Usta isimlerden flaş Beşiktaş - Galatasaray derbisi yorumu!
- Diğer Galerileri
- Yayın tarihi: 18.01.2021 08:52
SİNAN VARDAR - DERBİLERİN KRALI
Sergen Yalçın, beklediğim gibi 3 puanı istiyordu ve siyah-beyazlı takım 90 dakika boyunca tempoyu yüksek tuttu. Beşiktaş'ın baskısını 90 dakikaya yayması övgüyü hak etti. Galatasaray tabii ki Beşiktaş'ın 100 yılı aşkın ezeli rakibi ama dün sarı-kırmızılı takım tipik Anadolu takımı gibiydi.
Hani Galatasaraylılar maçın ardından farkın daha çok olmamasına sevinmiştir diye düşünüyorum. Beşiktaş bu oyuna daha çok pozisyon bulmalıydı. 10 numara eksikliği vardı ama iki klas ayak; Josef de Souza ve N'Koudou zaferi getiren golleri kaydederek Kartal'ı zirvede tuttu. Tabii Galatasaray'ın totalde son 35 dakikayı 10 kişi oynamasını hesaba katmak gerek. Sergen hocanın ilk 11'de sahaya sürdüğü Oğuzhan beklenen verimlilikten uzaktı.
Ghezzal da tutuktu ama Atiba ve Josef oyuna ağırlığı koyan isimlerdi. Siyah-beyazlı takımda Vida ve Montero hatasız oynarken Rıdvan ve Rosier yine görevini eksiksiz yaptılar. Genç kaleci Ersin'in bir ara canının sıkıldığını düşünsem de maçın son dakikasında harika bir kurtarış yaptı. Beşiktaş'ın kolej havası yapısı dün tüm gerçekliğiyle sergilendi.
Sergen hocanın maçın ikinci yarısında N'Koudou ve Mensah'ı tam zamanında oyuna sokması ustalık işiydi. Sevgili Sergen, futbolculuğu zamanında derbilere damgasını vururdu. Dün teknik direktörlüğünde de bu özelliğini koruduğunu tüm Türkiye gördü.
Hakem Cüneyt Çakır yine eyyam üzerine eyyam yaptı. Yardımcısı Tarık Ongun, Bahattin Duran kavga çıkmayacak maçta kavga çıkartır. Zaten Cüneyt Çakır'ın Türkiye sınırları içeresinde kötü yönetimi bir gelenek haline aldı. Dünkü maçta yardımcıları Bahattin Duran ve Tarık Ongun da rezalet ötesiydiler.
Çakır, benim için geçen sezon Fenerbahçe-Beşİktaş maçında Vida'ya yapılan kündeyi görmezlikten gelmesinin ardından bitmişti. Ama saçlarını kesmiş, belki arınmıştır diye düşünmüştür ama değişen bir şey yok. Beşiktaş dün basketbolda Fenerbahçe'yi, futbolda da Galatasaray'ı yendi. Nice Kara Kartal'lı büyük zaferlere...!
SERKAN KORKMAZ - ORTA SAHA
Karşılaşmaya istekli başlayan Beşiktaş, özellikle Ghezzal'ın kanadından, (duran toplar da dahil) ortalarla gol aradı. Her ne kadar Galatasaray'ın ideal stoper ikilisi olarak Donk ile Marcao'yu görsem de, Luyindama, standart üstü hava hakimiyetiyle rakibinin forvetine geçit vermedi.
Galatasaray, 20. dakikada Diagne'nin şutuna kadar rakip kale civarında hiç yoktu. Terim'in takımı, 22'de Rosier'in sarı kart gördüğü faulde "avantaj kuralı" uygulanmayınca belki de bir golden oldu. Bu pozisyonda "dünyanın iki numaralı hakemi" (sezinlemesi zor da olsa) düdük çalmadan önce biraz beklemeliydi.
Hakem Çakır, "sertliğe müsamaha" göstermeyi seçmişti ancak Aboubakar'ın ceza sahasına girerken Luyindama tarafından düşürülmesine "devam" derken olduğu gibi ikili mücadelelerde tarafları kızdıran pek çok hataya imza attı. Çakır ve ekibi sahanın en kötüleriydi.
