Burak Yılmaz'ın en'leri
- Galeri Anasayfa Galerileri
- Yayın Tarihi: 17.01.2016 - 11:43
Türk futbolunun ve Galatasaray'ın yıldızı Burak Yılmaz'la çok farklı bir röportaj! İşte Burak'ın, katıldığı bir programda söylediği ilginç sözler ve özel düşünceleri:
Bizim takımda herkes Umut'la birlikte oynayınca hem takımın hem de bizlerin daha farklı olduğunu söylüyorlar. Ben de onlara katılıyorum. Umut benim hem arkadaşım, hem kardeşim hem de yoldaşım Trabzonspor'dan. Umut çok beğendiğim bir oyuncu. Umut'la oynamak beni daha çok rahat ettiriyor.
43- En unutamadığın golün: İnönü'de Beşiktaş'a attığım gol çünkü hem 10 kişi kalmıştık. Penaltımız verilmemişti, hem benim burnum kırılmıştı, geriye düşmüştük 2-1 kazandık. Benim için çok anlamlı bir goldü. Diğeri de Fenerbahçe'ye attığım gol. O da çok önemli bir goldü çünkü ligin şampiyonunu belirlemişti.
En unutamadığın maç: Sivas maçını üstüne basa basa söyleyebilirim. 1-0 öne geçtik 1-1 oldu 2-1 öne geçtik 2-2 oldu. Hemen santrayı yaptık, ben attım 3-2 kazandık. O maçı unutamam.
En güzel asistin: En güzel asistim Umut'a 100. Golünü attırdığım asisti. Umut golü attıktan sonra hem biz rahatladık hem Umut rahatladı. Üstümüzden çok büyük bir yük kalktı Umut golü atınca. Umut'un üzüldüğünü görünce 100. Golü atamayınca hepimz üzülüyoruk çünkü çok iyi bir arkadaşlığımız vardı. O golü atınca sonuçta hepimiz rahatladık; o asisti unutamam.
En anlamlı maç: En anlamlı maçım benim için milli takımda oynadığım Belçika maçı. İkinci resmi maçımdı; attığım gol beraberliği getirmişti. Resmi olarak milli takımlarda attığım ilk goldü. Benim için çok anlamlı bir maçtı.
En iyi oynadığın maç: En iyi oynadığım maç, bir Karabük maçı. 3 tane gol attım. Bir tane Ordu maçında da 3 gol attım ama Karabük maçında kendimi çok iyi hissediyordum.
En kötü oynadığın maç: En kötü oynadığım maç Beşiktaş'ta oynarken Rize maçı. Hoca Tigana'ydı; bana sabretti, nasıl sabretti bilmiyorum. Çok seviyordu beni ama o kadar da çok sevmemesi lazımdı. Çok top kaybı yapıyordum; gol kaçırıyordum. Diğeri de Sakarya maçı Beşiktaş'ta oynarken.
En çok sevindiğin maç: Çok var ama yani en sevindiğim maç İnönü'deki Beşiktaş maçı diyebilirim. 2-1 kazandığımız maç.
En çok üzüldüğün maç:Trabzon'dayken Karabük maçından sonra çok üzülmüştük. Kazanmıştık; ligin son maçıydı puan puana bitirmiştik ama ikinci olarak görünüyorduk. Çok üzülmüştüm o maç. Maç sonu ağlamalar falan normal.Çok üzülmüştük Karabük maçından sonra.
En beğendiğin stat: İnönü Statı'ndan çok etkileniyorum. Beşiktaş'ınİnönü Stat'ından çok etkileniyorum; çok beğeniyorum. Oraya her çıktığımda farklı duygularla çıkıyorum. İnönü Statı'nı çok seviyorum yani. Hem taraftar olarak,ambians; bilmiyorum, o stattan çok etkileniyorum.
İdolün: Hakan abi; Hakan Şükür bizler için, forvetler için her zaman bir idol olmuştur.Hem kişiliğiyle hem futbolculuğuyla onun kariyerine yetişmek çok zor ama en azından onun yolundan gidebiliriz. Trabzonspor'da oynadığım için Fatih Tekke; yani çok saygı duyduğum kişiliği ve futbolculuğuyla Fatih abiyi hem çok seviyorum; hem insan olarak hem futbolcu olarak çok beğeniyorum.
