Oyunun doğrusu
25 Eylül 2016, Pazar

METİN TEKİN

Oyunun doğrusu

İlk yarı ve ikinci yarıdaki Beşiktaş'ın farkı neydi?
Çok farklı iki Beşiktaş seyrettik... Birincisinde orta sahada hücum organizasyonu planlamasında Gökhan İnler'in uzun paslarla oyun kurulumu passız Beşiktaş oyunun getirdi. O mevki yani Oğuzhan mevkisi pasifize oldu. Ve mesafeler açılıp hücum etmek zorunda kalan Beşiktaş dağınık bir görüntü verdi. Yani geçen seneki Beşiktaş oyunu ile özellikle hücum organizasyonu bu ilk yarı birbirinden çok farklıydı. Ya da bir başka deyişle bu fark Atiba'nın yanında Oğuzhan ile Gökhan İnler'in oynaması arasındaki fark idi. Bu da Galatasaray'ın işine yaradı. Savunmadan çabuk, çok kolay paslarla çıktılar ve oyun sakinliği de Galatasaray'da olunca bütün istedikleri işleri yapabildi.
Ama ikinci yarıya geldiğimizde yükselen tempo, Cenk'in sağ kenara gelmesi, Şenol hocanın 4-4-2'ye geçişi ve yüksek tempoda orta saha baskısı ile oynayışı atak devamlığını getirdi Beşiktaş'a... Ve bununla beraber gelen oyun üstünlüğü ve 2-2'yi buluşu... Galatasaray bu bölümde ilk yarının aksine sadece savunan takım görünümündeydi. Yani bazen futbolda sistemlerle oyuncu stili farkları bambaşka oyunlar ortaya çıkarabiliyor dün akşam olduğu gibi...

Derbi atmosferi Beşiktaş'ı olumsuz etkiledi mi?
Maç motivasyonu sağlayan oynama kararlığınızdır faul yapma hırsınız değil.
Tıpkı Beşiktaş'ın ilk yarıdaki görüntüsü gibi. Buna karşın Galatasaray ilk yarıda istediği her şeyi yapabildi ama ikinci yarıda oynamaya tempo yapmaya karar veren Beşiktaş istediği ortamı oluşturup istediklerini yapabildi.

Güneş'in kadroda bu kadar oynaması doğru mu?
Bu çok tartışılacak bir durum. Bir kadronun ezbere sayılan 11'leri mi verimlidir yoksa 16-17 kişiden seçili olanı mı? Ama bana sorarsınız ben oynama devamlılığının daha verimli olduğunu düşünüyorum futbolda. Tabii bir de Talisca'yı oynatmama tercihi var ki; iki maç oynamışsınız, skoru da bulmuşsunuz ve 3. maçta yoksunuz... Bu soruya cevap vermek gerçekten çok kolay değil.
BİZE ULAŞIN