Türkiye - İzlanda maçı sonrası Arda Turan'a olay gönderme!
- Diğer Galerileri
- Yayın Tarihi: 15.11.2019 - 09:34
ZEKİ UZUNDURUKAN - GURUR DUYUYORUZ
Maç öncesinde her şey lehimizeydi. Tribünler, kırmızı-beyaz gül bahçesi gibiydi. Formda bir hocamız ve güçlü bir kadromuz vardı. Maçın ilk yarısında Burak Yılmaz ile o kadar net bir pozisyon yakaladık ki...
Zeki, resmen Burak Yılmaz'ın kafasına nişanladı topu ama bu pozisyonları hep golle sonuçlandıran Burak, o kadar kötü bir kafa vuruşu yaptı ki...
Ah Burak ah, bu da kaçar mı? İlk yarıda Zeki, Umut, Cengiz ve Merih çok iyiydi. Hücumda yeteri kadar çoğalamadık. Orta alanda Okay, Mahmut ve Ozan yaratıcılıktan uzaktı.
Evet bize EURO 2020 için 1 puan yetiyordu, ilk yarıda o 1 puanı cebimizde tuttuk... Konuk İzlanda oyunu soğutarak oynadı ama hızlı hücumlarla tehlike hunisine girdiklerinde çok etkili oldular.
İkinci yarıya daha coşkulu başladık ama ilk yarıda olduğu gibi yine İzlanda'ya pozisyonlar verdik.Burak, Ozan ve Cengiz ile yakaladığımız pozisyonları iyi kullanmadık. Ama 60'tan sonra hep önde oynadık. Şenol Güneş, Yusuf Yazıcı'yı daha erken oyuna alabilirdi.
Lille'de son haftalarda gol ve asistleri ile çok formda bir Yusuf, oyunumuza renk ve heyecan katardı. Ama Şenol hoca 1 puanın bizi şampiyonaya götürdüğünün bilinci içindeydi kenarda. Maçın son anlarında Merih'in çizgiden çıkardığı top, kader anıydı.
Resmen golü çıkardı. Kafana kurban Merih... Milli Takımımız gerektiği gibi oynayarak sonuçta istediğini aldı ve Avrupa Şampiyonası biletini cebine koydu. Şenol Güneş önderliğinde bu takım EURO 2020'de de bizi gururlandıran sonuçlar alacaktır.
Bundan en ufak bir şüphem yok. Bize bu müthiş sevinci yaşattığın için tebrikler Milli Takımımız...
REHA KAPSAL - DEMİR ADAM MERİH
Milli Takım öyle bir 90 dakikaya çıktı ki, maçın üç skorunun ikisi (yüzde 66'sı) lehimize olması nedeniyle bizim açımızdan gergin ve stresli olacağı belliydi. Skora karşı oynadığımız oyundan dolayı seçilen kadroyla beraber oyun tercihi vardı.
İzlanda deplasmanındaki ilk maçta iki tane duran toptan yediğimiz gol rakibin hücum organizasyonunun en temel özelliğini teşkil ediyordu. Okay tercihi de bunun içindi. Orta sahada 3 tane 6 numara profilinde defansif oyuncuyla oynadık. Bu yüzden hücum aksiyonlarımız olmadı belki.
Özellikle oyuncu tercihleri, oyun tercihimizi belirledi. Kaleci Mert'ten başlayarak 8 oyuncumuzun defansif, 3 hücumcunun da hücum aksiyonlarını belirleyeceği bir 90 dakikaydı. İzlanda gibi futbolda tempoyu topla değil koşuyla ve fiziksel olarak yapan bir takıma karşı böyle bir kadro tercihi kurgulandı.
Avrupa Şampiyonası'na giden milli takımımızda başta Şenol Güneş olmak üzere tüm futbolcu kardeşlerimizi başarılarından dolayı tebrik ediyorum. Tabii ki tüm futbolcularımızın emeği var.
Yalnız Merih'e ayrı not düşmek istiyorum. Turnuvanın başından bu maça kadar saha içinde müthiş bir tavır, duruş ve karakter gösterdi.