En çok benzetildiğin futbolcu: Bazıları Henry'ye benzetiyor; asla onlar gibi değilim ben. Yanlış anlaşılmak istemiyorum ama Henry'ye stilimin benzetildiğini söylüyorlar. Bazıları Ronaldo'ya benzetiyor. Bazıları da futbolcu falan değil diyor. Benzetildiğim çok futbolcu var.
En iyi golcü: Hakan abi, Fatih abi. Hakan Şükür ve Fatih Tekke. Benim için ikisi çok farklı. Hakan abide çok özellik var yani; kafa. Fatih abi de öyle. İkisinin inanılmaz bir kafa hakimiyeti; kafa vuruşu. Onlarda olan bende olmayan tek özellik kesinlikle kafadır yani; kafaya çıkış, kafaya sıçrayış, kafaya gol. Bende iyi sıçrıyorum ama onlardan zayıfım yani.
En beğendiğin futbolcu: En beğendiğim futbolcu Selçuk İnan. Selçuk çok iyi bir futbolcu. Alex zaten çok iyi bir oyuncu. Bir de Mathias Delgado. Beşiktaş'ta beraber oynadığım takım arkadaşım çok beğeniyordum kendisini.
En iyi kaleci: En iyi kaleci Tolga abi ve Onur; yani Tolga Zengin ve Onur Kıvrak. İkisi çok iyi kaleci. Kendi aramızda idmanlarda maç yapıyorduk dar alanda. İkisi gol yemiyor. 0-0 bitiyor yani maçlar.
En kötü kaleci: Çok çok göze batacak kötü bir kaleci görmedim açıkçası.
En yetenekli futbolcu: Benim bugüne kadar yani çocukluğumdan beri görmüş olduğum hayran olduğum Sergen abi; Sergen Yalçın. Şu anda günümüzde Selçuk İnan. Çok yetenekli ve Jaja. Çok yetenekli.
En yeteneksiz: En yeteneksiz şimdi söyleyeceğim ama olmaz yani yorumculuk falan yapıyorlar; sonra bana ters döner. Yok yani en yeteneksiz futbolcu ben görmedim yani.
En çalışkan futbolcu: Umut Bulut. En çalışkan futbolcu Umut Bulut. İdmandan 2 saat önce çalışmaya başlar. İdmandan 2 saat sonra çalışmayı bırakır. Umut çok çalışkan bir futbolcu. Egemen abi de öyle.
En tembel futbolcu: En tembel Cale'ydi. Cale fazla çalışmayı sevmezdi. Ah falan, nasıl idman var. Yağmu yağdı mı ıslanacağız falan. Öyle Cale'yi söyleyebilirim.
En çok zorlayan futbolcu: Beni en çok zorlayan futbolcu olarak değil de en çok korktuğum; başıma bir şey gelmesinden korktuğum futbolcu var. Kamil Zayette. Bana beyin kanaması geçirtmişti. Kafa kafaya çarpmıştık; beyin kanaması geçirmiştim.
En kötü şarkı söyleyen futbolcu: En kötü söyleyen Barış Ataş olabilir. Hem; çünkü dinlediği şarkılardan Barış Ataş olabilir. Kızmasın ama bana; kötü şarkı söylüyor.
Duşta en fazla kalan futbolcu: Ona ben hiç dikkat etmedim aslında; hemen duşumu alıp çıktığım için ama Umut olabilir. Yani şöyle; idman bitiyor, sauna gidiyor, saunadan çıkıyor sıcak soğuk yapıyor, o bitiyor duş alıyor, olmadı ya eksik mi kaldı 5 dakika daha mı kalsam falan. Umut bu işlere çok önem veriyor; yani aslında profesyonelliğinden dolayı.
En fazla yemek yiyen futbolcu: En fazla yemek yiyen Mustafa Yumlu. Yani kesin Mustafa Yumlu. Kilo almak için yemeklerde yanımda oturuyordu; kilo almak için yani her şeyi yiyor. Bir de makarna yemeden kesinlikle yemeklerden kalkmıyor. Kilo alması gerekiyormuş çünkü ama hiç ağırlık çalışmıyor. Yemek yiyip kendiliğinden kas olacak sanıyordu.