladı Fenerbahçe ama o iyiliği sağlayan da, Ekici'nin akan oyunda ve duran toptan attığı şutlardı. Arada Ayew ve Benzia da, birer kötü şutla eşlik ettiler. Soldado-Slimani değişti. Ekici şahane pas attı ama İsla kaçırdı. Roman acemiliğinden ve kazmalığından 2. sarıdan atıldı.Buna rağmen Elif ve duran topta Ayew ile pozisyon buldular. Boffin çok başarılı idi. Antalya da tek pozisyonunu bu arada yakaladı.