Spor yazarları Türkiye - Hırvatistan maçını yorumladı
- Diğer Galerileri
- Yayın tarihi: 12.11.2020 09:22
TURGAY DEMİR - DENİZ GÖRÜNDÜ!
Rusya ve Macaristan maçları öncesi Hırvatlar karşısında kendimizi test ettik... Peki sınavı geçtik mi? Geçtiğimiz bölümler var, çaktığımız bölümler var! Hazırlık maçları da böyle oyunlardır zaten. Teknik adamlar bir yandan görmek istedikleri yeni isimleri ya da formayı özlemiş olan oyuncuları sahaya sürme şansı bulurken diğer yandan son derece cesur taktiklerle takımın son durumunu görmek isterler.
İlk yarıda hem biz, hem Hırvatlar daha disiplinliydi. Cenk Tosun'la öne geçtik ama koruma konusunda sıkıntılıydık. Hırvatlar yetişti derken, her şekilde çok tartışılan Caner harika bir uzun pasla Deniz'i gördü... Gördü derken, öyle böyle değil, 30 metrelik nokta atışıyla gördü...
Fenerbahçe'den hatırladığımız Deniz'in o pozisyonu harcamasını beklerken Başakşehir'de başkalaşmış olan Deniz'in güzel golüyle sevindik... Hani denizcilerin kara göründüğü haykırışı vardır ya, bu kez tersini söylemek şart oldu. Deniz göründü!
Hırvatlar ikinci yarıya fırtına gibi başladı desek yeridir. Bir anda "üçlük" olduk... Daha fazlasını da Uğurcan kurtardı. Sonra yine toparladık ve Cengiz'in imzasıyla, Türkiye-Hırvatistan maçlarında genellikle bozulmayan eşitlik, yine tabelaya yerleşti... Hazırlık maçında toplam altı gol mü? Hiç fena değil...
Attığımız gollerle öz güven kazandığımız kesin, yediklerimiz nedeniyle iyi bir öz eleştiriyi hak ediyoruz. Şenol Hoca bunu yapacaktır. Özellikle de baskı altında doğru paslaşma konusunda iyi ders çalışmamız şart. Hırvatlar önde bastıkları bölümlerde şaşkına döndük... Hataların büyük çoğunluğunu da bu anlarda yaptık. Doğru ve çabuk paslarla baskıdan kurtulmayı ezber haline getirmemiz şart!
LEVENT TÜZEMEN - CİDDİYET
Şenol Güneş özel maçlarda milli takımın futbolcu havuzunu doğru kullanıyor ve fazla oynama şansı olmayan oyunculara yer veriyor. İlk yarı Hırvatlar'a karşı 9 yeni oyuncu ile oynadık. Birbirleriyle oynama alışkanlığı olmamasına rağmen milliler mücadele konusunda istekliydi, her oyuncu savunma anlamında takım olarak hareket etti.
Topu anlayış olarak Hırvatlar'a bırakırken hızlı hücuma çıkma konusunda hep hazırlıklı olduk. Top rakibe geçtiğinde milliler özellikle önde hemen baskı yapmaya dikkat etti. Genelde ideal kadroda yer bulamayan oyuncular özel maçları "Angarya" olarak kabul eder. Milli Takım'da bu zihniyeti görmedim.
Çünkü herkes ciddiyetle mücadele etti. Ancak en zayıf halkamız savunmamızdı. Bu yüzden amatör bile sayılmayacak goller yedik. Şenol Hoca özellikle savunmanın göbeğini netleştirmeli ve yedeklerini belirlemeli. Bu arada kaleci Uğurcan'ın form düşüklüğü yaşadığını söyleyebilirim. Hırvat Budimir'in dirseğiyle alıp attığı golde Uğurcan yere yatmayıp ayakta kalmalıydı. Hırvatlar'ın ikinci golünde de kaleyi boşaltması hataydı. Adaletli olursak; kaleci Altay performans olarak Uğurcan'ın önünde görünüyor.
"ŞENOL HOCA OYUNCULARA MÜTHİŞ BİR ÖZ GÜVEN YÜKLEMİŞ"
Eylül ayından itibaren Milli Takım'da gördüğüm en çarpıcı özellik oyuncuların "Teslimiyetçi" bir ruha sahip olmamalarıdır. Çok maçta geriye düştük ama Hırvat maçındaki gibi yine geri döndük. Şenol Hoca oyunculara müthiş bir öz güven yüklemiş. Oyuncular milli takıma koşarak geliyorlar.
Hırvatlar'ın bir futbol ekolü var. Oyuncular bir sisteme bağlı oynuyorlar. Milli Takım'ın mücadelesi, inatçılığı, kaybetmeme hırsı alkışı hak ediyor. Ancak biz de bir sistem takımı olmalıyız. Ayrıca Deniz ile Cengiz'in attığı goller şahaneydi.