İlk yarının en net pozisyonunu Marcao'nun kritik hatasından faydalanamayan Larin harcadı. Tam vuruş anında kaleci Okan'ın imdadına saha zeminindeki küçük bir tümsek yetişmişti. Maçın kırmızı kartsız bitmeyeceği çok belliydi. Beklenen kart dakika 58'de ayak tabanını Montero'nun kafasından kaçırmayan Diagne'ye geldi.
Maçın en iyi ismi Josef'in 79'daki golüne kadar her iki takımın kaleyi bulan sadece birer şutu vardı. Ne ilginç değil mi; Josef, şu sıralarda çölde su arar gibi orta sahaya ihtiyaç duyan Galatasaray'a da önerilmişti. Bence Galatasaray yönetimi ve teknik heyeti bir düşünsün; Josef'in forma giydiği bir Galatasaray derbide ne yapardı ve puan cetvelinde nasıl bir yerde olurdu?
Galatasaray, orta sahaya kaliteli bir oyuncu alamazsa şampiyonluktan her geçen gün daha da uzaklaşacaktır. Gerçi ortada doğru dürüst atan da tutan da yok ama...
REHA KAPSAL - KOLONLAR!
Beşiktaş oyuna ön alan baskısıyla başladı. İlk onbeş dakika bocalayan ve topu savunmasından çıkartamayan bir Galatasaray vardı. Sonraki bölümde Galatasaray oyunu dengeledi. Yalnız sahada Beşiktaş daha sağlam yere basan, ikili mücadelelerde Galatasaray'a göre daha ayakta kalan taraftı.
Fizik kalitesiyle tempolu oynamaya başladı. Buna rağmen ilk devre Beşiktaş rakibinin yaptığı pas hatasından bir pozisyon, Galatasaray da duran toptan bir pozisyon buldu. İkinci devre Beşiktaş fizik kalitesiyle daha öne çıkarak baskı yapmaya başladı. Beşiktaş'ın en büyük sıkıntısı üretkenlikte, final paslarında, pas tercihlerinde ve kenar ortalarında istenilen kaliteyi yakalayamaması. Bu olmayınca pozisyon üretmekte zorluk yaşadı.
Galatasaray ise topu kaptığında çok etkisiz bir görüntü verdi. Diagne atılıncaya kadar Belhanda, Arda, Oğulcan'ın hücum aksiyonlarının hiçbirinde yer almadı. Bu da Galatasaray'ın hücum organizasyonunu olumsuz etkiledi. Bir de buna oyunun başında sakatlanan Şener'in yerine giren Linnes ve Saracchi'nin de hücuma katkı sağlamaması eklenince, orta sahada defansif oyuncu tercihinden dolayı topu kaleye taşımakta sıkıntı yaşayan ve hücumda çoğalamayan, pozisyon bulmakta zorlanan bir Galatasaray izledik.
Beşiktaş, Diagne atıldıktan sonra daha fazla öne gitti. Yalnız onların da en büyük sıkıntıları lig boyunca set hücumları ve bununla ilgili sağlıklı organizasyonlar yapamamasıydı. Fizik kaliteleri, pas akışındaki ritimleri, oyun hareketliliği istenen seviyede olsa bile rakip ceza sahası içinde etkili olamadılar. Yalnız maçı daha fazla isteyen, daha hazır görünen, coşkulu, tempolu ve kazanmak için oynayan bir Beşiktaş vardı.
Kaybetmemek için oynayan ve oyun performansı da kötü olan Galatasaray doğal olarak maçı kaybetti. Farkı yaratan farktır. Beşiktaş üç puanı hak ettiği gibi sezon başından beri Sergen Yalçın'ın takım performansı her geçen gün üstüne koyarak gelişimini sürdürüyor. Buna takımın iki tane 'temel kolonu' olan Atiba ve Josef'i de eklemek lazım.