Genç yaşında Türkiye'deki bütün insanların gönüllerini fethetti ve genç oyuncuların rol modeli oldu. Bu turnuvada oyun anlamındaki performansla yerli ve milli füze sistemi gibiydi. Uçanı, kaçanı, yerden, havadanı bütün müdahaleleri mükemmeldi.
GÜRKAN KUBİLAY - SIKIYSA SELAM DURMAYIN
Bundan önceki 8 maçta, turnuvada maç başına ortalama 13 faul yapan takımımızın daha 8 dakikada 4 faul yapması düşündürücüydü. Üstelik, hayatı duran toptan gol üzerine kurulu İzlanda'dan, bunların 2'si ceza alanına orta olarak geldi. İyi başlamadık, zaten Okay-Mahmut, Ozan'lı defansif bir orta sahamız vardı. Amaç 1 puandı.
İlk 30 dakikada Cengiz'in cılız şutu dışında şutumuz yoktu, korner atmamış, orta da yapamamıştık. Top % 60 ile bizdeydi ve tek şansımız, bizim yarı alanımızda sadece % 41 başarılı pas yüzdesi ile oynayan İzlanda'nın bu beceriksizliği idi. İlk ortamızı Zeki ile yapıp, Burak'ın kafa yerine omuz vurduğu pozisyonda 31. dakikada yaptık. Sahanın iyileri yüne Çağlar ve Merih idi. Hakan ve Ozan topla fazla buluşamadı.
2. yarıya da temkinli ve temposuz başladık. Topu daha fazla kendimizde tutarak oyunun hızlanmasını önlemeye çalışıyorduk. Yine tek şutumuz Cengiz'dendi.
Baktık ki sadece Cengiz işe olmayacak, Burak, Hakan ve Ozan da denedi. Duran topta Okay vuramadı. 60'tan sonra daha iyi oynamaya başladık. 80. dakika olduğunda İzlanda'nın da kaleyi tutan şutu yoktu.
81'de Yusuf-Cengiz değişti. İkinci yarının en iyisi Merih 82'de kale çizgisinden çıkarmasa, devamında Mert kurtarmasa neler olurdu? 87'de Kaan -Hakan ile tam bir defans takımı kimliğine döndük.Uzatmada Yusuf'un ortası direkten dönünce ahhh dedik, dönüşünde Umut golü önledi , kaptık gittik Zeki kaçırdı ama tüm bunlar işaret idi final yoluna.
Hadi Avrupa, şimdi bu ülkeye selam durma da görelim.
ERMAN TOROĞLU - İŞTE BENİM TAKIMIM
Hedef önemli. Fazla maç kazanınca veya çok gol atınca olay hallolmuyor. Hayatta her şeyde olduğu gibi burada da zamanında yapacaksın.
Bize beraberlik kâfiydi. Sahaya çıkışımız, oyun düzenimiz "Önce gol yemeyelim, sonra atalım" şeklindeydi. Uzun zaman böyle gitti. Zaten dikkat edin maçın 80'inci dakikasına kadar bir net pozisyonumuz var Burak'la, bir de onların Merih'in çizgiden çıkardığı topu… Ondan sonra maç Rus ruletine döndü. Onlar geldiler atamadılar, biz gittik atamadık.
Ama şunu söyleyeyim; takım olarak iyi defans yaptık. Bakınız, bu çok önemlidir. Burak dahil defans hatası yapan futbolcu yoktu. Burak net bir gol kaçırdı, ama defansa gelip en az üç kere müthiş işler yaptı. Cengiz Ünder çok güçlü değil, sakatlıktan çıktı. Bir-iki pozisyonda bencillik yapmasa, arkadaşlarına top atsa çok daha iyi olurdu.
Bakınız! Bir kaç sene evveline kadar gazeteci dövülen, kampta sabahlara kadar oyun oynanan milli takımı hatırlayın.
Ben şahsen şunu söylüyordum; "Bir Türk vatandaşı olarak bu takım benim milli takımım değil" diyordum.