Her maç iyi oynayarak takımlarının performansının artmasında en temel etkenler. Dün de Josef ekstra maçın kırılma anı olan ilk golü atarak, Atiba da pas organizasyonunda çok olumlu işler yaparak Beşiktaş'ın yükselen performansı ve başarısında en temel faktör olduklarını gösterdiler.
TURGAY DEMİR - SERGEN'İN FENDİ TERİM'İ YENDİ
Medyanın neredeyse tamamına göre Terim, Belhanda, Arda, Emre Kılınç ve Feghouli oynayacaktı… A Spor'a yaptığım bağlantıda şunu dedim; Taylan öksüz kalır ve Beşiktaş kazanır. Çok gol olur, çoğunu da Beşiktaş atar… Galatasaray, Diagne'nin (Yaptığı deyim yerindeyse insanlık suçu Montero'nun neredeyse beynini parçalayacaktı) atılmasıyla on kişi kalmadı, zaten 9 kişiydi, sekiz kaldı. Bunun sorumlusu da Terim.
Sergen Yalçın da benzer bir hatayı böyle ağır bir sahada Oğuzhan'la başlayarak yapmış olsa da onun güvenebileceği Josef ve Atiba vardı. Yani daha iyi top yapmak adına sınırlı bir risk aldı. Zekice davrandı diyebiliriz. Fatih Terim kenarda Ümit Davala ile muhabbet ederken Sergen Yalçın anbean maçı yaşadı.
Oyuncularını yönlendirirken cesaretle de hamlelerini yaptı. Durağan Ghezzal çıkıp N'Koudou girince her iki kanat da çalışmaya başladı. Kapanan ve bir puanı kurtarmaya çalışan Galatasaray'ın enerjisi iyice azalınca Terim, Belhanda ve Arda'yı çıkarıp Donk-Babel ikilisini sahaya sürdü ama atı alan Üsküdar'ı geçmişti. Sahanın en iyisi Galatasaray adına Luyindama Beşiktaş adına ise Josef De Souza idi. Luyindama bir tek hata yaptı, Josef affetmedi…
Golden sonra Beşiktaş'ın farka gitmesi işten bile değildi. Dahası ilk yarıda Larin yakaladığı net pozisyonda topu tribüne göndermemiş olsa Kartal maçı çok önceden alıp götürürdü. İlk golün gecikmesi skoru düşük tuttu hepsi bu. Sonuç olarak Kartal bileğinin hakkıyla, anasının ak sütü gibi helal bir galibiyet aldı ve liderliğini korudu.
LEVENT TÜZEMEN - EKSİK KALINCA...
Galatasaray, topu Beşiktaş'a bırakıp alan savunmasına önem verdi. Beşiktaş hücuma hızlı çıktığı için Galatasaraylı oyuncular, rakibe geniş alan bırakamaya özen gösterdi. Beşiktaş'ın orta alandaki dirençli yapısını engellemek adına Taylan'ın yanına Etebo'nun monte edilmesi doğru bir hamleydi. Kupadaki Malatya maçında ikinci yarı mükemmel oynayıp tur kapısını açan Luyindama'yı partneri Marcao ile savunmada yeniden buluşturması Terim'in akılı tercihiydi. Ama ikinci golde hatası vardı.
Beşiktaş belki topa hükmetti ancak Galatasaraylı oyuncular oyunu kontrol etmek için ayağa pas yapmaya dikkat ettiler. Larin'in kaçırdığı gol yanlış pas atan Marcao'nun adeta hediyesiydi. Ancak şans G.Saray'ın yanındaydı çünkü Larin vuruşu yapmadan önce top zeminde sekti.
Galatasaray, Linnes girdikten sonra kanattan hücum etmeye başladı. Diagne'nin oyundan atılması doğru bir karardı. Galatasaray'ın daha derin bir savunma yapmasına neden oldu. Diagne'nin kafa mesafesine ayak uzatıp rakibinin kafasına vurması büyük hataydı. Belhanda maç boyu yine sorumluluk almadan oynadığı gibi kritik pas hatalarıyla Beşiktaş'ın hücuma çıkmasına neden oldu.